Bu konuda bilinçli bir saptırma mevcut. Ağrı'da bulunan İshak Paşa sarayının Çıldır Valisi İshak Bey ile hiçbir alakası yok. Sarayı inşa ettiren aile Serhad/Bazîd Beyleri ve Kürtler.
Evvelâ sarayın üzerindeki kitabede şu yazıyor:
"Efiakde ta şems ola devvar-ı zamanı
Bir bab-ı saadet bula devletle emanı
Bin yüz ile doksan dokuz oldu buna tarıh
İshak'a meram üzre kerem kıl dü cihanı"
1199 miladî 1785 senesine tekabül ediyor. 1785 senesinde Ağrı/Beyazîd, ocaklık olarak Kürt beylerinin elinde. Bu Kürt beyleri aslen Meyafarkin/Silvan beylerinden ve Besniyan aşiretinden Behlül Beyin soyundan. 4. Murad'ın İran seferinde bu bölge Besniyan Kürtlerine ocaklık olarak verilir. İshak Paşa, Abdulfettah Paşa'dan sonra 1775-1799 tarihleri arasında beylik yapmıştır burada.
Saray da son olarak bu tarihler arasında inşa edilmiştir.
Çıldır Valisi İshak Paşa ise o tarihlerde görevde değildi. Ahmed Cevdet Paşa 1791 yilinda vefat edince İshak Paşa"1791" yılında Çıldır Valisi olmuştur yani saray inşa edildikten 6 sene sonra.
İkisi aynı kişi değildir ve saray Besniyan Kürtlerinden olan Beyazid ocaklık/yurtluk sahibi Ekrad Beylerinden İshak Paşa'nın imarıdır.
Bu saçmalıklara son verin.
Buyrun Amed'in 300 senelik harita kaydını paylaşayım.
Bu harita, Alman kartograf Johann Matthias Hase tarafından hazırland�� 1739'da yayımlandı.
Hz. Davut ve Hz. Süleyman dönemindeki İsrail Krallığı'nı komşu bölgeleri gösteriyor.
Diyarbekir için ayrıca "Amed, Amida" demiş.
Simple questions:
Why do 5 million Palestinians have the "right" to a state, but not 40-60 million freedom-seeking #Kurds?
Why are there endless marches & protests for Palestinians, but not Kurds?
Why is the UN obsessed with Palestinians, but doesn't give a damn about Kurds?
Amed tarihi değil Diyarbekir olsun" diyenler... Peki "Doğu, Güneydoğu" bunlar tarihi mi? Van, Bitlis, Diyarbekir, Hakkari, Mardin ve bunlara bağlı beldelere Osmanlı zamanında hep "Kürdistan" denilmiş. Bu tarihperverlik neden Kürdistan için yok da Amed için var?
1926 yılına ait "Doğu illerimizde bulunan Türk ve Kürt unsurunun nüfus miktarını gösteren cetvel" isimli resmî belgeya göre bugünkü Diyarbekir'i oluşturan "Diyarbekir, Genç, Ergani Vilayetleri"nin toplam nüfusunun %82'si Kürt, %17'si Türk.
Ancak bu Türk nüfusun da önemli bir kısmı yerli değil, bölgeye 1916'da yerleştirildi.
Türk mültecilerin Diyarbekir'e yerleştirilmesi hakkında bir belge.
tarih 1916:
"Mıntıka-yi Harbiyye’den Diyarbekir’e gelen Türk mültecisinin iskan edilmek üzere o tarafa gönderilmeleri vilayet-i mezkureye tebliğ edilmiş olduğundan vûrüdlarında muhacirin nizammanesine tevkifan akdâr ve auşeleri lazımdır."
"Savaş bölgelerinden Diyarbakır'a gelen Türk mültecilerin yerleştirilmek üzere o bölgeye gönderilmesi adı geçen vilayete bildirilmiş olduğundan, vardıklarında göçmen yönetmeliğine uygun olarak geçim imkânlarının sağlanması ve beslenme ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir."
"Bölgede 1970’lere kadar Azerbaycan Türkçesi konuşuluyordu."
