Sizin dediğiniz Daron Acemoğlu'nun dediğiyle aynı şey değil ki ama.
Siz aynı fabrikadaki dokuma işçisinin durumundan bahsediyorsunuz. Verdiğiniz örnek de çok güzel.
Ancak Daron Acemoğlu teknoloji gelişmeye devam edecek. Birincisi işçileri gelişen teknolojiye göre eğitmeliyiz diyor. Yani bir makinede 3 işçi çalışıyorsa ve artık bu sayı bire düştüyse geri kalan işçilerden birini o makinenin bakımcısı birini de mühendisi olarak eğitmiş olmamız gerekiyordu diyor.
İkincisi de eğer işçiler eğitimli olursa ve ürettikleri işlerin katma değeri yüksekse patronların kâr etmek amacıyla işçiye talebi artacak. Böylece işçi daha yüksek maaş talep edebilecek diyor.
Ki bu video ufacık bir kesit. Eğer Daron Acemoğlu'nun işçiler, çalışan kesim ekonomik alt ve orta sınıfların nasıl sömürüldüğünü ve buna karşı çıkılması gerektiğini anlattığını görmek isterseniz son çıkan kitaplarından İktidar ve Teknoloji'ye göz atmanızı tavsiye ederim.
Bu arada işçi örgütlenmesine de karşı değilim. Şu an bu durumda olmamızın sebeplerinden biri de sendikaların git gide etkisizleştirilmesi ancak bir akademisyeni de tek bir videodan yargılamamak gerektiğini düşünüyorum.
Trump Seçimi Kazandı. Şimdi Anewliz Zamanı
1) Pişkinlik
Normalde siyasi kariyerin bitişi 2 dakikalık iş. Bir skandal çıkar, 2 dava açılır, bir bakmışsınız kıçınıza teneke takmış yolcu ediyorlar.
Bu durum Donald Trump için geçerli değil. Trump türlü çeşit rezilliğe imza attı (Capitol Hill baskını, davalar, gizli belgeleri alıp evine götürmesi) Ancak adamda öyle garip bir pişkinlik var ki Trump bunu gram umursamıyor.
Hatta bu durum belli ki seçmenleri üzerinde de bir etki yaratmıyor. O nedenle normal bir siyasetçiye karşı kullanacağınız yıpratma araçları Trump üzerinde pek bir işe yaramıyor.
2) Suikast Olayları
Seçim sürecinde biliyorsunuz Donald Trump'a suikast düzenlendi. Bunlara ister gerçek deyin, ister kurgu olsun, ister manyağın biri evinde planlamış olsun, ister işin içinde yabancı ya da yerel istihbaratlar olsun.
Bunlar bir siyasetçiyi sürekli gündemde tutan haberler. Ve bir seçim kazanacaksanız ne olursa olsun gündemde kalmak çok önemli bir şey.
Ayrıca Trump destekçilerine ve onların silah kullanımıyla ilişkisine bakarsanız bir başkan adayına ateş açılması Cumhuriyetçi seçmenleri ne kadar hızlı konsolide edeceğini anlayabilirsiniz.
Ayrıca bu tür şeyler ne kadar akılda kalıcı olduğunuzla alakalı ve bu post'un altında paylaştığım ilk görsele bakarsanız Trump'ın bu işi ne kadar iyi yaptığını görebilirsiniz.
3) Musk etkisi
Hani buralarda seçim döneminde bangır bangır arabalar geziyor ya. Twitter bir ara hakikaten o kıvamdaydı. App'i ne zaman açsanız karşınıza gelen 3-4 post ya Elon Musk'ın Trump övdüğü twit'ler yada Trump hakkında çıkan bir haber oluyordu.
İnsan ister istemez 2 şey düşünüyor. Ulan ben TC vatandaşıyım benim bu akışta ne işim var??
İkincisi de reklamın bile bir frekansı olur kardeşim bu ne böyle?
Ama sonuçta insanların dikkat süresinin saniyelere düştüğü şu dönemde bu taktik işe yarıyormuş demek ki. Onu da öğrenmiş olduk.
