İbadetlerin yerine getirilmesi için belli kural ve şartlar vardır. Bu şartlardan biri de, ibadetlerin kendileri için belirlenen zamanda eda edilmesidir.
2026 Yılı Ramazan Bayramı hakkında kısa bir açıklama...
https://t.co/cP6flG93ol via @wiseinst
Tarihte bugün...
17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet dosyaları için tek bir hukuki işlem yapılmayıp, delillerin yakılıp, küllerinin havaya savrulup, paraların faiziyle birlikte geri alınmasının üzerinden geçen 642. hafta...
Şimdi sahnede gençler var…
Az önce sahnede, duygulara dokunan bir yorum dinledik.
Esad ve Kevser, Hocaefendi’nin anlam yüklü eseri
“Uzayan Bir Şafak Sonrası”nı içtenlikleriyle seslendirdiler.
Yürekten gelen her mısra, salonda derin bir yankı bıraktı…
VuslatınArdından Atlanta
1-Gerçekten de bu kadar basit yargılamalar, tutarsız tarihî benzetmeler ve veriye dayanmayan yorumlar karşısında insan ne diyeceğini bilemiyor. Bir de üzerine bu yazıyı övmüşler!. Benim düşüncelerim şunlar:
📢 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER CUMHUR ZULÜM İTTİFAKI'NIN YALANLARINI ORTAYA ÇIKARDI! ❌
🔴 Birleşmiş Milletler Haksız Tutukluluk Grubu, darbe girişiminin bir numarası ilan edilen Akın Öztürk’ün haksız tutuklandığını ve hukuksuz yargılandığını tespit etti!
🛑 BM'nin kararı net:
✅ Derhâl serbest bırakılmalı!
✅ Tazminat ödenmeli!
✅ Keyfi tutukluluk kararı verenler soruşturulmalı!
🇺🇳 Birleşmiş Milletler'i meşru bir karar mercii olarak tanıyan Türkiye yargısı, bu kararı uygulamak zorundadır.
❓ Sayın @hulusiakarmedya, bu hukuksuzluğu Meclis’te defalarca sordum, sessiz kaldınız! Ama gerçek BM'den yankılandı!
‼️ İktidar ve Cumhur İttifakı'nın güdümündeki yargı, bu hukuksuzluğu örtmeye çalışsa da işkenceyle alınan ifadelere hukuki bir gerekçe gösteremedi.
#Adaletİçin #HaksızTutukluluk #BMKararıUygulansın #İşkenceyeHayır #TürkiyeAdaletİstiyor
Hamile kadınlar elleri kelepçeli doğum yaptı, masalarının üstünde Kuran-ı Kerim hasta adamlar hücrelerinde plastik sandalyelerinde ölü bulundu, anne-babası tutuklu çocuklar yaşadıklarına dayanamayıp intihar ettiler. Amerikanc�� olsalar, gücünüz yeter miydi bunca zalimliğe acaba?+
Sevgili Cemre,
Kendi pozisyonunla ısrarla çelişen durumlara düşüyorsun. Şimdi bu ilk yaptığın savunma, Diamond peygamberime hakaret etti tabi ki ona kızıp saldırırım diyenlerden nasıl farklı? Mesele senin dini inancın olduğunda kızma hakkın var, ama başkalarının dini inançları olduğunda yok mu? Üstelik sen başkalarının kutsal gördüğü şeylere bu tartışmada bile saldırdın.
Bak sana tartışmadaki yaklaşımlarının neden hatalı olduğunu bir de teknik terimlerle izah edeyim ilgili safsatalara atıf yaparak.
İstediğin şekilde izah getir ama senin yaptığın şey "Ad Hominem" safsatasıydı. Ara ara konuyu bana getirmen yanlıştı, temel tartışma adabı ve kuralları ortada istediğin kaynağa bakabilirsin. Ben üstünde durmayacaktım da neden sustun dedikleri için cevap vermedim.
