SIZ YALANLADIKCA,
GERCEKLER DAHADA COK ORTAYA CIKIYOR!!!
BUNU ANLIYACAK YETERI #ENCEPHALON YOK ...!!
NE KADAR COK INKAR EDERSENIZ,
BIZDE O KADAR KUYRUKLARINIZA BASARIZ...!
TURK MILLETINI SAKIN HAFIFE ALMAYIN!!..
#genocidesoykırım@bengibaser
🔴 4 mevsim yaşanan Ülkemizde su sorunu yaşanırken. Arap Bölgesinde göller, nehirler oluşmaya başladı. Bölge yapay yağmurla resmen Karadeniz iklimine çevriliyor
KEDİLER PARAZİT BULAŞTIRMAZ
PARAZİTLER HASTALIĞA SEBEP OLMAZ
Parazitler hakkındaki tüm bilimdışı ezberlerinizi bozun!
Parazitler, bir başka sahte bilim "parazitoloji"nin insanlara anlattığı şekilde bulaşabilen, dışarıdan taşınabilen ve hastalığa sebep olabilen organizmalar değildir.
"Parazitoloji" parazitlerin nasıl bulaştığını, dışarıdan nasıl taşındığını ve nasıl hastalığa sebep olduğunu hiçbir şekilde gerçek bilimsel kanıtlarla açıklayamaz.
Vücutta sorunlu bir bölgede parazit gördüklerinde, tıpkı bakteri sayısındaki artış gördüklerindeki gibi bir varsayımsal sonuç çıkarırlar: "Canlı/sağlıklı dokuya saldırıp enfeksiyona/hastalığa sebep olan buradaki parazitlerdir."
O parazitlerin ilgili sorunlu bölgeye başka bir canlıdan taşındığını iddia ederler fakat bunu tam anlamıyla açıklayamaz, kanıtlayamazlar.
Parazitlerin o bölgede gerçekte neden bulunduğunu bilmezler.
"Parazitoloji"nin bu yanılgısı sanırım en güzel şu örnekle ifade edilir: Yangını söndürmeye gelen itfaiye erini yangını başlatmakla suçlamak...
"Parazitoloji"nin parazit olarak yorumladığı organizmalar aslında insan ve hayvanların vücudundaki lökositlerin (beyaz kan hücreleri) ve hatta eritrositlerin (kırmızı kan hücreleri) kan ortamındaki toksisiteye göre, yine bakterilerin ve diğer çeşitli mikropların da toksisite şiddetine göre form değişikliğine gitmiş hâlleridir.
Tarihte, çeşitli hastalıkları "parazit" kaynaklı olarak açıklama hatasına düşüldüğünde, yaptıkları deneylerle kan hücrelerinin parazit formuna dönüştüğünü ve bunun kandaki toksisiteye/zehirlenmeye göre belirlendiğini gösteren bilim adamları olmuştur.
Dr. Edward Lawrie, araştırmalarını kaleme aldığı makalelerinin birinde kan hücrelerinin şekil olarak gerçekleştirdiği geçişleri anlatır: Bir sıtma hastasının kanında gördükleri "parazitler" (Laveran ve ekibinin parazit olarak yorumladığı) tüm gözlem boyunca önce hücre olmaktan bağımsız gibi hareket etmiş, sonra hücre duvarı belirip tekrar eski formuna dönmüştür. https://t.co/ZyAJWUN4Jl
Lawrie bir diğer makalesinde kırmızı kan hücreleri üzerinde yaptığı inceleme üzerine bu kan hücrelerinin şekil değişikliklerine gittiğini/"parazit" olarak yorumlanan formlara büründüğünü açıklar.
https://t.co/72GPsxZ4gZ
Günümüze dek kan hücreleri üzerinde gerçekleştirilen birçok inceleme de Lawrie'nin "kan hücrelerinin parazit olarak yorumlanan formlara dönüştüğünü" gösteren incelemelerini destekler.