Elon Musk'ın ikinci etkisi de Musk'ın artık hayranları değil bildiğiniz müritleri var. Geneli genç erkek, ve SJW karşıtı olan bu kitle Musk nere çekerse oraya gidiyor. Elon Musk da hem yaptığı 130 m usd bağışla hem de Trump'ın konuşmalarında boy göstererek bu kitlenin konsolide olmasında büyük etki yarattı.
4) Joe Biden etkisi
Trump'ın 2016 seçimlerinde aday olana kadar belirgin bir siyasi kariyeri yoktu. Dan diye başkanlık koltuğuna oturmuştu. O seçimdeki rakibi de yıllarca siyasetin içinde pişmiş olan Hillary Clinton'dı.
Peki bu olaylar bize ne söylüyor?
Fark etmişsinizdir dünyada insanların devletlere ve yönetimlere olan güveni azalıyor. İnsanlar gitgide siyasetçilere küsüyor.
Joe Biden seçimi Trump'a karşı kazanmış olsa da daha sonrasında tam bir politikacı gibi davrandı. Özellikle ilerlemiş yaşına ve kırdığı 780 tane pota rağmen başkan adayı ben olacağım diye tutturması ve adaylıktan zorla çekilmesi Demokratların hanesine kötü puan olarak yazıldı.
Kamala Harris de siyasetin içinden bir insan olduğu için oy veren insanlar arasında "hiçbir şey değişmeyecek" algısını kıramadı.
5) Rakibi Kıstırmak
Joe Biden dünyaları kurtarmamış olsa da işsizliği azaltmak ve enflasyonla mücadele konusunda iyi rakamlar yakalıyordu.
Ancak Ukrayna, İsrail, Çin gibi meselelerde çok kötü durumdalardı ve Trump, Kamala Harris'in üzerine bu alanda çok güzel oynadı. Sen de yönetimdeydin neden bir şey yapmadın diye sorup durdu ve Kamala Harris bunlara düzgün bir cevap veremedi.
Ha sorsanız bu sorunların çözümü için Trump'ın da ikna edici bir argümanı yok. Ukrayna'daki savaşı 1 günde bitireceğini iddia ediyor sürekli ama bunu nasıl yapacağına dair en ufak bir söylemi yok. Ancak siyaset alanı bazen böyledir kendin bir yere çıkamıyorsan rakibi aşağı çekmek de işe yarar.
Sonuç olarak yukarıdaki ve daha bir takım etkenler de bir araya geldi ve Trump tekrar Başkan seçildi.
Bundan sonra ne yapmayı planlıyor ve bunlar dünyayı nasıl etkileyecek onu da yarın yazar atarım. Buraya kadar okuduysanız takip atarsanız sevinirim. Görüşmek üzere.
@jeandpardaillan Okumuş adamın hali bir başka hakikaten. Üçün birini alacaksın dememiş de zam kelimesinde üçte birini almışız diye kelime oyunu yapıyor.
Bence ekonomik durumla alakalı daha çok. Ben üniversitedeyken (2011-2016 arası) haftada 2 3 sinemaya gidip vizyon filmlerinin çoğunu izleyebiliyorduk. Şimdi ortalama gelire sahip bir öğrencinin bunu yapabilmesi mümkün değil. O nedenle insanlar sinemaya gidecekse en bilinen ve en garanti filmleri tercih ediyor.
Hem yeni oyunları takip eden hem de eski oyunları oynamaya devam eden biri olarak söyleyeyim. Bence iki mesele var.
Birincisi yeni oyunlardaki micro-transaction'lar. Eskiden bir oyun oynarken sadece siz ve oyun vardı. Bir şey elde etmek istiyorsanız o görevi bilek hakkıhla geçmeniz gerekiyordu. Ya da item falan düşecekse işin içine şans faktörü dahil oluyordu. Şimdiki oyunlarda micro-transactions olayı bu başarı ve kazanma hissini düşürdü.
İkincisi de o zamanki oyunlarda hep bir ilk heyecanı vardı. Mesela Half-Life 2'de nesnelerle bu kadar etkileşime girebilmek insanı şaşırtıyordu. Ya da ilk defa açık dünya oyun oynayınca nasıl ya istediğim yere gidebiliyor muyum şimdi diye düşündüğümü hatırlıyorum.
