🧠🧠🧠 VELETLER ve NANKÖRLER İÇİN HATIRLATMA:
3 Temmuz döneminde, şimdi taptığınız o sözde Fenerbahçeli abileriniz evlerinde saklanırken, bazı abileriniz şike iftirasını kabul ederken hatta bazıları fetoçun tv kanalına gazetesine çıkarken…
Tek bir kadın bizim sesimizdi, tek bir kadın!
Lütfi Arıboğan, Mehmet Baransu ve Galatasaray medyası ile tüm ülkenin önünde tek başına savaşan bir kadın vardı.
Karşımızdaki örgüt, medyadaki köpekleriyle Fenerbahçe camiasını öyle bir zehirlediler ki şimdi o KAHRAMAN kadın “düşman” olarak görüyorlar.
Saha içiyle ilgili bazı görüşlerine katılmasam da onun Fenerbahçe için verdiği tarihî mücadeleyi asla unutamam.
Bugün bu adamlar yargılanıyorsa, bu kadın belki ilk kurşunu atandır belki savaşın kahramanıdır.
O yüzden en azından kendisine teşekkür edip saygı duymak her Fenerbahçeli’nin borcudur.
Hakkını ödeyemeyiz Lube Ayar, eyvallah… @lubeayar
@sahra2734 hesabım TR den erişime engellenmiş maalesef.
Bu yaşıma kadar,yolumu da duruşumu da,ideolojimi de hiç değiştirmedim.
Mottom;"Rızkımı Veren Hüda'dır Kula Minnet Eylemem."
Belli ki birilerinin enlerine çomak sokmuşum.O halde doğru çizgideyim
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE 🇹🇷
Fenerbahçeli gazeteci demek;
➖ne çakma transfer haberi yapmak;
➖ne dedikodu üzerinden camiayı karıştırmaya çalışmak;
➖ne sportif geçerliliği sorgulanan bu futbol iklimini meşrulaştırmak adına teknik direktör,futbolcu boklamak değildir.
➖korkusuzca kara para aklama,bahis,fon,karaborsa bilet vs.konularını ve Fenerbahçe düşmanlığı yapmaya çalışanları,icraatlerini dile getirebilmektir.
Kişisel olarak seversiniz,sevmezsiniz,fikirlerine katılırsınız katılmazsınız ama bu son gelişmelerden sonra;
@lubeayar a bir kez daha hakkını teslim etmek gerekir diye düşünüyorum 🤔
Diyorsunuz ki, "Neden bir canlı yayın yapmıyorsun?"
Yıllardır doğru düzgün bir işim yok; aylardır sponsorum yok, gelirim yok, velhasıl periyodik bir yayın takvimim yok.. Bunların hepsi tamam olsa da artık takatim yok.. Evime iki adım öteki stüdyoya yürümek bile zor geliyor..
Yine de 15 yıllık fikri takibime hürmeten Lütfi Arıboğan iddianamesi üzerine yarın (üşenmezsem) bir video çekeceğim.
Ayrıca... Yıllardır Galatasaray'ın tartışmalı sponsorlarını yazan, konuşan bir gazeteci olarak Fenerbahçe'nin bu sezonki sponsorlarını da pas geçmeyeceğim! Kendime de ailem gibi sevdiğim bu kulübe de 'susarak' ihanet etmeyeceğim. Derbiden sonraki yayında da bu konuya bakarız..
Sevgiler
Lütfi Arıboğan hakkında hazırlanan iddianameden:
▬ Mehmet Baransu ve silahlı terör örgütüyle bağlantıları tespit edilen dönemin emniyet ve yargı mensupları ile irtibatlı olduğu,
▬ Sözde şike soruşturmasına ilişkin bilgi ve belgeleri Mehmet Baransu ile paylaşarak Fenerbahçe'nin aleyhine, örgüt menfaatine kamuoyu oluşturmasına yardımcı olduğu,
▬ Fenerbahçe'nin 2011-12 UEFA Şampiyonlar Ligi'ne katılma hakkından men edilmesi nedeniyle elde edeceği maddi gelirden mahrum bırakılarak çok büyük zarara uğratıldığı,
▬ Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçunu işlediği anlaşıldı.
