ABD Büyükelçisi sosyal medya üzerinden kısaca şöyle buyurmuş:
“Irak, Suriye ve Türkiye Orta Doğu istikrarının merkezindedir. ABD, bu üç ülke arasında denge kurarak bölgeyi ortak refah ve düzene yönlendirmek istemektedir…Türkiye, Irak ve Suriye ile birlikte ABD’nin Orta Doğu düzeni kurma projesinde merkezi bir rol oynamalıdır.”
NATO zirvesine üç hafta kala ABD vites artırıyor. Adeta 2004’de ilan edilen BOP projesine bu kez açıkça saldırgan Siyonist paradigma ile devam niyeti ilan ediliyor.
Ancak o günlerde bugün arasında büyük bir fark var. ABD İran’da yenildi. Hürmüz Boğazını açamıyor. Bab el Mendeb’den donanmasını geçiremiyor.
Büyükelçiye hatırlatalım:
Türkiye, yalnızca Levant ve Anadolu ekseninde tanımlanabilecek bir devlet değildir. Türkiye; Akdeniz, Balkanlar, Karadeniz ve Kafkasya havzalarını birbirine bağlayan, aynı anda üç kıtaya açılan eşsiz bir jeopolitik merkezdir. Etki alanı sadece Batı Asya ile sınırlı değildir.
Nil, Tuna, Dinyeper (Özi), Dinyester (Turla), Don ve Volga havzalarına kadar uzanan geniş bir tarihî ve stratejik derinliğe sahiptir.
Bu nedenle Türkiye’yi yalnızca Irak-Suriye eksenindeki sorunlara indirgemek, onu Batı Asya’nın bitmeyen çatışmalarına mahkûm etmek anlamına gelir. Böyle bir yaklaşım, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye için oluşturduğu çok yönlü ve dengeli dış politika mirasına aykırıdır. Atatürk Türkiye’si, herhangi bir büyük gücün bölgesel planlarının aracı değildir. Türkiye kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden bağımsız bir jeopolitik aktördür.
Bugün Türkiye’nin önüne konulan en büyük tuzaklardan biri, onu yeniden Ortadoğu’nun mezhep, etnik kimlik ve vekâlet savaşları girdabına çekmektir. Türkiye’nin stratejik ufku bundan çok daha geniştir. Türk dış politikası, Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Karadeniz’den Akdeniz’e, Kafkasya’dan Afrika’ya uzanan çok boyutlu bir perspektife sahip olmak zorundadır.
Eğer Amerika Birleşik Devletleri bölgede Türkiye’nin dengeleyici etkisinden yararlanmak istiyorsa, öncelikle Türkiye’nin Mavi Vatan’daki meşru hak ve çıkarlarına saygı göstermelidir. Doğu Akdeniz, Ege ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başta olmak üzere Türkiye’nin egemenlik, güvenlik ve deniz yetki alanları konularındaki hassasiyetleri göz ardı edilerek stratejik ortaklıktan söz edilemez.
ABD, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Türkiye karşıtı politikalarına verdiği siyasi ve askerî desteği gözden geçirmek, bu aktörlerin bölgede oluşturduğu gerilim ve kutuplaşmayı teşvik eden tutumlarına son vermeden Türkiye ‘ye öğüt veremez.
Daha da önemlisi, Washington yönetimi kendi Kongresi’nde ve Senatosu’nda yıllardır beslenen Türkiye karşıtı siyasi atmosferi değiştirmeden, Türkiye’den bölgesel istikrarın taşıyıcısı olmasını bekleyemez. Bir yandan Türkiye’yi stratejik ortak olarak tanımlarken diğer yandan Türkiye’ye yönelik yaptırım tehditlerini, silah ambargolarını, Doğu Akdeniz’de askerî dengeyi bozacak silahlandırma politikalarını ve düşmanca söylemleri sürdürmek ciddi bir çelişkidir. Büyükelçinin dile getirdiği beklentiler ile ABD’nin sahadaki ve siyasi sistemindeki uygulamaları arasında açık bir uyumsuzluk bulunmaktadır.
