İsmail Kartal'la şahsi hiçbir problemim yok. İyi bir insan olabilir, karakterine lafım yok. Ama iyi insan olmak, iyi teknik direktör olmak demek değil.
Benim itirazım tam olarak burada.
İsmail Kartal'ın Fenerbahçe seviyesinde bir teknik direktör olduğunu düşünmüyorum. Hatta kariyerine baktığımızda, Anadolu takımlarında dahi kalıcı bir başarı ortaya koyamamış, Fenerbahçe'de ise defalarca denenmiş bir teknik adamdan bahsediyoruz.
Peki hâlâ neden aynı noktaya dönüp duruyoruz?
Fenerbahçe, teknik direktörlük kariyerinde kendisini tekrar tekrar kanıtlama fırsatı verilmiş bir hocayı değil, Fenerbahçe'yi bir üst seviyeye taşıyabilecek bir teknik adamı hak ediyor.
İsmail Kartal'ı Fenerbahçeli olduğu için savunmak da bana doğru gelmiyor. Tam tersine, gerçekten Fenerbahçe'yi ve kulübün geleceğini düşünüyorsa bir noktada çıkıp:
“Benim kapasitem bu kadar, bu takımın ihtiyacı olan teknik direktör ben değilim.”
diyebilmesi gerekir.
Çünkü Fenerbahçe sevgisi, kulübün başında ne pahasına olursa olsun kalmak değildir.
Bazen en büyük Fenerbahçelilik, kendisinin bu görevin altından kalkamayacağını kabul edip kenara çekilebilmektir.
Ben İsmail Kartal'ın kötü bir insan olduğunu söylemiyorum.
Ben sadece çok daha basit bir şey söylüyorum:
Fenerbahçe, iyi bir insanı değil; iyi bir teknik direktörü hak ediyor.
Ve bugün sahada gördüğümüz Fenerbahçe, İsmail Kartal'ın bu seviyenin teknik direktörü olmadığını düşündürmekten başka bir şey yapmıyor.
İsmail Kartal'la şahsi hiçbir problemim yok. İyi bir insan olabilir, karakterine lafım yok. Ama iyi insan olmak, iyi teknik direktör olmak demek değil.
Benim itirazım tam olarak burada.
İsmail Kartal'ın Fenerbahçe seviyesinde bir teknik direktör olduğunu düşünmüyorum. Hatta kariyerine baktığımızda, Anadolu takımlarında dahi kalıcı bir başarı ortaya koyamamış, Fenerbahçe'de ise defalarca denenmiş bir teknik adamdan bahsediyoruz.
Peki hâlâ neden aynı noktaya dönüp duruyoruz?
Fenerbahçe, teknik direktörlük kariyerinde kendisini tekrar tekrar kanıtlama fırsatı verilmiş bir hocayı değil, Fenerbahçe'yi bir üst seviyeye taşıyabilecek bir teknik adamı hak ediyor.
İsmail Kartal'ı Fenerbahçeli olduğu için savunmak da bana doğru gelmiyor. Tam tersine, gerçekten Fenerbahçe'yi ve kulübün geleceğini düşünüyorsa bir noktada çıkıp:
“Benim kapasitem bu kadar, bu takımın ihtiyacı olan teknik direktör ben değilim.”
diyebilmesi gerekir.
Çünkü Fenerbahçe sevgisi, kulübün başında ne pahasına olursa olsun kalmak değildir.
Bazen en büyük Fenerbahçelilik, kendisinin bu görevin altından kalkamayacağını kabul edip kenara çekilebilmektir.
Ben İsmail Kartal'ın kötü bir insan olduğunu söylemiyorum.
Ben sadece çok daha basit bir şey söylüyorum:
Fenerbahçe, iyi bir insanı değil; iyi bir teknik direktörü hak ediyor.
Ve bugün sahada gördüğümüz Fenerbahçe, İsmail Kartal'ın bu seviyenin teknik direktörü olmadığını düşündürmekten başka bir şey yapmıyor.
İsmail Kartal'ın teknik kapasitesi artık ciddi şekilde sorgulanmalı. Ama yalnızca Kartal'ı eleştirmek de yetmez; bu hocayı bu kadronun başına getirip arkasında duran yönetim de en az onun kadar sorumlu.
Fenerbahçe sahada ne oynuyor?
Ne oyun var, ne taktik var, ne plan var, ne de maç içinde çözüm üretebilen bir teknik direktör görüntüsü.
Rakip kapanıyor, çözüm yok.
Maç kilitleniyor, hamle yok.
Takım üretmiyor, sistem değişmiyor.
90 dakika boyunca kenarda maçı izleyen, oyunun gidişatına gerçek anlamda dokunamayan bir teknik direktör görüntüsü…
İsmail Kartal'ın kapasitesi Fenerbahçe seviyesine yetmiyorsa bunu ilk görecek olan yönetimdir.
Ama yönetim de aynı şekilde devam ediyorsa artık mesele sadece hocanın yetersizliği değildir.
Yanlış hocayı tercih etmek bir hata olabilir.
Yanlış hocada ısrar etmek ise yönetim tercihidir.
Fenerbahçe'nin milyon euroluk kadrosunu, böyle plansız ve ruhsuz bir futbola mahkûm etmeye kimsenin hakkı yok.