Tasavvuf'u Kuşeyri'ye indirgemedim (Samanyolu Safsatası). Çok sayıda isim sayıp ekol verdim: Serrac, Gazali, Kuşeyri, Cüneyd-i Bağdadi, Ebu Talib El Mekki gibi sufiler var koca bir "Ayık Tasavvuf" ekolu var dedim. Selefi tasavvufu da yok saydın. Onları dışladığın halde tüm tasavvufu eleştiriyorsun gibi bir görüntü verdin. Oysa ayık tasavvuf ekolu çoğu durumda bahsettiğin isimlerin görüşlerini taşımaz. Cüneyd-i Bağdadi mesela Hallac müridi olsa da Hallacın sözlerini onaylamamıştır mesela. Yahu Hallac belki de tasavvuftaki en heterodoks isimlerden biri. Bu arada beğenmediğin Cüneyd-i Bağdadi "Sufilerin Üstadı" ünvanı ile yapılır. Tartışmada yaptığına aceleci genelleme (hasty generalization) safsatası deniyor. Bütünü eleştiriyorsan, ele aldığın eleştiri kümesi bütünü yansıtmalı. Senin apaçık yansıtmıyor. Saydığın isimlerle örtüşmeyen koca bir tasavvuf ekolleri var.
Bir de ondan sonra bunlar gerçek sufi değil orta yolcu dedin. Gazaliyi beğenmedin falan. Bu hangi safsata?Gerçek İskoç değil (No True Scotsman) safsatası. “No True Scotsman” safsatası, evrensel bir genellemeyi karşı örneklerden korumak için tanımı değiştirerek karşı örneği dışarıda bırakmaya çalışan bir tür safsatadır. Nitekim tüm sufiler böyle vurgunla bu evrensel genellemeyi tartışmada net bir şekilde vurguladın.
Genel tasavvufu tartışıyoruz sen üç beş alıntıda konuyu tutmak istiyorsun. Konu genel. O beğenmediğin Kuşeyri, Serrac ya da Gazali'yi okusan Sufilerin her şeyi Allah olarak görmediklerini görmüş olurdun. Gerçi havas ile avamın cenneti farklıdır lafından Gazali'nin kendini Allah sandığını çıkarman karşısında çok da iddialı konuşamıyorum. Madem Gazali herkes Allah diyor neden cehennem ve daha alt bir cennete inanıyor? Herkes Allahsa bu ayrım neden var? Videomda Mevlana üstünden de bir örnekle bunu ortaya koydum zaten onun kabul olan dua ile ilgili alıntında. Sende doğrulama önyargısı var, öyle olmadığı halde metinleri seni doğrulayacak şekilde okuyorsun.
Ha tarikatlar bazında hiç tartışmaya girmedim. Çünkü zaten temel isimlerden bile haberdar gözükmüyor gibiydin. Yoksa mesela dünyanın en büyüklerinden biri olan Şazeli tarikatında ne şirk unsuru var gibi alt dalları da konuşabilirdik. Sana göre tabi onlarda rabıta var (yok aslında), vahdet-i vücut var (yok aslında), mevlana, ibn arabi, hallac, nursi ve rabbani okuyorlar (hayır okumuyorlar). En büyük tarikatlardan olan bu tarikat neye göre müşrik? Senin orada konuştuğun hiçbir şey uymuyor.
İmamı Rabbani Nakşilerde popüler bir isim. Ama ben okumadığımı söyledim. Okumadığım biri ile belki de bağlamında kopuk yapılmış bir alıntı üstünden neden yorum yapayım. Üstelik kendisi vahdeti vücudu savunmuyor dedim, ama senin için vahdeti şuhud ile vücüd neredeyse aynı şey. Sana göre biri panteizm biri panenteizm! Yahu sen şimdi ciddi ciddi İbn Arabi'nin Allah'ın evrene aşkın yönü olmadığına inandığını mı söylüyorsun? O zaman biz aynı İbn Arabi'yi okumadık. Ona panteist dediğine göre...
Vahdeti Vücut ile ilgili en klasik eser Konevi'nin "Vahdet-i Vücut risalesi". Onu okudun mu? Neden kitabında ona atıf yok öyle ise? Orada da panteizm görüyor musun? Bence Konevi İbn Arabi'den daha çok halk tarafından okunmuş ve doğrudan Anadolu'da bariz daha etkili olmuştur. Mesele kitlelere etkisiyse ona bakman yine mantıklı idi.
Mevlâna şirk koşmamıştır. Sessizlik olmadı konumuz olmayan şeylerle ilgili kanaatimi sorarsan niye cevap vereyim. Dediğim gibi ilham zaten genel kabul gören bir durum ve yanılabileceği kabul ediliyor. Ki bildiğin gibi o önsöz farklı dilde olduğu için sonradan eklendiğini düşünenler de var. Ama sen hüsnüzan ilkesini (principle of charity) kullanmamakta ısrar ediyorsun. Dolayısı ile senin için illa Mevlâna yazmış olmalı.
