Sokak kedileri ve köpekleri şehir ekosisteminin görünmeyen “erken uyarı sistemi”dir..
Özellikle bizim gibi yarı kırsal-yarı şehirleşmiş bölgelerde yaban hayvanlarının yerleşim alanlarına yaklaşmasını ancak köpekler engelleyebilirdi..
(yaban domuzu, çakal, ayı..)
Ve şehrin muhafızı kediler … Özellikle kemirgen nüfusunu baskılar. Bunu sadece yemek gibi düşünmeyin.. Leptospiroz (fare hastalığı..) gibi riskleri de azaltır.. Osmanlı’da liman şehirlerinde kediler özellikle bu yüzden korunurdu.
Hayvan düşmanı trol ordusu dünkü paylaşımımdan sonra ne yapacaklarını, vicdansızlıklarını nasıl savunacaklarını şaşırmış olmalılar ki şimdi de "sokağın kedilerinin" zaten mama ile beslendikleri, fare yakalamaya ihtiyaçları olmadığı ve fare popülasyonunu kontrol etmede hiçbir işe yaramadıkları gibi bilim ve akıl dışı bir argümanı yaymaya çalışıyorlar.
Öncelikle şunu net söyleyelim:
Kediler doğal avcıdır.
Avlanma onlar için sadece “karın doyurma” davranışı değildir.
İçgüdüseldir.
Oyundur.
Reflekstir.
Türlerinin doğasında vardır.
Bugün evinde her gün düzenli mama yiyen bir kedinin bile oyuncak fareyi saatlerce kovaladığını herkes bilir.
Çünkü mesele açlık değildir.
Anlamazlar ama biz yine de bilime gelelim. Bilim ne diyor bakalım.
Evet bilimsel çalışmalar da bunu açık şekilde gösteriyor.
İngiltere’de yapılan araştırmalarda ev kedilerinin önemli bölümünün düzenli beslenseler bile avlanmaya devam ettiği ortaya konmuştur. Hatta birçok kedinin yakaladığı avı tüketmediği, sadece taşıdığı veya bıraktığı görülmüştür.
Churcher & Lawton (1987) tarafından yapılan klasik çalışmada, düzenli beslenen ev kedilerinin yılda çok sayıda kemirgen avladığı gösterilmiştir.
Turner & Bateson’un “The Domestic Cat: The Biology of its Behaviour” kitabında ise av davranışının açlıktan bağımsız, nörolojik ve içgüdüsel bir davranış olduğu açıkça belirtilmektedir.
Yani “Mama yiyen kedi fare avlamaz” söylemi bilimsel değil, kötü niyetli sosyal medya propagandasıdır.
Üstelik olay sadece avlamak da değildir.
Bir bölgede kedilerin varlığı bile fareler için tehdittir.
Fareler kedinin kokusunu algılar.
İdrarını algılar.
Varlığını hisseder.
Ve o bölgeden uzak durur.
2013 yılında Chicago’da yapılan bir araştırmada, yalnızca kedi varlığının bile kemirgen hareketlerini ciddi şekilde azalttığı gösterildi.
(Loyd et al., 2013)
Yani kedinin her gün onlarca fare öldürmesine gerek yok.
Ekosistemde bulunması bile caydırıcı etki oluşturuyor.
Tahmin ediyorum ki malum trol ordusu şimdi de başka bir korku hikayesi üretmeye başlayacak.
“Kediler hantavirüslü fareleri yerse hastalık taşır.”
Bu da bilimsel olarak çarpıtılmış bir söylemdir.
Hantavirüsün doğal rezervuarı kediler değil, kemirgenlerdir.
CDC’ye göre insanlara bulaşın temel yolu;
enfekte farelerin idrarı, dışkısı ve salyasının kuruyup havaya karışmasıdır.
Yani riskin kaynağı kontrolsüz kemirgen popülasyonudur.
Bugüne kadar kedilerin hantavirüs salgınlarının ana kaynağı olduğunu gösteren bilimsel bir veri yoktur.
