Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu olarak, yakın bir zaman önce Türkiye Psikiyatri Derneği’nin sosyal medyadaki “X” hesabına erişim kısıtlaması getirilmesinin talep edilmesini çok vahim bir hata olarak görmekteyiz. Bilimsel tıp bilgisini, üyesi olan psikiyatrist ve psikoterapistlere aktaran Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği ile başlayan bu kısıtlamanın, ülkemizde tüm psikiyatristlerin üye olduğu 7 bin 138 üyesi ile alanının tek uzmanlık derneğini olan Türkiye Psikiyatri Derneği’ne kadar ulaşmış olması büyük bir sorundur. Unutulmamalıdır ki; bilimsel bilginin ve tıbbi hakikatin sınırlarının hukuk ya da adalet sistemi tarafından çizilmek istenmesi tarihte her zaman toplumların geleceği ve sağlığı açısından son derece tehlikeli sonuçlar doğurmuş ve doğuracaktır.
Ülkemizde tıp alanında var olan uzmanlık dernekleri, bilimsel bilginin üretilmesi, güncellenmesi ve sağlık hizmetlerine aktarılmasında önemli sorumluluklar üstlenirler. Öte yandan uzmanlık derneklerimiz, özellikle ülkemizde, hekimlerin sürekli mesleki gelişimlerinin sağlanması ve sürdürülmesi konusunda vazgeçilmez bir role sahiptirler. Derneklerimiz etik ilkeleri korumakta, araştırma faaliyetlerini teşvik ederek kanıta dayalı tıp uygulamalarının yaygınlaşmasına katkıda bulunmakta ve Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık alanında çağımızın en büyük sorunu olarak tanımladığı ve “infodemi” adını verdiği bilim dışı bilgiler ve bilgi kirliliği karşısında doğru, gerçek ve bilimsel bilgileri toplumla paylaşan, toplumun sağlık okuryazarlığının artırılmasında hayati bir görev alan sivil bilimsel yapılardır. Tüm bu katkıları nedeniyle uzmanlık dernekleri, yalnızca mesleki örgütlenmenin değil, bilim ile toplum arasında güvenilir bir köprü kurulmasının ve toplumun sağlık hakkının güçlendirilmesinin de önemli araçlarıdır.
Bilimsel bilgi üretimi, sistematik gözlem, deney ve eleştirel akıl yürütmeye dayanır. Bütün bilimsel iddialar, Karl Popper’ın yanlışlanabilirlik ilkesi doğrultusunda, toplumun çoğunluğunun öngörüleri veya tercihlerinden bağımsız biçimde, yalnızca ampirik testlere açık olmalıdır. Bilimsel özgünlük, bir toplumda genel geçer kabul edilen gerçeklerin ötesine geçen yeni sorular sormayı ve alışılmış düşünce kalıplarını aşmayı gerektirir. Immanuel Kant tarafından formüle edilen aklın özerkliği ise, aklın dışsal hiçbir otoriteye ve geleneğe uymadan kendi yasasını bizzat kendisinin koyması gerektiğini vurgular. Çünkü bilim, bilim insanı ve bilimsel yapılar, dışsal buyruklardan ziyade kendi içsel rasyonalitesine tabi işleyişe sahip olmalıdırlar. Hiç kuşku yok ki sözü edilen bu yaklaşımlar, bilimin özgür ve yaratıcı karakterini koruyan temel dayanaklardır.
Tıp alanında da aynı özerklik ilkesi geçerlidir; klinik araştırmalar ve tanı-tedavi protokolleri, toplumsal ön kabullerden, çoğunluk fikirlerinden ve her türlü çıkardan bağımsız yürütülmelidir. Öte yandan tıp alanında bu özerklik daha da kritik bir anlam taşır. Çünkü tanı, tedavi ve korunma kararlarının siyasal, ekonomik veya toplumsal beklentilere değil; kanıta, bilimsel yönteme, hastanın yararına ve sağlık hakkına dayanmasını zorunlu kılar. Tıp pratiği, bilimsel bilginin doğrudan insan yaşamına ve sağlığına uygulandığı, bu nedenle bilim ile uygulamanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceği bir alandır. Tıp alanındaki uzmanlık dernekleri, ülkemiz ve insanımız için bilimsel bilgiyi özgürce üreten, savunan ve geliştiren yapılardır. Bu nedenle çeşitli kısıtlamalara tabi olmak yerine kamu tarafından desteklenmeleri gereklidir.
