Manevi tazminat davası nasıl açılabilir ve ne miktar istenebilir ?
Öğretide ve yargıda bu konu üzerinde fazla durulmamıştır. Biz yıllardan beri manevi tazminatın ölçüsü üzerinde çalışmalar yapıyoruz ve çözümler üretiyoruz.
Aşağıda önce manevi tazminat davasının nasıl açılabileceği konusunda görüşlerimizi açıklayacağı ve önerilerde bulunacağız. Daha sonra ne miktar istenebileceğine ilişkin çalışmalarımızı açıklayacağız ve maddi tazminat benzeri hesaplama örnekleri vereceğiz.
Manevi tazminat davası nasıl açılabilir ? Bu konuda üç seçenek sunuyoruz.
1) Birinci seçenek:
Trafik ve iş kazası gibi zamanaşımı süreleri uzun maddi tazminat davalarında, kusur oranları ile bedensel zararlarda güç kaybı oranı belli olduktan, destek tazminatında hak sahipleri ve pay oranları belirlendikten, hatta dava çok uzun sürmemişse, sonuçlandıktan; böylece kusur ve sorumluluk dereceleri ile zararın kapsamı belli olduktan sonra, az çok bir değer ölçüsü ortaya çıkacağından, ayrı bir dava açılarak manevi tazminat istenmelidir.
2) İkinci seçenek:
HMK. 106.maddesine göre bir tespit davası açılıp, kusur ve sorululuk ile beden gücü kayıp oranının belirlenmesi istenebilir. Destek payları için bir tespite gerek yoktur.
Her ne kadar, yargıda yerleşmiş anlamsız bir zihniyetle, yıllardan beri tespit davaları çoğu kez “hukuki yarar” yoktur denilerek geri çevrilir ise de, iş kazalarında Sosyal Güvenlik Kurumu Yüksek Sağlık Kurulu kararlarına karşı açılan “tespit davaları” örnek gösterilebilir. Böylece tespit davasında, (yukarda ilk seçenekteki açıklamaları yinelersek) kusur ve sorumluluk dereceleri ile zararın kapsamı belli olduktan sonra, az çok bir değer ölçüsü ortaya çıkacağından, gene ayrı bir dava açılarak manevi tazminat istenebilecektir.
3) Üçüncü seçenek:
Tek davada hem maddi ve hem manevi tazminat istenebilir. Nasıl olacak bu ?
Bundan birkaç gün önce yayınladığım “Yeni dava açacaklara uyarılar ve öneriler” başlıklı yazıda, yasa değişikliği Resmi Gazete’de yayınlandıktan sonra, Öğretiden aldığımız destekle, belirsiz alacak davası benzeri bir dava açabileceğinizi söylemiş ve bunun nasıl yapılabileceğini anlatmıştım. Bunu yineleyelim ve dilekçenizi nasıl yazacağınızı bir kez daha açıklayalım:
a) Dava dilekçenizde asla dava türü belirtmeyiniz.
Yalnızca olayı anlatıp, ne istediğinizi açıklayınız.
b) Dilekçenin davacı-davalı başlıklarından sonrası şöyle olsun:
Dava konusu:
Yargılama sonunda toplanacak delillere göre hesaplanacak maddi tazminat tutarının: kusur, sorumluluk ve zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak olan manevi tazminatın (harcı tamamlanmak suretiyle) faiz, masraf ve avukatlık ücretiyle birlikte hüküm altına alınması dileğidir.
Harca esas:
Kısmi istek anlamına gelmemek üzere, Maddi tazminat için : ……TL. Manevi tazminat için:……..TL.
c) Dilekçenin içeriğinde de kimler için ne tür tazminat istediğinizi (destekten yoksunluk, beden gücü kaybı, yaşam boyu bakım gideri vb) istek kalemlerini açıklayınız.
