iki kızın parçalara ayrılmış bedeni bulundu, dubai çikolatası dediniz unuttunuz. otelde ihmal yüzünden çıkan yangında onlarca ki��i öldü. futbol konuştunuz. unuttunuz. dün ve bugün öğrenciler ve öğretmenler öldürüldü. öğlen taglayip akşamına futbol konuşuyorsunuz. ikiyüzlüsünüz.
Kediler evcil hayvan değildir.
Onlar doğanın evrimsel bir şakası veya rastgele evcilleşmiş avcılar değil; bu üç boyutlu hapishaneye, simülasyonun içine dışarıdan entegre edilmiş Astral Gardiyanlardır.
Size sokaklarda yanından geçip gittiğiniz, evinize alıp "sahibi" olduğunuzu sandığınız o varlıkların ardındaki , tarihi ve ezoterik gerçeği anlatayım.
Tarih 1233. Papa IX. Gregory, "Vox in Rama" adlı resmi bir papalık fetvası yayınladı ve kedileri, özellikle de siyah kedileri "Şeytanın ajanları" ilan etti. (İnternet reddeder)
Avrupa'nın dört bir yanında engizisyon ateşleri yandı, yüz binlerce kedi diri diri çuvallara konup ateşe atıldı.
Bunu sadece kör bir dini paranoya mı sanıyorsunuz?
Matris'in görünmez yöneticileri, insanların evlerindeki ve sokaklarındaki bu "Eterik Kalkanları" bilinçli olarak yok etmek, kitleleri astral saldırılara, karanlığa ve kaosa tamamen açık hale getirmek istedi.
Kilise o kalkanları yıktı.
Kediler katledildiğinde dünyanın frekansı kirlendi ve hemen ardından Kara Ölüm (Veba) Avrupa'yı vurdu, nüfusun üçte birini sildi süpürdü.
Veba farelerden gelmedi; veba, o fareleri durduran astral kalkanlar parçalandığı için, karanlığın fiziksel boyuta kanlı bir tezahürü olarak insanlığı vurdu.
Kedi yoksa, parazitlere kapı ardına kadar açıktır.
Şimdi de kedileri yok etmek istiyorlar, neden acaba?
Antik Mısırlılar aptal değildi.
Tapınakların girişine, firavunların yatak odalarına o devasa kedi heykellerini fare tutsunlar diye dikmediler.
Bastet kültünden çok önce, Mısır'ın ilk kedi tanrıçası Mafdet vardı.
O, adaletin ve infazın tanrıçasıydı.
Mısır'ın gizli öğretisine göre Güneş Tanrısı Ra, her gece yeraltı dünyasından (Duat) geçerken, onu yutmak ve evreni sonsuz karanlığa boğmak isteyen devasa Kaos Yılanı Apophis ile savaşırdı.
Bu savaşta Ra'nın en büyük silahı, yılanın başını pençeleriyle koparan o büyük "Kedi" idi.
Bu bir efsane değil, ezoterik bir koddur.
Gece çöktüğünde, insan bilinci uykuya daldığında savunmasız kalır.
Firavunlar, uyku sırasında astral bedenlerine saldıran karanlık varlıkları, rüya iblislerini (Archonları) parçalasınlar diye kedileri yanlarında tuttular.
Onlar, kralların auralarını temizleyen canlı tılsımlardı.
O kedilerin gözlerine dikkatlice bakın.
O dikey yırtmaçlar sadece gece avlanmak için tasarlanmış biyolojik bir lens değildir; onlar, boyutlar arasındaki o ince zarı (Veil) kesen optik neşterlerdir.
Evde otururken kedinizin durup dururken boş bir köşeye, tavandaki karanlık bir noktaya kilitlendiğini, tüylerini kabartıp görünmez bir şeye tısladığını kesinlikle görmüşsünüzdür.
O an güler geçer, "Sineğe bakıyor herhalde" diyerek kendinizi kandırırsınız.
Oysa o boşlukta sinek yoktur.
Kedi o an, sizin dışarıdan, o leş gibi sokaklardan, caddelerden, toksik ilişkilerinizden auraya takıp eve getirdiğiniz o düşük titreşimli varlıkları görür.
Sizin stresinizden, üzüntünüzden ve korkunuzdan beslenmek için odaya sızan o astral parazitlerle o an birebir göz teması kurar.
İnsan gözü bu üç boyutlu küpün dışını göremez, ama kedi o varlıkların frekansına kilitlenir ve sizin etrafınızda sarsılmaz bir eterik kalkan oluşturur.
O kilitlenme, sinsi bir savaş pozisyonudur.
O duyduğunuzda huzur bulduğunuz "mırlama" sesi (Purring).
Onun sadece mutlu olduğu için veya sizinle oyun oynamak veya uykuya hazırlık için çıkardığı şirin bir ses olduğunu mu sanıyorsunuz?
Kedinin mırlaması tam olarak 25 ile 150 Hertz arasındadır.
