Fotoğrafta gördüğünüz kişi abim Samet Özgül.
Gazi Üniversitesi öğrencisi ve motokurye olarak çalışan abim Samet, Ankara’da trafikte uyardığı 3 kişi tarafından darp edilip canice boğazından bıçaklanarak katledildi.
Sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç olan 2 kişi bu davadan serbest bırakıldı, 19 yaşındaki katilin ise 'pişmanım' sözüyle müebbet hapis cezası 25 yıla indirildi. Dava dosyamız Yargıtay’da!
Samet için ses verin, adalet yerini bulsun!
@adalet_bakanlik@TCYargitay
#SametÖzgülİçinAdalet
@svalbardinsesi benim için "köy" kremidir kendileri :)
yazın köyüme gittiğimde baş tacımızdır ve evet, ateşten sonraki en iyi buluş olabilir :) geçmiş olsun.
Tam 15 yıl önce, yine bir pazar günü, tam da bu saatlerde.. 💫
Metroda şarkı söyleyen bir grup üniversiteli genç, bir anda Türkiye'nin gündemine oturdu! 🤗
@bogazicicazkoro (henüz o zamanki adımızla, BÜMK Caz Korosu) ile Avusturya'daki Dünya Koro Şampiyonasına katılmaya hak kazanmışız, çok heyecanlıyız! Fakat ne paramız var ne de bir sponsorumuz..
Az önce baktım, altı ayda 30'dan fazla konser yapmışız.. Her konser çıkışı oturur, bu işin içinden nasıl çıkacağız diye konuşurduk. Bu konuşmaların birinde bir video fikri çıktı. Bir cumartesi, Kadıköy Evlendirme Dairesinden başlayarak gün boyu İstanbul'un her yerinde şarkı söyledik. Metro da bunlardan biriydi..
Ertesi gün yine bir konser çıkışı, bilgisayarımı açtığımda önüme çıkan şeye nasıl şaşırdığımı dün gibi hatırlıyorum.. Videoyu çeken Deniz ve arkadaşı Zeynep, bizden habersiz, bir performansı çoktan paylaşmışlar bile! 😲
Aynı gün içinde 20 bin, 50 bin, 100 bin derken, video bir anda milyonlara ulaştı. O dönemde sosyal medya böyle değil, viral videolar yeni yeni konuşuluyor. Birkaç dakikalık bir koro performansının bu kadar yayılacağını biz dahil kimse beklemiyordu. Ama videodaki samimiyet, heyecan, neşe, yani "sahicilik", bugün hala bu kadar çok paylaşılıyor olmasının da en büyük sebebi. ❤️
İki hafta boyunca, tüm ana haber bültenleri, ülkenin en çok izlenen TV şovları, canlı yayınlar, gazete, dergi röportajları.. Üniversite bünyesinden ayrılma ve bağımsız bir topluluk olarak devam etme süreci de tam o günlerde yaşanıyor. Bir yandan beklenmedik bir görünürlük ve ilgi, diğer yandan şampiyonaya bir ay kala prova yapacak yerimiz bile yok..
O sancılı sürecin sonunda sponsorumuzu bulduk ve bir ay boyunca Galata Derneğinde geceli gündüzlü çalıştıktan sonra Avusturya'ya gidebildik ve ülkemize iki dalda Dünya Şampiyonluğunu getirdik. Yaşadığımız gururu, hisleri tarif etmem imkansız.. ✨
Bu süreçte Türkiye'deki koro algısı da müthiş bir değişime uğradı. O yıllarda yalnızca belirli bir gruba hitap eden koro müziği, çok daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı ve böylece Türkiye'de yepyeni bir sayfa açılmış oldu.
