Aynen öyle cücüllatam çok Doğru tespit. Herkese nasip olmaz. Insan kendisinin tertemiz ve mis gibi olduğunu bildiği zaman işte böyle salınarak giriyor her kapıdan içeri çooook şükür. Sonuçta iki tık fazla alayım diye insanların hayatlarını hiçe sayarak haber yapanlar için de bizim bir serzenişimizin olması çoook normal .
esas anormal olan Bunu sanki dev bir mağduriyete çevirip inlemeniz tek lafla hüzün kapladınız az daha eleştirilseniz ne olacaksınız acaba.
@cuneytozdemir
Çok özür dileyerek,
Beni artık bu ülkedeki özel günlerle ilgili yapılan hiçbir reklam filmi, hiçbir romantik şarkı, heyecanlandırmıyor, duygulandırmıyor, tüylerimi diken diken etmek şöyle dursun, kılımı bile oynatmıyor yerinden. Ne Cumhuriyet, Atatürk temalı olanlar ne de Kadınlar Günü’yle ilgili olanlar.
Hiçbiri samimi değil çünkü.
Samimi gelmeyen bir başka şey de Filistin soykırımı, Epstein sapığı gibi konularda “niye herkes sessiz” falan diye duyar bekçiliği yapan arkadaşlar.
19 Mart’tan itibaren bu ülkede seçilmiş belediye başkanları, masum bürokratlar, gencecik çocuklar kodese atılıp hukuk ayaklar altına alındı, binlerce iftirayla insanların hayatları karardı. Neden olduğunu bile bilmeden içeride olan onca insan var.
30 yıl önce alınmış diploma iptal edilmeye çalışılıyor.
Bunlara ses çıkarmamak tabii ki bir tercih, bir hak.
Ama kendi ülkesindeki hukuksuzluğa itiraz etmeye büzüğü yemeyen de Cumhuriyet duyarı ya da Kadınlar Günü romantizmi kasıp kimseye dünya dertleriyle ilgili had bildirmeye kalkmasın bir zahmet.
Eski bir sağlık yöneticisi olarak söyleyebilirim ki, "Şehir hastaneleri" bu ülkeye atılmış en büyük kazıklardan biridir.
Batı'da denenmiş ve rantabl görülmemiş bir yapıyı 40-50 yıl sonra getirip Türkiye'de uygulamak bir akıl yitirimidir.
Batı, şehir hastaneleri modelini verimli görmeyip tekrar butik modele geçmiştir. Ama rant için iştahları kabaranlar bile bile bu ülkeyi büyük bir yükün altına sokmuşlardır.
Laikliği savunan bir bildiriye imza attıkları için insanların ifadeye çağrılması basite indirgenecek bir hukuka aykırılık değildir. Anayasal devlet anlayışından laiklik ilkesinin çıkartılmasının yargı makamları tarafından ilan edilmesidir.
Cumhuriyetin temel niteliklerini hatırlatmak, korumak ve Anayasa’yı savunmak suç olmadığı gibi her bir yurttaşın asli görevidir.
Resmi Gazete'deki karara göre arasında Kuzey Ormanları’nında bulunduğu 21 ilde beş milyon metrekareye (500 ha) yakın orman alanı daha orman sınırları dışına çıkartıldı.
Ormana "sen artık orman değilsin" diyen dünyada tek ülkeyiz
Ek 16'ncı madde kaldırılmalı ve maddeye göre çıkarılan kararlar iptal edilmelidir
Ormanlar iş-arsa geliştirme sahası değil su, nefes, can ve vatandır.
Ailelere bedel ödetmeyin, aileleri siyasete karıştırmayın diyoruz; ancak ne yazık ki adaletsizliğin sınırları her geçen gün daha da genişliyor.
Büyük oğlum Selim İmamoğlu, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Fizik Mühendisliği Bölümü'nde yüksek lisans eğitimine büyük bir emekle devam ediyor. Genç bir bilim insanı adayı olarak yürüttüğü “Katalitik Substrat ve Grafen Filmlerin, Stokiyometrik Olmayan Silikon Oksit Nanoparçacıkların Büyümesi ve Fiziksel Özellikleri Üzerindeki Etkisi” başlıklı çalışması, Alman Fizik Derneği tarafından kabul edildi.
Selim, bu çalışmasını sunmak üzere Dresden Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen uluslararası bilimsel konferansa davet edildi. Ancak aylarca emek vererek hazırladığı sunumu gerçekleştirebilmesi için yurt dışı yasağının geçici olarak kaldırılması yönündeki başvurusu reddedildi.
Bir gencin bilimi konuşacağı, ülkesini temsil edeceği bir platforma katılmasının engellenmesi; ne adalettir ne vicdandır. Bu durum yalnızca bir aileye değil, bilime, emeğe ve geleceğe vurulan açık bir darbedir. Siyasi hırsların, bir gencin akademik geleceğinin önüne geçmesi kabul edilemez.
