" [...]
Akşamı geciktirebilirsin belki
suladığın fesleğenlerle, kimbilir
ama vaktin ayırdındadır şimdi
kuşlar, çocuklar ve mahpuslar
Usulca inse de koldemirleri" Ahmet Telli
Moldova’da Stalin döneminin ‘kurbanlarını’ anmak için düzenlenen, Cumhurbaşkanı Maya Sandu’nun katılımıyla düzenlenen törende tam olarak bir fiyasko yaşandı.
Neler oldu?
Detaylar: https://t.co/gMcfqTzVLJ
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Sevdiğim çiçek adları gibi
Sevdiğim sokak adları gibi
Bütün sevdiklerimin adları gibi
Adınız geliyor aklıma
[...]
Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil unutulur şey değil
Çaresiz geliyor aklıma.(M.C.A.)
#UnutMADIMAKlımda
This is what Bolivia's highways look like at the moment.
Each town & village blocks their stretch, and the union members in each community take turns at the barricades. This is part of the general strike against neoliberalism. Now entering week 3.
Manasız ama hukuk sisteminin varlığını varsayarak (ya da var sanarak) salt hukuki düşününce Bilgi üniversitesi ne kapanmamış ne de yeniden açılmış oluyor.
Kılıçdaroğlu ilk değil, Türkiye siyasetinin yeni İştirakçı Hilmi'si olma yolunda.
Hüseyin (İştirakçı) Hilmi, Ekim 1920'de Türkiye Sosyalist Fırkası (TSF) tüzüğüne eklenen bir maddeyle "lâyenazil" (azledilemez) ve daimi başkan ilan edilmişti.
Ancak Mart 1922'de, kendisi tramvay grevi nedeniyle hapisteyken düzenlenen TSF Kongresinde bu madde kaldırıldı ve yerine Şakir Rasim seçildi.
Hilmi hapisten çıktıktan sonra kongre sonuçlarına itiraz etti. Dahiliye Vekaleti'nin onayıyla, Haziran 1922'de tepeden inme bir kararla yeniden TSF başkanlığına getirildi.
Sonuç mu? TSF hızla bölündü. Şakir Rasim ve arkadaşları partiden ayrılıp dönemin komünist çevrelerinin de yer alacağı Müstakil Sosyalist Fırka'yı kurdu.
TSF bundan sonra kitlesel bir parti olma vasfını hızla yitirdi. Hilmi ise tarihyazımında çoğunlukla küçümsenen bir figür olarak kaldı.
Hilmi'nin geri dönüşü hakkında: Tevhid-i Efkar, 12 Haziran 1922, s: 3 👇🏽
Bukoleon Sarayı kalıntılarına ev yapmıştı insanlar. İstanbul her zaman göç aldı. 19. yüzyıl sonları itibariyle Rumeli göçmenleri mecburen yerleşti Marmara kıyılarına. Bu çıkmalar balkon da olabilir, tuvalet de. Menderes sahil yolu sonrası bir şey kalmadı geriye.
Yıllardır Yunan Arşivlerini didik didik inceledim, tek bir Yunan belgesinde Vahdettin de Mustafa Kemal’in gizli destekçisi, onu Anadolu’ya bize dirensin diye kendisi gönderdi minvalinde açık ya da örtülü ifadeye rastlamadım. Rica ediyorum benim iletilerimin altına tarihi tuhaflıklarınızla ders vermeyin.
ROK'a yapılan haksızlıktır.. Belli ki bir yanlış anlama var...Umarım yakın zamanda düzelir...Önemli bir gazetecinin adi suçlu muamelesi görmesini kınım kınım kınıyorum...
(ben önlemimi alayım da... neme lazım...etkin pişmanlıktan yararlanmak için itirafçı olup, bahisten neyim anlamayan bizlerin de adını falan verir şimdi bu... çok tırsıyorum...)
Araştırma Görevlisi ve Öğretim Görevlisi Atama Usulünde Alanla İlgili Bilim Sınavı Dışındaki Bütün Unsurlar Kanuni Temelden Yoksunluk Sebebiyle Anayasaya Aykırıdır
Ersen Kaan BULAM yazdı...
https://t.co/GTFBE5Pn9k
Dün, mobbinge uğrayan bir meslektaşımla telefonda uzunca konuştum. Bu mobbingciler her yerde aynı. Aynı yöntemler, aynı karaktersizlik, aynı ilkesizlik. Hiç şaşmıyor.
Şayet akademinin hiç olmazsa mevcut potansiyelini ortaya çıkarmak istiyorsak tez elden mobbingi yok etmeliyiz.
Yıllarca bir evin odunluğu olarak kullanılan bu eşsiz yapı, aslında Eretna beyliği döneminin en zarif ahşap işçiliklerinden birini saklıyordu. Duvarlarındaki taş işçiliği ve o dönemin ruhunu fısıldayan atmosferiyle, zamana direnmenin ne demek olduğunu kanıtlıyor.
Yer : Nevşehir