AKP, Paris davasını kaybetti!
Gizlenen dava sonucuna ulaştık.
Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin;
AKP’nin, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında yaptığı usulsüzlükler nedeniyle;
Türkiye aleyhine hükmettiği 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık ceza kararını iptal etmek için başvurduğu Paris İstinaf Mahkemesi’ndeki davanın kaybedildiğini belgeledik.
Artık 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık tahkim cezasının ödenmesi için geri sayım başladı!
Peki süreç nasıl gelişti?
13 Şubat 2023’de Uluslararası Tahkim Mahkemesi aldığı kararla;
AKP’nin, 21 Mayıs 2014 – 30 Eylül 2018 tarihleri arasında, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında;
Irak Merkezi Hükümetinin izni olmaksızın⬇️
1.) Irak’a ait petrolü usulsüz olarak taşıdığı,
2.) Ceyhan Limanı’nda yüklemesini yaptığı,
3.) Irak devletinin satış fiyatının altında bu petrolün satılmasına neden olduğu gerekçesiyle,
Türkiye’nin Irak’a net 1 Milyar 471 Milyon Dolar tazminat ödemesine hükmetmişti.
277 sayfalık Nihai Tahkim Kararını ilk kez kamuoyuna belgeleriyle biz açıklamıştık.
AKP ise verdiği yanıtta;
Bu cezayı içeren tahkim kararının iptali için Paris’te dava açtıklarını açıklamıştı.
Yaptığımız araştırma neticesinde;
AKP’nin, uluslararası tahkim kararına karşı Paris İstinaf Mahkemesinde açtığı ‘Kararın İptali Davasını’ kaybettiğini tespit ettik.
Sonuç⬇️
1 Milyar 471 Milyon Dolar tutarındaki ceza ödemesi için geri sayım başladı!
Bu devasa ceza tutarı, mutlaka Tayyip Erdoğan’ın ve ilgili AKP’li yöneticilerin mal varlıklarından tahsil edilmelidir!
İşte resmi belgeler⬇️
Kaynak: 10 Mart 2026 tarihli Paris İstinaf Mahkemesi Kararı (Fransızca Orijinali, Türkçe Çevirisi)
Ekrem İmamoğlu’nun duruşmadan çıkarılması talimatı verilmeden önce mahkeme başkanıyla arasında yaşananlar şöyle:
Ekrem İmamoğlu: Yani işin temelinde Cumhurbaşkanı adaylığı var, Cumhurbaşkanı olmak var. Ülkenin bugünkü Cumhurbaşkanı'nın bu işe nasıl muhatap olduğuyla ilgili bizim düşüncelerimiz var. Ekrem İmamoğlu'nun Türkiye'ye nasıl baktığı meselesi var. Elbette burada yargılanan bütün arkadaşlarımızın da sizin huzurunuzda gelip anlattıkları, kendilerini savundukları, olaylara dair olmadıkları hususlar var. Bakınız, 63 duruşma bitti. Tek bir delil evrak ekrana iddia makamınca yansıtılamadı. Tek bir evrak, tek bir ses kaydı, tek bir delil, tek bir husus yansıtılamadı. Şimdi siz, iddia makamını zaten biz kınıyoruz, yok sayıyoruz. Her türlü bunu bir saldırı olarak, hukuk cinayeti olarak görüyoruz. Ama şu anda bizim güven duyarak yüzünüze baktığımız ve ömür boyu yüzünüze bakacağımız böyle bir süreçte bu yanlış kararın altında gerçekten yere düşen Türk yargısına kimsenin tekme vurmasına müsaade etmeyin, çok net söylüyorum. Tekmelemesine müsaade etmeyin. Onun için beni susturmanın ne faydası var? Bakın yani dünya liderleri Türkiye'de, Ankara'da, böyle bir ortam oradayken Ekrem İmamoğlu'nun burada susturulmasını kime izah edebilirsiniz? Yani hangi ülkeye, hangi paydaşa, hangi ortama ikna anlatabilirsiniz?
Mahkeme başkanı: Şöyle, itirazları sabırla dinliyoruz. Sabırla dinliyoruz.
Ekrem İmamoğlu: Sabırla dinlemiyorsunuz.