Tam tersine;
kemirgen baskısını azaltan doğal avcıların ekosistem açısından önemli olduğu yıllardır bilinmektedir.
Kısacası bazı insanlar bilim konuşmuyor.
Kedilere köpeklere duydukları öfkeye, aslında iyi olan güzel olan içinde sevgi olan, merhamet olan herşeye duydukları öfkeye “bilim” kılıfı uydurmaya çalışıyorlar.
Ama doğa sosyal medya yalanlarıyla çalışmaz.
Gerçek olan“kedilerin yüzlerce yıldır bu vatanın şehirlerinin, limanlarının, sokaklarının ve insanlarının sessiz muhafızları” olduğudur.
Dr.Tarkan Özçetin
Kaynaklar:
Churcher PB, Lawton JH. Predation by domestic cats in an English village. Journal of Zoology, 1987.
Turner DC, Bateson P. The Domestic Cat: The Biology of its Behaviour.
Loyd KAT et al. Quantifying free-roaming domestic cat predation using animal-borne video cameras. Biological Conservation, 2013.
CDC – Hantavirus Prevention and Transmission Data.
Bir kere “it” demiyoruz.
Bu bir.
İkincisi, kedi veya köpek doğurduğumuzu düşünmüyoruz.
Onları evladımız gibi seviyoruz.
Neden mi ? Çünkü, sevebiliyoruz.
Evet böyle bir kapasitemiz var.
Tavsiye ederim, deneyin, severseniz insan olursunuz.
Usted vive en un planeta donde los árboles se avisan del peligro
a través de raíces que se tocan bajo la tierra.
Donde los pulpos sueñan en colores.
Donde los elefantes vuelven a los huesos de sus muertos y se quedan allí en silencio, como recordando.
Donde las abejas bailan para decirse adónde volar.
Donde las flores florecen después del fuego, como si el renacer fuera su manera de hablar.
Donde los cuervos recuerdan los rostros crueles y enseñan a sus hijos a reconocerlos.
Donde las hormigas hacen ciudades con túneles y puentes invisibles al ojo apurado.
Donde los gatos ronronean con una frecuencia que puede ayudar a sanar huesos.
Donde las ballenas cantan canciones que cruzan los océanos y cambian un poco en cada encuentro.
Donde las ardillas adoptan crías huérfanas y las cuidan como propias.
Donde los delfines se llaman entre sí por su nombre, y los caballos reconocen el sonido de una voz amiga.
Donde las mariposas recuerdan rutas de migración que sus antepasados siguieron muchos veranos atrás.
Donde los hongos crean redes infinitas bajo la tierra, ayudando a los bosques a respirar unidos.
Donde los lobos cuidan a sus mayores y cantan juntos a la luna.
Donde las luciérnagas vuelven a encender la noche para que los grillos tengan algo que cantar.
Donde los peces se agrupan para protegerse, moviéndose como si fueran un solo cuerpo.
Donde las tortugas regresan año tras año al mismo lugar donde nacieron.
Donde los árboles viejos guardan en sus anillos la historia del clima, del tiempo y del hombre.
Donde la vida, incluso en silencio, se acuerda del beso de la luz.
Usted vive ahí.
En un mundo que siente,
que cuida,
que recuerda.
Feliz día :)
Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer:
"8. sınıf öğrencisi, sırt çantasında silahlarla okulda rastgele ateş açmıştır.
Saldırgan, 5 silah ve 7 şarjör kullanmıştır.
İlk belirlemelere göre 4 kişi hayatını kaybetti. 20 ağır yaralımız var.
Saldırgan, kendisine ateş ederek intihar etti.
Hayatını kaybedenlerden 1 kişi öğretmen, diğer 3 kişi öğrencidir."
@RTErdogan Sayın Cumhurbaşkanımız lütfen Milli Egitm Bakanını görevden alır mısınız🙏 çocuklarımız artık güvendigimiz okullarda güvende değil eline silah tüfek alan okullara rahatça giriyor bugün Kahraman Maraş 4 ölü 20 Yaralı 🥺
T.V. de mafya özentisi elinde silah sanki başı boş ülkede yaşıyorlarmış gibi birbirlerini kıran racon kesen hep bir ağır abi edası! Ülkeye hiç bir faydası olmayan dizileri izledikçe çoluk çocuk mahvoldu!
