ZP lideri Ümit Özdağ:
"💥Fener Rum Patriği Erdoğan’ın Heybeliada Ruhban Okulunun açılması için talimat verdiğini açıkladı. ABD’nin Heybeliada Ruhban Okulunun açılması için baskı yaptığını biliyorduk. Erdoğan’ın bu baskılar teslim olduğu anlaşılıyor.
💥Batı Trakya Türk azınlığa Yunanistan her türlü baskıyı yapmaya devam ederken Heybeliada Ruhban okulunun yüksek okul olarak ancak YÖK’ten bağımsız olarak kurulması Ekümenik Patrikliğin kabul edilmesinin ilk adımıdır.
💥Bundan sonra ki süreçte Rum vakıflarının birleşmesi, dışarıdan fon/kredi bulmaları ve vakıf gayrimenkulleri üzerinde tabii yandaş şirketlerin inşaatları başlayacaktır.
💥İstiklal Harbimizin kazanımlarını kaybediyoruz."
@umitozdag
Bu ülkede omurganı koruyup, yan çizmeden düz yürümek gerçekten çok güç.
Bunu başarabilen insanların bir yerlerde yükselebilmelerine de sistem izin vermiyor.
İdealist insanları sömüren, tüketen ve dışarıda tutan bir anlayış var.
Bir karartı gibi önce gizleniyor, sonra üzerine çöküyor.
Liyakatin, adaletin tartışıldığı gün adaleti kaybediyoruz.
İnandıklarımız, inanacaklarımız belirsizleşiyor.
Güvenebileceğimiz ne bir yapı, ne bir insan, ne de bir kurum kaldı.
Dolandırıcılar, riyakârlar, omurgasızlar, iftiracılar, kollananlar ve hak yiyenler el üstünde, başrollerde…
İdeallerini, ülküsünü ne pahasına olursa olsun korumak isteyen azınlık, susturulmuş ve ötekileşmiş sessiz çığlıklar içerisinde…
Anlamsız geliyor bazen; tüm anlam verdiklerimiz…
Yunan Profesör Aleksis Iraklidis;
"Yunan Dışişleri Bakanlığı'nda 15 yıl diplomat olarak görev yaptım. 'Türkiye agresif değil' diyebileceğim kadar kendime güvenle söyleyebilirim.
"Altı maddeden ikisi, yani 'hava sahası ve FIR hattı' konularında, Yunanistan tamamen haksızdır…”
Bu ülkede artık bir Türk sorunu var!
Türk milletinin kullanamadığı plajları Ortadoğulu kaçaklar işgal ediyor.
Bu ülkede ırkçılık Türk milletine yapılıyor!
🔴 Cihat Yaycı :
‼️Türk vatandaşlarına çağrım şudur: Tatil planı yaparken sadece denizi, oteli ve fiyatı değil; ülkemizin çıkarlarını, ekonomik gücünü ve milli hassasiyetlerini de düşününüz.
Yunanistan, Türk turistleri dostluk ve karşılıklılık anlayışıyla değil, ekonomik ihtiyaç nedeniyle kabul etmektedir. Bugün Türk vatandaşlarına uygulanan kapıda vize sistemi tüm Yunanistan için geçerli değildir; yalnızca Türkiye’ye yakın ve ekonomileri büyük ölçüde Türk ziyaretçilere bağımlı hâle gelen belirli adalarla sınırlıdır. Üstelik bu uygulama geçici ve süreli bir istisnadır.
Buna karşılık Yunan vatandaşları Türkiye’nin tüm sınır kapılarından kimlik kartlarıyla giriş yapabilmekte, hatta birçok durumda süresi geçmiş kimlik kartlarıyla dahi kabul edilmektedir. Türk vatandaşları ise hâlâ vize uygulamalarına tabi tutulmaktadır. Bu durum karşılıklılık değil, açık bir eşitsizliktir.