Anlaşıldı da ;
Bütün bu suçları kimin menfaatine işlediği anlaşıldı mı?
Bir zahmet bu gece 5 yıldır kör göze kollanan, golcüsü ve kalecisi astronomik paralarla devlet tarafından yapılıp maaşları diğer kulüp başkanları tarafından ödenen, pamuklara sarmalanan takım ile Fenerbahçemizi kıyaslamayalım..
Dünkü maçtan sonra yapılan yorumlara bakın:
“İsmail Kartal kredisini tüketti.”
“Kerem kredisini tüketti.”
“Guendouzi kredisini tüketti.”
“Skriniar kredisini tüketti.”
“İsmail kredisini tüketti.”
“Semedo kredisini tüketti.”
“İrfan Can kredisini tüketti.”
Sanki kredileri varmış da tüketmişler!
Ulan, geçen yıl Tedesco, ondan önce Mourinho, ondan önce Jesus da sizin gibiler için daha 3-4 ayda sözde var olan kredilerini tüketmemiş miydi?
Peki, 30 gol atan Valencia’nın, En-Nesyri’nin, Szymanski’nin, Ederson’un ya da heykeli dikilecek Dzeko’nun sizin gözünüzde hiç kredisi olmuş muydu?
Siz zaten ıslıklamak için pusuda beklemiyor musunuz?
Asıl taraftarlığı unutan, ıslıklayarak çözüm ürettiğini sanan büyük futbol ulemaları!
Merak etmeyin!
2027’de dört yılda dördüncü kongre yapılacak.
Bu da dört yılda dört başkan, dört teknik direktör, dört ayrı oyuncu grubu demek.
Her sene yeniden sıfırdan başlamak demek!
Daha ıslıklayacağınız çoooook yeni futbolcu olacak.
Bütün lanet enerjilerinizi şimdiden bu çocuklarda tüketmeyin!
Neymiş Kerem ıslıklamışlar, Ismail bilmemne..
Olm kendi evinde penaltısız 30 gol atmış forvetini gol atınca ıslıklayan, her kulübün Devlet töreni ile uğurladığı Dzeko-Tadic kaçırmış kitle bu.
Yıllardır anlatıyoruz FB düşmanı olduklarını. Hala önlem almadın mı?
Sorumlu sensin.
PAPAZIN ÇAYIRI TERK EDİLEMEZ
Fenerbahçe, kulübümüzün ismidir.
1907, kulübümüzün doğum tarihidir.
Papazın Çayırı, kulübümüzün doğum yeridir.
İsmi gibi, doğum tarihi gibi, Fenerbahçe’nin doğum yeri, Papazın Çayırı da Fenerbahçe’yi Fenerbahçe yapan 120 yıllık bir hakikâttir.
Bu hakikât değişmez, terk edilemez, terk edilmesi teklif dahi edilemez.
Papazın Çayırı’nı terk etmek 2 boyutlu muazzam bir yıkımı beraberinde getirir:
1. MADDİ YIKIM
Stadın bulunduğu yerin arsa değerini bu işin uzmanları hesaplayabilirler. Orası merkezi, deniz manzaralı, inanılmaz değerli bir arâzidir. Arâzi mafyasının tabiriyle orası tam bir “kupon arâzi” konumundadır.
✔️ Günümüz ülke koşullarında kimse size o kupon arâzinin gerçek ederini ödemez. Stadın arâzisine çökerler, o da yetmez, Kenan Evren, Dereağzı, Faruk Ilgaz, Fenerbahçe ve Kadıköy’de neyiniz varsa elinizden alırlar.
✔️ Bunların yerine itin öldüğü yerde kıytırık bir TOKİ stadını size çakarlar. Kodamanlar paylarını alırlar, size 1 verir, ceplerine 10 koyarlar.