Önceden Aile dizilerimiz vardı hoşgörü sevgiyi beraberliği öğrendiğimiz..
Kahramanmaraş'ta okulda silah sesleri: Yaralılar var!
Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer: "Şu an bir saldırı var. Bir okulumuzda üzücü bir olay yaşandı. Yaralılarımızın olduğu bilgisi bize ulaştı. Konuyu derinlemesine araştırıyoruz"
https://t.co/PbCqHL1ARC
@BirGun_Gazetesi Ülkemde çoluk çocuğu koruyacak kimse kalmadı mı artık okullara saldırılar ne!? Çocuklarımızı evde kilitli mi tutalım! Bizler de okul okuduk kimliğe bakılmadan içeri girilmiyor du şimdi elinde kocaman tüfek silahla istedikleri gibi giriyorlar Nerdesiniz???
Ayağa kalk Türkiye Sena çocuğa sahip çık‼️
Bu çocuk kim biliyor musunuz❓❓❓
Tecavüzün RIZASI var denilerek,Tecavüzcüsü mahkemece AKLANMIŞ, umudu kalmayınca ADALETİ aramaya çalışan bir KIZ ÇOCUĞU❗️❗️
14 yaşındayken aile içinden birinin, eniştesinin yanına güvenle gönderilen o çocuk, hayatının en büyük kabusuyla orada tanıştı.
"Baban ikimizi de öldürür" tehditleriyle, omuzlarına yüklenen ağır suçluluk duygusuyla tam 4 yıl boyunca sessizliğe mahkum edildi.
Yıllarca süren bu istismar, sadece çocukluğunu değil, ruhunu da parça parça etti.
Korku duvarlarını yıkıp arkadaşlarıyla paylaştığında her şeyin değişeceğini, adaletin yerini bulacağını sanıyordu.
Ailesiyle birlikte şikayetçi oldu, ses kayıtlarını, görüntüleri, tüm delilleri adalete sundu. Tam 2 yıl boyunca mahkeme salonlarında o korkunç anları tekrar tekrar yaşayarak mücadelesini verdi.
Ancak bugün mahkemeden çıkan karar, yarasına merhem olmak yerine yeni bir darbe vurdu: Davayı kaybetti.
14 yaşında bir çocuğun susturulduğu, hayatta kalmaya çalıştığı o yıllar, mahkemece sanki kendi rızası varmış gibi görüldü.
Şimdi ise tek bir isteği var; bu karanlıkta sesinin duyulması ve kimsenin onu bu adalet mücadelesinde yalnız bırakmaması.
#SenaİçinAdalet
7 yaşından 25 yaşına kadar öz babası tarafından istismar edilen bir kız çocuğuna hiç bir hakim rızan var mıydı diye soramaz. Hiç bir kanun, kitap, etik, ahlaki ilke bunu kabul etmez. En dinsiz toplumlarda, yamyam kabilelerinde bile bunu göremezsin. Gerekirse hakimliğinizi yaksaydınız da bu davada adaletli karar verebilseydiniz keşke. Kanun her zaman adil olmayabilir ama hakimler adil ve adaletli olmak zorundadır, insanlık vicdanını göz önüne alarak karar vermelidir. Bugün bu şekilde alınan kararlar toplumun her ferdinde kanayan bir yaraya dönüşmektedir, adalete ve devlete güveni, toplumun birliğine olan inancı sarsmaktadır. 18 yıl boyunca öz kızın�� istismar eden bir babadan daha kötüsü buna yol veren bir zihniyetin hukuk, kanun kisvesi altında toplumsal yozlaşmaya kapı açmasıdır. Konuşulmasını bırakın, düşünülmesi bile insanın akıl sağlığını zorlayacak durumlar da rızası vardı denilmesi hangi kalbe ve hangi vicdana sığar?