94 senesinde Dr. Robert O. Young da günde 100 üniteden fazla insülin alan Tip 1 diyabet hastasının kan hücrelerinin bakteri formuna geçişini yaptığı incelemelerle belgeledi.
Bu kan hücrelerine ait mikrografları incelerseniz, kan hücrelerinin bakteri ve terliksi şekildeki "parazit" formuna da geçiş yaptığını görebilirsiniz.
https://t.co/lgYEIwkQUp
Sadece kan hücreleri değil, bakteriler ve diğer çeşitli mikroplar da vücutta toksisite şiddetine göre parazit formuna dönüşebilir.
Tüm bunlar, insan ve hayvan vücudunun "pleomorfizm" ilkesine göre kendini sürekli sağlıklı çizgiye çekme gayretinin bir göstergesidir.
100 trilyonu aşkın bakteri, mantar ve çok çeşitli mikropla birlikte yaşıyoruz.
Onlar kolonda, gastrointestinal sistemde, akciğerlerde, beyinde, meme bezleri, plasenta, seminal sıvı, rahim, yumurtalık folikülleri, tükürük, ağız mukozası, konjonktiva, safra dahil olmak üzere bir dizi insan dokusu ve biyolojik sıvının üzerindedirler. Vücut dışında ciltte, göbek deliğinde, koltuk altlarında vs. her alandadırlar.
Biz bir anlamda mikrop havuzuyuz.
https://t.co/ogGS0SLG4c
Mikroplarla birlikte olmamızın bir anlamı var: Leş olmadan canlılığımızı idame ettirmek...
Onlar vücutta miadı dolmuş ve kurtarılmayacak kadar hasarlı ve ölü hücre atıklarını tüketir. Sadece tüketmekle kalmaz, onları kendi enzimleriyle vücut için faydalı yapılara/biyoyararlanıma kazandırır.
Mikroplar insan ve hayvan vücudunun çöpçüleri, atık madde süpürücüleri, dönüştürücüleri, sağlıklı dokuları toksin yapılarından koruyan savunma sisteminin demirbaşı elemanlarıdır.
Tıpkı doğada olduğu gibi: “Mikroorganizmalar toksik elementleri suya, karbondioksite ve daha az toksik bileşiklere dönüştürür ve bunlar mineralizasyon olarak adlandırılan bir süreçte diğer mikroplar tarafından daha da parçalanır. Biyoremediasyon bakteri, mantar, alg vb. kullanılarak gerçekleştirilebilir."
Arsenikten tutun da cıvaya kadar çeşitli ağır metalleri ve toksik elementleri çözen bakterilerin listesine buradan ulaşabilirsiniz: https://t.co/rHQUzH0ZTo
https://t.co/rxMQUBDr4K
Ve işte bu harika organizmalar, vücutta hücrelerin karşılaştığı toksin yapılarının, toksisite maruziyetinin şiddetine göre "pleomorfizm"e uyar ve form değişikliğiyle, parazit olarak adlandırılan organizmalar şekline bürünür.
Parazitler insan ve hayvanların vücudundaki kan hücrelerinin ve mikropların form değiştirmiş hâlleridir!
Parazitler dışarıdan gelmiyor, hastalık yapmıyor bilakis mikropların baş etmekte zorlandığı toksisite ile baş etmeye çalışıyorlar.
Mikropların baş etmekte zorlandığı daha büyük toksik birikimlerle uğraşıyorlar!
Özellikle ağır metalleri biyolojik olarak biriktirir/topaklar ve onları biyolojik olarak parçalayıp çözerek/tüketerek dokuların ağır metalleri absorbe etmesini engellerler.
