📍Yurt dışı çıkış harcının alınmasına tepki gösteren yurttaş:
-📌Yurt dışı çıkış harcı Türkiye'de ilk olarak 2001'de sembolik bir tutarla uygulanmaya başlandı.
- 📌Zaman içinde tutar birkaç kez artırıldı ve günümüzde 1250 TL seviyesine çıktı.
- 📌Dünyada birçok ülkede çıkış veya turizm vergisi var ama genelde ya herkes öder ya da sadece turistten alınır.
- 📌Türkiye'deki fark: "yurt dışı çıkış harcı" sadece Türkiye vatandaşlarından alınıyor.
Bir #vize hikayesi daha...
#Seyahatözgürlüğü hem Anayasal hem de temel bir insan hakkıdır ve keyfiyet içinde kısıtlanamaz. #AB ülkelerinin bugün yaptığı tam da budur, artık insan hakları ihlali boyutundadır.
AB’nin gelir kapısı olduk ödediğimiz vize paralarını ceplerine atıp utanmadan ret verirken de harekete geçselerdi keşke. Bütün avrupayı vize paralarıyla iyi besledik.
🔴 Schengen randevularında 'karaborsa' iddiası incelemede: Büyükelçilikler harekete geçti
Schengen vizesi randevularının karaborsaya düştüğü iddiaları üzerine Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika ve Avusturya usulsüzlüklere karşı harekete geçti. Büyükelçilikler, vatandaşları yetkisiz aracı şirketlere karşı uyarırken, randevu sistemlerinde yeni önlemlerin devreye alındığını duyurdu.
https://t.co/KvE0gs8Nyt
Türk vatandaşları Temu’dan 30 dolara ürün alıp ülkeye sokamazken elin yabancısı kaynağı belirsiz milyon dolarlarını vergi bile ödemeden ülkeye sokabiliyor.
Pasaportumuzun itibarını bitirdiler, son 10 yılda “vize ret” oranı 3 kat arttı, öğrenciler Erasmus’a gidemiyor, iş insanları aylarca vize randevusu bekliyor.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi, vatandaşlarımız vize karaborsasında milyarlarca lira söğüşleniyor.
Vize İmparatorluğu’nu belgeleyen haberlere erişim engeli getiriliyor. Gerekçe: “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması.”
Asıl gerekçe Mevlüt Çavuşoğlu ve Vize İmparatorluğu’nun korunması olmasın?
ACİL HAREKETE GEÇME ÇAĞRISI!
Daha önce belgeleriyle paylaştığım üzere 7 yaşındaki masum oğlum Litvanya’da annesi ve annesinin kocası tarafından şiddete uğramakta. Uzun zamandır bir baba olarak ona sarılamamak, sesini duyamamak, gözyaşlarını silememek benim için zor olsa da burda önemli olan ben değilim. Çünkü oğlum gözünü intikam ve nefret bürümüş ve kendisine şiddet uygulayan annesinin engellemesi nedeniyle buradaki hiçbir arkadaşı ve sevdiğiyle telefonla bile iletişim kuramıyor. Oradaki yetkililerse çocuğumun şiddete uğradığını defalarca belirtmesine rağmen kıllarını kıpırdatmayarak bu şiddetin giderek artmasına araç oluyor.
Şimdi öğrendim ki o küçük bedeni ve ruhu bu şiddet ortamının yaralarıyla baş edemez hale gelmiş ve kendisine oradaki psikiyatristler eliyle FLUOKSETİN isimli bir antidepresan ile TİAPRİD isimli ağır bir şizofreni ilacı başlanmış. Bu ağır ilaçların başlanmış olması da henüz 7 yaşında olan ve öğretmeninden psikologuna Türkiye’de kendisini tanıyan herkesin dünya tatlısı, mutlusu ve akıllısı dediği çocuğumun, Litvanya’daki şiddet ve ihmal nedeniyle psikolojisinin günden güne bozulmakta olduğunu ve artık o narin ruhu ile bedeninin de bunları taşıyamayarak alarm verdiğinin evrensel bir kanıtı aslında.
Buna rağmen oranın yetkilileri burada onu haksızca teslim eden bizim yetkililerin aksine kendi vatandaşlarını koruma güdüsüyle harekete geçmiyor. Bir çocuk psikiyatristi ve baba olarak evladımı koruyamamanın acısıyla yüreğim yanıyor, bu gidişatın artık onun hayatını tehdit ettiğini ve anne ile kocasının bu tutumlarını durdurmazsak oğlumun hayatını kaybedebileceği hususunda gerek Türk gerekse de Litvan yetkilileri uyarmak istiyor, sizleri de küçücük yavrumu korumak için sesinizi yükseltip harekete geçerek destek olmaya davet ediyorum!
Lütfen bu küçük çocuğun masum yüzü, ve yapayalnız kalmış kırılgan yüreğini düşünün ve onu bu karanlıktan kurtarmak için harekete geçin. Bu mecradaki birlik ve berberlik ruhunun nice haksızlıklarla acıları dindirdiğine çok şahit oldum ve gururla vesile olmuş biri olarak şimdi 7 yaşındaki oğlum için de kenetlenmenizi rica ediyorum. Ben 15 aydır haksız yere fiziksel temasım ve 6 aydır telefonla görüşmem bile engellenmiş bir baba olarak çocuğumun psikolojisinin bozulmasına engel olamadım. Ve çocuğumun psikolojik ve duygusal açıdan günden güne daha da kötüye gidişatını engelleyemiyorum.
Çocuk şiddete uğradığını söylüyor, davranış sorunları sergiliyor, yetmiyor kendisine iki tane psikiyatrik ilaç başlanıyor. Orada kötü bakıldığına ikna olmak için daha ne olması lazım. İllaki ölmesi mi lazım?
Ben de yavrum için adaleti, bugüne değin bu mecrada kendilerine ses olmaya çalıştığım değerli anne babalar Nizamettin Kabaiş, Bedriye Doku, Yasemin Minguzzi ve Şaban Vatansever gibi öldükten sonra aramak istemiyor ve onu buradaki cennetinden koparanların o ölmeden onu orada koruyup yeniden buradaki cennetine ulaştırmalarını talep ediyorum.
Çocuğun en temel hakkı olan sevgi, güvenlik ve huzur ortamına kavuşması için sesinizi onun yerine nolur yükseltin.
Oğlum için siz de bir abi, abla, teyze, amca olun; onu orda yalnız bırakmayın!
Şimdiden atacağınız en küçük adım ve ses için sonsuz teşekkürler
@RTErdogan@dbdevletbahceli@LithuanianGovt@GitanasNauseda@IRuginiene@HakanFidan@LithuaniaMJ@LithuaniaMFA@ABilotaite@IRuginiene@GitanasNauseda@UNICEF@save_children@LithuaniaME @vaikoteises
Vize randevularını cayır cayır (4-5 katına) millete satmışlar. Bu suçun içinde devlet yetkilileri de var. Konuyu araştırıp haberleştiren gazeticinin haberlerine erişim engeli getirmişler. Her yer çürümüş, bakın her yer!
Ekrem İmamoğlu’nun Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu.
13 yaşındaki oğlunu tek başına büyüten bir Anne.
25 yıl çalışmanın sonucu malvarlığı: Memleketi Düzce’de 1 daire ve 2. el bir araba.
Oğlunun doğum gününde cezaevine gönderildi, 290 gündür tutuklu Unutma!