Şanlıurfa Molla Ramazan Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, Yerli Malı Haftası kapsamında çok güzel bir video hazırlamışlar. TEKNOFEST kuşağı geliyor…
“��ocukların emekleri boşa gitmesin. RT edin.” 🇹🇷
Değerli Basın Mensupları,
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde bir öğretim üyesinin,akademik personel alımı mülakatında başörtülü bireyleri hedef alan ayrımcı ve tehditkâr ifadeler kullandığına dair haberler,kamuoyunda ciddi bir tartışma yaratmış durumda.Olay, öğretim üyesinin“Fakültemde başörtülü istemiyorum” gibi sözler sarf ettiği ve AK partiye yönelik ağır hakaretlerde bulunduğu iddialarıyla gündeme geldi.Bu sözler,hem akademik etik hem de toplumsal değerler açısından yoğun bir tepki topladı.
İddialara göre,söz konusu öğretim üyesi,bir jüri toplantısında başörtülü bir adayın alımıyla ilgili konuşurken “Fakültemde başörtülü https://t.co/Mj27HIKKidşörtülü gelsin bakın neler neler yapacağım,göreceksiniz” ifadelerini kullandı.Fakülte yönetimi,sözleri tutanak altına alarak durumu yargıya taşıdı ve öğretim üyesi hakkında suç duyurusunda bulunuldu.Savcılığın talimatıyla gözaltına alınan akademisyen, adli işlemlerin ardından serbest bırakıldı.Üniversite yönetimi, resmi bir açıklama yaparak ayrımcılığı ve nefret söylemini asla kabul etmeyeceğini vurguladı,adli ve idari süreçlerin başlatıldığını duyurdu.90’lı yılların darbe ve vesayet dönemlerini hatırlatan bu olay sadece bir öğretim üyesinin kişisel tutumuyla sınırlı sıradan bir bir olay değildir.Son günlerde üniversite gençliği üzerinden yürütülmek istenen sokak olayları ile birlikte değerlendirildiğinde,toplumsal barış ve huzurumuza yönelik yürütülen psiko-sosyolojik bir savaşın parçası olduğu anlaşılmaktadır.Bu olay,bireysel bir vaka gibi görünse de,toplumsal kutuplaşmanın ve ötekileştirme eğilimlerinin hala var olabileceğine işaret ediyor.Söz konusu akademisyenin ayrıştırıcı ve tahkir edici sözleri, akademik camia tarafından sık sık dile getirilen etik ve ifade özgürlüğü kavramlarını da maalesef tartışılır hale getirmiştir.Halbuki akademik ortamlar, farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği yerler olmalı;ancak bu özgürlük,ayrımcılık veya nefret söylemiyle karıştırılmamalıdır.Söz konusu öğretim üyesinin mezkur ifadeleri,bir bireyin inancına veya kimliğine yönelik doğrudan bir saldırı olarak,akademik camianın güvenilirliğini zedelemektedir.Bu olaya en başta tepki göstermesi gerekenler akademik camianın kendisi olmalıdır.Üniversiteler, çeşitliliği kucaklayan ve hoşgörüyü teşvik eden kurumlar olarak bu tür krizleri yönetmek zorundadırlar.Tüm üniveristeleri bu akademisyenin tavrını açık ve net bir şekilde kınamaya ve toplumsal çatışmalardan beslenen darbe ve vesayet heveslisi bu zihniyet karşısında toplumsal barışın, inanca saygının yanında duruş sergilemeye davet ediyoruz.
Sonuç olarak,son günlerde yaşadığımız bu olaylar bir kez daha darbeciliğin habis bir ur olduğunu ve bulduğu her fırsatta yeniden nüksetmeye çalıştığını göstermektedir.Ülkemizin bu habis urdan ebediyyen kurtulması için,yapılacak anayasal düzenlemelerle inanç ve yaşam tarzının yasal güvence altına alınması,darbe yapmaya kalkanın yanına kar kalmayacak caydırıcılıkta yasal düzenlemeler yapılması gerekmektedir.Öte yandan yine bu son gelişmeler göstermiştir ki,hesabı sorulmayan ,açtığı yaralar sarılmayan her darbe yeni darbelere cesaret verir.Bu nedenle 28 Şubat darebesinin tetikçiliğini yapan ve halen gazete köşelerinden,tv kanallarından,çeşitli siyaset mahfillerinden,sığındıkları akademik makamlardan milletin inanç ve değelerini hedef alan sözler sarfetmekten çekinmeyen kifayetsiz muhterislerin yeniden yargı önünde hesap vermeleri sağlanmalıdır.Diğer taraftan 28 Şubat darbe sürecinde hakları gasp edilmiş binlerce mağdurun somut hak kayıplarının tespit ve telafisi için derhal yetkili bir komisyon kurulmalıdır.Sonuç olarak,bu olayın sadece bir öğretim üyesinin kişisel tutumuyla sınırlı olmadığını ısrarla tekrar ediyor;ve Türkiye’deki toplumsal dinamikler,akademik kültür ve bireysel özgürlükler bakımından derin analizlerinin yapılması gerektiğini savunuyoruz.Bu olayın,hem bireysel hem de kurumsal düzeyde darbe ve vesayete karşı daha fazla farkındalık oluşturması için takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.