Mesela Max Payne 1 2'nin bu kadar efsane olma sebebi o kadar kaliteli senaryonun o dönemde çok fazla oyunda olmamasıydı. İlk oldukları için bu kadar yer ettiler. Şimdiki oyunlarda da güzel hikayeye sahip olanlar var ama bu kadar ilgi çekmiyorlar.
O nedenle eski oyunları övmeye devam ederim. Ama yeni oyunları eleştirirken de bunları göz önünde bulundurmak gerekir diye düşünüyorum.
@ObbeVermeij I am so glad that the cities are connected on the same map cause i loved the times that i get the chooper bikes, open up the K-DST and ride along aimlessly on the roads.
It was a sooooo good of a decision and thanks for the great hours that i spend on the game.
ESG hocamın bu videonun başında bahsettiği konu benim de canımı çok sıktı.
Daron Acemoğlu Nobel'i kazandıktan sonra çıkan ilk tartışma Acemoğlu'nun nereli olduğuydu.
Hadi bunu bir şekilde geçtik dedik ikinci tartışmada insanlar ikiye bölündü ve Acemoğlu'nun teorisini herkes kendi dar ideolijik alanından övmeye ya da gömmeye başladı.
Oysa bana göre dikkat edilmesi gereken noktalardan ilki Acemoğlu'nun teorisini hakikaten çok iyi açıklıyor oluşuydu. Örnekleri bol, argümanını düzgün savunuyor ve farklı bir bakış açısını çok güzel sunuyor.
Normalde bir akademisyenin bu kadar kompleks bir konuyu ortalama insana sunabilmesi zordur ama Why Nations Fail hakikaten çok iyi yazılmış bir kitap.
İkincisi de adamın teorisini tartışacaksak sadece sömürgeci zihniyeti akladığını söylemek hem eksik kalıyor hem de yanlış.
Çünkü kitabı dikkatli okursanız sömürenlerin ileride kapsayıcı kurumlar oluşturmadığında, kaynakların yine sömüren ülkelerdeki belli bir kesime gittiğini ve sonuçta Daron Acemoğlu'nun savunduğu gelişmenin yaşanmadığı söyleniyor.
Geri kalmış ülkelerin geri kalmış olma sebebini de sadece kurumla açıklamıyor. Fiili sömürgeler bittiğinde geride kalan yapılar benzer uygulamaları devam ettirdiği için aradaki makas git gide açılıyor diyor zaten.
Neyse gönül isterdi ki ESG'den ve birkaç kaynaktan başka şu konulardan bahseden insanlar olsa (ki dediğim gibi kitapları okumak kolay zaten) da kaliteli bir tartışma ortamı oluşsa.
Ya da birkaç dar görüşü slogan gibi sürekli tekrarlamak daha çok etkileşim getiriyordur. Bilemedim.
Daha önce Kore'de bir kadın VR ile ölmüş kızıyla konuşmuştu. O zaman birkaç haber bakmıştım ama kimse olayın psikolojik etkisinden bahsetmemişti. Ama kadın videonun başından sonuna kadar ağlıyordu neredeyse. Durumun pek normal olmadığı belliydi.
Şunu TR'de yapanın da olayın önünü arkasını pek düşünmediği ortada.
Merak edenler için olayın videosu da burada.
https://t.co/IJQOWMcCXm
Akım makım zaten millet nereye çekersen oraya gidiyor da şu Dubai çikolatası olayında ufak bir saçmalık var.
Gastronomide olay yerelliktir arkadaşlar. O nedenle insanlar Gouda yemeye Hollanda'ya gidiyor, Almanya'da lokal biraları içiyor ya da İtalyan pizzası yapacağım diye Roma'dan falan domates getirtiyor.
Çikolatanın hammaddesi olan kakao tropikal iklim istiyor ve bildiğim kadarıyla Dubai'de yetişmiyor. O nedenle eğer Belçika gibi çikolata geleneği olan bir yerden de gelmiyorsa Dubai çikolatası peşine düşmek bana biraz anlamsız geliyor.
Ha yine lokmaydı bilmem neydi insanlara peşine düşecek şey lazım derseniz ona da ne diyeyim şimdi.
Daron Acemoğlu'nu eleştirenlerde genelde bu yanlış var.
