Allâh Subhânehû ve Teâlâ Sizleri muhafaza, kafirlere ve zalimlere karşı Muzaffer eylesin.
Ayaklarınızı Sıratı Müstakim üzere sabit ve sebatkar kılsın.
Ümmeti Muhammedin aleyhisselâm Medarı İftiharı ve Dini Mübini İslamın hadimi kılsın.
Say'inizi makbul ve mebrur eylesin.
DEVLET
@ishakAzerr Batıl bir ameli hak zanneden ve kendisine işin doğrusu İrşad/Hidayet/Beyan edildiğinde Hakka tabi olan ile kendisine Hak irşad olunduğu halde halen kendi Batıl yolunu güzel bulanın durumu bir değildir.
Ahmed ilkini, ayet ikincisini anlatıyor.
İmâm Ahmed şöyle söylemiştir:
"Kendisini Hidayet üzere Zan eden, fakat Dalalet üzere olan kişiye Allâh Azze ve Celle muhakkak Hidayet ihsan eder."
[İbn Kayyım, Şifâu’l Alîl s.222]
İbn Kayyım şöyle söylemiştir:
"Bazı kadınlar geceleri çok namaz kılarlardı.
İçlerinden birine bu konu sorulduğunda şöyle dedi:
"Gece namazı yüzü güzelleştirir. Yüzümün güzel olmasını istiyorum.."
[Kitâbu'r-Rûh]
İmâm Şâfiî:
"Müslümanlardan her kim ki bir hadise ile karşı karşıya kalırsa mutlaka Allâh'ın Kitabında ona delil teşkil edecek bir delalet yolu vardır."
[İbn Kayyım, Şifâu’l Alîl s.102]
İbn Kayyım:
"Senin cehalet üzere yaşayıp gitmen, Cehmiyye ve İttihadcıları (Vahdeti Vücudcuları) Tanımadan daha hayırlıdır.
Şehvetine kapılmış bir vaziyet üzere yaşayıp, o hal üzere ölmen; bu iki taife ile birlikte olmandan daha hayırlıdır."
[Medâricu's-Sâlikîn c.3 s.1270]
Benzer şekilde Allâh, dünyada dua edenlerin dualarını işitir, istekte bulunanların isteğine icabet eder/karşılık verir.
Oysa dua edenlerin dilleri farklı ve ihtiyaçları muhteliftir.
[İbn Teymiyye, Mecmûu'l-Fetâvâ c.4 s.565]
"Allâh'ın bir durumda olması, bir başkasına engel değildir.
Bir şeyi duyuyor olması, başkalarını duymasına mani olmaz.
Meselelerin çokluğu Onu hata yapmaya sürüklemez.
Kıyamet günü kullarla konuşup onları hesaba çeker, biriyle meşgul olması, başkasıyla meşgul olmasına engellemez.
Resûlullâh aleyhisselâm şöyle dua ederdi:
“Allâh’ım! Eğer seni gücendirmemişsem sıkıntı çekmem önemli değil; ancak âfiyet vermen beni daha çok rahatlatır ve hoşuma gider.”
[İbn Hişâm c.2 s.420]
Ömer radıyallâhu anh şöyle söylemiştir:
“Allâh Azze ve Celle’nin beni hangi deveden indirip, hangi deveye bindirdiğine (Sabırdan indirip, Şükür devesine mi; yoksa Şükürden indirip, Sabır devesine mi bindirdiğine) Aldırış etmiyorum.
[İbn Kayyım, Uddetu’s-Sâbirîn s. 143]
Ebû Bekr radıyallâhu anh şöyle söylemiştir:
“Musibetlere uğrayıp, Sabırla bunlara göğüs germektense; Afiyet içerisinde olup Allâh Azze ve Celle’ye Şükretmek bence daha güzeldir.”
[İbn Hacer, Fethu’l Bârî 3026. Hadisin Şerhi c.6 s.349]
İbn Kudâme rahimehullâh:
"Evinde ailesiyle güven içerisinde oturan kimse, Allâhu Teâlâ'ya ve lütfuna, denizde bir tahta parçası üzerinde olan kimseden daha az muhtaç değildir."
(el-Vasiyyetu'l-Mubâreke, s.77)
el-Sindi Ebu Harun şöyle demiştir:
Birgün İbn Mübarek’e: "Alimleri bulamayınca ne yapacağız?” diye sordum.
Bunun üzerine: O zaman kitaplarımıza başvuracağız!” dedi.
(Ebû Nuaym, Hilyetu’l-Evliyâ)
İbn Teymiyye:
“Müşrikler zorda kaldıklarında İlâhlarını bırakıp Allâh'a dua ediyorlardı da, onlara dahi icâbet ediyordu.
Yağmur duasına çıkıyor Allâh'a dua ediyorlardı, evlerine girmeden sokaklar ıslanıyordu.
Ya Müminler dua ederse işin akıbeti nasıl olur?"
[Mesâil, c.1 s.71]