Modern bilim bile bu frekansın kemik erimesini durduran, dokuları iyileştiren ve kasları onaran tıbbi bir titreşim olduğunu kabul etmek zorunda kaldı.
Ama işin ezoterik gerçeği farklıdır: Bu ses, eterik bedendeki yırtıkları diken Simyasal bir Motor sesidir.
Siz dışarıda enerjinizi (Loosh) kaptırıp eve aurada devasa deliklerle, kronik bir yorgunluk ve ağır bir buhranla geldiğinizde, kedi bunu saniyesinde koklar.
Gelir doğrudan göğsünüze (Kalp çakranıza), karnınıza veya hastalıklı bölgenize yatar ve o biyo-rezonans motorunu çalıştırır.
Sizin ruhsal kanamanızı diker, sizin o ağır, çürümüş negatif enerjinizi kendi bedenine çeker ve frekansı dönüştürür.
"Kedim çok tembel, günde 16 saat uyuyor" dersiniz.
İnsan kibri işte bu kadar kör ve nankördür.
Kedi o koltukta saatlerce yattığında aslında bu boyutta değildir.
O, gün boyu sizin evinizdeki o ağır, karanlık enerjiyi, kavgalarınızın izini, taşıdığınız endişeleri bir sünger gibi emmiştir.
Ve o karanlık enerjiyi yakıp dönüştürmek (Transmutasyon) için o derin uyku haline, yani astral boyuta, Duat'a geçmek zorundadır.
O uyurken aslında sizin evinizin enerjisel çöplüğünü temizleyen ağır bir mesaide, ölümcül bir işçiliktedir.
Uyandığında esner ve uzun uzun silkelenir; bu sadece kaslarını esnetmek değil, o dönüştürdüğü negatif yükü (topraklanmayı) üstünden atma ve zırhını yeniden kuşanma ritüelidir.
O kapıdan içeri girdiğinizde bacaklarınıza sürtünen varlık, sizden mama dilenen zavallı bir canlı veya can sıkıntınızı giderecek bir oyuncak değildir.
O, sizin taşıdığınız o karanlık enerjiyi tarayan (Check-in yapan), evinizin frekansını mühürleyen kadim bir savaşçıdır.
Kediler, sandığınızdan çok daha ezoterik bir gizeme sahiptir.
Siz onu koruduğunu sanırsınız fakat o sizi koruyordur.
Kedilerinize sahip çıkın.
Sokak hayvanları,
insanın kalbinde saklı olan rahmetin
açığa çıkması için yaratılmış ilahi bir aynadır
Onlar konuşmadan öğreten mürşidler gibidir;
bir kaldırım köşesinde sessizce beklerken sabrın,
bir damla suya yönelirken ihtiyaç bilincinin ve
bir dokunuşla gözlerinde beliren güvenle
teslimiyetin hikmetini hatırlatırlar
Hakikatte tasavvuf,
varlığı “Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellisi”
olarak okur; bu nedenle bir kedinin zarafeti,
bir köpeğin sadakati, bir kuşun özgürlüğü aslında Rahman ve Rahîm isimlerinin yeryüzündeki küçük
fakat derin yansımalarıdır
İnsan sokakta bir hayvanla karşılaştığında
yalnızca bir canlıyla değil, kendi kalbinin
merhamet kapasitesiyle yüzleşir;
çünkü merhamet edilen her varlık,
insanın nefsinin kabuğunu incelten
bir iç yolculuğa dönüşür
Bu sebeple tasavvuf ehli için
sokakta bir hayvana verilen bir parça ekmek,
yalnızca bir besleme eylemi değildir; o an
insanın “ben merkezli” varoluşundan çıkıp
ilahi rahmetin akışına katıldığı bir ibadet halidir
Nitekim hakikat yolcuları bilir ki kalp,
yalnız zikirle değil, mahlûkata şefkatle de arınır
Sokak hayvanlarının sessiz varlığı bu yüzden
şehirlerin en derin tasavvuf derslerinden biridir:
Onlar insana, yeryüzünde yaşayan
her canlının aynı ilahi nefesin emaneti
olduğunu ve gerçek insanlığın,
güçte değil merhametin inceliğinde
saklı bulunduğunu hatırlatır
En güzele emanet olun,
Güçlü Metin
@yekvucutcom Kapa çeneni..uydurmaa..mutfakta köpek varmışmış..amacın nee..onca hayvan katliamı yapıldı bu ülkede..hergün yapılıyo.Bir gün çıkıp bu vahşet nedir dedin mi..sus..kapa çeneni...
Erişim engeli gelmeden çabuk yayın‼️
Ben mi yanlış duyuyorum, Akpli Mehmet Metiner Atatürk ile 50bin kişinin katili Apo’yu kıyaslayıp Atatürk’e hakaret mi ediyor❓
Sizce yayında o sırada ne oldu❓
@cenkozatici