Mahkeme başkanı: Sabırla dinliyoruz itirazları, sabırla dinliyoruz. Şimdi şöyle; bu programın bu kadar, yine söylüyorum, gecikmesine neden olan bir sebep de ben değilim. Biz ısrarla ve sabırla tüm, tüm yargılama boyunca, tüm yargılama boyunca savunma haklarına müdahil olmadık. Ancak burada iyi niyetli, iyi niyetli, iyi niyetli... iyi niyetli olmayan birtakım davranışlarla yargılama süreci bu noktaya getirildi. Şimdi sus... Bizim burada sizi susturma gibi bir durumumuz söz konusu değil. Biz bir program yaptık, bu programı belirttik. Alt katlarımız da buradayken, sanıklarımız da buradayken bunu herkese takvimi söyledik, tamamlayacağımız günü söyledik. Israrla uzatmak için sürekli pazarlık halinde biz burada iki gün kaybettik fazladan. Yani bunu sizin savunmanızın üzerine ekledik. Yani bu anlamda...
Ekrem İmamoğlu: Hangi 2 günü kaybettik Sayın Başkan? O pazarlıklar nerede? Hangi pazarlık Sayın Başkan? Ben pazarlık falan yapmadım. Perşembe sabahı saat
Mahkeme başkanı: Ekrem Bey şu anda da aynısını yapıyorsunuz. Bakın ben size şu an şimdi bakın bir yargılama, bir usul var.
Ekrem İmamoğlu: Mikrofonu alıp size sadece 10 dakika izahta bulundum. Nasıl engel oldum ben anlamadım?
Mahkeme başkanı: Şimdi yargılamanın bir usulü var.
Ekrem İmamoğlu: Evet.
Mahkeme başkanı: Bu usulün dışında hiçbir şey yapmıyoruz. Şu an huzura almışız. Hakkınızdaki isnatlar belli, iddianame belli. 4 ay yargılama sürdü. 4 ay öncesinde tensip zaptından yargılama başlayıncaya kadar 8 aylık bir süre geçti. Yani burada şu an ya savunmanızı alacağız ya da savunma almıyorsak susma hakkınızı kullandığınızı yazacağız zapta, celseyi kapatacağız. Takdir sizin. Yani bu anlamda ben ben şimdi burada hani bunun pazarlığını yapacak mecrada, makamda değilim. Belirlediğimiz belirlediğimiz bir takvim var, bu takvime uyun. Yani biz makul de bir süre veriyoruz herkese. Bu anlamda da savunma hakkım kısıtlandı algısı yaratarak böyle şey yapmayın yani. Biz burada hangi soruyu sormanızı engelledik? Ya avukatlarınız niye ısrarla ses çıkarıyorlar ya? Yani niye? Şimdi hangi soruyu hangi soruyu sordunuz engelledik? Ya ısrarla takvimi bu hale getirmek için elinizden geleni yaptınız hep beraber. Yani burada şu an bu şekilde bağıran, ses çıkaran avukatlarımız mı bu şekilde aynı zamanda? Burada bize burada bize iddianame dışında bakın Ekrem Bey iddianame dışında bize burada ses kayıtları dinlettirilmedi, sporcu görselleri izlettirilmedi yani yapmadığınız şey kalmadı burada. Ondan sonra da savunma hakkımız kısıtlandı. Böyle bir şey yok yani. Savunma hakkı bu kadar sınırsız da bir şey değil yani bunun makul bir süresi var yani.
Ekrem İmamoğlu: Kimin kısıtlanmasından bahsediyorsunuz? Buradaki sanıklar hak arama derdinde. Neyin sporcusu, neyin şeycisi? Sayın Başkan, ne gerekiyorsa
Mahkeme başkanı: Biz buradayken beraber izledik bunu.
Ekrem İmamoğlu: Bakın bu insanlar 16 aydır hapiste, 16 aydır tutuklu.
Mahkeme başkanı: Ekrem Bey savunmanızı yapıyorsanız savunmanıza geçelim. Savunma yapmayıp bu şekilde dönüp buraya pazarlık yapmak için geldiyseniz salondan çıkartacağım.
Ekrem İmamoğlu: Hayır, siz…
Mahkeme başkanı: Avukatlarımız hiçbir şekilde ses çıkarmasın.
