2025 yılı tarihe kara bir leke olarak geçecek!
Bilge Kağan Şarbat partisi ya da kendisi için değil, açlık sınırının altında yaşayan milyonlar için mücadele etti.
Bir yıl bile yatarı olmayan bir cezayla, toplumu susturmak ve sindirmek için tutuklandı!
Ama biz sinmiyoruz!
Bizim mücadelemiz 86 milyon için!
O yüzden; siz bizimle uğraşmayı bırakın ve mafyalarla, uyuşturucu baronlarıyla mücadele edin!
Çünkü biz; sandık gelene, bu kara düzen değişene kadar durmayacağız!
Gazeteci Fatih Altaylı hakkında verilen tahliye kararı elbette sevindirici. Ancak uğradığı tutukluluk, başlı başına ağır bir hukuksuzluktur!
Fatih Altaylı hakkında yürütülen bu süreç yargının ne kadar dikkatli, tarafsız ve tutarlı olması gerektiğini bir kez daha kanıtlamıştır!
Şimdi siz söyleyin; Fatih Altaylı’nın cezaevinde geçirdiği günlerin hesabını nasıl vereceksiniz?
#FatihAltaylı
“Utanmıyorlar” dedi.
Ve susturulmak istenen ne varsa, tek tek söyledi.
Ece Üner’in bu konuşması,
uzun zamandır duyduğumuz en cesur çıkışlardan biri.
Helal olsun.
Söz artık sizde!
@eceuner12
Bir meslek grubu düşünün hastanede ki tüm eksik personelleri açığını kapatsın ancak bakanlıkta temsiliyetleri olmasın.
Hemşire, hekim değildir.
Hemşire, güvenlik değildir.
Hemşire, tıbbi sekreter değildir.
Hemşire, eczacı veya eczacı teknikeri değildir.
Hemşire, Hemşiredir.
Her meslek grubunun görev yetki ve sorumlulukları eksiklikleride olsa bellidir.
Taşıma suyu ile değirmen döndürmekten artık vazgeçme zamanı.
Halk Sağlığı Tehlikededir.
@ynsmsek@hepsen_2020@Hepsen_Hatay@drmemisoglu@saglikbakanligi@HatayValiligi@HatayBSB@cnnturk@cuneytozdemir@nevsinmengu@esaskenan
#HataydaSkandal
Hemşirelik Kanunu bellidir, yönetmelik açıktır. Başhekimliğin "biz böyle uygun gördük" diyerek uydurduğu unvanlar hukuken yok hükmündedir. Yönetim keyfiyeti, kanunlardan üstün değildir!
#HataydaSkandal
VIII. Dönem Toplu Sözleşme Fiyaskosunun Faturası Tüm Memurlara Kesilmiştir!
Liyakatsizlik başta olmak üzere kamu kurumlarını istila eden, memurları yoksulluğa ve umutsuzluğa mahkûm eden sarı sendikanın oynadığı tiyatronun faturası bir kesime değil tüm memurlara kesilmiştir.
Hayat pahalılığının her geçen gün arttığı bir ortamda yalnızca belirli bir kesime yapılan düzenleme, hakkaniyet ve adalet açısından kabul edilemez niteliktedir.
2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu görüşmeleri kapsamında 1 Aralık 2025’te TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda; üst düzey kamu yöneticileri ile uzman, denetçi, müfettiş gibi bazı meslek gruplarının maaş ve ücretlerini artırmayı hedefleyen önerge kabul edilmiştir.
Konuya dair Genel Kurul Sürecinde TBMM’de grubu bulunan tüm siyasi partilere çağrımızdır:
Yoksulluk sınırının 97.159 TL’ye dayanmış olduğu bugünlerde yapılacak her iyileştirme tüm memurları kapsamalıdır.
Memurların bir kısmı değil, tamamı insanca yaşayabilecek bir ücrete kavuşmalıdır.
@hepsen_2020
Gece gündüz demeden nöbet tutan sağlık çalışanlarına yok ama…
Kamuda üst düzey yöneticilere 30.000 TL’yi bulan seyyanen zam bir gecede çıkarıldı.
Kamuda sağlık çalışanları için enflasyon farkı TÜİK tablosuna sıkıştırılıyor, toplu sözleşme zammı ise yetkili etkisiz sendikanın sahte senaryoları ile oldukça yetersiz kalıyor.