Bu doğru değil. Tam aksine bölgede yoğun bir Kürt nüfusu vardı ve Kürtçe en ��ok konuşulan dildi. Bu sebeple Osmanlı, bölgede görev yapacak Kürtçe'yi lisansları ile bilen memur bile aramıştır. Belgesi:
Diyarbakır halkının çoğunluğunun Kürt ve aşiret mensubu olması nedeniyle, yerel dili (Kürtçe) ve lehçeleri iyi bilen bir tercümana ihtiyaç duyulduğu ile ilgili 1820 tarihli belge burada:
--
Diyarbekir meşayihine
Diyarbekir ahalisinin ekseri Ekrad ve aşayirden ibaret olup bu lisanı bilen bir nefere hacet görülmüş olduğuna binaen, kaimmakamları olan din-i düvel hizmet-i mezkurede Diyarbekir ahalisinden Fettah Ağazade istihdam edilerek badehu mezkur lisanı asabesiyle lehçe-i şive-i tekellümana hayli vukufu olduğu anlaşıldığı cihetle idare-i lisan-ı mezkure mumaileyh kaimmakam lisanından meşhur ve bedih olduğu cihetle mahalli lisanının istihdamı esnaf-ı âmme...
---
Diyarbakır şeyhlerine/ileri gelenlerine
Diyarbakır halkının çoğunluğu Kürtler ve aşiretlerden oluştuğu ve bu dili (Kürtçe) bilen bir kişiye ihtiyaç duyulduğu için, kaymakamları olan devletin dini/idari hizmetinde Diyarbakır halkından Fettah Ağazade görevlendirildi. Sonradan adı geçen kişinin bu dili kendi lehçesiyle konuşma şivelerine de oldukça vakıf olduğu anlaşıldığı için, bu dilin idaresi adı geçen kaymakam tarafından bilindiği ve açık olduğu cihetle yerel dilin istihdamı herkes için gereklidir.
Kürt beylerine ait konaklar.
•Hüsrev Han Köşkü, Sine 19. Yy
•Yar Muhammed Han Şadlu Köşkü, Bucnurd (Horasan) 19. Yy
•Şirvan Kalesi (köşkü), Süleymaniyye 18.yy
•Vezir Konağı, Tebriz 19.yy
Sahipsizlik.
Kürtlerin Diyarbekir'deki 1000 senelik izi. Mervâni Kürtleri tarafından yapılan daha sonra Eyyubi Kürtleri döneminde ekleme ve onarım gören, üzerinde Eyyubilere ait kitabeler bulunan Kulfa Kapısı, Silvan.
Resmen kaderine terk edilmiş şu vaziyete bak.
Bu tür adamlarla muhatap olmaktan özelikle imtina ederim ama bir cevabı da hak ediyor:
“Firavun’un mezarı duruyor, 1.5 milyon Ermeni’nin toplu mezarı nerede?” demek tarihçilik değil, kötü niyetli safsatadır.
Firavun devlet töreniyle gömülmüş tek bir hükümdardır.
Ermeniler ise tek bir mezarlıkta değil; sürgün yollarında, ölüm yürüyüşlerinde, nehir kenarlarında, çöllerde, kamplarda, açlıkta, susuzlukta, hastalıkta ve katliamlarda yok edildi.
Soykırım dediğiniz şey zaten çoğu zaman cesedi de, kaydı da, hafızayı da ortadan kaldırma pratiğidir.
Ayrıca mesele “mezar nerede?” diye çocukça sorularla kapanmaz.
Tanıklıklar var.
Diplomatik raporlar var.
Osmanlı kayıtları var.
Nüfus çöküşü var.
El konulan mallar var.
Sürgün emirleri var.
Yetim kalan çocuklar var.
Müslümanlaştırılan kadınlar var.
Boşalan şehirler, köyler, kiliseler var.
Bir halkın bu topraklardaki binlerce yıllık varlığı birkaç yıl içinde buharlaşmadı.
Buharlaştırıldı.
Firavun’un mezarıyla ölüm yürüyüşünde çöle sürülen sivilleri kıyaslayan kişi tarih anlatmıyor; inkar tekniği pazarlıyordur.
Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalanın 1993 yılındaki bu konuşması,
Barıştan yana ne kadar samimi olduğunu ortaya koyuyor.
1993’ten 2026 ya aynı sözler, aynı Önderlik ve inkarda ısrarla devam eden aynı türk devleti.
Japonya'da yüksek sesle telefonla konuşan birini çekmiş bir Japon. Videonun altında 1800 tane "O Türk değil Kürt!" minvalinde yorum yapılmış. E hani herkes türktü? Hani biri kürtçe şarkı bile paylaşsa altına hemen "ne mutlu türküm diyene" yazıyorsunuz! Hani andımızdan rahatsız olmasındı Kürtler? Size bişey diyeyim mi; bu ülkede Kürt olmak bir tahammül meselesi. Ne dese haklı bu insanlar.
TÜRKİYE'NİN GÜNCEL ETNİK YAPISI
Türkiye'nin etnik yapısı çalışmamızın ikinci versiyonu olan V2 ile beraber hataların çoğunu gidermiş olup taralı ilçe sayısını da azaltarak sonuçları daha da kesinleştirmiş bulunmaktayız.