Toplumcu gerçekçi şiirin sesi
Emek, demokrasi, barış ve özgürlük mücadelesine her koşulda omuz veren devrimci şair Ahmet TELLİ'yi kaybettik.
Başka Bir Dünyanın Mümkün Olduğuna yürekten inanarak şiirleriyle umuda direnç olan şairimizi sevgi ve onurla anacağız hep
#ahmettelli
Büyük usta şair Ahmet Telli'nin yaşamını yitirdiğini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Yaşamı boyunca şiiri; emekten, barıştan, özgürlükten ve insan onurundan yana bir söz olarak kuran Ahmet Telli, yalnızca edebiyatımıza değil, toplumsal belleğimize de unutulmaz izler bıraktı. Dizeleri, karanlık zamanlarda umudu büyüten; dayanışmayı, direnci ve insanca yaşam özlemini dile getiren güçlü bir ses oldu.
Değerli şairimizin ailesine, yakınlarına, okurlarına ve edebiyat dünyasına başsağlığı diliyoruz. Işıklar içinde uyusun.
Anısı ve şiirleri mücadelemizde yaşamaya devam edecek.
Eğitim Sen Mersin Şubesi
TÖS' ün kuruluş yıldönümünü kutluyoruz.
Eğitim Emekçilerine bırakt��ğı "Hak Verilmez Söke Söke Alınır!" şiarı ve ilkeli, kararlı, kitlesel mücadele mirası yol gösteriyor.
Yaşasın Eğitim Emekçilerinin Birliği ve Sınıf Mücadelesi!
#tös
#töbder
#eğitimsen
Eğitim emekçilerinin yüz yılı aşan mücadele tarihinde en önemli kilometre taşlarından biri olan TÖS’ün kuruluşunun 61. yılı bugün... İlk genel başkanlığını Fakir Baykurt’un yaptığı #TÖS, eğitim emekçilerinin bu topraklardaki ilk sendikasıdır.
Sendikal mücadele, TÖS'ten TÖB-DER'e, TÖB-DER'den EĞİTİM SEN'e devam ediyor. TÖS'ün kuruluşunun 61. yılında mücadele bayrağını onurla taşıyoruz. 61. yaşımız kutlu olsun.
NATO Defol!
Bu Memleket Bizim.
Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde, başlatılan gözaltı ve tutuklama operasyonları kabul edilemez.
Bu sabah aralarında üyelerimizin de bulunduğu çok sayıda gazeteci, avukat , akademisyen, siyasi parti temsilcileri, sendikacı ve öğrenciler ev baskınlarıyla gözaltına alındı.
Muhalefeti gözaltılarla susturmaya, toplumu korku ve baskıyla teslim almaya çalışan bu anlayış hukukun değil keyfiliğin egemen olduğu, fiili ohal uygulamalarını anımsatmaktadır.
Hukuksuz gözaltı ve tutuklama uygulamalarına, baskı politikalarına derhal son verilmelidir.
Gözaltılar derhal serbest bırakılsın!
⚫Madımak’tan Bugüne 33 Yıl! Karanlığa Teslim Olmadık, Olmayacağız!👇
https://t.co/LYI3E5LzIq
Bundan tam 33 yıl öce; 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta, göz göre göre, planlı bir şekilde 33 aydın ve 2 otel emekçisi diri diri yakıldı. Bu, münferit bir “linç” değil; örgütlü, kışkırtılmış, cezasızlık zemininde büyütülmüş bir derin devlet operasyonuydu. Katliam öncesi günlerce dağıtılan bildiriler, yayılan yalanlar, hedef gösteren manşetler, göz yumulan gerici mitingler ve nihayetinde seyirci kalan kolluk kuvvetleri; hepsi aynı senaryonun parçalarıydı.
Bugün, yeryüzünün en kapsamlı savaş aygıtı ABD’nin başkanı’nı Ankara’da dikensiz gül bahçesinde ağırlamak adına, sıkıyönetim dönemlerini hatırlatan ,tüm alanları ve eylemleri yasaklayan devlet, 33 yıl önce Madımak’ta aydın, yazar, sanatçıların diri diri yakılmasını izledi. Bir kentin merkezinde, 15 dakikada tüm güvenlik güçlerini bölgeye aktararak, bu toplu cinayeti önleyebilecekken, saatlerce pasif biçimde beklemeyi tercih etti. Halklarımız bunu asla unutmayacaktır.
Karanlık dehlizlerde planlanıp uygulanan katliamda, ateş sadece Madımak Oteli’ne değil, sönmemek üzere yüreklerimize de düştü.
Yüreğimiz hâlâ kanıyor, hâlâ yanıyor… Çünkü Madımak ’ta yalnızca insanlar değil; düşünce ve ifade özgürlüğü, laiklik, eşit yurttaşlık ve birlikte yaşama umudu da yakıldı.
