Allah'ım sen benim hakkımda en doğru yolu, en doğru vakti bilirsin. Gerçekleşmeyen hayallerimin isyanından sana sığınırım. Gönlümdekini ömrüme tez ve hayırlı eyle. 💐
@kiyaramodo@rimeliska Ben ramazan hocadan izledim. Onun kitaplarını bitirdim ardından Aydın hocanın branş denemesi ve internete branş denemesi yazıp bulduğum soruları çözdüm. Doğru tarih çalışma yöntemi 1- Size hitap eden ve aklınızda iz bırakan hocayı bulmak. 2-Bol bol soru çözmek.
@opheliacomeback Farklı şeylerden bahsetmiyoruz. Zaten okulda öğrendiğimiz şeylerden sınav oluyorsak e sorun ne ki? Ama mantıken düşünüldüğünde neye göre seçecekler atayacakları kişileri. Mecburen bir kriter olacak ve kpss de bunun için biçilmiş kaftan.
@opheliacomeback Bir ülkenin devletine ait kurumda çalışmak istiyorsak o ülkeye ait bazı şeyleri temel düzeyde bilmeliyiz. Memurlar sadece maaş alan bireyler değil o ülkeyi temsil edenlerdirde. Başka bir ülkede çalışmak için başvuru yaptığımızda dahi o ülke bizden ülkesini bilmemizi istiyor. +
Ben çalışıp emek etmişim 2024 kpss girmişim yüksek puanımı almışım
Puanım da hala geçerli
Peki ben neden 2026 da mezun olup sınava gireceklerin hakkı yenmesin diye tekrar kpssye
çalışmak
girmek
zorunda kalıyorum?
Benim hakkım ne olacak?
#SağlığaAtamaŞart
Aziz Sancar: "Tanıdığım en dürüst, Türkçü ve son derece mütevazı bir tarihçimizi kaybettik. Geçen yıl bir toplantıda yan yana oturmuş ve toplantı boyunca elini tutmuştum.
Bir TV programında da Çin'in bilimde Amerika'yı geçtiğini benden ��ğrendiğini söylemişti. Allah'a şükür ki onu tanıma ve sohbet etme fırsatım oldu.”
@atancakparamedk Zaten 26 bütçesi de kullanılmadı ki hocam. Büyük ihtimalle 26 bütçesini Aralık'ta , 27 bütçesini de 2 ye bölerek kullanacaklar. Ama olan biz 24 kpsslilere oldu
@opheliacomeback Doğru söylüyorsunuz. 87 ile atanamadım. Hoş bölümümde 88-89-90 da atanamadı🤷🏻♀️ Sağlık bakanlığı birkaç bölüm haricinde artık yüksek kapatıyor. Öğretmenlerde keza öyle. Bazı bölümler hariç MEB ve SB den atanmak artık çok zor.
Motivasyon olsun diye sevgilimin yoyo kartlığını aldım. Bence biz bu puanlarla evde oturmayı, yeniden sınava çalışmak zorunda bırakılmayı hak etmedik. 🤷🏻♀️
Köyünde onu herkes öldü bilmektedir.
Çanakkale’den Havran’daki köyüne kadar 145 kilometreyi 13 günde yayan yürür.
Geldiğinde evine giremez. Çünkü 9 yılda belki karısı, yeniden evlenmiş olabilir. Akşamdan geldiği evini sabaha kadar göz hapsine alır. Sabah koyunları çıkarmak için gelen bir akrabası ile karşılaşır.
“-Sen kimsin?
-Ben Seyidim.
-Biz seni öldü biliyoruz.
-İşte sağ döndüm. Benim hanım evli mi?
-Hayır evli değil. Bir çocuğun var içeride, çocuğu korkutursun. Bağırarak git, haberi olsun.”
Kapıdan eşinin ismini seslenir. 8 yaşında bir kız çocuğu kapıya gelir. “Anne” diyor, “kapıda sakallı biri var korktum.” Annesi geliyor kapıya bakıyor ki, adamı. “Korkma kızım o senin baban.”
Ve 9 yıl sonra kızıyla böyle tanışıyor.
O kız, sonradan nine olduğunda torunlarına, “Baba deyip de bir müddet kucağına oturamazdım” der.
***
Kocaseyit namı, Seyit Ali Çabuk tam adı.
Çanakkale’de 276 kiloluk top mermisini tek başına sırtlayıp İngiliz zırhlısını vuran kahraman.
1889'da Balıkesir'in Havran ilçesine bağlı bir orman köyü olan Manastır köyünde doğan Seyit Ali, Yörük çocuğudur.
Mavi gözlü ve ufak tefektir.
Gariban Anadolu köylüsü.
Keçi güder arada kaçak odun kömürü yapar satar.
1909’da askere gider.
1912’de Balkan Savaşı’na katılır.
1914’te Birinci Dünya Savaşı başlayınca Çanakkale cephesinde topçu eri olarak bulundu.
18 Mart1915'te Müttefik donanması Çanakkale Boğazı'nı geçmek için saldırıya geçti. Bu sırada Seyit Ali, Rumeli Mecidiye Tabyası'nda görevlidir.
(Savaşın en kritik anlarından birinde Queen Elizabeth zırhlısından atılan bir top mermisi Mecidiye Tabyası'na isabet eder. Mecidiye Tabyası'nın pozisyonu çok kritiktir. Boğazdan geçen düşman savaş gemilerini vurmak üzere oradadır. Ve hedef alınan tabyada geriye sadece iki er ve tabya komutanı kalmıştır. Bu erlerden bir tanesi Seyit Ali Çabuk'tur.
