Bir emeklinin geçinemediği için yaşamına son verdiği bu düzen olmaz olsun!
Bir emekliyi, emekliliğinde insanca yaşamak yerine hak aramak zorunda bırakan bu düzen, bu şekilde devam edemez!
Ne emeklinin feryadını duydular, ne binlerce kez yaptığımız uyarıları dinlediler.
Çok üzgünüz...
Başta emekli polis Ali Şekeroğlu’nun ailesi ve yakınları olmak üzere tüm emekli camiasına başsağlığı diliyorum.
Bir tarafta milleti soyanlar, diğer tarafta devlete yıllarca hizmet edip açlık sınırında yaşama mahkum emekliler…
“Para için değil, onuru için” sesini duyurmaya çalışan, ülkeye yıllarca hizmet etmiş emekli polis memuru Ali Şekeroğlu’nun intiharı, unutulacak sıradan bir haber değil..
İnsanca yaşam koşulları, lütuf değil haktır.
Adı Ali Şekeroğlu.
Emekli polis.
İki çocuk babası.
Yıllarca bu devlete hizmet etmiş bir insan.
“Geçinemiyorum.” diyor.
“Bizi bu hâle getiren utansın.” diyor.
Sonra şunu ekliyor:
“Para için değil, onurum için.”
Ve bugün Ali Şekeroğlu’nu kaybettik.
Benim canımı yakan şudur:
Bu memlekette yıllarca çalışmış, primini ödemiş, vergisini vermiş, evlat büyütmüş bir insan; ömrünün sonunda neden “geçinemiyorum” diyerek Anayasa Mahkemesinin merdivenlerine düşmek zorunda kalıyor?
Bizim büyüklerimiz bir kenarda üç kuruş saklardı.
Adına “kefen parası” derlerdi.
Kimseye yük olmayalım, son yolculuğumuzun masrafını bile kendimiz karşılayalım diye…
Şimdi siz bu milletin emeklisine kefen parasını yaşarken harcatıyorsunuz.
Ali Şekeroğlu’nun son sözlerinden biri “onurum için” oldu.
Allah rahmet eylesin.
Ailesine, evlatlarına ve sevenlerine sabır diliyorum.
Anayasa Mahkemesi önüne gelirken elindeki pankartta şu yazıyordu:
“Para için değil, onurumuz için.”
Ali Şekeroğlu artık aramızda değil. Yaşamına son verdi.
Hepimizin içi acıyor.
Emekliler yıllarca çalıştı, prim ödedi, bu ülkeye emek verdi. Bugün istedikleri lütuf değil; insanca yaşayabilecekleri bir gelir ve onurlu bir hayat.
Başkentin göbeğinde, Anayasa Mahkemesinin önünde yaşamına son verme noktasına gelen insanımızın bu trajedisi, sadece ekonomik bir başarısızlık değil; SİYASİ VE AHLAKİ BİR ÇÖKÜŞTÜR!
ABD TALİMAT VERİYOR, İKTİDAR İRAN’A ADIM ADIM AMBARGO UYGULUYOR!
🚫 Mahan Air yasağı…
🚫 Bank Mellat’ın kapatılması…
🚫 THY, AJet ve Pegasus seferlerinin tamamen durdurulması…
🚫 Bu teslimiyeti eleştiren sosyal medya hesaplarına erişim engeli!
❗️ Sırada ne var?
Verdiğiniz her taviz Türkiye’yi çemberin içine çekiyor!
Bugün bölgesel kaosun mimarlarına boyun eğip komşumuzu feda edersek, yarın sıra bize gelir!
İstanbul Barosu Avukat Hakları Grubu’nun, 15 aydır tutuklu bulunan meslektaşımız Av. Mehmet Pehlivan’ın İstanbul Barosu seçimlerinde aday olan tüm yönetimlerin ortak adayı olarak gösterilmesine yönelik çağrısını çok kıymetli buluyorum.
Mesleki dayanışma yalnızca duruşma salonlarında değil; mesleğin geleceğine dair söz söylediğimiz böylesi tarihi zamanlarda ve mesleki seçimlerde de gösterilmelidir.
@mehmettpehlivan
Bugün sabah saatlerinde Pusula Portföy’e ait kapalı fondaki 12 kişinin isimlerinin servis edilmesinin ardından, dikkatleri Pusula Portföy’e çekerek asıl Tera fonlarındaki gündemi saptırmaya çalışanlara açıkça meydan okuyarak soru önergemizi verdim.
Milyarlarca liralık vurgunla fondan çıkan isimleri sordum. Amacım, Tera Kapalı Fonu’ndaki 12 kişiyi ortaya çıkarmaktı.
Ama şimdi tekrar el yükseltiyorum: 12 isimle yetinmeyeceğiz! Tera Kapalı Fonu TEFAS’a açılmadan önce sayısı 12’den 159’a ulaşan isimlerin tamamı hakkında da bir soru önergesi daha vereceğim.
