Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin (KKTC) Girne Limanından Mersinin Silifke ilçesindeki Taşucu Limanına gitmek için demir alan yolcu gemisinin alabora olması sonucu 8 kişinin yaşamını yitirdiğini, 18 kişinin kayıp olduğunu üzülerek okuduk.
Hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet diliyor, kazazedelerin de kurtarılmasını ümit ediyorum.
KKTC Bakanlar Kurulu yaşanan can kayıpları nedeniyle 3 günlük ulusal yas ilan edilmesine karar vermiş.
Millet olmanın en temel nitelikleri kederde, tasada, sevinçte, kıvançta bir olmak ve ortak gelecek tasavvuru olarak formüle edilir.
Meydana gelen gemi kazası sonucu, sosyal medyada Türk düşmanı PKK terör örgütü sempatizanı etnik ırkçıların sevinç çığlıklarını okuduk.
Bu katil sürüsü ve sevicileri ile kederde, tasada, sevinçte, kıvançta bir değiliz. Ortak bir gelecek tasavvurumuzda yok ve olmayacak.
Bunları şımarttıkça daha çok azacaklar. Daha da terbiyesizleşecekler. Türkün sırtına daha çok yük bindirecekler.
Boşa hiç zorlamayın…
Hala hepsine terörist mi diyeceğiz diyenler, EVET teröriste terörist diyeceğiz. Sayı değil ne olduğunu söylüyoruz.
Demirtaş o savunmada “Şeyh Sait’in torunuyum” dediği halde bu ifade medyada sansürlenmişti.
Ben bu yazımda söz etmiştim. 👇🏽
Ümmetçi çakma ‘sosyalistler’! https://t.co/1XKpKS9oKc
Çetinkaya mağazalarında 12 kişiyi yakarak öldüren Çetin Arkaş şehir şehir kürsülerde konuşturulurken, Gebze’de bir şehit yakını 30 Ağustos töreninde, “Memleketin her yerinde PKK’lılar anılıyor, Barış böyle olmaz.” deyince kürsüden indirilmiş.
Takdir yüce Türk milletinin…
“Nevruz Bayramı” deyip kentleri birbirine katan, 14 Ağustos PKK ihaneti başlangıcını “Diriliş Bayramı” utanmazlığıyla kutlamaktan çekinmeyen, “4 parça Kürdistan” söylemi peşinde emperyalizmin vatanımızı bölme projelerinin taşeronluğuna soyunan, ama lafa gelince sürekli “Kurtuluş Savaşı’nı birlikte yaptık, Cumhuriyet’i beraber kurduk” diyen DEM adlı siyasi partinin; Zafer Bayramı dahil hiçbir Ulusal Bayramımızı kutlamaması, ne kadar samimiyetsiz olduklarının ve sözlerinin gerçekle hiçbir ilgisi olmadığının somut kanıtıdır.
#LaikÜniterUlusDevletimizDilBirliğimizBölünmezBütünlüğümüzTartışılamaz
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün, Dumlupınar'da Meçhul Asker Anıtı'nın temel atma töreninde yaptığı konuşma - 30 Ağustos 1924
Başkomutanlık Meydan Savaşı’nın ikinci yıldönümü dolayısıyla:
30 Ağustos 1924'de, Dumlupınar'da Meçhul Asker Âbidesinin esas vaz'ı merasimi Atatürk'ün huzurları ile yapılmış, merasimde hükûmet ve Ordu erkânı, askerî kıt'alar ve on binlerce halk hazır bulunmuştu. Erkân-ı Harbiyei Umumiye Reisi Fevzi Paşanın (Mareşal Çakmak) Başkumandanlık Harbi'nin askerî safhalarını anlatan nutkundan sonra, Gazi Mustafa Kemal kürsüye geçmiştir. Atatürk, zaferin kısa bir hikâyesini yaptıktan sonra onun siyasî ehemmiyeti ve neticesi üzerinde durmuştur. Bu zafer, ayaklanan bir milletin ilk hedefi idi. Bundan sonraki hedefler ne olacaktır? Atatürk onları anlatmış ve sözlerini Türk gençliğini muhatap yaparak bitirmiştir.
