Ve bu da oldu; Bilgi Üniversitesi kapatıldı.
Üniversiteler “özerklik”, “kayyım”, “rektör atamaları”, “ifade özgürlüğü” ile anılırken şimdi de “kapatma” geldi. Vakıf hakkında soruşturma yürütmek başka şey. Ama tamamen kapatılması, binlerce öğrencinin ve akademisyenin hayatını doğrudan etkiliyor.
Üniversite sadece bir şirket ya da idari yapı değildir; öğrencileri, akademisyenleri, araştırmaları, hafızası ve kamusal etkisi olan bir bilgi alanıdır.
Yarın Anneler Günü.
Bütün Taksim “Ananın amına koyayım” sloganlarıyla inliyor.
Erkekler bağırarak söylüyor bunu, arada bazı yancı kadınlar da var. Galibiyet böyle kutlanıyor.
Başka takım kazansa da manzara değişmeyecekti, eminim.
Yakınındaki biri annesine küfretse en hafifinden cam çerçeve indirecek erkekler bunlar.
Sadece öfkenin değil, eğlencenin ve sevincin de dili bu olduğu için şiddet bu kadar yaygın.
Bilmiyorum bu iki fotoğraf, ülkedeki güç dengelerini yeterince anlatabiliyor mu?
Soldaki: Esra Işık. İKİZKÖY sakini ve sadece köyünü şirketlerin gazabından korumak istedi diye tutuklu ve KELEPÇELİ
Sağdaki: Tunceli eski valisi tecavüz edip öldüren bir genç kadının baş faillerinden ve KELEPÇESİZ
Binlerce polisi başımıza diktiler.
Hakkımız için açlık grevine girdik, şeker ve şu erişimimizi engellediler.
Saatlerce ablukaya alıp bize şiddet uyguladılar.
İki kez gözaltına aldılar.
Bir tane holdingi korumak için madencilere görülen reva mı?
#HakkımıVerDorukMadencilik
“Şimdi daha da açız ve çıplağız. Çok bağırdık, artık susuyoruz…”
Polisler Ankara halkı biz görmesin diye gözaltı araçlarını önümüze çekti. Konuşmuyoruz, yemiyoruz ve görünmüyoruz. Tüm Ankara halkına çağrımızdır; bizi görün, duyun, yanımıza gelin. Size ihtiyacımız var.
#MadencininEliniTut
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
🔴OKULDA ŞİDDETE HAYIR!
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan ve eğitim emekçileri ile öğrencileri hedef alan ağır saldırıyı protesto ediyoruz.
🗓️15 Nisan 2026 Çarşamba günü;
✔️Türkiye geneli tüm iş yerlerinde üretimden gelen gücümüzü kullanarak 1 GÜNLÜK İŞ BIRAKMA eylemi,
✔️Genel Başkanımız Kemal Irmak, KESK Eş Genel Başkanı, MYK üyelerimiz ve bölge şubelerimizin katılımıyla, SİVEREK'te saldırının gerçekleştiği Ahmet Koyuncu MTAL önünde BASIN AÇIKLAMASI,
✔️ANKARA’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde saat 13.00’te BASIN AÇIKLAMASI,
✔️Şubelerimizin belirlediği yer ve saatlerde, yerellerdeki tüm emek ve demokrasi güçleriyle en geniş katılımlı ALAN EYLEMLERİ yapıyoruz!
Tutuklu muhabirimiz İsmail Arı, cezaevinden yazdı
✍️Babam hep çalışkan olmasıyla bilinir. Babamın izinden gittim. Yaptığım işin hakkını vermeye çalıştım. Ben gazetecilik dışında hiçbir şey yapmadım. Her yerde, her koşulda gazeteciliğe devam edeceğim. İyi gazeteciliğe ve gazetecilere sahip çıkın
https://t.co/lf0J3jD6Yh
Nilay Esmer yıllarca babasının zulmüne ve istismarına maruz kaldı mahkemede anlattı yaşadıklarını ama istinaf babasına verilen 13 yıllık hapis cezasını kaldırıp rızası var diye beraat kararı verdi. Nilay esmer Türkiye kamuoyuna çağrı yapıyor bana sahip çıkın diyor canlı yayında anlatıyor. Nilay Esmer'e sahip çıkalım.
https://t.co/EXNxIlUu6x
İşte size Milli Eğitim Akademisi israfının acı ispatı...