Bir daha Kadıköy’e dönemezsiniz. Olan Fenerbahçe’ye olur. “Kadıköy’den çıkalım.” diyenler ya bunun farkında olamayacak kadar safderûnlar ya da dümdüz art niyetli işbirlikçilerdir.
2. MANEVİ YIKIM
Fenerbahçe’nin bir semti var, yeri var, yurdu var. Fenerbahçe Papazın Çayırı’nda doğdu, orda Fenerbahçe oldu. Fenerbahçe’nin 120 yıllık bir hikâyesi var.
✔️ Papazın Çayırı, sarı-lacivert gibi, arma gibi, sarı kanarya gibi, Harington Kupası gibi, Lefter gibi, Can gibi, Alex gibi Fenerbahçe’yi Fenerbahçe yapan unsurlardan biridir.
Şimdi bana söyleyin:
Siz Lefter’i, Can’ı, Alex’i Fenerbahçe tarihinden silebilir misiniz Harington Kupası’nı müzeden kaldırabilir misiniz? Armayı, renkleri değiştirebilir misiniz?
Bunların herhangi birinden vazgeçerseniz geriye Fenerbahçe’den ne kalır?
✔️ Bugün stadı verirseniz yarın renklerinizi değiştirmeye kalkmazlar mı? Stadı satan armayı satmaz mı? Renklerinizi değiştirip turuncu-mavi yapar mısınız?
✔️ O stadta Fenerbahçe efsanelerinin teri var, kanı var. Şampiyonlukların anısı, zaferlerin coşkusu var.
✔️ Milli Mücadele yıllarında o stadın altında gömülü silahların izi var. “Kadıköy’ü terk edelim, Maltepe’ye taşınalım.” diyenler aklınızı mı yitirdiniz? Sizin Fenerbahçe tarihinden, kimliğinden, Milli Mücadele’den hiç mi nasibiniz yok?
✔️ Siz Fenerbahçe’yi ne sandınız? Siz bu kulübü otoban kenarına atılan kulüplerle mi karıştırdınız?
O stad yerinden milim kıpırdamaz.
Emrah MUTLU
@emutlu1907
YÜKLENİN İSMAİL KARTAL'A!!
"Yapı mapı yok, yapı varsa biziz."
"Yapı, mapı anlamam."
"TFF, hakemler vs... Onlar kolay iş."
"Yapı 1959'dan beri var; 1930'da da var."
"Uzun süre sahamızda yenilmedik, o zaman da yapı vardı."
"Ben hırsız yakalamaya gelmedim, ben polis değilim."
"Para çok. İstiyorsan vereyim."
"Fenerbahçe'nin parası çok."
"Para çok, ihtiyacımız olan herkesi alacağız."
"Para sorunumuz yok."
"Para konusu basit."
"Ben, Hakan Safi gibi ve ondan da daha zengin 5 yöneticiyi ekibime aldım."
"Gücümüzü şöyle söyleyeyim, şu an ihtiyacımız olsun 300 milyon €'yu tek seferde çıkaracak bir yönetime sahibiz."
Fenerbahçe’nin dün itibarıyla ligde ve Avrupa’daki durumu şu:
Bu teknik direktör ve bu oyuncu grubuyla Avrupa’da 9 maç oynamış, yalnızca 1 kez yenilmiş.
18 yıl sonra üç eleme turunu geçerek Şampiyonlar Ligi’ne kalmış.
Liverpool’u yenerse Şampiyonlar Ligi’nde bir üst tura çıkma ihtimali oldukça güçlenecek.
Ligde ise pazartesi günü kazanırsa lider olacak.
O hâlde ;
Henüz ligin 9. haftasında liderlik koltuğuna oturma ihtimali olan, Şampiyonlar Ligi’nde daha 3 maç oynamış, önünde 5 maçı bulunan bir takımın etrafında koparılan bu fırtına nedir?