Elbette bu dönüşüm bir grup insan ve tek bir videoyla olmadı. Gerek bizden önceki çok değerli hocalarımızın, gerekse sonraki yıllarda onlarca şef, binlerce korist ve sayısız kurumun emeğiyle sürdürüldü. Ama bu süreç ve sonrasındaki adanmışlık ve sıkı çalışma, şüphesiz bu dönüşümde en büyük paya sahip. 🙏🏻
Videonun ardından elbette çok şey söylendi, 15 yıl boyunca olacağı gibi.. 😊
Ama her türlü imkansızlığa, sistematik dışlama ve engellemeye rağmen,
3 kıta ve 13 ülkede ülkemizi en üst düzey platformlarda başarıyla temsil edip, bugün hala uluslararası alanda Türkiye'den kazanılan en üst düzey başarılara sahip olmanın,
Türkiye'nin neredeyse tamamından ve onlarca farklı ülkeden, her yaştan beş bine yakın müziksevere, amatör koro şarkıcısına ev sahipliği yapmış olmanın,
ilk günden itibaren, her türlü konuda öncülük (bazıları önce alay edilip ardından 'bire bir' taklit edilen) etmiş ve öncü projeler gerçekleştirebilmiş olmanın,
sesini çıkarmaktan asla çekinmeden, halkın içinde, halkla birlikte olmayı seçip, gerçek anlamda milyonlarca kişinin sesi olabilmenin,
özetle, bu ülkede koro müziği algısını değiştiren, halka koroyu tanıtan, sevdiren ve tüm bunları yaparken niteliğinden bir an bile ödün vermemiş bir topluluk olmanın,
ve dahası,
her türlü çabaya rağmen, Türkiye'de hala koro denince tartışmasız akla ilk gelen topluluk olabilmenin büyük gururunu yaşıyoruz. ✨
Yıllar boyu, bu korodan yetişenlerin kurduğu ya da bizden aldıkları ilhamla kurulan Türkiye'nin dört bir yanındaki, hatta yurt dışındaki koroları (Fransa'da bir koro dahil) gördükçe hissettiklerim ise çok daha farklı.. 💫
Özetle, üniversite yıllarından bugüne bu hikayenin bir parçası olmuş, emek vermiş herkese ve @YucelVakfi başta olmak üzere bu yolculukta bizlere destek olan tüm kurumlara bir kez daha, teker teker ve sonsuz teşekkürlerimle, "iyi ki"... ❤️
Bu günler aslında koroyla ilgili bir büyük dönüm noktasının daha yıl dönümü, onu da başka zaman anlatırım artık. ☺️
Son olarak, hepimizin çok iyi bildiği o söz var ya, bu vesileyle bir kez de ben söylemiş olayım:
"Güneş balçıkla sıvanmaz." ☀️
Sevgilerimle,
Masis
YouTube'da izlemek için:
https://t.co/oT7lJclf1t
#metrodaminikonser #bogazicicazkorosu
Bugün, henüz 18 yaşında olan bir gencin cenaze törenine katıldım. Sadece 100 kişiye yakın, gencin arkadaşları vardı. Uzun zamandır böyle ağlamak, üzüntüden böyle perişan olmak, böyle kalabalık görmedim. Sevgilisinin isyanı gözümün önünden gitmiyor. #TahaDirek
Bu sabah biber kızartması kokusuna uyandım. Annemle babam yaz göçebesi olduğundan 1 hafta sonra ayrılacağız. Ve ben, uzunca bir süre sabah sabah bu kokuları ancak rüyamda hissedeceğim :)
Günaydın., huzurlu pazarlar 🤍
Ben 47 yaşında bir uzman doktorum. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Aslen Trabzonlu, doğup büyüdüğüm şehir ise Manisa. 21 yıllık meslek hayatımın 14 yılını Doğu Anadolu'da; başta Bitlis olmak üzere Van ve Cizre'de görev yaparak geçirdim.
Yıllar boyunca binlerce Kürt aileyle, binlerce Kürt kadınla karşılaştım. Şunu çok net gördüm ki; Kürt kadını her şeyden önce ailesinin, kültürünün ve onurunun temsilcisidir. Muayeneye çoğu zaman annesiyle, kardeşiyle, eşiyle ya da evladıyla gelirdi. Bunun sebebi bir doktora güvenmemek değil; yüzyıllardır taşıdığı örfün, edebin ve aile terbiyesinin bir yansımasıdır.
Bu yüzden Kürt kadınını konuşurken, onu siyasi tartışmalara ya da kişisel çıkarlara malzeme yapmak büyük bir haksızlıktır. Kürt kadını; yoklukta ailesini ayakta tutan, acıda dimdik duran, evladını büyüten, emeğiyle hayatı omuzlayan güçlü bir değerdir.
Bir insan konuşmadan önce sahip olduğu makamına, servetine ya da şöhretine değil; aynaya bakmalı, kendi ailesine bakmalı, kendi değerlerine bakmalıdır.
Çünkü bir toplumun namusu, kadınlarına gösterdiği saygıyla ölçülür. Kürt kadınının onuru da ne bir tartışmanın konusu olacak kadar küçüktür ne de birilerinin diline düşecek kadar değersizdir. O onur, yüzyıllardır dimdik ayakta duran bir halkın en kıymetli emanetidir. 🌹
Türkiye'nin köklü eğitim kurumlarından İstanbul Erkek Lisesi'nde skandal...
Öğrencilerin günlerdir hazırlık yaptığı, velilerinin merakla beklediği mezuniyet töreni yalan oldu.
Bugünkü mezuniyet töreni okul müdürünün konuşmasıyla başladı. Ancak bu yıl yönetimin aldığı kararla mağdur olan öğrenciler protesto için konuşan müdüresırtını döndü. Velilerin de protesto ettiği müdür konuşmasını bu şartlar altında da olsa tamamladı.
Sıra öğrencilere diplomaları ve başarı belgelerinin verilmesine gelince de protestolar sürdü.
Dönem birincisine diploma ve ödülü verildikten sonra müdür, "Tören bitmiştir. Her şeyi toplayın" deyince ortam buz kesti.
Çocuklarınının kep atmasını izlemek için yurdun dört bir yanından İstanbul Erkek Lisesi'ne gelen aileler ve mezun olan öğrenciler, tören iptal edilip tüm yetkililer okulu terk edince başbaşa kaldı.
Ses tesisatı sökülüp götürüldüğü okulun bahçesinde öğtenciler kendilerince alternatif bir tören yaptı.