Halep ordaysa arşın burada!
MEB Akademi israfının hazırlık eğitim programını açıkladı. Bu programın eğitim fakültesinden %70 farklı olacağı iddiası vardı. Oysa başından beri akademinin tamamen kamu israfı olduğunu defalarca ifade ettik. Bu israf karşısında başından veri vicdanı sızlayan bir akademisyen değil de bu devletin her kuruşu konusunda hassasiyet gösteren bir vatandaş olarak size israfı sadece bir örnekle paylaşıyorum.
MEB'in Akademisinde Sınıf Öğretmenliği Programına ait başlıklar:
-Sınıf Eğitiminde Oyunlaştırma ve Etkinlik Geliştirme
-Sınıf Eğitiminde Geliştirici (Biçimlendirici) Değerlendirme
-Resimli Çocuk Kitapları ile Etkileşimli Okuma
-Sınıf Öğretmenleri İçin Okul, Aile, Toplum İş Birliği ve İletişim
-Sınıf Eğitiminde Okul Dışı Öğrenme
-Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İlkokul Programları Okuryazarlığı
YÖK'ün Sınıf Öğretmenliği Programına ait başlıklar:
-Oyun ve Fiziki Etkinlikler Öğretimi
-Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme
-Çocuk Edebiyatı
-İnsan İlişkileri ve İletişim
-Okul Dışı Öğrenme Ortamları, Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi, Eğitimde Program Dışı Etkinlikler
YÖK'ün programına buyrun kendinize bakın ve karşılaştırın. Akademi hiçbir yenilik getirmediği gibi eksik de kalmış. Sınıf öğretmenlerinin büyük çoğunluğu köy okuluna atanacak ama köy okullarına ve birleştirilmiş sınıflara dair hiçbir şey yok. Yani lisans eğitiminde aldıkları dersleri yeniden alacaklar. Ve burada görev alacak akademisyenler de olacak!
Not: MEB akademisindeki içeriklerin ve derslerin neredeyse tamamını bizzat verdim. Birçok sınıf eğitimi akademisyeni de verdi. Gerisini siz düşünün...
https://t.co/AwWYjt5FIG
Sadece üzülen devlet erkanı istemiyoruz!Gerektiği zaman doğru karar alabilen,güçlüyü,faili değil,mağduru koruyan,adaleti sağlayan bir sistem istiyoruz.
Teşekkürler @hacerfoggo ne güzel ifade etmişsiniz.
Çocuğa yönelik istismar iddiası bulunmaktadır.
Psikiyatrik yatış ihtimali sağlık kurulu raporuyla belirtilmiştir.
Çocuğun sağlık durumunun risk altında olduğu kabul edilmiştir.
Buna rağmen açıklamada sürecin büyük ölçüde “annenin reddedici tutumu” üzerinden gerekçelendirilmesi ciddi bir çelişki yaratmaktadır.
Anne neden rıza göstermedi?
Eğer istismar iddiası karşısında etkin ve hızlı adım atılmadıysa, fail hakkında güçlü önleyici tedbirler uygulanmadıysa, annenin adalete olan güveninin zedelenmiş olması ihtimali göz ardı edilemez.
Ağır risk varken müdahalenin ebeveyn rızasına bağlanması ve açıklamanın ağırlıklı olarak anne tutumuna dayandırılması, çocuk koruma hukukunun temel ilkesi olan “çocuğun üstün yararı” ilkesini tartışmaya açmaktadır.
Risk tespit edilmişken süreci yalnızca “anne reddetti” şeklinde anlatmak kurumsal sorumluluğu gölgelemektedir.