Sorun:
Yukarda önerdiğimiz manevi tazminat davası açma biçimlerini Yargı ve Yargıtay kabul eder mi ? Manevi tazminatın belirsiz alacak davası biçiminde açılmasını, Danıştay kabul ettiği halde, Yargıtay ısrarla kabul etmediğine göre, yukarda önerdiğimiz seçenekleri Yargıya ve Yargıtaya kabul ettirmek kolay olmayacaktır. Tam da Anayasa Mahkemesi 25.12.2024 gün 29-226 sayılı kararıyla HMK, 326. maddesi 2.fıkrasını “manevi tazminat ” yönünden iptal etmişken ve iptal kararının gerekçesinde, istemlerdeki belirsizlik ve ölçüsüzlük nedeniyle manevi tazminatın “belirsiz alacak davası” biçiminde açılabileceği sonucuna varılmışken ve bu karardan sonra Yargıtay, manevi tazminatın belirsiz alacak davası biçiminde açılmasını kabul etmek zorunda kalacakken, HMK 107.maddesi iptal edilmiştir. Ama, Yargıtay gene de, HMK 326/2.maddesinin iptaline ilişkin gerekçeyi dikkate almak zorundadır. Bu kapsamda yukarda önerdiğimiz dava biçimleri kabul edilmezse, yargıçların temel kültürden, akıl ve mantık yürütme yeteneğinden ve hukukun doğasını kavramaktan yoksun kişiler olduğu sonucuna varacağız. Böyle bir durumda da klasik liselerin yeniden açılmasını ve Hukuk Fakültelerinin meslek okulu gibi değil, bilim yuvası haline getirilmesini bekleyeceğiz.
(Yarın, ne miktar tazminat istenebileceği, manevi tazminata ortak bir ölçü bulunabilir mi, maddi tazminat benzeri bir manevi tazminat hesabı yapılabilir mi konularını işleyeceğiz ve hesaplama örnekleri vereceğiz.)
Uyuşturucu madde ticaretine ilişkin ceza dosyaları olağanüstü kanun yolları başvurusu açısından incelenirken suç tarihinin 6545 sayılı Kanun öncesine denk geldiği dosyalar açısından özellikle dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de zorunlu müdafii durumudur. 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 188. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırını beş yıldan on yıla çıkarılmıştır. Eski yasa döneminde, zorunlu müdafiilik durumu olmadığından avukatsız gerçekleştirilen ve mahkûmiyet hükmü tesis edilen yargılamalar yaygındır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, suç tarihi 6545 sayılı Yasa yürürlük tarihi öncesinde olduğundan suç tarihi itibariyle zorunlu müdafiilik kapsamında olmasa ve lehe yasa uygulamasıyla sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi hükümler uygulanmış olsa dahi hüküm tarihi 6545 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi sonrasında ise zorunlu müdafii atanmamasının hukuka aykırı olduğudur.
Yani TCK md. 188/3 kapsamında yapılan yargılamalarda suç tarihi itibariyle 6545 sayılı Yasa öncesi lehe hükümler uygulanarak mahkûmiyet kararı verilse bile hüküm tarihinin 6545 sayılı Kanun sonrasında olması durumunda müdafii bulunmaksız��n mahkûmiyet hükmü tesis edilmesi savunma hakkını sınırlar mahiyette açık bir hukuka aykırılık hâli olup bu durum olağan ve olağanüstü kanun yolları başvurusu için anlamlı bir gerekçedir. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 14.03.2024 tarihli ve 2020/16065 E. , 2024/16505 K. sayılı kararı;
Kıbrıs Türk halkının özgürlüğünü, güvenliğini ve geleceğini güvence altına alan Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünü gurur ve coşkuyla kutluyoruz.
52 yıl önce bugün Türkiye, 1960 Garanti Antlaşması’ndan doğan hak ve yükümlülükleri doğrultusunda gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı'nda kahraman Mücahitlerimizle omuz omuza, yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalmış olan Kıbrıslı Türk kardeşlerimizin can güvenliğini sağlamış; Ada’daki varlıklarını teminat altına almıştır.
Şanlı Türk Ordusu, Kıbrıs’ta yarım asrı aşkın süredir devam eden barış, huzur ve istikrarın da temelini atmıştır.