Öğrenciler diplomalarını dönem arkadaşlarının elinden alarak fotoğraf çektirmekle yetindi. #istanbulerkeklisesi #mezuniyet #tören #protesto
Bu ülke vatandaşlarına uygulanan Schengen vize haydutluğu artık sona ermeli. İş çığırından çıkmış durumda. Sürekli aynı süreci yaşamaktan sıkıldık. İş sonunda ne kadar vize süresi çıkacağı da belli değil. Hatta red alma ihtimaliniz de var üstelik. Olan ödediğiniz yüzlerce Euro’ya oluyor. Misal Temmuz ortası Svalbard’a gitme ihtimalimiz çıktı. Svalbard’a vize gerekmiyor ancak doğrudan ulaşım yok. Aktarma yapacağımız Norveç’e başvursam çıkma süresi iki ay. Romanya’ya başvursam eylül ayına randevu veriyor. İtalya, İspanya, Fransa desen Haziran ayında başvurular kapalı. Üstelik bu haydut aracı vize şirketlerinin sistemlere çökmesinden ötürü kendimiz başvuru yapmayı hayal bile edemiyoruz. Şimdi bu saçmasapan durumdan ötürü davet edildiğim bu araştırma seyahatine nasıl gideriz diye kara kara düşünüyorum. Süre var. Haziran başındayız. Evraklar hazır. Başvuru seçeneği yok. Bırak başvurup süreci beklemeyi… Elin Avrupalı’sı Türkiye’ye elini kolunu sallayarak cüzi bir miktar ödeyip geliyor. Bunu Avrupalı dostlarıma anlattığımda kulaklarına inanamıyorlar. Yeter bu ayrımcılık ve üçkağıt
Persepolis, bir ülkenin nefesinin kısılmasının ne demek olduğunu bir çocuğun gözünden tüm dünyaya anlattı. Satrapi bunu yaparken ne öfke ne de acıma istedi… sadece tanıklık. Ruhu şad olsun. #MarjaneSatrapi
- Bir şey üzerine konuşmayı onunla ilgili harekete geçmek sanmaya başlamıştık ve bizi durdurabilecek hiçbir şey yoktu çünkü kimse bizi durdurmaya değer görmüyordu. Çok güzel günlerdi.
4 kişilik ailemle 9 gecelik Tayland tatilinin (18-28 Mayıs 2026) yaklaşık maliyeti ektedir. Uçuşlar THY ile aktarmasız yapılmıştır.
-Uçuşlar : 110.000
-Konaklamalar: 33.000
-Transferler: 5000
-Şehir içi ulaşım: 3000
-Tüm yeme içme: 25.000
-Tur bedelleri : 14.000
TOPLAM: 180.000
Antalya'da aynı dönem için aldığım fiyatlar ise 350.000 - 550.000 arasındaydı. Ulaşımın tamamını da kendim karşılamam şartıyla. Yukarıdaki bedellerden ulaşımı çıkarırsak 70.000 maliyet var.
Şimdi soralım; Türk Milleti neden olması gerekenin en az 5 katı bedel ödüyor her şeye? Neden 70.000 liralık tatili 350.000'e satıyorlar? Aynı paketi yabancılara Tayland'la benzer fiyatlara satanlar iş Türk Milleti olunca neden bir kazıklama duygusuna giriyor?
Buna dur diyecek bir otorite yok mu?
Kadıköylüler Ozan Güven’i mekandan “kibarca” kovmuşlar. Az bile yapmışsınız demeyeceğim, çok kararında bir protesto olmuş. Yüreğinize sağlık. Dayanışma bizi yaşatır, böylelerinin de dünyadaki yerini daraltır. Daraltsın da. 🤍
🖊️ Oyuncu Şebnem Sönmez'in Kılıçdaroğlu'na mektubu:
Siz ne istiyorsunuz? Bu ülke için ne istiyorsunuz? Bu halktan ne istiyorsunuz? CHP'den ne, devletten ne istiyorsunuz?
78 yaşındasınız, kalan yaşamınız nasıl olsun istiyorsunuz?
Bugün ülkemin canını neye feda ettiğinizi merak ediyorum.
Bugün bir milletvekili bile değilken Genel Başkanlığını yıllarca üstlendiğiniz CHP'nin devlet tarafından "atanmış" başkanı olmayı kendinize yakıştırıyor musunuz?
Devletin kolluk gücüyle zorla, zorbalıkla -sözümona ele geçirdiğiniz CHP Genel Merkezi'ne adım atamamanızı nasıl açıklıyorsunuz?
Seçilmiş Genel Başkan, Milli Egemenlik Parkı'na yağmurdan sırılsıklam yürürken, Genel Merkez binanızda servis edilen çikolatalar afiyet olmasın. Olamaz zaten.
Siz siyasete selam verdiğiniz ilk günden bugüne arınmak istediğim, istediğimiz her şeyin sembolüsünüz.
Sizden arınmış bir ülke istiyorum.
Cumhuriyeti, halkı ve partiyi sizin zihniyet ve edimlerinizden arıtmak boynumuzun borcudur.