Ortaçağ müellifleri onu “Göçerevlü Türkmen” namıyla anıyordu. O ki Türkmen’den bir kısım, Ertuğrul etrafında birleşmiş Söğüt’ü mesken edinmişti. Ertuğrul oğlu Osman burada kök saldı ve Göçerevlü o günden sonra Osman’ın namı ile anılır oldu... Osman Bey’in vefatının 700. yılına atfedilen bu çalışma, Osman'ın unutulan Türkmen-Oğuz yüzünü görünür kılmak ve bu geleneğin Asya ile kök irtibatını irdelemek maksadıyla hazırlandı. Arkeolojiden nümismatik ve tarihe farklı bilim dallarını bir araya getiren “Kökler: İklim-i Rum” müstakil bir çalışma olmasına rağmen, yine KÖKLER üst başlığı ile daha önce yayımladığımız “Yay Çeken Kavimlerin Şafağı” adlı eserin tamamlayıcısı niteliğindedir… 2025 Baskısı yetişti, ancak Ocak'ta satışta... Orijinal makaleler ile yanımızda olan kıymetli hocalarımıza ve Ötüken Neşriyat'a sonsuz teşekkürler... Kitapta 22 Makale, eklerde yeni bir İbn Haldun çevirisi, Atsız'ın baskısı olmayan bir tarihi ve Osman Gazi şeceresi bulunuyor... @ali_aka@h_ihsan_erkoc@uydu_yucel@olgaysyler1@ESonnurOzcan@vgokberkm@ycemalgalata@yusufhalacoglu@EvimizdeTarih@otukennesriyat@GokturkOmer@OuzhanMuratztr
Kadeş barış antlaşmasına ait yeni bir tablet parçası keşfedildi... Çorum Hattuşa kazılarında bulunan parça, Mısır ve Hatti ülkelerinden kaçan kişilerden söz ediyor ve bu kişilerin evlerinin tahrip edilmemesine ilişkin ifadeler içeriyor...
Alevi-Bektaşi geleneği ve Şamanizm konulu çalışmalar giderek çoğalıyor ancak bunların önemli bir kısmı, zorlama benzerlikler üstüne kurgulanmış sentetik şeyler... Mevcut literatürün lüzumsuz tekrarı konusuna hiç girmiyorum... Gerek Şamanizm gerekse Alevi-Bektaşi geleneği beslenme kaynakları açısından zengindir ve bu kaynaklar bazen her iki geleneği de haricen beslemiştir. Her sakallı bizim dedemiz değildir vs vs...
Diyarbakır'daki Çayönü kazılarında 9 bin yıllık maden işliği açığa çıkarıldı. Malakit ve bakır onlarca buluntunun keşfedildiği işlik, hammadde kullanımından mamül boncukların elde edilmesine kadar geçen üretim zincirini gösteriyor... Çayönü, eski bir kazı yeri ve metal buluntular eskiden de biliniyordu ancak yeni bulgular çeşitliliği ve tarihsel seyri göstermesi açısından çok kıymetli... Sosyal medya, bulguları artık çok hızlı duyuruyor tabii, eski keşifleri anmak için de bizlere ayrıca vesile oluyor 🌿 Foto: AA
Mustafa Kemal Paşa’nın Mısırlılara Teşekkürü
Mısır Hilâl-i Ahmer’i Anadolu gazilerine 37.250 lira göndermiştir.
"Cemiyet-i Hayriyenizin Anadolu Harb-i musâibizdeleri ihtiyacına sarf olunmak üzere der-sadat Hilâl-i Ahmer merkez-i umûmîsine irsal olunan bin beş yüz İngiliz lirası ile on yedi bin iki yüz elli Osmanlı lirası Hılâl-i Ahmer’in teşrihi mahsûsu tarafından teslim edilmiştir.
Mısır erbab-ı fütüvvet ve insaniyetinin Türkiye’ye her olgun ve musâib zamanında ibraz eylediği nâm-ı hâl kalbinden bilinir ve takdir edilir. Bu defa da cemiyet-i muhteremeleri vasıtasıyla Anadolu muhacirîn ve mazlûm zükûrâtına vâki olan maunât-ı âlicenâbâneden dolayı teşekkürât-ı samîmiyemi ricâ ve gerek bu iâne-i nâmiye-i zâtiye gerek cemiyet-i muhteremelerinin derhâl iâne-i maunâtı olmak bahtiyârı anı ileme efendim."
Türkiye Büyük Millet Meclisi Reîsi Baş Kumandan
Mustafa Kemal
Ayrıca bir de Bardakçı'nın aile yakınlıkları konu olmuş. Bu yakınlıkları değerlendirmek esas olay bence; ayrıca herkes paşa, padişah, sultan tarihi yazmak zorunda değil ki... Anadolu İstiklal Harbi ve Cumhuriyet hikayeleriyle ve de sayısız belgeyle dolu, cami, türbe, mezarlık okunmayı bekleyen taşlarla dolu...
Murat Bardakçı'yı pek çok Türk tarihçiden daha tarihçi yapan şey onun evrakla olan bağı... Devlet arşivlerinde duran belgelerle bir ömür bitmez. Devletin sana sunduğu evrak dışında ne keşfettin, hangi tarihi belgeyi, kitabeyi, hangi hatıratı, hangi el yazması eseri kurtardın, nüshası olmayan kaç süreli yayını günyüzüne çıkardın, kaçını neşrettin, tarih kaynaklarımıza artı ne katkın oldu... Devlet arşivi elbette temeldir, gerçek bir araştırmacı ise çok daha fazlasını talep eder... Bardakçı'nın mizacı ayrı bir mevzu, ben kitaplara bakarım...
Herkes isme takılmış... Ancak esas mesele özellikle yakın tarihimiz için çoklu kaynak kullanımının önemini vurgulamaktı... Sağda solda, köyde beldede, şehirde yitip giden evrakı kurtarmak, aile aşivlerini değerlendirmek, bunları tarihe kazandırmak... Ben bunu tarihçiliğin çok önemli bir mesuliyeti olarak görüyorum, görmeyene sözümüz yok...
Etnografik Kırgız-Kazak başlıkları ve ünlü Altın Elbiseli Adam... İskit-Saka kültürüne ait miras, pek çok açıdan Türk soylu halklarda devam etmiştir. Hint-Avrupa teorisi, çağlar boyu süren böyle bir kültürel evrilme ve de devamlılık çizgisi gösterememiştir. Kırgız ve Kazak müzelerinde bulunan etnografya bölümleri, açıkça antik devirlerin doğal bir uzantısı hissini veriyor, çünkü bazı teknik yenilikler haricinde "kültür" olduğu gibi devam ediyor...
Karahantepe'de keşfedilen 11 bin yıllık leopar sırtına oturmuş adam heykeli ve ilişkili diğer Neolitik örneklerden bahsettik... Kronolojik hiç bir bağı olmasa da konunun Ortadoğu'da ne kadar derin olduğunu gösteren güzel bir örnek daha mevcut... 16. Yüzyıl minyatür örneğinde leopar üstünde "Lokman Hekim" betimi...
Karahantepe'de leopar sırtına oturmuş 11.000 yıllık bir insan heykeli bulundu... Anadolu Neolitik sanatında ve inanç dünyasında "leopar-insan" ilişkisi güçlü bir birliktelik sahneler, her yeni keşif bu ilişkinin kökleri ve yayılım coğrafyasını daha da netleştirmektedir. Çatalhöyük'ten leopar kabartması ve leopar postuna sarılmış bir adam tasviri ile sağ altta Karahantepe örneği...