Parazitlerin ancak toksik bir ortamda bulunduğu, hatta toksik bir ortamın biyo-göstergesi sayılmalarına neden olacak denli bu durumun şaşmadığı artık kabul edilmektedir. O toksik ortama hiçbir olumsuz etkilerinin olmadığı da, toksik ortamı meydana getiren ağır metaller gibi kirleticileri biriktirip, parçalama görevinde bulunmaları üzerine bellidir. O ortamda belli bir görevle bulunurlar ve bu görevin dışına çıkmazlar.
https://t.co/ZGovhWbL7T
“Balıkların bağırsak helmintleri, sucul ortamlarda ağır metal kontaminasyonu için potansiyel biyoindikatörler olarak giderek daha fazla ilgi görmektedir. Bu parazitler arasında özellikle sestodlar ve akantosefaller, yerleşik serbest yaşayan nöbetçilerin kapasitesini aşan muazzam bir ağır metal biriktirme kapasitesine sahiptir. Saha ve laboratuvar çalışmalarında, akantosefallerde konak dokularına göre birkaç bin kat daha yüksek metal konsantrasyonları tanımlanmıştır.”
https://t.co/UNCZz86Hz8
Parazitler ağır metalleri biriktirip, parçalayıp tüketmektedir böylece dokuları ağır metal zehirlenmesinden korumaktadır. Her ne kadar bu tarz çalışmalarda parazitler vücuda “dışarıdan gelen” gibi lanse edilse de parazitler üzerine burada verilen bilgiler son derece önemlidir. Bu bilgiler eşliğinde anlaşılmalı ki, parazitler üzerine kendi literatürlerinde yer alan “parazitler konakçıyı sömürür ve ona zarar verir/hastalığa sebep olur” gibi kanıtsız iddialar kendiliğinden çürütülmektedir zira parazitlerin vücut içinde son derece faydalı faaliyetlerde bulunduğu görülmektedir. “Bulaşan/enfekte eden unsur” bu faaliyetlerde bulunmaz. Parazitler dışarıdan gelmiyor, zaten oradaydılar ve vücudu toksisite maruziyetinden korumak için çalışıyorlar.
“Balıkların kaslarındaki ilgili metal konsantrasyonları, balıkların taşıdığı iki tür tenyanın dokusunun metal konsantrasyonları ile karşılaştırıldığında, tenyalar konak dokularına kıyasla 12,5-18,9 kat daha fazla kurşun, 2,3-3 kat daha fazla kadmiyum ve 4,4-14,1 kat daha fazla krom biriktirmiştir.”
https://t.co/GYc73DQkff
“Helmintlerde konak dokularına kıyasla daha yüksek bir ağır metal konsantrasyonu ortaya çıkarıldı. Hem kadmiyum hem de krom emilimi için biyokonsantrasyon faktörü ‘moniliformis moniliformis’ isimli parazitte, karşılaştırılan üç konak dokusuna kıyasla 10 kattan daha fazlaydı.”
https://t.co/fa03xvDYWv
“Sonuçlar, Hymenolepis spp.'nin (bir çeşit tenya) son konakçılarına kıyasla ağır metalleri biyolojik olarak biriktirme konusunda çok daha büyük bir yeteneğe sahip olduğunu ortaya koydu.”
https://t.co/0bXjW92VdH
Çok daha fazla kanıt için buradan devam edin: https://t.co/kpYxmcgEUh
Sadede gelelim.
Nebahat Bulut isimli şarlatan bir haber paylaşıyor, "Kediden bulaşan parazit genç kızı kör etti." başlığıyla...
Ne bir bilimsel kanıt ne de bilimsel kanıta yaklaşan herhangi bir şey var ortada.
Bu şarlatan, bir doktor gibi değil de düpedüz bir PSYOP ajanı gibi hareket ediyor ve sosyal medyanın en aşağılık trol ordusu da desteğine verilmiş gibi görünüyor.
Bu trol ordusu, bu şarlatanın hangi yalanını yakalayıp doğrusunu söyleme girişiminde bulunsanız, ağza alınmayacak en pis küfürleri, hakaretleri anında yönlendiriyor sizlere.