Bugün Kıbrıslı Türkler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çatısı altında özgür, onurlu ve güven içinde yaşamlarını sürdürmektedir.
Anavatan ve Garantör Türkiye, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da Kıbrıs Türk halkının hak ve menfaatlerini kararlılıkla savunmaya devam edecektir.
Kıbrıs Barış Harekatı’nda şehit olan Mehmetçik ve Mücahitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, Gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.
12. Yargı Paketi Kapsamında Ortaklığın Giderilmesi Davaları ve Satış Süreci(Hap Bilgiler)⤵️
ℹ️ Yeni düzenlemeler düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmayacak, değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilecek.
Resmi gazetenin bugünkü sayısında YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ kararı yayımlandı.
“BİR BELGENİN UYAP TAN "OKUNDU" OLARAK GÖRÜNMESİ TEBLİGAT VEYA TEFHİM YERİNE GEÇMEZ VE SÜRELER BAŞLAMIŞ OLMAZ”
Aynı konuda 12. HD'nin o kadar çok kararı var ki, nerdeyse yerleşik içtihat oldu.
Yargı kararlarındaki bu çelşkiler hukuka güveni bitirdiği gibi, hukuki öngörülebilirliği de sıfırladı.
✅ Sigortasız çalışmanın bir kısmı sonradan SGK'ya bildirilmişse, bildirilmeyen önceki dönem için 5 yıllık hak düşürücü süre tüm çalışmanın bittiği yıldan başlar. Bu süreyi kaçırmak hakkı tamamen söndürür.
📌 Yargıtay HGK, 2024/202 E. — 2025/1 K.
Süreç: İşçi 1994'te belediye kreşinde çalışmaya başladı. İşveren ancak 1997'de SGK'ya bildirdi, 1994-1997 arası kayıt dışı kaldı. İşçi 2016'da hizmet tespiti davası açtı.
Hizmet tespiti davalarında hak düşürücü süre, yönetmelikte sayılan belgelerin hiç verilmediği veya SGK'nın çalışmayı tespit edemediği durumlar için getirilmiş 5 yıllık bir süredir. Bu süre, hakkın özünü etkiler; dolayısıyla zamanaşımı gibi kesilip durmaz, hak düşürücüdür.
Kritik soru şu: bildirim öncesi dönem için bu süre ne zaman başlar?
İşçi 1994-1999 arasında kesintisiz çalışmış. İşveren bu çalışmanın yalnızca 1998-1999 kısmını bildirmiş. Bildirim öncesi dönem (1994-1997) için hak düşürücü süre, tüm çalışmanın sona erdiği 1999 yılının sonundan itibaren işlemeye başlar. 1999 sonu + 5 yıl = 2004. Dava 2016'da açılmış, süre çoktan dolmuş.
Blok çalışmada bildirim öncesi dönem için hak düşürücü süre, bildirimsiz kısmın bitişinde değil tüm kesintisiz çalışmanın sona erdiği yılın sonunda başlar.
✅ SGK'ya bildirilmemiş çalışmanız varsa ve işveren sonradan da olsa bir dönem için bildirim yapmışsa bile hak düşürücü süre tüm çalışmanın bittiği yıldan itibaren işlemeye başlar. 5 yılı geçirmeden dava açmak zorunludur. Bu süreyi kaçırmak hakkı bir daha canlanmamak üzere söndürür.
Tahliye taahhüdünden sonra kira sözleşmesinin (yazılı) yenilenmiş olması hâlinde, taahhüt hükümsüz hâle gelir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2026/2877, Karar No: 2026/2766, Tarih: 05.05.2026
UYAP evrak işlem kütüğünde bir belgenin “okundu” olarak görünmesi, yasal prosedürünün yerini tutmayacak olup, tebliğ ya da tefhim olarak da değerlendirilemeyecektir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
2026/356 E. 1760 K. 31.03.2026
(Kanun Yararına Bozma Kararı)
04.06.2025 sonrası işlenen suçlarda cezalar kesinleşmeye başladı. Yatar hesabı nasıl yapılacak?