Devletin görevi pasif izleme değil, aktif korumadır.
Çocuğun üstün yararı her türlü “rızanın” üzerindedir. #HifaİkraŞengüler #FatmanurÇelik
Daha çok belge paylaşıp daha çok şey anlatabilirim ama…
Fatmanur için avukat Busenaz Güneş çok mücadele etti. Fatmanur ve kızı hayata tutunmak, yaşamak istedi. Bunun için devlete, yargıya sığındılar.
Yaşadıklarını anlattığı görüşmemizde kızı yan masada resim yapıyordu. Ne onun masumiyetini ne de Fatmanur’un çaresizliğini hayatım boyunca unutmayacağım.
Sizce yetkililer Fatmanur ve kızı için yeteri kadar çaba gösterdi mi? Benim açımdan bu sorunun yanıtı: Hayır!
Çok öfkeliyim
Fatmanur Çelik ile 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler'in Zeytinburnu sahilinde cansız bedenleri bulundu. Fatmanur hanım ile 2023 yılında bir kafede görüştük, yaklaşık iki saat yaşadıklarını belgeleriyle anlattı.
Birçok haber yaptık ama seslerini duyan olmadı süreci belgeleriyle anlatıyorum. Çünkü Fatmanur Çelik, "Başıma bir şey gelirse intihar demeyin" demişti.
Sorumlunun kimler, hangi "makamlar" olduğuna siz karar verin +
Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından 02.03.2026 tarihinde telefonla aranarak, "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" bildirisini imzaladığım için, ifadeye çağrıldım.
AKP, laikliğe aykırı niteliğini öyle bir düzeye taşımıştır ki, AKP iktidarı tarafından, şimdi laikliği savunmak nedeniyle suçlanıyoruz.
Hiç kimse laikliği savunmak nedeniyle suçlanamaz.
Laikliği savunmak suç ise, bu suçu işlemeye devam edeceğiz.
Laikliği savunduğumuz ve savunmaktan vazgeçmeyeceğimiz için aynı metni ifadem olarak da yazıp, altına imzamı atacağım.
Laiklik; aklın, halkın, milletin egemenliğidir.
Laiklik, özgürlüktür.
Din ve vicdan özgürlüğü de dahil, bütün hak ve özgürlüklerin yaşanabilmesi ancak ve ancak laik bir hukuk devletinin varlığı ile olanaklıdır.
Laikliği savunmak, herkesin hak ve sorumluluğudur.
Laikliği savunmak, gelecek kuşaklara karşı da sorumluluğumuzdur.
Bu nedenle laikliği savunmaktan vazgeçmeyeceğiz.
#LaikliktenVazgeçmiyoruz
#LaiklikÖzgürlüktür
İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul MTAL’de öğretmen arkadaşımızın Katledilmesini ve tüm eğitim emekçilerine yönelik şiddet eylemlerini protesto etmek için yarın (3 Mart Salı günü) 1 günlük iş bırakıyoruz
@edipuzen Aynen okullarda da zaten milli eğitim dayatmasiyla ağaç süslüyor,her tarafı donatiyor,ögrencilerle jingle bells söyleyip dans ediyorduk.Katılmayanları ise çetele tutarak ifşa ediyorduk:))
Okullardaki "Ramazan Etkinlikleri" kapsamında bu formu dondurmaları için Antalya'da öğrencilere dağıtıldığı söyleniyor.
Bu doğru ise yapılan açıkça suç olduğu gibi dini olarak da doğru değildir.
İnsanların ibadetini, dini inancını açıklamaya zorlamak anayasal bir suçtur.
@elifsahinn19 Ne noeli,ne süslemesi yahu? Saçmasapan argümanları bırakın.Eskiden okullarda çocukların gelecek yıldan beklenti ve amaçlarını yazdıkları çam çizdirir umut aşılardık,basit çekilişler yapardık, yıllardır hepsi yasak.Ramazan değişimini,camileri sanki bilmiyor görmüyor çocuk