Annenize, babanıza, evladınıza saydırıyorlar.
Öyle insanlıktan fersah fersah uzaklaşmış, ilkel, yabani, bilimsiz, akılsız, ahlaksız bir çete...
Topuk kanı vermek istemeyen ailelere hakaretler yağdıran, sanki o bebeğin üzerinde bir iradesi, bir tasarruf hakkı varmış gibi "topuk kanı zorbalığı"na sarılan bu mahluk, aynı zamanda var olmayan "kuduz virüsü" üzerinden kuduz propagandası da yapıyor.
Beraberindeki trolleriyle şimdiye dek yok yere kuduz aşısı zehrini aldırdıkları insanların haddi hesabı yok.
Basit bir kedi tırmığından dahi korkuttukları insanlara, gidip alüminyumdan cıvaya, formaldehitten polisorbat80'e kadar çok çeşitli ağır metallerin ve toksik kimyasalların olduğu aşıları aldırdılar.
Nice insanın aşılarla hasta olmasına, sakat kalmasına ve ölmesine sebep oldular.
Şimdi aynı ekip "kedilerden parazit bulaşıyor" propagandası yürütüyor.
1. Ne kedilerden ne de diğer hayvanlardan parazit bulaşı diye bir şey söz konusu değildir!
Parazitler bulaşan, dışarıdan taşınan, hastalık yapan organizmalar değildir!
Kedide, sivrisinekte, kenede, kuşta vs. olan parazitler zaten insan vücudunda da yer alır; hayvanlarda olduğu gibi bu organizmalar kan hücrelerinin ve mikropların toksisite şiddetine göre gelişmiş, şekil değiştirmiş formlarıdır.
Kedileri sahte parazit hikayeleriyle hedef almalarının bir nedeni var: Evlerden kedileri uzaklaştırmak.
Evlerinizde kedileri istemiyorlar.
Çünkü evlerinize yakın gelecekte sokmak istedikleri "şey"lere karşılık kediler uyarıcı ve koruyucu olacak.
Kedi varsa, bunu yapamazlar.
(Şimdilik bu kadar açıklama yapmam gerektiğini düşünüyorum, zamanla detaylı konuşacağız.)
Küreselci iblis çetesi kedilere savaş açtı.
Nebahat Bulut gibi şarlatanlar da sosyal medyada PSYOP görevini üsteleniyor.
2. Eğer son dönem görme kaybı yaşayan insanlar varsa bunun sorumlusu parazitler değil, aşılar ve özellikle Covid aşılarıdır!
Bakın burada canlı bir örneği var:
https://t.co/JcLdsbARQz
(Aşı hasarı yaşayan bu kadıncağız belli ki "komplo teorisyeni" etiketi almamak için biraz da ürkerek bu kısa videoyu atmış. "Yan etkiler olabiliyor" gibi bir açıklama getirmiş ve aşılama sonrası "kör" olan insanların sayısını da küçültmüş. Hayır, aşılama sonrası görme kaybı yaşayanların sayısı çok fazla. Yan etki diye de bir şey yok, "beklenen etki" var! O Covid aşıları soykırım silahlarıydı ve bu gerçek, komplo teorisi falan değil)
Bakın yalnızca İngiltere'de COVID aşılarından sonra 10.000'den fazla göz rahatsızlığı bildirimi yapılmış. Üstelik aşılama programı henüz sürerken... Yıllar içerisinde bu sayıyı defalarca kez katlayabilirsiniz.
https://t.co/sbycwfjM3T
Ve sonunda bir lütfederek Covid aşılarının görme sorunlarına sebep olduğunu kabul etmişler:
https://t.co/drcSWfODpw
"Kediden bulaşan parazit genç kızı kör etti" yalan haberinde, ortada gerçekten kör olan bir genç kız var mı bilmiyorum, eğer öyle biri varsa, bu genç kızın aşı geçmişi muhakkak araştırılmalıydı.