28 ŞUBAT’I UNUTMADIK UNUTMAYACAĞIZ
BASIN AÇIKLAMASINA DAVET
28 Şubat'ın 28'nci yılında Ankara Adliyesi (Sıhhiye) Önünde 28 yıl sonra
Ne yapılan zulümleri, ne çalınan hayalleri, ne de kaybolan seneleri unutmadık, unutturmayacağız.
Yahya Sinwar, İsrail tankı tarafından hedef alınmadan önce kolundan yararlanmış ve kendine demir bir telden turnike yaparak, sıfır mesafeden çatışmaya devam etmiş. Her detayıyla inanılmaz.
Terör devleti İsrail’in saldırısında şehit edilen Hamas Hareketi lideri Yahya Sinvar, “Gazze iffet ve ahlakın kalesidir.” demişti.
Başka bir konuşmasında ise “Düşmanın bize verebileceği en büyük hediye şehadettir.” diyerek. Aksa’nın iffetini savunarak özlem duyduğu şehadeti beklediğini söylemişti.
Mekanı cennet, makamı ali olsun 🤲
#SONDAKİKA
🛑 Hizbullah İsrail'i vurmak için yeni füze dalgası başlattı. O füzeler resmen yakıyor. Demir kubbe diye birşey yok. Hizbullah siren sistemlerini bile bozmuş durumda. ‼️
🛑 Yerel halktan elde ettiğimiz görüntüleri @dikkatmedya farkı ile izliyorsunuz. Bu görüntüleri televizyonda veya başka bir Twitter sayfasında asla izleyemezsiniz.
#hizbullah #israil #iran #beyrut #cnntürk #lübnan #savaş #LübnanAcilYardım
Platform Başkanımız Şerife KAYA Kamu Başdenetçisi Av. Şeref MALKOÇ'u ziyaret edip kendisine "28 Şubat Gönüllüleri Platformunun Tanıtımı, Faaliyetleri ve Rapor Özeti" çalışmamızı, "28 Şubat Mağduriyet Grupları ve Çözüm Önerileri Raporu"muzu ve Memur_Sen Konfederasyonu ile gerçekleştirdiğimiz "Çalıştay Raporunu" takdim etmiştir. Sayın Başdenetçimiz Şeref MALKOÇ Bey'e göstermiş olduğu samimiyeti, nezaketi ve misafirperverliği için teşekkür ediyor saygılarımızı sunuyoruz.@TRombudsman@AvSerefMalkoc@_aliyalcin_
İnsanlara bunu yapanların geleceği yoktur. Soykırımcı katillerin geleceği kendi kötülükleri tarafından kelepçelenmiş de oluyor. Bin tane Netflix üretseler de boş artık.
Bu görüntüyü paylaşıp ''Lübnan izlese iyi olur'' demiş Siyonist yetkili.
Hayır sadece Lübnan değil, tüm bölge hatta tüm dünya izlese iyi olur. Çünkü ''çölde açan bir çiçek'' muamelesi yaptıkları İsrail'in dünyayı çevireceği yer tam da bu.
Eğer durdurulmazsa, sıradaki en yakındaki olacak.
Platform Başkanımız Şerife KAYA, HÜDA PAR Ankara İl Başkanı Av. Ahmet KARAASLAN, Başkan Yardımcıları Reşat UŞAR ve Yılmaz AKGÜL'ü ziyaret edip kendilerine "28 Şubat Gönüllüleri Patformu'nun Tanıtımı, Faaliyetleri ve Rapor Özeti" çalışmamızı takdim etmiştir. Sayın başkanlarımıza göstermiş oldukları samimiyetleri ve misafirperverlikleri için teşekkür ediyoruz.@HudaParAnkara@HurDavaPartisi
@av_karaarslan06