AKP iktidarı boyunca cemaatler ve tarikatlarla kurulan ittifaklar sayesinde eğitimden yargıya, sağlıktan güvenliğe kadar her alan dini referanslarla yeniden dizayn edildi. Bir cemaatin tasfiyesi, başka cemaatlerin önünü açarak telafi edildi. Laiklik ve inanç özgürlüğü karşıtı bu politikalar sadece kurumları değil, toplumsal dokuyu da tahrip etti. Kadın hakları, LGBTİ+ bireylerin yaşam hakkı, Alevilerin inanç özgürlüğü, seküler eğitim sistemi doğrudan hedef alındı. Diyanet İşleri Başkanlığı, toplumu dinsel referanslara göre şekillendiren bir aparata dönüştürüldü. Kamusal kaynaklar dini dernek ve vakıflara aktarıldı. Bu yetmezmiş gibi, tarikatlar ve onların servetleri, finans varlıklarına dönük inandırıcı ve halkın vicdanını rahatlatan bir denetim yapılmadı.
Bu uygulamalar, Sivas Katliamının zihinsel zeminini oluşturan tekçi ve otoriter anlayışın günümüzdeki yansımalarıdır.
Cezasızlık politikası, aynı zihniyetin iktidarda olduğu AKP döneminde daha da pervasızlaştı.
Aradan geçen bunca yıla rağmen gerçek failler yargılanmadı; tersine, ödüllendirildi. Firari sanıklar hakkında etkin bir soruşturma yürütülmedi. Adresleri bilinen failler korunarak, kamu görevlerinde çalışmaları, askerlik yapmaları, evlenmeleri görmezden gelindi. Arama kararları olmasına rağmen hiçbir işlem yapılmadı. Üstelik katliam sanıklarının avukatlarının AKP tarafından milletvekili, belediye başkanı, bakan ve hatta Anayasa Mahkemesi üyesi yapılması, yalnızca adaletsizliği değil, aynı zamanda ideolojik ortaklığı da açıkça ortaya koymaktadır.
Laikliğe, Adalete, Emeğe, Barış İçinde Birarada Yaşama İdealine Saldırılar Sürüyor!
Bugün iktidarda olanlar, sadece geçmişin karanlıklarını aydınlatmaktan kaçınmakla kalmıyor; aynı karanlığı derinleştirmeye devam ediyor. Kutuplaştırıcı dil, hedef gösterme siyaseti, muhalefeti kriminalize eden uygulamalar artarak sürüyor.
Biliyoruz ki laiklik karşıtı politikalar sadece Alevilerin değil, toplumun tüm kesimlerinin demokratik geleceğini, özgürce birarada yaşam iradesini tehdit etmektedir.
Biliyoruz ki, gericiliğe yaslanan bu politikalar, aslında halkımızın, gençlerin bilimden, akıldan ve toplumsal vicdandan beslenmesi engellemek içindir.
Sivas Katliamı, sadece bir inanç grubuna değil; tıpkı 10 Ekim Katliamı gibi, farklı olan herkese, tüm muhalif kimliklere, özgürlük, eşitlik, demokrasi ve barış taleplerine karşı organize bir sindirme operasyonudur.
Katliamlara, ölümlere alışmayacağız!
Alışmayacağız! Alışmak yeni katliamlara davetiye çıkartmaktır!
Alışmayacağız! Alışmak faşizmin kurumsallaşması demektir!
Alışmayacağız! Her türlü gerici, ırkçı dayatmaya karşı mücadele etmeye devam edeceğiz!
Unutmayacağız, unutturmayacağız!
Unutmuyoruz! Çünkü unutturulmak istenen her gerçek, gelecekte daha büyük adaletsizliklerin kapısını aralar.
Unutmuyoruz! Çünkü bu ülkede hâlâ laik, demokratik, eşit yurttaşlığa dayalı bir yaşam için direnen milyonlar var.
Unutmuyoruz! Sivas’ın hesabı sorulana, gerçek failler yargılanana ve Madımak Oteli bir “Utanç Müzesi”ne dönüştürülene kadar bu ülkenin vicdanı olarak mücadelemizi sürdüreceğiz.
Sivas Katliamının 33. yılında, yaşamını yitiren canları saygıyla anıyoruz.
Sivas Katliamını Unutmadık, Unutmayacağız!
YÜRÜTME KURULU
Güvenceli iş, güvenceli gelecek için
sektör ayrımı yapılmadan eşit işe eşit ücret sağlansın.
Özel Sektör öğretmenlerinin talepleri karşılansın.
#AyşenGürcanKomisyonuTopla
#AyşenGürcanKomisyonuTopla
Özel sektör öğretmenleri kölelik düzenine karşı direniyor.
1611 mülakat mağduru öğretmen adalet bekliyor.
Öğretmenlerimiz, hak ettikleri atamaların yapılması ve taban maaş hakkının tanınmasıyla güvenceli çalışma hakkı bekliyor.
Ama öğretmene dayak, öğretmene işkence, ters kelepçeyle gözaltı reva görülüyor!
Bunu kabul etmiyoruz!
TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyesi olan vekillerin yeterli sayıda imzasıyla Komisyonu toplantıya çağırdık.
TBMM iç tüzüğüne göre derhal komisyonun toplanması gerekiyor,
ancak siyasi iktidar anayasayı da meclis iç tüzüğünü de tanımıyor.
Bunu kabul etmiyoruz.
Komisyonun toplanması artık kimsenin keyfine kalmış bir şey değil!
Hem meclis hem öğretmenler hem de ülkemiz komisyonu, meclisi derhal göreve çağırıyor.
Çözüm zor değil.
Gereken şey, anayasaya, iç tüzüğe hukuka uymak.
Öğretmenlerin sorunlarını çözmeye yönelik gereken somut adımları atmak.
@ogretmensendika@MulakatPlatform