Evlatlarımızın hayalleri, siyasi hırslarınızdan daha büyüktür. Bu haksızlık yalnızca Selim’in değil; bu ülkede emeğiyle bir yere gelmek isteyen her gencin önüne örülen bir duvardır. O duvarları mutlaka yıkacağız. Bilimin ve aklın yolundan asla dönmeyeceğiz.
Değerli dostlar,
Geçtiğimiz hafta boyunca⬇️
AKP’nin, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve kamunun ücretli işlettiği 7 Otoyolu;
25 yıllığına özelleştirmek için fizibilite çalışması yaptırdığını kamuoyuna belgeleriyle açıklamıştım.
AKP, bugün itibariyle Amerikan Bloomberg’e uçurduğu habere göre;
Bu iki köprü ve otoyolların özelleştirilmesi için İngiltere merkezli Ernst&Young'a yetki vermiştir.
Teknik fizibiliteyi ise Amerika-Kanadalı BTY Construction şirketi yapıyor.
Haberin Bloomberg’e servis edilme amacı; toplumu bu peşkeşe psikolojik olarak hazırlamak ve rıza üretmek.
Ayrıca;
🔴Yap-İşlet-Devret projelerinde araç geçiş ücretlerini amerikan dolarına göre belirleyen AKP;
Kamunun işlettiği köprü ve otoyolların özelleştirilmesine ilişkin açıklamayı da Amerikan basınına yaptırıyor❗️
🔴Yap-İşlet-Devret projelerindeki sözleşmeler için İngiliz mahkemelerini yetkili kılan AKP;
Köprü ve otoyolların özelleştirilmesi için İngiliz ve Amerikan danışmanlık şirketleriyle çalışıyor❗️
15 Temmuz Şehitler Köprüsü 1973’te, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü 1988’de yapılmıştır. Köprülerin maliyeti zaten vatandaşlarımızın vergileriyle defalarca kez ödenmiştir.
İki köprünün 2024 yılı gelir-gider verilerinin dolar karşılıklarına göre;
🔴Gelir toplamı: 117 Milyon 113 Bin Dolar
🔴Gider toplamı: 5 Milyon 172 Bin Dolar
🔴Net kârı: 111 Milyon 940 Bin Dolar
Devletin iki köprüdeki toplam kâr oranı %96’dır❗️
Her iki köprünün giderleri yıllık olarak sadece %4’tür❗️
Yani bu köprülerin araç geçiş ücretleri 4 TL olsa, köprülerin tüm giderleri karşılanabilmektedir.
AKP, buna rağmen, köprülerden 59 TL araç geçiş ücreti almaktadır.
Eğer AKP’nin bu özelleştirme peşkeşi gerçekleşirse, araç geçiş ücretleri %100 zamlanacak, iki katına fırlayacaktır.
Zira Üçüncü boğaz köprüsü olan ve yandaş şirketin işlettiği Yavuz Sultan Selim Köprüsünün (YSS) araç geçiş ücreti halihazırda 95 TL’dir.
Bu özelleştirme planına göre;
Önce bu iki köprünün araç geçiş ücreti YSS geçiş ücretiyle eşitlenecek, ardından toplu olarak yükseltilip, zamlı fiyatlar vatandaşlara dayatılacaktır.
AKP’nin asıl amacı yaklaşan seçimler öncesinde önden toplu para tahsil etmektir.
AKP’nin, 25 yıllık bu özelleştirme planıyla yaratacağı rant tutarı⬇️
🔺İki köprü için: 5 Milyar 597 Milyon Dolar
🔺Otoyollar için: 17 Milyar 663 Milyon Dolar
🔺Toplam: 23 Milyar 260 Milyon Dolar
Güncel kurla 1 Trilyon 12 Milyar Liradır❗️
Bunun adı vatana ihanettir❗️
Kaynak: Karayolları Genel Müdürlüğü Resmi Maliyet Tabloları⬇️
İstanbul’daki rant ahtapotunun gövdesinin Cumhurbaşkanlığında olduğunu tespit ettik.
2011 yılında Fatih İlçesindeki 17 adet parseli 13 Milyon Dolara satın alan Metal Yapı şirketinin, Cumhurbaşkanlığının devreye girmesiyle, dönemin AK Partili İBB Başkanıyla görüştürüldüğünü belgeledik.
Şirketin İBB’ye verdiği 7 Ekim 2016 tarihli dikekçeye göre;
Cumhurbaşkanlığı nezdinde yapılan görüşmede, şirketin 17 adet parselinin başka bir yerdeki İBB taşınmazıyla takas edilmesi planlanıyor.