Said Nursi gibi Eşariler için ise zaten her şey Allah tarafından yapılıyor, vesileci onlar. Dolayısı ile Said Nursi bir şeyhten yardım istese bile onun sistemde aslında şeyh bir vesiledir. Doktorun seni ameliyat edip iyileştirmesi gibi. Aslında doktor değil, Allah iyileştirir Nursi'ye göre. Allah dışında bir fail neden yoktur. Risalelerde bu bariz. Yine Risalelerde Nursi'nin panteist olmadığının açık olması gibi. Ama sen tüm bu saydığın düşünürleri bile sistemlerini düşünmeden aynı kefeye koyabiliyorsun. Yahu tek fail neden Allah diyen biri nasıl Geylani'yi Allah'a şirk koşsun?! Bunun neresine cevap vereyim.
Ha bu arada senin akıl yürütmenin benzeri ile Eşari ve Maturidilerin de panteist olduğunu iddia edersin!!! Onlara göre evrende her şeyi Allah yapıyor, tek fail neden var... Dümdüz bakarsan burada ha demek ki sadece fail olarak Allah var demek ki panteizm var dersin.
Ben şeyhliği övmedim. Şeyhlikle ilgili yaptığınız genellemelere yanlış dedim. Tüm şeyhler sizin tarif ettiğiniz gibi değil. Ama işinize gelmez illa basitleştirecek, saman adam yapacak öyle saldıracaksınız.
Tasavvufu ana kaynaklar, uzmanlarının eserleri ile okumak yerine popüler olandan anlama çalışman tipik bir argumentum ad populum safsatası.
Linç konusuna gelince ben de linç yiyorum. Daha programda seni şeyh belleyen takipçilerin bana etmedik küfür bırakmadı. Daha da kötüsü tekfir ediliyorum. Linç nedir! Bu entelektüel tartışmaların önüne geçen tekfircilik de sizin eseriniz. Ben dedim ve tekrar diyorum Din Gününün Sahibi Allah'tır. Benim duruş budur. Eylemleri eleştiririm, kişileri yargılamayı Allah'a bırakırım. Ben yargıç değilim.
Hangi tasavvufu, hangi mezhebi seçeceğiz böyle din mi olur demişsin. Evet olur. Senin din de öyle. Piyasada en az 20 farklı Kurancılık var. Birbiri ile çelişen anlamlar içeren Kuran mealleri var. Burada seçim yapılmıyor mu? Bir meali okuduğunda onu tercüme edene güvenmiş olmuyor musun? Üstelik Kuran çok yerde çok anlamlı ifadeler kullanıyor. Yahu Kurandaki Allah anlatısını senin tasavvuf eserlerini okuduğun gibi düz okursak karşımıza Mücessime çıkar.
Bu yaptığınız tekçilik vurgusu retorik olarak güzel ama çok sayıda insanı dinden çıkarıyor. Kuran apaçık, tek anlam verebiliriz kolay diyorlar. Sonra işin öyle olmadığını görünce sizin "böyle din mi olur" argümanı ile tartışmalar bitmiyor diye dinden uzaklaşıyorlar. Ben de diyorum tam tersi "din dediğin böyle olur". Entelektüel olarak zengin olur, yollarla dolu olur. Zaten bu yaklaşımından dolayı senin için tek bir tasavvuf, tek bir vahdet-i vücut var. Birden farklı görüş beyan eden ya da okuma yapan yok. Ancak tabi ki tek bir tasavvuf ya da vahdet-i vücut anlayışı yok ve bir felsefeci olarak da en çok senin bunun farkında olman lazım. Hem Kuran yeterse, bize düşen sadece onu okuyup anlamaksa dini konulara felsefeyi bulaştırmanın anlamı ne... Zaten her şey apaçık değil mi bir de şimdi felsfecileri mi okuyalım? (Not: Ankebut 51 ayetini anlamını değiştirecek şekilde bağlamı dışında kullanmışsın. Üstüne ve altına bak ayetin.)
Fena Kuran'daki yok demişsin. Kelimeyi mi kavramı mı kastediyorsun. Kelime yok demek kavram yok demek değil. Bu şuna benzemiş Kuranda mucize geçmiyor, demek ki mucizeler yok. Kelime yok ama kavram Peygamberlerin hayatından örneklerle var. Benzer şekilde kendi kişisel nefsi isteklerimizi devre dışı bırakıp, Allah'ın istediği gibi yaşamak yani ona teslim olmak Kuran'ın ana mesajlarından biridir zaten... Bir de Sufiler Panteist ise ne diye Fena'yı hedeflesin. Nefs de ilah ya da ilahi değil mi? Panteizm doğru madem öyle olması gerekmez mi?