İmamoğlu’nun avukatları kürsüdeki kişiyi rezil ediyor şu anda.
Tora Pekin:
“Savunma yapmaktan kaçıyorsunuz dediğiniz müvekkil 9 Mart’ta ilk duruşmada buraya geldi, ifade vereyim dedi.
İlk ben konuşayım dedi. Siz kabul etmediniz. Sen son sırada konuşacaksın dediniz.
Aylar geçti şimdi son sıradayız, şimdi de aynı müvekkile ya yarım günde konuşup susacaksın ya da susma hakkını kullanmış sayarım diyorsunuz.
Susma hakkınızı mı kullanıyorsunuz dediniz, HAYIR DEDİ.
Şimdi ne okuyorsunuz?
Tutanağınız hakikat dışı.
İşlemleriniz hakikat dışı!”
Tam da meslektaşımın dediği gibi yaşanan her şey gerçek bir kepazelik!
Bu ülkenin 15,5 milyon insanının oy verdiği, 25,5 milyon insanının imzası ile destek olduğu Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sevgili eşim Ekrem İmamoğlu, bir buçuk yılı aşkın süredir özgürlüğünden mahrum bırakılıyor.
Hakkında 142 ayrı suçlama bulunan, 2.352 yıl hapis istemiyle yargılanan bir kişinin savunmasının tek bir güne sığdırılmak istenmesi hangi hukuk anlayışının ürünüdür?
Suçlamalar sınırsız, iddialar sayfalar dolusu; peki savunma neden süreyle sınırlandırılıyor?
Bu acele neden? Bu ısrar neden?
Adalet, yalnızca iddiaları dinlemekle değil, savunmaya da tam ve eşit söz hakkı tanımakla mümkündür.
Savunma hakkı bir lütuf değil, anayasal bir haktır.
Savunma susturulursa adalet susar.
142 suçlama bir güne sığıyorsa, mesele adalet değil; savunmayı susturma çabasıdır.
#SavunmaHakkıEngellenemez
Sevgili gençler,
kadını - erkeği ile 86 milyonun yoldaşlığı ile çok büyük bir Cumhuriyet, demokrasi zaferi ile sarsılmak; milli egemenlik ve milletin iktidarının TBMM’sini kurmak zamanıdır. Seçme ve seçilme hakkını korumak zamanıdır.
Az kaldı…
Gelecek sizindir, siz geleceksiniz!
Her şey çok güzel olacak!
https://t.co/Zs4UckzaiZ
Şimdi taşlar yerine oturdu.
Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanlığı ile anlaşarak oraya Deniz Göktaş'ı kurtarma tiyatrosuna gitmiş.
Sulh cezaya girmeden önce zorla görüşme yaptırılmış ki bunu ancak savcı isterse sağlayabilir. Savcının izin vermediği biri Göktaş ile görüşemez o arada.
Göktaş orada Kılıçdaroğlu'nu tersleyince "Adliyeden el ele kol kola çıkma" mizanseni yapılamayacağı anlaşılıyor ve Deniz Göktaş'ın tutuklanması artık mukadder oluyor.
Karşı karşıya olduğumuz "mekanizma" tahminimizden daha girift ve daha fazla müttefiki var.
Deniz Göktaş'tan Kılıçdaroğlu açıklaması:
💬 'Sabah, Kemal Bey'in burada olduğu ve görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim'
💬 'Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. 'Geçmiş olsun' dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim'
💬 'Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. 'Madem geldiniz, milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın' dedim'
💬 'Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti. 2023'te Cumhurbaşkanlığı için oy verdiğim insan, 2026'da yüz yüze nezaketsizlik yapmak zorunda kaldığım ilk insan oldu'
https://t.co/16XkqIrl0h
Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Aslan ile konuştum. İki özel bilgi paylaştı…
Bir: Deniz tutuklama sonrası avukatlarına “neşemizi çalamayacaklar” demiş.
İki: Kendisiyle görüşen Kılıçdaroğlu’na “CHP’yi salın” demiş.
Deniz Göktaş adliyeye sevk edildi. Göktaş’a destek vermek amacıyla Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin de adliyeye geldi.
Adliye içinde bekleyen bazı kişiler, Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindekilere tepki göstererek “Dışarı” sloganı attı.
Video : @hanifi_bayar
Muhalefet Lideri Özgür Özel'den, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a cevap:
"Bugün de çıkmış 'İnşallah CHP dış mihraklar tarafından içine sokulanlardan kurtulacak' diyor.