Kitabı dikkatli okursanız diyor ki Batı geldi, sömürdü ve burada bir alışkanlık bıraktı. Daha sonra bölgeyi kontrol etmek için yerel insanları atadı ve sömürgecilik "fiili" olarak bittiğinde bu yerel kişiler batının metotlarını taklit ederek kendi halklarını sömürmeye devam ettiler. Bu özellikle Afrika'da çok belirgin.
Ayrıca sadece kurum önemli değil. Kurumların kapsayıcı da olması, her vatandaşa eşit yaklaşması gerekiyor. Yoksa Afrika'daki Güney Amerika'daki devletlerde de kurum yok değil.
Bir de Daron Acemoğlu'ndan sömürge ve Batı aklayıcısı olarak bahsediliyor. Bu da biraz can sıkıcı. Çünkü şu kitabında ilk sayfadan son sayfaya kadar Batı'nın da ne kadar sömürgeci olduğunu, kurumların ne kadar hızla kapsayıcı olmayı bıraktığını ve gelecekte daha ne kadar kötü olabileceğini anlatıyor.
Tabii ki ortaya fikir atan birileri varsa bunu eleştirmek çok doğal ama bu şekilde değil bana kalırsa.
Daron Acemoğlu’ndan yalnızca Ulusların Düşüşü’nü okumuştum ve orada, Batı uygarlığının zenginleşmesinde asırlar boyu süren kolonyalizmin payını bile isteye göz ardı eden ve “sömürülmekte olan” toplumların geri kalışını kapsayıcı ekonomik kurumlar oluşturmamalarına bağlayan+
Çünkü Tesla’nın robot taksilerden önce çözmesi gereken birkaç problemi var.
-Mesela insanlar yıllardır Tesla’dan ekonomik bir araç seçeneği bekliyor ancak bunun için ufukta görünen bir şey yok.
-Ayrıca elektrikli araçların genelinde insanların uzak durmasına sebep olan şarj süresi ve menzil gibi bazı çok temel problemler var. Bu event’te pil ve şarj teknolojisiyle alakalı bir açıklama olmayınca yatırımcılar da pek memnun kalmadı haliyle.
(Mesela Optimus robotlarına baktığım zaman aklıma gelen ilk şeylerden biri şarjlarının ne kadar süre gideceğiydi)
Tesla’nın Robotaxi projesinin diğer problemlerinden biri de teknolojinin günümüzdeki durumu.
Bütün Yapay Zeka uzmanları şunu söylüyor. Evet Yapay Zeka’nın şu an için en parlak örneği olan Büyük Dil Modellerine yazı yazmayı öğrettik. Ancak bu modellerin temelinde olasılık hesabı gibi bir şey var. Yani bu makineler bir kelime gördükten sonra, gelecek en uygun kelimeyi tahmin ederek cümle kuruyorlar. (Çok çok basit bir temelde anlattım. İşler bundan çok daha karışık aslında da neyse)
Ancak bu yaptıkları görece soyut bir şey. Örneğin gerçek dünyada bir cam şişenin belli bir yükseklikten düştüğünde kırılacağını ya da ıslanan asfaltın kayganlaşacağını yapay zekaya öğretmek çok zor bir şey. (Çünkü ıslak ve kuru gibi kavramları birler ve sıfırlarla açıklamak kolay bir iş değil)
O nedenle araç kullanırken bizim dikkat etmediğimiz ancak farkında olduğumuz hava sıcaklığı, yandan geçen kamyonun yarattığı türbülans, aracın gittiği yüzeye tepkisi gibi milyarlarca farklı parametre var. Ve bu event’te söylendiği gibi 2 senede tüm bu şeyleri otonom bir araca öğretip yollara salmak ne kadar olabilir bilmiyoruz.
Son olarak Robotaxi’nin karşısındaki olabilecek en büyük engelden bahsedeceğiz.
Diyelim ki siz yolcusunuz gazı, freni, direksiyon olmayan Robotaxi’nize atladınız yolculuk ediyorsunuz. Araç bir tür hatadan dolayı kırmızı ışığı sallamadı ve başka bir araca gitti yapıştırdı. Bunun sorumlusu kim olacak?