Üst düzey hizmet karşılığında reva görülen ise emekliliğe bile yansımayan parça parça ödemelerle birlikte yoksulluk sınırı altında kalan maaşlar…
Sağlık çalışanlarına da aldıkları sorumluluk ve riskle, ülkenin sağlık yükünü taşıyan emekle uyumlu gerçek bir gelir düzenlemesi yapılması şarttır…
@hepsen_2020@saglikbakanligi@HMBakanligi@TBMMresmi
Sayın Erdoğan, ‘Ülkeyi şirket gibi yöneteceğiz’ demişti, o şirketi kurdu.
Ak Parti gururla sunar:
Kara Düzen A.Ş.
Şirket Adı: KADAŞ
Kuruluş: 2018
Sermaye: Yoksuldan %89, zenginden %11 vergi.
Başkanı: Sayın Erdoğan.
İşçiler: 86 milyon milletimiz.
Devlet Bahçeli sonunda ağzındaki baklayı çıkardı; İmralı’ya gitmek istiyormuş!
Bence hiçbir mahsuru yok.
Yalnız merak ettiğim bir şey var:
Devlet Bahçeli’yi ayakta alkışlayarak İmralı’ya gidişine onay veren MHP milletvekilleri, kendilerini seçen seçmene aynı soruyu sorsunlar bakalım…
Vatandaş ayakta alkışlayarak “olur” veriyor mu, vermiyor mu? Türk milleti bunu bir görsün!
İlk günden beri tek başına da kalsa hiç susmadı. Yürüdü, ıslandı, yoruldu, kimse duymasa da haykırdı, feryat etti. Kızının katillerinin peşini asla bırakmadı ve gece gündüz “adalet” dedi. Hiçbir zaman pes etmedi ve şimdi sesini milyonlara duyurdu. Hayatımda gördüğüm en onurlu, vefalı babalardan biri Nizamettin Kabaiş. Hak hızır yoldaşın olsun! 🙏🏻 #RojinİçinAdalet
Rojin Kabaiş.
Van’da yaşadı; bir sabah kayboldu, günler sonra cansız bedeni bulundu. Bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA tespit edildi.
Ve “araştıralım” dendiğinde, Meclis reddetti. Neden? Siz halkın vekili değil misiniz? Halk için siyaset yapmıyor musunuz?
Meclis susunca, Van’da da çoğunluk sustu. Ve sessizlik daha çok büyüdü.
Bu ülkenin insanları vicdansız ve merhametsiz değildi; ne oldu bize? Olaylara sessiz kalınılması , üzerine gidilmemesi utanç verici.
Adaletin yerini bulması için daha ne bekleniyor? Bir evladın canı alındı. Soru net: Neyi bekliyorsunuz?
Bugün Rojin için adalet isteyen bizler kendi çocuklarımız için ses veriyoruz. Çünkü adalet, bir gün hepimize lazım olacak.
Adaletin terazisiyle oynanmaz.. Bir gün o terazinin kefesine siz de çıkarsınız. Adaletin gözünü kör etmeyin.
Bir an durup empati kurun: Kendi kızınıza, eşinize, kız kardeşinize Rojin’e yapılanlar yapılsaydı ne hissederdiniz? Bu olayda failleri ortaya çıkarmak, adaleti sağlamak devletin görevidir. Eğer bu cinayetlerle yeterince ilgilenmezseniz, çocukları öldürülen anne ve babaların ahı inanın peşinizi bırakmaz.
Bolu meydanından darbecilere sesleniyorum:
Eğer zalim Bolu Beyi olmak istiyorsanız size bir kötü yürek, bir de tüfek gerek.
Ama eğer Köroğlu olmak istiyorsanız, bir kır at, bir de arkanda millet gerek!
Milleti yenemezsiniz!
Yargının bağımsızlığa kavuşması ancak parlamenter sisteme dönüş ile mümkün olabilecektir. O zamana dek Cumhurbaşkanının avukatının bulunduğu bir mahkeme salonundan Cumhurbaşkanının isteği hilafına bir sonuç çıkması çok zor.
Fatih Altaylı, işlemesi mümkün olmayan bir suçlama nedeniyle iki ay daha tutuklu kalacak. Herkes ama herkes Fatih Altaylı’nın Cumhurbaşkanını tehdit etmediğini biliyor. Ama bunun suçsuz olmanın hiç bir öneminin olmadığı bir dönemden geçiyoruz.
Türk halkı sessiz bir öfke ile sandığı bekliyor. Sayın Altaylı tekrar geçmiş olsun. @zaferpartisi