Ekrem İmamoğlu: Şimdi bu noktadan bu noktadan bu niyetini tutun, bakın bu bu bu tutumla beni beni…
Mahkeme başkanı: Bakın burası böyle şey değil yani böyle söz hakkı vermeden rahatça bağırıp çağıracağınız yerler değil.
Ekrem İmamoğlu: Tamam bakın…
Mahkeme başkanı: Ekrem Bey ya savunmanıza geçelim kimlik tespitini alalım ya da savunma yapmayacaksanız sizi salondan çıkartacağım.
Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, tekrar ediyorum, müsaade edin arkadaşlar. Sayın Başkan, tekrar ediyorum. Siz ağır bir hak ihlali yapıyorsunuz. Siz Türk yargısına büyük bir zarar veriyorsunuz. Siz açıklanamaz bir şekilde 9 Temmuz'u milat koydunuz. Ne adli tatil başlangıcı, ne Sayın mahkeme
Mahkeme başkanı: Duruşma günü verirken duruşma takvimini verirken altına gerekçe yazmaz şundan dolayı şu tarihte diye. Yani bunun neden böyle başka mecralara çekmeye ısrarla...
Ekrem İmamoğlu: Siz böyle yapınca uzuyor işte, siz yaptınız, siz uzattınız. Böyle yapınca uzuyor, müsaade edin, bitireyim.
Mahkeme başkanı: Ekrem Bey müsaade edin, müsaade edin.
Ekrem İmamoğlu: Tamam son cümlelerimi kurayım.
Mahkeme başkanı: Ne dinliyoruz şu an savunma mı alıyoruz? Ne dinliyoruz biz şu anda? Savunma mı alıyoruz, neyi dinliyoruz? Tamam, kimlik tespitini alalım. Ekrem Bey yani neden ısrarla? Bakın savunma yapmaktan kaçmaya çalışıyorsunuz. Kimlik tespitinizi alalım. Bu çok siyasi bir yaklaşım. Hayır, kimlik tespitini alalım. Ben hiçbir şey, ben kimseye zorla savunma yaptırmam.
Ekrem İmamoğlu: Ben savunma yapmam. Ben yargılayacağım, yargılayacağım.
Mahkeme başkanı: Sen yargılayacak makamda değilsin.
Ekrem İmamoğlu: Ben iddianameyi yargılamaya geldin. İddianame yapanlar…
Mahkeme başkanı: Sen buraya yargılanmaya geldin, burası senin yargılayacağın makam değil. Burası senin yargılayacağın makam değil, biz de senin yargılayacağın makamda oturmuyoruz. Biz seni yargılayacak makamda oturuyoruz. Hakkında 203 uyguladım, salondan dışarı çıkartın. Alın, dışarı çıkartın.
Ekrem İmamoğlu: Benim Ankara'da yargılayacaklarım, buradaki yargıyı yürütmeye çalışıyor. Adalet Bakanlığı bir çöküş bakanlığıdır. Adalet millete aittir. Ben millete konuşuyorum. Millete yüzümüzü dönelim.
Nerede okuduğu belli olmayan , nasıl öğretmen ve nasıl müdür olduğu şüpheli olan, uyguladığı mobbing, baskı, hatta tokat atmaya kadar varan eylemleriyle densizleşen sözde okul müdürünün, babası intihar eden kızın ailesine söylediği söze bakın:
"Kızınıza sahip çıksaydınız!"
Arkadaşlar, bu kadını sürekli ifşa edelim, gündemden düşürmeyelim!
Bakın bu Eren, EREN ÖĞRETMEN!
Sözde Eğitim Bakanının mülakat müsameresiyle gasp ettiği kadroları için,
özel okul patronları daha çok kar etsin diye gasp edilen taban ücret hakları için Ankara’da 7 gündür açlık grevinde olan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının başkanı!
Valiliğinden polisine bakanından sarayına var gücüyle patronlara çalışan bir devlette hakkını arayan bir öğretmen!
@eren_edebali
#ÖğretmenlerGözaltında
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
@SEVDAERDAN Çakma solcu,fetöcü,trol bilmem ama adımla buradayım.KK’ya verdiğim destek ve oylarım haram olsun..Trol gibi davranan size de yazıklar olsun