Ayrıca bölgede kalıcı barış ve refahtan söz edilecekse, bunun ön şartı İsrail’in mevcut saldırgan ve yayılmacı politikalarının sınırlandırılmasıdır. Gazze’de yaşanan soykırım ve uluslararası hukuku hiçe sayan Batı Şeria, Lübnan ve Golan’daki saldırgan uygulamalar devam ettiği sürece Ortadoğu’da kalıcı istikrarın tesis edilmesi mümkün değildir.
İsrail’in eylemlerini koşulsuz destekleyen bir devletin yaklaşımı ile bölgesel barış çağrısı yapmak kendi içinde tutarsızdır.
Çökmekte olan ve bu süreçte İsrail ile her alanda birleşen hegemonun çıkarları uğruna Türkiye’yi yeniden Batı Asya’nın kanayan fay hatlarına karıştırmak ne bölge halklarının ne de Türkiye’nin çıkarlarına hizmet eder. Türkiye bu tuzağa düşmeyecektir.
Bu tuzağa belli kesimler düşse bile millet düşmeyecektir.
CHP’de “dış ayak” sorunu: Özel’in mücadelesi “NATO’nun güvenliği” için mi?!
ABD AKP’ye olur verdiği için o operasyonlar yapılabildi, bugün bu opeasyonlar yapılabiliyor. ABD için de NATO için de mesele demokrasi meselesi değildir, çıkar meselesidir ve o çıkarın demokrasiyle değil, otoriter rejimle daha mümkün olduğunu görmekteler.
Bunu açık açık ABD Büyükelçisi şu anda söylemiyor mu?
Şuradan👇🏽izleyebilirsiniz:
https://t.co/BQXWR4t4ln
Bu NATO kuklası mı kurtaracak memleketi?
RTE'ye karşı, en büyük NATO'cu benim diyen, Türk Devleti için "Kapı bekçisi" diyen hizmet erbabına mı kaldınız?
NATO'dan siyasi müdahale isteyen, yarın biraz daha sıkışırsak askeri müdahale bile isteyebilecek zübük mü kahraman!
Utanın la!
🛑Türkiye'nin kurtuluşu için, Siyasi Partiler Kanunu'nun değiştirilmesi şarttır‼️
🛑Bunu vadetmeyen, bunun sözünü vermeyen hiç bir partiye ve hiç bir CB. Adayına oy vermeyin‼️
Hatta, bu değişiklik Anayasal güvence altına alınmalıdır.
Siyasi Partilerin genel başkanlarını, Milletvekili ve Belediye Başkan adaylarını, sadece o partinin üyeleri belirlemelidir. Herkes aday olabilmelidir.
Sadece halkın doğrudan seçtiği kişiler özgür siyaset yapabilir. Sadece halka hesap vereceğini ve genel başkanın kendisini kurtaramayacağını bilirse, hiç kimse makamını kolay kolay suistimal edemez.
En önemlisi de siyaset zenginlerin işi olmaktan çıkar ve nitelikli gençler ülkenin yönetiminde söz sahibi olur...
Ya, doğudaki halkı isyana çağırıp 40tan fazla ölümüne sebep olduğu insanın hayatlarını karartması ve verdiği büyük zararın hesabı ne olacak Berna?
Böyle bir hainin içerden hiç çıkmaması lazım ama meraklanma onu da salacaklar :((🤔
Sene 2011, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na ‘ahlaksız, alçak, edepsiz’ demişti. Bunun üzerine KK Erdoğan’a 5 kuruşluk hakaret davası açmıştı. Yani bugün sizlerin KK’ya söylediklerinizi söylemişti, fazlasını değil
Sene 2023, Nihat Genç Kılıçdaroğlu’na ‘��erefsiz Gandi’ dedi. KK Nihat ağabeye 200 bin tl lik dava açtı.