Vallahi CHP'de bir tane dış mihrak varsa o da sensin; senin parti üstünde yaptığın hesaplar.
Buradan, 'Dış mihrakların tercih ettiği CHP'deki kişiler' diyene diyorum ki: Dış mihrakların tercih ettiği birisi varsa o da memleketin başında tutmak için bin türlü plan yapıp bunu da açıktan söyleyen Amerika'dır, Trump'dır; sen Trump'ın hesabısın, biz milletin hesabıyız!"
kk'nın iletişim koordinatörü ali haydar fırat, partinin başında kk değil herhangi bir kayyum olsa 45 gün içinde kurultaya gidileceğini kabul etmiş. yani kk'nın chp'ye akpli herhangi bir kayyumdan daha çok zarar verdiğini söylemiş. https://t.co/TBW1nQtqjs
CHP’de
ilçe başkanı görevden alınmışsa 30,
il başkanı görevden alınmışsa 45 gün içinde kongre yapılır. (Yapılabilir değil, yapılır.)
Ankara, İzmir, Adana, Mardin, Erzurum, Bitlis illerinde bu süreler içince seçim yapılması ZORUNLUDUR.
Buyurun sandığa…
kk ekibi tarafından sözde ankara il başkanı olarak atanan fahri yıldırım adlı şahıs ayhan bora kaplan'ın oğlunun sünnet düğününe katılmıştı. genel merkezi basmaya gelen ve geçen hafta grup toplantısı günü tbmm önüne çakalları getiren şahıs budur. arınma diyenler bunlar.
BİLGİLENDİRME
Cumhuriyet Halk Partisi’nde “mutlak butlan” kararıyla göreve döndürülen Parti Meclisi’nin 57 üyesinden 28’i istifa etti. Böylece, Parti Tüzüğünün 24/3 maddesi uyarınca hem Parti Meclisi hem de onun içinden seçilen Merkez Yönetim Kurulu resmen düşmüş oldu. Parti Tüzüğüne göre, Parti Meclisi üye sayısının, üye tam sayısının 3’te 2’sinin (40’ın) altına düşmesi durumunda 45 gün içinde kurultaya gidilmesi zorunludur.
*CHP Tüzüğü - Madde 24/3:*
“Parti Meclisinde boşalan üyelikler, sırasıyla yedek üyelerle doldurulur. Parti Meclisine bütün yedek üyeler çağrıldıktan sonra, üye sayısı, üye tam sayısının üçte ikisinin (2/3) altına düştüğünde Parti Meclisi için seçim yapılmak üzere Genel Başkan kırk beş (45) gün içinde kurultayı toplantıya çağırır.”
Çıplak arama sıradan bir prosedür değildir. Gözaltına alındığınızda polisler sizden iç çamaşırınızı çıkarmanızı isterse çıkarmayın. Ayrıca “otur/kalk” deriz biz, yapmayın. Bu muamele işkence kapsamındadır, insan onuruna aykırıdır. Amacı yüzde yüz aşağılamaktır.
Ne yazık Saraçhane’deki genç kadınlardan da dinledim bu iddiaları. Toplu şikayet yapacaktık fakat korktukları ve utandıkları için geri durdular. Zaten hemen hepsi bu kötü muameleyi sıradan bir emniyet prosedürü sanmışlar. Bu konuda kimseyi yargılayamayız fakat korkmayın, utanmayın. Başınıza böyle bir şey gelirse şikayet edin, ceza alıyorlar. Bizler geri durdukça bu aşağılayıcı uygulama devam eder.
Bu arada maalesef bazı meslektaşlar da bu işkenceye maruz kalan müvekkillerini “Aman konuşma, boşver, başımıza dert almayalım, bak tahliye etmezler” vs. diyerek sessiz kalmaya itiyorlar. Bunun hiçbir faydası olmadığı gibi şiddet sustukça büyür unutmayın. Özellikle temel hak ve özgürlüklerinize sahip çıkın.
İBB Davası’da Fatoş Pınar Türker, savcı tarafından küçük çocuklarının velayetinin alınmasıyla tehdit edildiğini, çıplak aramaya maruz bırakıldığını gözyaşları içinde anlatıyor. Bu sırada Kılıçdaroğlu ve ekibi İBB Davası’nın savunuculuğunu CHP Genel Merkezi’nde yapıyor. İBB Davası üzerinden kendilerine koltuk devşirenlerde, bu operasyonları savunanlarda, bu insanlık suçuna ortak olanlarda hiçbir insanı değer, nebze vicdan, ahlak yok. Yazıklar olsun.