Fakat yalan haberi paylaşan şarlatanlar bu dürüst yola başvurmadan doğrudan kedileri suçlama yoluna gitti.
Bu yaptıklarının adı, aşı hasarlarını örtbas etmektir!
Bu sadece bir sahtekârlık değil, bu vatana, millete ihanet etmektir!
Nebahat Bulut ve peşine taktığı trolleri;
EVLADINA AŞI YAPTIRMAMA VE TOPUK KANI ALDIRMAMA GİBİ ANAYASAL HAKKI BULUNAN ANNE BABALARA TOPUK KANI DAYATMASINDA BULUNDU,
YOK YERE İNSANLARA KUDUZ AŞILARI ALDIRIP, BU İNSANLARIN HASTA OLMASINA, SAKAT KALMASINA VE ÖLMESİNE SEBEP OLDU,
ŞİMDİ YALAN YANLIŞ HABERLERLE PARAZİTLERİ HASTA ETMEKLE SUÇLAYIP, KEDİLERİ EVLERDEN UZAKLAŞTIRIP, İNSANLARI IVERMECTİN GİBİ KISIRLAŞTIRICI ANTİPARAZİTER ZEHİRLERİ ALMAYA YÖNLENDİRİYOR.
Apaçık suç işliyorlar!
Gerçek bir adalet sisteminde yerleri hapis olurdu.
Fakat sahtekârlık çağındayız.
Allah kahretsin ki insanları zehirlemeye devam ediyorlar.
@AvarBanu Genel olarak her zaman olduğu gibi varsayımlar üzerinden hareketle belli bir düşünceye hizmet ediyor gibi bir durum var. Ama bazı cümleler gerçekleri yansıtıyor hocam.
Sevgili Ümraniye Belediyesi, bu dükkana defalarca söylememize rağmen maalesef bu kaldırım işgalini bir türlü sonlandırmadılar. Biliyorsunuz ki burada bir otopark var ve çıkışında bu kaldırım işgalinden dolayı arabanın içerisinden yolu görmek çok zor. @umraniyebeltr@ibbzabita
Sevgili Ümraniye Belediyesi yetkilileri Namık Kemal mahallesi sade Sokak’taki bu çukurları bir düzeltseniz. İnsanların arabaları zarar görmesi ve rahat rahat yolda yürüyebilsek keşke @umraniyebeltr
Hem @uskudarbld hem @Beykoz_Bld sosyal tesislerinde tadilata başlamış.
Sorum şu geçen sene hizmete alınmış bir çocuk köyünü niye tadilata sokuyorsunuz? Bunu duyurunda insanlar boşa kilometrelerce yol gelmesin.
@haskologlu
Emre Cemil Ayvalı: AKP Medya Başkan Yardımcısı( Eski )
Abdurrahman Kurt ( AKP MYK üyesi, eski AKP milletvekili)
Fetö terör örgütü, AKP ( BİZ DİYOR ) ,ABD ...
Hep beraber Türk Ordusuna karşı operasyon yaptık.
Bu kanunen büyük suç.
Yurtdışı düşman mihraklarla Türk milletine karşı SUÇ işlediklerini itiraf etmişler...
Henüz CUMHURİYET SAVCILARI iddianame hazırlamamış olmalı.
Şimdi komple tasfiye işleri.
Nedense bu operasyonlar...
Erdoğan, Trump ,Putin görüşmesinden iki gün sonra başladı.
Acaba diye vatandaş olarak düşünüyorum.
Bu itirafları AKP yandaşı kanal CNN TÜRK'TE milletin gözünün önünde yapmışlardı.
Cumhuriyet Savcıları bekliyor ,vatandaş neden beklendiğini düşünüyor.
İDDİANAME ne zaman hazırlanır?
#Atabey19HHK
#HüseyinHakkıKahveci
#OndokuzBiziz
#SonDakika