Nedir, ben söyleyeyim!
Yaşadığı memleketten haberi olmayanlara empoze edilen o meşhur sloganın eseridir bütün bunlar:
“Başarısız olan gider abiiii!”
Bu sloganın sahibi kimse, bugün Fenerbahçe’de yaşananların başrolünde de onlar var.
Futbolcuların yuhalanmasında, henüz sezonun başında teknik direktörün istifasının istenmesinde, takımın etrafında oluşturulan bu tahammülsüzlükte onların büyük payı var.
Öyle bir anlayış yerleştirildi ki Fenerbahçe’ye;
Her sene bir teknik direktör değiştirmekten, dokuz ayda bir başkan değiştirmeye geldik.
Şimdi daha ligin 8. haftasında teknik direktörün gönderilmesi isteniyor.
Yetmiyor!
Pazartesi günü alınabilecek olası bir yenilgide, dört ayda bir başkan değiştirmenin bile önü açılmış durumda.
Bu anlayışla ne huzuru kalır ne futbolcuların özgüveni …
Merak etmeyin!
Bu kafayla önce teknik direktör gider, yenisi gelir. Sezon sonunda başkan gider, yenisi gelir.
Sonra yine aynı slogan atılır:
“Başarısız olan gider abiiii!”
Ve Fenerbahçe bir kez daha başladığı yere döner.
Çünkü asıl sorun,herkesi göndermeye hazır bekleyen bu anlayıştır.
60’tan itibaren Kerem’i protesto et.
Ama 75’te trafiğe kalmamak için erken çık!
En önemli son dakikalarda maçı bırakıp gs tezahüratları yap!
Finalde de hep bir ağızdan istifa tezahüratı, küfür kıyamet!
"HAKEMİ DE YENECEKSİN" GÜRUHUNUN YENİ DÜMENİ:
"STADI DA VERELİM BELKİ O ZAMAN ŞAMPİYON OLURUZ"
Yıllarca Fenerbahçe taraftarına bunu yedirdiler.
"Hakemi de yeneceksin arkadaş"
Her türlü haksızlığı bize bu şekilde yutturmaya çalıştılar.
O tutmazsa başka bir gerekçe buldular.
“Atanın da iyi olacak, tutanın da!”
Santrforumuz yetersizdi. Sonra kalecilerimiz yetersiz oldu. 6 numaramız yoktu, 8 numaramız eksikti. Her sezon yeni bir eksik, her çalınan kupamıza yeni bir bahane buldular.
Demek ki biz bunları tamamlayınca şampiyon olacaktık!
Olmadı!
SIRA HOCALARA GELDİ
Mourinho, Jesus, İsmail Kartal, Pereira, Tedesco…
Hepsi yetersizdi! Hiçbiri bir Okan Buruk etmiyordu!
Hocayı değiştirelim, şampiyon olalım beyler!
O da yetmedi.
Bu da kesmedi.
"BAŞKAN DEĞİŞTİRELİM BAŞKAN!"
4 yılda 4. kongremizi de yapacağız allahın izniyle.
Peki, bütün bunlar bizi şampiyon yaptı mı?
Hayır!
SIRA STADA GELDİ.
“Stadı da verelim! Para yağsın, belki o zaman şampiyon oluruz!”
İstikrarımızı feda ettik. Hocalarımızı gönderdik. Oyuncularımızı günah keçisi yaptık. Yönetimlerimizi değiştirdik.
Her sezon başka bir şeyimizi kurban ettik.
Şimdi de sıra stadımıza mı geldi?
YARIN NE İSTEYECEKLER?
Kulübün adını mı değiştireceğiz? Armamızı mı bırakacağız? Renklerimizden mi vazgeçeceğiz?
⬛️ "Bu sirk liginde neden adalet yok?"
⬛️ "Neden Fenerbahçe’nin şampiyon olabilmesi için her şeyi kusursuz yapmak zorunda olduğu bir düzen var?"