Bu olmayınca, 3 ay sonra bu kez şirket bir teklifle geliyor. Şirkete ait söz konusu 17 adet parsel İBB’ye satılmak isteniyor. Hem de 108.5 Milyon Dolara!
Peki sonra ne oluyor?
Belli ki Cumhurbaşkanlığının bilgisi dahilinde;
Metal Yapı’nın 13 Milyon Dolara satın aldığı taşınmazlar, İBB’ye 119 Milyon Dolara satıyor!
Yaratılan rant 106 Milyon Dolar!
Ekrem İmamoğlu, Başkan seçildikten hemen sonra 106 Milyon Dolarlık bu vurgunla ilgili Teftiş Kurulu’nu görevlendiriyor.
Ancak Mülkiye Müfettişleri dosyaya el koyuyor. Ardından dosya buharlaşıyor.
Vurgunu yapanlar serbest!
İstanbul’daki rant ahtapotunu gövdesinden yakalayan Ekrem İmamoğlu ise şimdi Silivri’de!
Kaynak: Metal Yapı’nın müfettiş raporlarına giren İBB’ye verdiği dilekçeler⬇️
Herhalde artık anlamayan kalmamıştır. CHP'nin yönettiği belediyelere "dalga dalga" yapılan bu operasyonlar "yolsuzluk" algısını muhalefetin ayrılmaz parçası haline getirmeyi amaçlıyor. Bu nedenle "Yargı değerlendirsin, suçsuzsa zaten çıkacaktır" diyen gevşeklerden uzak durunuz.
Çomarlarını tüm sosyal medyaya saldı. Tek amacı -her zaman olduğu gibi- güçlü ve kalabalık görünmeye çalışarak ortaya salınmış bu boş beleş, kiralık medya provokatörlerinin tek gerçek olduğuna inanmamızı beklemek. Olduğundan büyük göstermeye çalışılan gürûhunu ise artık meydanlarında göremeyeceğiz çünkü taşıma su da kalmadı. Bundan sonrası devletin tüm sistemini, kendilerini seçmemiş halka ve sermayeye karşı vandalca kullanacakları bir zamana girdik. Dediydik; hâttâ kendisi de demokrasi durağından zamanı gelince ineriz diye dediydi ama anlatmadık maalesef🤷🏻♂️ Devletleşmiş ve desteği %25’lerde olan bir topal ördeğin yarattığı sefaletinin mâhkûmu muyuz? İleride göreceğiz.
Eski yeni toplam 3.600 milletvekiline ömür boyu trafik cezalarından muafiyet getirildi... Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir uygulama; yuhhh ve bir daha yuhhh
sadece ysk'ya değil, bu iktidarın yönettiği, kurduğu, dönüştürdüğü, dejenere ettiği, uydurduğu bütün kurumlara ve bizatihi bu iktidarın kendisine güvenmemek bir yurttaşlık hakkı hatta sorumluluğudur. #nasuhmahruki bu hakkı kullandığı için tutuklanamaz, derhal serbest kalmalı.
1999 depreminde günlerce uyumayıp yüzlerce kişiyi enkazdan çıkaran, kurduğu AKUT sayesinde her afette binlerce insanın hayatının kurtulmasına vesile olan Nasuh Mahruki sosyal medyadan "YSK'ya güvemmiyorum" dediği için tutuklandı.
Dün Savcı belli oldu, bu sabah Savcılığa geldim ve ifade verdim. Gayet iyi geçti görüşme ancak tutuklanmaya sevk edildim. Hakimin karşısına çıkmayı bekliyorum.
Hukukun Üstünlüğü Endeksinde 173 ülke arasında 148. ülke, 45 Avrupa ülkesi içindeyse sondan ikinci ülke ve Seçim Dürüstlüğü Endeksinde 165 ülke arasında 123. ülke seviyesine düşürülen canım Türkiyem’den hukuk manzaraları.
Adalet mekanizması uzun zamandır alarm veriyor, toplumda güvensizlik yaratıyor. Nasuh Mahruki için verilen tutuklama kararı buna son örnek. “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" gerekçeli bir tutuklama, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki hiçbir koşula uymuyor. Eğer bu suç olsaydı, iktidar gazetelerinde yazacak, TV’lerinde konuşacak insan zor bulunurdu. Bu tutuklamanın adı en hafif tabiriyle ölçüsüzlüktür.
Ayyıldızı dünyanın zirvesine diken ilk Türk dağcı, depremlerde hayatına hiçe sayarak milletinin yardımına koşan, hayat kurtaran Nasuh Mahruki sosyal medyadaki yazısından dolayı tutuklandı. Katiller, tecavüzcüler, eroin tüccarları serbest, Nasuh tutuklu!
@nasuhmahruki