Siz yolcusunuz sizlik bir şey yok. Ama normalde böyle durumlarda şoförü alır sorgularsınız ya da trafikten men edersiniz. E burada şoför yok sorumlu kim olacak? Aracı tasarlayan mühendis mi? Aracı monte eden teknisyen ya da artık robot mu?
Ayrıca bu araçların hepsi aynı yazılımı kullanıyorsa ve bir araç kaza yaptı diye tüm araçları mı trafikten çekeceğiz? Eğer böyle yaparsak Tesla’nın milyarlarca dolar harcadığı projesini çöpe mi atacağız? Ya da aman birkaç kişiyi ezdiyse ne olmuş deyip yolumuza devam mı edeceğiz?
O nedenli işin yasal boyutu ve alınacak izinler Robotaxi için çok çok kritik.
Sonuç olarak vizyon güzel. Bu yapılanların hepsi Tesla’nın orta vadeli gelecek vizyonu olarak anlatılsa o da güzel olurdu.
Ancak rakiplerin tehdidi her gün artarken ve müşterilerin makul ekonomik ve teknolojik talepleri karşılanmıyorken 2 yıllık vizyonu buraya çekmek bence tehlikeli. Ne olur onu da ileride göreceğiz artık.
Tesla Event’i Robotaxi ve Optimus'lar
İş yoğunluğu nedeniyle biraz gecikmeyle de olsa nihayet Tesla’nın We Robot adlı, yeni Robotaxi’lerini ve geliştirilmiş Optimus robotlarını tanıttığı event’inin videosunu izledim.
Şimdi birkaç not ile birlikte Anewliz zamanı
Öncelikle şunu söylemek lazım. Tesla doğumundan itibaren her zaman tartışmalı bir şirket oldu. İnişler yaşadı, çıkışlar yaşadı, dünyanın en değerli araba şirketi oldu, aynı zamanda siparişlerini yetiştirmekte zorlandı vs.
Ancak hiçbir zaman takip etmesi sıkıcı bir şirket haline gelmedi. Hep bir aksiyon, hep bir heyecan hep bir merak konusu olmayı başardı.
We Robot adını verdikleri bu event’te de bilimkurgu filmlerinden çıkıp gelen sürücüsüz Robot taksileri tanıttılar.
Anlattıklarına göre bu araçlar;
-Direksiyon gaz pedal gibi donanımlara ihtiyaç duymuyor
-Ayrıca tahmin edilen fiyatları da normal Tesla’lardan çok farklı değil
Vizyon olarak güzel, dış görünüş olarak da araçlar hakikaten hoş görünüyor. Ancak bu devirde sadece vizyon maalesef yeterli değil. İşin ekonomik fizibilitesi ve en önemlisi yatırımcıyı ne kadar memnun ettiği daha önemli.
Çünkü Tesla gibi şirketler sadece satıştan gelecek kârla inovasyon yapamazlar. İllaki yatırımcıyı çekmek zorundalar. (Buna en iyi örnek gelen paraları karadelik gibi yutup sürekli zarar yazmasına rağmen yatırımcılarından gelen parayla dünyanın en değerli şirketlerinden biri olan OpenAi’dır)
Ancak röportajlara bakınca yatırımcıların pek de memnun olmadığı anlaşılıyor. Ki böyle event’lerden sonra genelde beklenen hisselerde yukarı doğru bir yükseliştir. We Robot’tan sonraysa hisselerde pek bir hareketlenme olmadı, hatta düşüş bile oldu yanlış görmediysem.
Peki neden?
Çünkü Tesla’nın başında birden fazla dert var ve Elon Musk’ın event’te anlattıkları bu dertlere pek derman olacak gibi durmuyor.
Birincisi yaklaşan BYD tehdidi var. Çinli elektrikli araç üreticisi BYD her gün daha fazla pazar payı kapıyor. Ki hibrid araçları da sayarsak BYD, 2024 yılında Tesla’dan daha fazla araç satmış.
Gerçi BYD’nin Türkiye dahil pek çok yerde ithalat vergisi gibi bir engeli olacak ileride. Ancak BYD deli gibi dış yatırım yapıyor ve diğer ülkelere fabrika açıyor. (Türkiye’de de Manisa’da böyle bir projeye başladılar) Tesla’nın BYD’ye cevabı ise yetersiz görünüyor şimdilik.