Şimdi Atatürk'ü dinleyelim:
Efendiler!
Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa verdiği kıymetli açıklamalarla burada hazır olanlara Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Savaşı’nın ve kesin sonuç veren 30 Ağustos Savaşı’nın oluş şekli hakkında bir fikri özetlemişlerdir. Beş gün aralıksız geceli gündüzlü süren en büyük Meydan Savaşı”nın gerçek içeriği bugün verilen açıklamalardan fazla, yarın tarihin hakemleri tarafından, araştırmacıların inceleme araştırma ve kararları okunduğu zaman daha açık, daha belirgin bir şekilde anlaşılacaktır. Beni milletim, Türk milleti, güvenine lâyık görerek bu hareketlerin başında bulundurdu. Bu görev ve işimin mutlu anısını duygulanarak sevinçle ve gururla saklıyorum. Görevlerini milletin vicdanından gelen gerçek ihtiyacına, yalnız onun yüksek fikrine uygun olarak yapmış olanlara özel bir vicdan rahatlığı ile bugün önünüzde bulunurken duyduğum mutluluğu ifade edemem.
Efendiler, tıpkı bugün gibi otuz sekiz yılı Ağustosu’nun otuzuncu günü saat ikide, şimdi hep beraber bulunduğumuz bu noktaya gelmiştim. Bu üzerinde bulunduğumuz sırtlarda kahraman on birinci tümenimiz şu karşıki tepelerde savaşa zorunlu kılınan düşmanın ana kuvvetine taarruz için yayılarak ilerlemekte bulunuyordu. Şu gördüğümüz Çal Köyü alevler ve dumanlar içinde yanıyordu. Beni buraya kadar getiren itici gücün ne olduğunu anlatmak için hatırladığım bir iki noktayı burada tekrar edeceğim: 29/30 Ağustos gecesi sabaha karşı Batı Cephesi hareketleri şubesi Müdürü Tevfik Bey, alışıldığı gibi o saate kadar çeşitli karar merkezlerinden ve her taraftan gelen raporlara göre harita üzerinden belirlediği ve gösterdiği genel durumu cephe komutanı İsmet Paşa’ya göstermiş ve o da hemen Paşa’ya göster emriyle Tevfik Bey’i yanıma göndermişti. Karahisar’da Belediye dairesinde bana ayrılan odada yatmaktaydım. Beni uyandıran Tevfik Bey’in gösterdiği haritaya baktım, hemen yataktan fırladım. Arkadaşlar, haritada gördüğüm şey şuydu ki, ordularımız düşmanın önemli kuvvetini kuzeyden, güneyden, batıdan kuşatmaya uygun bir durum almış bulunuyorlardı. Şu halde düşündüğümüz ve en büyük sonuçları sağlayacağını beklediğimiz durumlar ortaya çıkıyordu. Hemen Fevzi ve İsmet Paşaları çağırınız, dedim; üçümüz toplandık. Durumu bir daha düşündük ve kesinlikle karar verdik ki, Türk’ün gerçek kurtuluş güneşi 30 Ağustos sabahı ufuktan bütün parlaklığıyla doğacaktır. Bu karara göre ordulara yeni emir yazıldı. (saat 6.30 öncesi) Fakat durum o kadar önemli, o kadar hız ve şiddet istiyordu ki, bu yazılı emirlerle yetinmek önlemi uygun olmazdı. Onun için Fevzi Paşa’dan, Altıntaş ve güneyinden hareket eden ikinci ordumuzun ve bunun daha batısında bulunan atlı kolordumuzun yanına giderek düşüncemize göre hareketleri düzenlemesini kendilerinden rica ettim.
İlin Valisi nerede? Emniyet Müdürü nerede? Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü nerede?