Kimse gündemi değiştirmeye, gerçeklerin üzerini örtmeye kalkmasın. Bu dosyanın sonuna kadar takipçisi olacağız❗️
Devletine yıllarca hizmet etmiş bir emeklimiz hak arayışında canına kıyıyorsa sözün bittiği yerdeyiz!
Emekli polis memuru Ali Şekeroğlu’na Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Emeklilerimizin yaşadığı sorunları görmeyen iktidarı da akla ve vicdana davet ediyorum.
AKP’den yine algı, yine manipülasyon!
Fon vurgunuyla ilgili;
Bugün yapılan gözaltılarda sanki Tera’nın kapalı fonundaki 12 kişiye adli işlem yapılmış gibi bir hava oluşturuluyor.
Oysa hakkında işlem yapılan 12 kişi Tera’nın değil, Pusula şirketinin kapalı fonundakiler.
Tera’nın kapalı fonundakiler şu anda büyük ihtimalle yurt dışında para saçmakla meşguller!
12 kişiyi sorup tutanağa geçiremeyenlerin adaleti sağlaması imkansızdır. 1 lirasını 10.000 lira yapanların siyasi bağları ortaya dökülmeden atılacak her adım, bulanık suda balık avlamaktan ibarettir. Bunlar bu işi çözmek zorundalar, sonuna kadar takipçisiyiz.
Yıllar önce büyük bir heyecanla adım attığım eczacılık mesleğinin mensubu olmak bugün de benim için aynı gururu taşıyor.
Memleketin dört bir yanında büyük bir özveriyle görev yapan tüm meslektaşlarımın 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü’nü kutluyor; bu onurlu mesleğin tüm üyelerine saygılarımı sunuyorum.
Dünyanın en güzel şehrinin en güzel
semtinde çok güzel şeyler oluyor..
bütün hukuksuzluklara, zulümlere
rağmen... Çürümeye yüz tutmuş Muammer Karaca Tiyatrosu liyakatli insanlar sayesinde yeniden Beyoğlu’nda
hayata dönüyor. Darısı çürümeye yüz tutmuş zihniyetlere... Amin❤️
🚨 SON DAKİKA:
Belçika Başbakanı: Gazze'de uzuv kaybı nedeniyle 15.000'den fazla insana protez gerekiyor. Bu mağdurların 10.000'i çocuk... Bütün bunlarda insan onuru nerede?
Borsadaki fon skandalı bütün yönleriyle araştırılsın diye Devlet Denetleme Kurulu’nu işaret edenler var.
Peki, DDK Başkanı Salih Tanrıkulu’nun aynı zamanda Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkan Vekili olduğunu biliyorlar mı?
AKP iktidarı bürokratları yönetim kurulu koltuklarıyla ödüllendirince ortaya çıkan manzara bu:
Denetlenmesi istenen kurumun yönetiminde denetçilerin başkanı oturuyor.
Şimdi kim kimi denetleyecek?
He canım, “ucu nereye kadar giderse gitsin…”
Babacan ve Şimşek, şu meşhur Derviş ile Kuş hikayesindeki derviş gibiler. Üzerilerindeki derviş kıyafeti herkesi uyutmaya yetiyor. Halbuki yanlış atamalar yaparak, yanlışların karşısında susarak, hatalara göz yumarak, yapılması gerekeni yapmayarak bugünlerin taşlarını döşediler. Bir yerden başlanacaksa derviş kılıklıların hırkalarını sökmek lazım!
Nelerden medet umuluyor Ya Rabbim…
Sokakta gezen siyasetçi boş konuşmaz.
Gerçeği görür.
Ben Yeni Parti milletvekiliyim.
Sokakta partimle ilgili, genel başkanımla ilgili, iktidarla ilgili, muhalefetin diğer kesimleri ile ilgili durumu gözlemliyorum.
Yeni Parti için daha da iyisi olsun diye çabalıyorum.
Bitti… Bu kadar…
Sonrası sandık.
Gireceğiz sandığa, göreceğiz sonucu.
Alem kör, millet sersem değil.
Artık günlük gazeteden değil anlık internetten haberler alınıyor.
İlkokul çocuğunun bile bir yorumu var.
Çalışın, siz de kendinizi inandırın, vatandaş Yeni Parti’ye değil de size oy versin.
Ardı olmayan yalanlar, gerçekle ilgisi olmayan laflar, üç gün sonra palavra olduğu belli olacak iddialar…
Siyaseti ele ayağa düşürdünüz be kardeşim. Siyasetçide itibar bırakmadınız.
Neden?
İnandığınınız hurafelere başkası da inansın diye.
Bundan kazanan kim?
İtibarını önemsemeyen sözde gazeteci, yorumcu, trol, marul takımı.
Alıyorlar bir güzel paralarını.
Gerisi zaten umurlarında değil.
İtibar desen düşünen yok.
Ver abi parayı, ne söyleyelim.
Tamam abi söyleyelim.
Siyaset bu değil.
Ciddiyet, ciddiyet…