Seyit, 276 kiloluk bir mermiyi, mataforası yani vinci bozuk olan topçu bataryasına tek başına sırtlayarak yerleştirmeyi başarır.
Ve Ocean gemisini dümen sisteminden vurmayı başarır. Ocean daha sonra sürüklenir ve Nusrat’ın döşediği mayınlardan birine çarparak batar.
Bu başarısından ötürü onbaşı rütbesine yükseltilmiş bir de ödül olarak çift tayın verilmiş.
O da bir hafta sonra kursağından geçmeyince istememiş.
Seyit Ali, 1909'da gittiği askerden, 1918'de onbaşı olarak döner.
1915’teki zaferden sonra 3 yıl daha Çanakkale’de askerliğe devam eder.
1918’de terhis olur.
BİR TEK ATATÜRK HATIRLAR
Kocaseyit, harpten döndükten sonra burada köyünde kimseye savaş ile ilgili bir şey anlatmaz. 9 yılda yaşadıklarını kendine saklar. Kolay değil, yaşanan olaylar, büyük travmalar yaratmıştır muhtemelen. 1929’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir açılış için Havran'a gelir. Açılıştan sonra Havran Nahiye Müdürü’ne der ki, “Burada bir Seyit Onbaşı olacaktı onu görmem lazım.”
Ancak Havran Nahiye Müdürü, Seyit Onbaşı’nın hangi köyde olduğunu bilmez. “Buluruz tabii Paşam” deyip, Edremit askerlik şubesinden Seyit’i sordurur. Manastır köyünde bulunur. Şubeden 2 jandarma görevlendirilip salınır. Sabah çıkan jandarmalar akşamüstü köye gelir. Kocaseyit, dağa kömüre gitmiştir. Jandarmalar evinin önünde akşama dek bekler. Akşam geç saatte evine gelen Seyit, jandarmayı görünce, kaçak kömür için geldiklerini sanır. Ama bozuntuya vermez. Askerlere “suçum ne ki” diye sorar. “Hayır, suçun yok biz seni bekliyoruz. Seni Paşa çağırıyor.” Seyit, sevinir.
Gece yarısı vardıklarında nahiye müdürü, Seyit’i perişan vaziyette görünce, önce onu bir güzel yıkatır, berberde saç sakal traşı yaptırır. Sabah da elbisesini verir. Atatürk’ün yanına çıktığında, biraz sohbetten sonra Paşa ‘ne istersen, iste sen büyük kahramanlık yaptın’ der.
Maaş bağlatılmasını teklif eder. Seyit Ali, “Hayır paşam" demiş, "biz görevimizi yaptık maaş için değil” der. Tek bir isteği olur Atatürk’ten, “Ben dağda kaçak odunla kömür imal ediyorum. Havran ve Edremit'te gece kaçak satıyorum. Senin emrinle o dağdaki ormancılar baltamı almasa. Rahat çalışsam, maaş da istemem”
Atatürk, nahiye müdürüne talimat verir, Seyit’e dokunulmasın diye.
Ancak iki yıl sonra yeni gelen nahiye müdürü bu emri uygulamaz, Seyit’e pek rahat verilmez.
Seyit Ali Onbaşı, bir süre daha dağda odun kömürü yapar.
Yaşlanmaya başlayınca zorlanır, Havran’da bir fabrikada hamallığa başlar.
Seyit Ali Çabuk, 1939'da 50 yaşındayken, zatürreye yakalanır ve yaşamını yitirir.
Köyündeki mezara gömülür.
Kocaseyit'in köyü, hala yoksul...
Yüze yakın torununun yaşadığı Kocaseyit Köyü (köyün adı sonradan Çamlık, 1990’da da Kocaseyit olmuştur), büyük oranda elektriksiz ve susuz.
TSK bir dönem köye de sahip çıkmış, Kocaseyit Anıtı da yaptırmış ama Ergenekon, Balyoz darbeleri sonrası onun da eli çekilmiş.
Güneydoğu’dakilerden farksız köylü topraksız, koyun keçi güdüyor, ovaya yevmiyeye gidiyor.
Aynı dedeleri Kocaseyit gibi.
Kocaseyit’in öyküsü, bir yerde Türkiye’nin tüm kahramanlarının öyküsüdür.
Alıntı.
@saglikcisesleri Bundan sonra Türkiye de başka hiç atama yapılmayacak mı ki sürekli 2026 mezunlarına da şans vermeliyiz deniliyor? Bu Türkiye tarihinde ki son sağlık ataması mı? Neden bizler derecelerle atanamıyoruz?
Ayrıca atama sadece 35bin. Ne kpss sonrası yıl bitmeden yapılan alımı yaptınız ne de 2 yılda bir yapıldığı için minimum 2 ayrı atama yapılması gereken atamaları yaptınız. Ayrıca 26 bütçesini kullanmadınız. 1.057.388 kişinin girdiği sınavda 8350. Olan birisi başarısız sayıldı.
22kpss ile 2022yılının bütçesi ile 85bin verildi. İkiye bölündü 22aralık ve 23mart olmak üzere. Ardından 24 Şubat'ta 2. Alım yapıldı ama sonuç olarak alınan sayı 110bindi. 3 atama gibi gözüken 2 atama idi. Siz 25te bir alım yapıp 2ye böldünüz. #2024kpsslilermağdur