Terörist olmak artık suç olmaktan çıktı da bizim mi haberimiz yok?
Terörü, terör örgütlerini ve suçluyu öven söylemler karşısında hukuk artık işlemiyor da bizim mi haberimiz yok?
Bu milletin gözü önünde yaşananlar karşısında yetkili makamların sessiz kalması, müdahale edilmemesi ve kamuoyuna tatmin edici bir açıklama yapılmaması kabul edilemez.
Buradan ilgili tüm yetkililere açıkça sesleniyorum:
Kanunların size yüklediği görev ve sorumlulukları eksiksiz yerine getirin. Suç teşkil ettiği değerlendirilen eylem ve söylemler hakkında gerekli adli ve idari süreçlerin işletilmesini sağlayın.
Görevin gereklerine aykırı hareket edilmesi veya gerekli işlemlerin ihmal edilmesi hâlinde bunun hukuki ve idari sorumluluk doğurabileceği unutulmamalıdır.
Ve yine sakın unutulmasın:
Türk milleti de Türk Devleti de kendisine, birliğine ve değerlerine yönelenleri asla unutmaz.
Yaşasın tam bağımsızlık, kahrolsun emperyalizm!
Yaşasın laik cumhuriyet, kahrolsun gericilik!
Yaşasın halkın egemenliğine dayalı cumhuriyet, kahrolsun saltanat!
Türkiye’yi esir olmaktan, halk�� kul olmaktan kurtaranlara, yurtta barış dünyada barış hedefini ilke edinenlere saygıyla 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu ülkeyi emperyalizmin işgalinden kurtarmak ve bağımsız, özgür, laik bir ülke kurmak için mücadele verenlere minnetle…
Ve bir tavsiye: Tarihi öğrenin, Nutuk’u mutlaka dikkatle okuyun.
#30ağustoszaferbayramı
Bugün utanmadan Zafer Bayramı’nı kutlayıp Atatürk görselleriyle paylaşım yapıp yine halkı aldatacaklar. O kadar midem bulanıyor ki artık bu ikiyüzlülükten…
Fifty-two years on, fifteen of the thirty-seven Turkish Cypriots killed at Atlılar on 14 August 1974 have been identified.
Two were babies. Seldem Ali Osman was forty days old. Betül Arnavut was sixteen months.
They will be buried with state honours on Tuesday.
"Milli birlik ve dayanışma", "barış" faaliyetleri, öldürülen PKK'lı katillerin "şehit" olarak anıldıģı taziye çadırları her yerde kurulmak suretiyle tam gaz ilerliyor!👇🙃
Her şey serbest!🤧
Bir de arkasında Türk bayrağı, önünde Ata'nın gençlığe hitabesini alarak, tek başına sessizce yürüyen gençleri gözaltına almasanız, ona da müsaade etseniz!
Ha "o barışa uygun değil mi" diyorsunuz!
Anladım!
Çok anlaşılır aslında, nasıl anlayamadıysam ilk önce, yaşlandık sanırım...
Kahırlarından bir bir gidiyor kahramanlar
Yürekleri yanık ve gözleri arkada...
Böyle mi gitmeliydiler?
Bu ayıp, bu utanç hepimize yeter!
Nur içinde yat kahraman Gazim
Mekanın cennet olsun!
Bizim Diyanet, herhangi bir tarikat, cemaat şöyle bir paylaşım yapar mı?Helal olsun size helal olsun.Türklük kader din seçimdir diyenler var olsun! Bu Siyonist hizmetkarlarının kafasına çaka çaka Anadolu nun ezeli,ebedi Türk yurdu olduğunu öğreteceğiz! Ne Mutlu Türk'üm Diyene 🇹🇷
Vıcık vıcık cehalet. Türk siyasal kimliğine mensup olmak için etnik manada Türk anne ve babadan doğmak gerektiğini söylemek siyasi tarih ve milletleşme süreçlerine dair hiçbir şey bilmemek demektir. Veya bilinçli kötü niyettir