✍️Para cezası dışında, erteleme veya HAGB yapılmamışsa her cezanın en az 5 gün yatarı vardır
✍️2.tekerrür ceza, miktarına göre en az 1 ay kapalıda infaz olur
✍️Yatar hesabı yine cezanın koşullu salıverilme süresinden 1 yıl denetimli serbestlik düşülerek bulunacak. Ancak eski cezalardan farkı cezanın koşullu salıverilme süresinin en az 1/10 u cezaevinde geçirilmek zorundadır
✍️Örnek: 6 aylık cezanın koşullu oranı 1/2 ise 180/2=90, onun da 1/10 u 9 gün yatarı olur
Cezada tekerrür varsa koşullu salıverilmesi 2/3 olacağından ise, 180x2/3=120, onun da 1/10 u 12 gün yatarı vardır
✍️Hükümlünün denetimliye ayrılması cezaevinde iyi halli olmasına bağlıdır. Ancak bu durum sanığın Önceki suçlarına bağlı değildir. Tümüyle İçerdeki davranışlarına bağlıdır
✍️Denetimliye ayırmama işlemine önce infaz hakimine, sonra ağır cezaya itiraz edilebilir. Bu da ret olursa kanun yararına bozmaya gidilebilir
TAHLİYE TAAHHÜDÜNE DAİR KANUN YARARINA BOZMA KARARI:
Tahliye taahhüdünden sonra kira sözleşmesi yenilenmişse, taahhüt hükümsüz hale gelir.
Karar bugünkü resmi gazetede yayınlanmıştır.
Danıştay kanun yararına bozma kararı:
Trafik ihlali nedeniyle uygulanan idari para cezasının ödenmesine ilişkin ödeme emrinin iptali ve ödenen meblağın iadesine yönelik istemde, talep tazminat niteliğinde olmadığından nisbi değil, maktu vekalet ücretine hükmedilir.
Karar bugünkü resmi gazetede yayımlanmıştır.
İhtiyaç sebebi tahliye kararı ilamlı icra konusu edilse bile, icra dosyasından kendisine gönderilen tahliye emri tebliğ edilmeden kendiliğinden tahliye eden kiracının TBK 355 uyarınca tazminat hakkı yoktur
Konya BAM 4 HD 2025/5038 E 2026/2370 K 18.06.2026
12. Yargı Paketi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Değişikliklerden bazıları:
— Dolandırıcılık suçlarında, sadece banka hesabı, IBAN veya kredi kartı bilgilerini başkasına kullandırarak suça iştirak edenlerin cezası yarı oranında indirilecek.
— Ortaklığın giderilmesi davalarında, miras kalan taşınmazların ilk açık artırması sadece hissedar olan mirasçılar arasında 1 defaya mahsus ve %100 muhammen bedelle yapılacak.
— Hukuk mahkemelerinde duruşmalar arasındaki süre 3 aydan uzun olamayacak. (bilirkişi vb. zorunlu haller hari��)
— HAGB kararlarına karşı artık istinaf ve temyiz yoluna başvurulabilecek.
— İşkence, eziyet ve kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği kötü muamele suçlarında HAGB uygulanmayacak.
— Yargıtay daire kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın Ceza Genel Kurulu'na itiraz süresi 3 ay ile sınırlandırıldı
— Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki belirsiz alacak davası hükmü yürürlükten kaldırıldı. Davacılar tahkikat sonuna kadar taleplerini bir defaya mahsus artırabilecek.
“Arabuluculuk belgesinin icra takibine konu edilmesi ile ilgili Adalet Bakanlığı İcra İşleri Daire Başkanlığının yazısı"
Özeti; taşınmazın aynından kaynaklanan, kira, kat mülkiyeti,komşuluk hukuku ve ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıkları dışında kalan eda hükmü içeren uyuşmazlıklarda anlaşma belgeleri, hem vekiller hem de asillerin imzaları olması koşuluyla doğrudan ilamlı icraya konu edilebilir.