⬛️ "Neden birileri sürekli tökezlerken bile korunuyor, Fenerbahçe ise en küçük hatasında doğranıyor?"
Sorularını hiç sormadılar.
Soranlara da saldırdılar.
Her tarafından dökülen, teknik direktöründen oyuncusuna, yönetimine kadar ciddiyetin esamesi okunmayan;
buna rağmen her sezon şampiyon atanan rakiple mücadele etmek için neden kendi stadımızdan vazgeçiyoruz?
⬛️ Neden sürekli Fenerbahçe kendinden bir şeyler vermek zorunda?
⬛️ Neden bedeli hep biz ödüyoruz?
⬛️ Bizim stadımızda, bizim paramızla, bizim fedakârlıklarımızla neyin bedelini ödüyoruz?
Fenerbahçe’nin sorunu yalnızca santrfor, kaleci, teknik direktör, başkan ya da stat olsaydı, bunca yıldır bunların birini değiştirerek bu işi çözerdik.
Ama her sezon yeni bir sebep, her sezon yeni bir fedakârlık, her sezon aynı sonuç…
Asıl sorun, Fenerbahçe’nin her şeyi doğru yapmak zorunda olduğu bir yarışta, başkalarının hangi koşullarda yarıştığıdır.
İstanbul’da Fenerbahçe U19 takımımız, Slavia Prag karşısında 3-1 mağlup oldu.
Önceki maçlara da bakayım dedim;
Fenerbahçe U19, Roma’ya 4-2, Aston Villa’ya ise 2-1 mağlup olmuş.
Slavia Prag U19 ise Lens’i 2-1, Sabah’ı 3-0 yenmiş.
Yahu;
Çekya’nın nüfusu yaklaşık 11 milyon.
Başkent Prag’ın nüfusu 1,4 milyon.
Slavia Prag’ın taraftar kitlesi tahminen 1-1,5 milyonmuş,Fenerbahçe’nin ise yaklaşık 30 milyon.
Elbette bu yaş grubunda mesele yalnızca kazanmak veya kaybetmek değil.
Dersin ki gençlerimiz yetişiyor, A takıma oyuncu çıkarıyoruz, Avrupa’ya futbolcu gönderiyoruz.
E, o da yok!
Bir de Slavia Prag ne yapıyor, altyapısından oyuncu çıkarıyor mu diye bir bakayım dedim.
2025 yılında altyapısından dört oyuncu ilk kez A takımda forma giymiş.
Daha bu yıl 16 yaşındaki bir oyuncusunu Bayern Münih’e göndermiş.
2025 yılında farklı yaş kategorilerinde 63 oyuncusu millî takım kamplarına katılmış.
Yani demem o ki;
Fenerbahçe gibi böylesine büyük bir camianın, bu kadar geniş bir insan kaynağının ve ekonomik gücün karşılığı bu olmamalı.
Her şehirde derneğimiz var. Milyonlarca taraftarımız var. Türkiye’nin her köşesinde Fenerbahçeli çocuklar var.
Ama sonuç ortada!
Demek ki mesele neymiş?
Doğru planlama, iyi organizasyon ve her şeyden önce liyakatmiş!
Bazı malum takım taraftarları, Murat Ağırel’in tutuklanma haberlerine tepki gösterip “Fenerbahçeli Murat Ağırel tutuklandı diye yazacaksınız!” diyor.
E, sivri zekâlılar, zaten yazsınlar!
Hatta özellikle Fenerbahçeli olduğunu vurgulasınlar.
Çünkü biz Murat Ağırel’in Fenerbahçeli olmasından gurur duyuyoruz.
Dürüst, cesur, ilkeli, doğru bildiğini söylemekten ve gerçeklerin peşinden gitmekten korkmayan bir gazeteci.
Sizden zaten böyle bir gazeteci çıkmasını beklemiyoruz!
Onun Fenerbahçeli olması bizim için gurur, sizin içinse belli ki rahatsızlık sebebi!