@barneymolozztas@KucukkayaIsmail Ay sıtkım sıyrıldı,bir de diğeri var tabi.ikisine de tahammül edemiyorum. Kullanışlı aparatlar.Demek ki kullanım zamanları gelmiş yine.
Şartlar ne olursa olsun her zaman ödüllendirildiniz. Ne istediniz bizim hayallerimizden çok mu zordu dünya kupasını ciddiye almak.Şimdi reklamlardan kazandığınız milyonlarınızla Türkiyede bir çok insanın göremeyeceği yerlerde tatillerinizi yapabilirsiniz #MilliTakım
BÜTÜN SALONU
AĞLATAN O SAVUNMA
Fatoş Pınar Türker yaptığı savunma ile herkesi ağlattı. Polis baskını, savcılık ve cezaevi sürecinde yaşananlar çok çarpıcı:
Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Çocuklarım ağlıyor, işte diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli şey. Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedim; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. “Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim. “Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi...
Siz dediler 6 kişilik koğuşa koyacağız. Sonra müdür hanım dedi ki Adalet Bakanlığı'ndan dedi talimat sizi ayrı ayrı koyacağız dedi.
Öyle ilk geceyi geçirdik. Sonra ertesi gün mazgal açıldı, infaz koruma memuru, "Fatoş" dedi. "Efendim" dedim. "SEGBİS" dedi. Dedim ki "O ne?" "Mahkemeye çıkacaksın" dedi. "Ben daha yeni tutuklandım" dedim. "Dün çıktım mahkemeye" dedim. "Yine çıkacaksın" dedi. Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama "Adalet mülkün temelidir" yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım. Savcım, size soracağım şimdi. Siz tabii ki şey, sizin şahsınızla hiç alakası yok konunun ama hani meslektaşınız ya böyle bir uygulama var mı, yok mu? Dedi ki: "Ya" dedi, "Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi, "ben sana ne dedim" dedi.
"ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sana" dedi "kumpas kuracak demedim mi" dedi. "Niye konuşmadın sen" dedi. "Verecektin ifadeni gidecektin" dedi. "Ama" dedim, "Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım." "Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben "dedi, "sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi. "Geleceksin" dedi, "burada" dedi, "bana" dedi "ifadeyi vereceksin, buradan" dedi "çocuklarına gidersin." Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. "Bir avukatıma sorayım." Şimdi karşımdaki savcı ya, "Yok efendim" diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. "ben avukatıma bir danışayım" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ" dedi, "avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi "çocuklarını asla göremeyeceksin" dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. Evet. "Velayetleri de sende?" Evet. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. Değil dedim. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Ha, bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. Evet. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. Savcım bunu dedi. Ve o gün tebliğ edildi. "Ya bana gelir konuşursun" dedi, "ya da" dedi "malını mülk��nü de alacağım" dedi.
Yani bir şey söyleyeceğim. Şeyi anlayamıyorum. Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur... Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyle... Mesela annesi yok mu bu insanların? #İBBDavası
Bir kadın öldü.
Bir çocuk öldü.
Günlerce adliye önünde adalet arayan bir annenin çığlığı duyulmadı.
Koruma talepleri karşılıksız kaldı. Risk biliniyordu.
Yıllardır tarikat ve cemaat yapılanmalarına verilen tavizler; denetimsizlik, cezasızlık ve fiilî ayrıcalık algısı yarattı.
Devletin asli görevi olan koruma yükümlülüğü,
ideolojik ve siyasal hassasiyetlerin gerisine itildiğinde en ağır bedeli kadınlar ve çocuklar ödüyor.
Anayasa’nın 41. maddesi devlete açık bir yükümlülük yükler: Devlet, kadını ve çocuğu korur.
Ve yine koruyamadı.
Kadınların ve çocukların yaşam hakkı tartışmaya açık değildir.
Laiklik ilkesine saldıran, onu etkisizleştirmeye çalışan her siyasi ve idari tutum; bu tablonun oluşmasında pay sahibidir.
İlgili Bakanlıklar ve sorumlu kamu görevlileri derhal istifa etmelidir.
#YaşamHakkı
#AdaletBakanlığı
#AileveSosyalHizmetlerBakanlığı
Bu olayı okuyup geçmeyin. Olabildiğince her yerde, herkesle paylaşın ki skandalı duymayan kalmasın:
— Aylardır kızı ve kendisi için adalet arayan bu annemiz #FatmaNurÇelik ve kızı bugün sahilde ölü bulundu!
Kuran’a Hizmet Vakfı sorumlusu Ayhan Şengüler'in istismarına karşı yıllardır mücadele veren, sesini duyurmak için adliye önünde nöbet tutan Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra’nın cansız bedenleri Zeytinburnu sahilinde bulundu.
Anne “ölürsem intihar etti demeyin” demişti. Bu yüzden “intihar etti” demiyorum. Bu adam EN AĞIR CEZALARI almalı! Yeter artık! Bir canımızı daha kaybetmek istemiyoruz!
Kendi akıl sağlığınız için herkesi anlamaya çalışmayın. Herkese yetişmeye çalışmayın. Her sözü ciddiye almayın. Bazen görmezden gelmek, duymamak, uzak durmak ve kapıyı vurup çıkmak en büyük iyiliktir kendinize. Her savaşa girmeyin. Bazı şeyler değmez. Boşuna çabalayıp kendinizi yormayın.