Bugün Adalar Denizi’ndeki bazı adaların esnafı, restoranı, oteli ve ticareti büyük ölçüde Türk turistlerin harcamalarıyla ayakta durmaktadır. Ancak aynı Yunanistan; 19 Mayıs’ı, yani Türk Milletinin bağımsızlık mücadelesini başlattığı günü sözde “Pontus Soykırımı Günü” ilan eden, nesillerine Türkiye karşıtı tarih anlatıları aktaran, Batı Trakya Türklerinin Lozan’dan doğan haklarını yıllardır kısıtlayan ve Türkiye’ye yönelik maksimalist taleplerini hiçbir zaman tamamen terk etmeyen bir devlet politikası izlemektedir.
Dolayısıyla mesele yalnızca turizm değildir. Harcanan her kuruşun ekonomik olduğu kadar siyasi ve stratejik sonuçları da vardır. Bugün bazı adaların ekonomileri Türk turist sayesinde ayakta dururken, aynı devletin uluslararası platformlarda Türkiye’nin hak ve menfaatlerine karşı faaliyetlerini sürdürmesi, Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’de Türkiye aleyhine politikalar izlemesi üzerinde düşünülmesi gereken bir çelişkidir.
Elbette herkes tatilini istediği yerde yapabilir. Ancak vatandaşlarımız harcadıkları her kuruşun ekonomik, siyasi ve stratejik sonuçlarını da düşünmelidir. Kendi ülkesinin turizmine, esnafına ve ekonomisine katkı vermek sadece bir tatil tercihi değil, aynı zamanda milli bilinç ve sorumluluk meselesidir.
Unutmayınız; bir milletin gücü yalnızca ordusundan değil, ekonomisine sahip çıkan vatandaşlarının tercihinden de gelir.
14 yaşındaki şahıs tarafından canice katledilen Atlas Çağlayan’ın annesi Gülhan Ünlü:
“Katilin yaşı 14 ve sadece Atlas’ı katletmesinden dolayı iddianamede 15 yıl üzerinden indirim uygulanıyor.
O zaman ceza 10 yıla düşüyor, yatarı sadece 5 yıl oluyor. 3 yıl kapalı, 2 yıl açıkta yatacak.
Bu ceza katile verilmiş bir ceza değil, bizlere verilmiş bir ceza.
Katilin yaşı yoktur. Yetişkin olarak yargılansın istiyoruz.”
DEM'lileri ortalıkta gören var mı?
Hani demokrasi, insan haklarını ağızlarına pelesenk etmiş çirkin suratlı DEM'liler nerede?
Çünkü onların derdi PKK ve teröristbaşı Apo.
"Butlan" dumanı altında bebek katili alçak Apo'yu ziyaret edip emirlerini aldılar.
Şimdi de Bahçeli ve AKP'ye zeval gelmesin diye duacılar. Ülke isterse yerle bir olsun, isterse yoksulluk arşa çıksın umurlarında değil. Teröristbaşı piskopat megaloman Apo'nun ağzına bakıyorlar.
Sinsice teröristler için yasa hazırlayıp arka odalarda AKP ile yeni Anayasa pazarlığı yapıyorlar. Böyle bir partiye hiçbir ülke müsaade etmez, kapatılmalıdır.
Resen ataması yapılan öğretmenlerimiz perişan oldular!
‼️Hamile olanı var!
‼️Çocuğu 8. Sınıf olan var!
‼️Çocuğu 12. Sınıf olan var!
‼️Evinde hastası olan var!
‼️ Sağlık sorunu olan var!
‼️VAR‼️
‼️VAR‼️
‼️VAR‼️
HUZUR YOK‼️
HUZUR BIRAKMADINIZ‼️
@tcmeb@Yusuf__Tekin
#resenatamaiptal
Instagramda 671 Bin takipçisi olan Ecrin Su Çoban'ın
Discordda panel kullanarak insanları nasıl zorbalayıp şantaj yaptığını ve depremzedelerin dolandırılmasıyla dalga geçtiğini göstericem. Ali Yerlikayayı etiketleyip bu tweeti paylaşıp gerekli yerlere ulaştıralim ++