Analar ne dalyanlar doğuruyor diyerekten söze başlama dürtüselliğimi durduramadım şuan. Flörtünüz, beklediğiniz ilgi ve alakayı vermiyorsa analar ne dalyanlar doğruyor, sizi sevecek, hakettiğiniz değeri verecek birini bulursunuz. Deli misiniz size kapalı kapının önünde medine dilencisi gibi bekliyorsunuz. Böyle yaparak sadece kendi değerinizi düşürüyor ve kafayı tırlatıyorsunuz. Zaten çok mantıksız siz de kabul edin; karşınızdaki kişi size cevap vermiyorsa bir sayfa yazıyorsun kısacık cümlelerle cevap veriyorsa, seni biraz olsun daha fazla görebilmek için zaman yaratmıyorsa, soğuk davranıyorsa, bekletiyor ve kara yağız yiğit bir delikanlının seni alıp götürmesinden çekinen bir acelesi yoksa anlamalısınız.
Siz ikinci, hatta üçüncü, beşinci sıradasınız.
Bunu kendinize yaparak bilinçaltınızı kodluyorsunuz.
“Ben bu kadar az değerle yetinmeliyim, kimse bana daha fazlasını vermez.”
Hayır verir, o herif doğru kişi değil!
Doğru kişiye denk gel bak nasıl ayakları sana koşarken kıçına vuracak.
5 dakika daha fazla seni görebilmek için çabalayacak.
Kimsenin peşinden koşmayın ayrıca, eril/dişil dengesini bozmayın.
Yer yüzünde hiç bir dişil yaratılmış, erkeğin kapısında beklemez.
Doğanın dengesine bile ters…
Birilerinden sürekli özür veya adım beklemeyi bırak,enerjini kendine çek,senin hayatta özür borçlu olduğun tek bir kişi var, o da bizzat kendinsin.
İyileşmeyeceğini bile bile iyileşir diye çabaladığın kişileri, yürümesi imkansız o bitik ilişkileri zorla sürüklediğin ve sana zerre değer vermeyenleri kendinden üstün tuttuğun için...
Sırf başkaları yüzünden kendi değerinden şüphe ettiğin, potansiyelini hiç ettiğin her saniye için kendine özür borçlusun.
Yüksek frekanslı bir dişil enerjinin, bir adamın ruhunu onaracak gücünü asla küçümsemeyin.
Eğer bir erkek gardını indirip bu sevginin onu dönüştürmesine izin verirse, hayatı boyunca varlığından bile haberi olmadığı o sarsılmaz maskülenliğe seviye atlar.
Ama burada bir sınırımız var: Kendi muazzam şifa enerjinizi ve sevginizi, sadece o duvarları yıkmaya ve bu sevgiyi almaya cesareti olan adamlar için kullanın. O frekansta olmayanları kurtarmaya çalışarak enerjinizi tüketmeyin.💋💋
Bazı insanlar, onlarla kalmak için ne kadar çabaladığına bakmaz ve seni asla seçmez. Kalbinin ne kadar temiz olduğunun veya harika bir hayat arkadaşı olacağının onların gözünde zerre önemi yoktur.
Bunu kişisel algılamayı bırakın. Sorun sizde değil, elmasın değerini bilmeyip cam parçası seçen o vizyonsuzlukta. Sizi seçmeyen kimseye kendinizi kanıtlamaya çalışmayın.
Birine ne kadar çok şans verirseniz, onu iyileştirmek için çabalarsanız size olan saygısı o kadar azalır.
Sizi kaybetmekten korkmazlar çünkü ne yaparlarsa yapsınlar o masadan asla kalkmayacağınızdan çok emindirler.
Standartlarınızdan asla taviz vermeyin ve sırf birileri hayatınızda kalsın diye saygısızlığa boyun eğmek yerine, o mesafeyi koymayı bilin.
Erkekte kıstaslarımız da böyledir mesela. Herkese gülümsemeyen, bir tık mesafeli, asla vıcık vıcık ilişkileri olmayan, insanlara sınır koymayı bilen, her şeye gülmeyen ve ilgi çekmek için çokça süslenmeyen eril gibi eril olmalı. Her dişile gülümseyen sırıtık erkekle olmaz.
İnsanın yaşadığı maddi-manevi bereketsizlik ve giderek artan zorlukla, dedikodu ortamlarına olan yakınlığı arasında hiç hafife alınmayacak bir ilişki var. Kendinize yapabileceğiniz en büyük iyilik dedikodu ortamlarını terk etmek. Hayatınızda nelerin değişeceğine şaşar kalırsınız.