Nihat Genç sizler bugün düştüğünüz duruma düşmeyesiniz diye yazıyordu. O gün Nihat ağabeye de küfür ediyorsunuz. İşte @yvzah gibi kerameti kendinden menkul subaylar için Silivri mahkemelerinde nöbete duran, yazılar yazan, konuşan Nihat Genç için hakaret ediyor diyenler bütün bunları görmezden geldiler. Neden bu aldanmışlığın içine düştüğünüze küçük bir örnek bu. Yanlış insanları dinlediniz. Kabahat sadece yanlış insanlarda mıydı? Hayır, kabahatin çoğu sizdeydi kardeşlerim. Her zaman olduğu gibi aldatılmayı, hayal kurmayı seçtiniz. @medreyata @enginbalim
https://t.co/FfsWXI77bf
İlker Başbuğ, Emin Çölaşan gibi şaibeli isimlerin Özgür Özel’i desteklemesi Özel’in aleyhine çalışan bir grup insan olduğu duygusunu uyandırıyor. Bırakın arkasından uçuruma itelemeyi, o zaten kendisini düşürüyor.
Suriye'de 1 milyon insanın kanına dahli olan
Esad'ın PKK'nın bitirilmesine dair teklifi reddeden
2015 yılında terör örgütlerinin bombalarını patlattığında yitip giden yurttaşlarımızın yerine artan oylarının hesabını yapan
ABD ve Siyonizmin küçük eniştesi
@Ahmet_Davutoglu bunları ispat etmelisiniz.
Şerefiniz zaten Türk milletinin nezdinde ortadadır.
Herkesin şerefi bilir!
ABD’li bir yorumcunun paylaşımı:
23 yıl içinde bu 3 adam, 9 ülke işgal etti, 11 milyon insan öldürdü ve tüm bunlara rağmen onlara kimse 'terörist' demedi.
Bazı Siyasi partilerde yıllarca genel başkanı görevini yürütenlerin aslında parti içerisine yerleştirilmiş birer Lawrence olduklarını da yaşayarak görüyoruz.
Enteresan olan hala bunu göremeyenlerin konuyu “devlet aklı” diyerek inanmaya devam etmeleri.
Arnavut Halkını yürekten kutluyorum
KKTC'de ise İsraillilerin yatırımlarına tepki gösterdiğim zaman "yatırımlara karşı çıkmakla, inşaat sektörünü çökertmekle, fanatik milliyetçilikle" suçlanıyorum.
"Yatırım" adı altında İsraillilere göz yumarsak, sonumuz Filistin gibi olur!
Az kaldı bitecek.
Tam 11 ay bitiyor.
Haftada 2 gün karakol imzası.
Ama olsun.
Bu ülke için gözlerini kırpmadan hayatını feda etmiş Şehitlerin ruhunu sızlatmaya kimsenin hakkı yoktur.
Çok yakın zamanda duruşmam var.
Gireceğiz çıkacağız.
Ne olursa olacak.
Bedel ödeyen bizler değiliz. Bedel ödeyenler Toprak altında. Böyle bir cümleyi kurmaktan ar ederim. Ben Onların ödediği bedele saygı duyulmasını istedim sadece. Siz de öyle yapın. Kimseyi bu konuda konuşturmayın.
"Taşacak Bu Deniz" dizisi Trabzon'da çekiliyor.
Sözde Trabzon'u tanıtıyor ama Trabzon'a en büyük darbeyi vuruyor.
Trabzon'lu hemşehrilerim ise alkışlıyor.
Dizide birbirleriyle sürekli kavga eden iki aile var: Koçari ve Furtuna ailesi.
Birbirleriyle sürekli kavga halindeler, birbirlerine kurşun sıkıyorlar, öldürüyorlar, birbirinin evlerini yakıyorlar...
Bu iki Trabzonlu aileye birliği, beraberliği,sevgiyi anlatmak için diziye sokulan kişi kim?
Yunanistan'dan gelen Eleni!
Yunanistan'dan getirilip diziye monte edilen Eleni, kavgacı Trabzonlulara sevgi dilini öğretiyor!
Vatandaşın parasıyla dizi çeken TRT'den Trabzon'a düşen pay bu!
İyi uykular.