Türkiye Psikiyatri Derneği de, diğer uzmanlık derneklerimizde olduğu gibi, kendi uzmanlık alanında önemli ve yetkin bir bilimsel sorumluluk üstlenmektedir. Öte yandan konu özelinde; yaşam hakkını kısıtlayan ve cinsel çeşitlilikleri suç gerekçesi gören ayrımcı yaklaşımların, cinsel kimliğe ilişkin bilimsel bilgiyi ifade eden bilim ve uzmanlık derneklerine varmış olması hepimizin kaygılarını derinleştiren kabul edilmez bir süreçtir. Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu olarak Türkiye Psikiyatri Derneği’nin sosyal medya hesaplarına yönelik kısıtlama talep edilmesinin bilimsel özgürlük ve toplumun sağlık hakkını sağlamak için hızla sonlandırılacağına inancımız tamdır.
Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu
@ttborgtr@PsikiyatriDer
Gecenin 4’ünde, yavaş çalıştığı bahanesiyle ustabaşı tarafından beş yerinden bıçaklanarak öldürülen 12 yaşındaki Eyüp Can Güner…
Eyüp Can’ın ailesi, katledilen evlatlarının Adli Tıp raporlarının 9 ay sonra değiştirildiğini duyurmuştu.
Eyüp Can için ne zaman adalet sağlanacak?
Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedilişinin 46. yılında bir kez daha söylüyoruz:
Gözaltında kaybetme suçunda zamanaşımı işletilemez.
Devletin etkin soruşturma yapma yükümlülüğünü yerine getirmeyip yıllarca dosyaları sürüncemede bırakması, ardından “zamanaşımı doldu” diyerek soruşturma ve kovuşturmaları kapatması yalnızca bir usul sorunu değildir. Bu, hukukun inkârıdır. Cezasızlığın kurumsallaştırılmasıdır.
#CumartesiAnneleri1121Hafta
10 yıl önce barış dediği için işinden edilen sevgili meslektaşım, ortağım Ruhi Hoca da geri dönüyor.
Ne mutlu.
Salı günü onu okuluna götüreceğiz, ait olduğu yere.
1 Eylül 2016'da haksız, hukuksuz işimizden edildiğimiz andan beri söyledik:
Geri Döneceğiz!
📣Sağlık durumu hızla bozulan Adnan Öztel; Bel Fıtığı, Hemoroit ve ileri derecede Behçet hastası olup, Behçet hastalığına bağlı olarak ileri
derecede görme kaybı, diş problemleri ve mide rahatsızlıkları
yaşamakta, yaşamını başkalarının yardımıyla sürdürebilmektedir.
İran'da her gün ortalama 2 Kürt genci idam ediliyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği ülkeleri suskun. Acilen tavır geliştirin. Yeter artık. Ses çıkarın
#NajidarvekirinanRe
İra idam rejimi
İntikamını Kürtlerden alıyor.
Son 5 ayda idam edilen siyasi mahpus sayısı ise 43.
Rojhilat Kürtleri ve Demokrasi güçlerine yönelik bu zulme sessiz kalma!
#NAJiDarvekirinanRe
Ferzan Kemanger’in yüreği bugün milyonların göğsünde atıyor. Jina Mahsa Amini’nin sesi ‘Jin, Jiyan, Azadî’ olup dünyanın her köşesinde yankılanıyor. İdamlarla Kürt tükenmez, ama zalim İran rejimi bir gün mutlaka yıkılacaktır.
#NAJiDarvekirinanRe
Ji Ferzad Kemanger heta Mojteba Waîsî bi hezaran Kurd hatin davekirin. Lê îro dilê Ferzad Kemanger di sîngê her zarokekî de lê dide. Gotina Mojteba Waîsî ku dibêje “Berxwedan bi xwe jiyan e” dê her tim di guhê me de be. Bimre rejima darvekirinê!
#NAJiDarvekirinanRe@dbinisiyatif
Darvekirinên girtîyên sîyasî li Rojhilatê Kurdistanê û Îranê eyba hemû cîhanê ye, sûcê mirovahiyê ye. Em bang li welatên demokratîk dikin da ku bêdeng nemînin. Lewra ancax bi bertekên civakî dê @UN û @Europarl_EN dengê girtîyên sîyasî yên li Îranê bibihîse. #NAJiDarvekirinanRe
Ferzan Kemanger’in yüreği bugün milyonların göğsünde atıyor. Jina Mahsa Amini’nin sesi ‘Jin, Jiyan, Azadî’ olup dünyanın her köşesinde yankılanıyor. İdamlarla Kürt tükenmez, ama zalim İran rejimi bir gün mutlaka yıkılacaktır.
#NAJiDarvekirinanRe