İsmail Kartal hesap vermeli.
Ama onu bu takımın başında tutan yönetim de hesap vermeli.
İsmail Kartal'ın teknik kapasitesi artık ciddi şekilde sorgulanmalı. Ama yalnızca Kartal'ı eleştirmek de yetmez; bu hocayı bu kadronun başına getirip arkasında duran yönetim de en az onun kadar sorumlu.
Fenerbahçe sahada ne oynuyor?
Ne oyun var, ne taktik var, ne plan var, ne de maç içinde çözüm üretebilen bir teknik direktör görüntüsü.
Rakip kapanıyor, çözüm yok.
Maç kilitleniyor, hamle yok.
Takım üretmiyor, sistem değişmiyor.
90 dakika boyunca kenarda maçı izleyen, oyunun gidişatına gerçek anlamda dokunamayan bir teknik direktör görüntüsü…
İsmail Kartal'ın kapasitesi Fenerbahçe seviyesine yetmiyorsa bunu ilk görecek olan yönetimdir.
Ama yönetim de aynı şekilde devam ediyorsa artık mesele sadece hocanın yetersizliği değildir.
Yanlış hocayı tercih etmek bir hata olabilir.
Yanlış hocada ısrar etmek ise yönetim tercihidir.
Fenerbahçe'nin milyon euroluk kadrosunu, böyle plansız ve ruhsuz bir futbola mahkûm etmeye kimsenin hakkı yok.
İsmail Kartal hesap vermeli.
Ama onu bu takımın başında tutan yönetim de hesap vermeli.
İsmail Kartal'ın teknik kapasitesi artık ciddi şekilde sorgulanmalı. Ama yalnızca Kartal'ı eleştirmek de yetmez; bu hocayı bu kadronun başına getirip arkasında duran yönetim de en az onun kadar sorumlu.
Fenerbahçe sahada ne oynuyor?
Ne oyun var, ne taktik var, ne plan var, ne de maç içinde çözüm üretebilen bir teknik direktör görüntüsü.
Rakip kapanıyor, çözüm yok.
Maç kilitleniyor, hamle yok.
Takım üretmiyor, sistem değişmiyor.
90 dakika boyunca kenarda maçı izleyen, oyunun gidişatına gerçek anlamda dokunamayan bir teknik direktör görüntüsü…
İsmail Kartal'ın kapasitesi Fenerbahçe seviyesine yetmiyorsa bunu ilk görecek olan yönetimdir.
Ama yönetim de aynı şekilde devam ediyorsa artık mesele sadece hocanın yetersizliği değildir.
Yanlış hocayı tercih etmek bir hata olabilir.
Yanlış hocada ısrar etmek ise yönetim tercihidir.
Fenerbahçe'nin milyon euroluk kadrosunu, böyle plansız ve ruhsuz bir futbola mahkûm etmeye kimsenin hakkı yok.
İsmail Kartal hesap vermeli.
Ama onu bu takımın başında tutan yönetim de hesap vermeli.
İsmail Kartal'ın teknik kapasitesi artık ciddi şekilde sorgulanmalı. Ama yalnızca Kartal'ı eleştirmek de yetmez; bu hocayı bu kadronun başına getirip arkasında duran yönetim de en az onun kadar sorumlu.
Fenerbahçe sahada ne oynuyor?
Ne oyun var, ne taktik var, ne plan var, ne de maç içinde çözüm üretebilen bir teknik direktör görüntüsü.
Rakip kapanıyor, çözüm yok.
Maç kilitleniyor, hamle yok.
Takım üretmiyor, sistem değişmiyor.
90 dakika boyunca kenarda maçı izleyen, oyunun gidişatına gerçek anlamda dokunamayan bir teknik direktör görüntüsü…
İsmail Kartal'ın kapasitesi Fenerbahçe seviyesine yetmiyorsa bunu ilk görecek olan yönetimdir.
Ama yönetim de aynı şekilde devam ediyorsa artık mesele sadece hocanın yetersizliği değildir.
Yanlış hocayı tercih etmek bir hata olabilir.
Yanlış hocada ısrar etmek ise yönetim tercihidir.
Fenerbahçe'nin milyon euroluk kadrosunu, böyle plansız ve ruhsuz bir futbola mahkûm etmeye kimsenin hakkı yok.
İsmail Kartal hesap vermeli.
Ama onu bu takımın başında tutan yönetim de hesap vermeli.
İsmail Kartal müritleri yine ortaya çıkıp hocanızı savunmaya başlayabilir. Buyurun, açıklayın:
Bu Fenerbahçe ne oynuyor?
Ne hücum planı var, ne set oyunu var, ne rakip savunmayı açacak bir organizasyon var. Topu alıyoruz, dolaştırıyoruz, sonra rakibe geri veriyoruz.
0-0'a razı olmuş bir Fenerbahçe izledik.
Maç kilitlenmiş, rakip kapanmış… Teknik direktörün görevi çözüm üretmek değil mi?
Çift forvete dönmek yok. Sistemi değiştirmek yok. Oyuna cesur bir müdahale yok.
Hayvan gibi iki santrforun var ama onu oyunun merkezine koyacak planın yok.
Her maç aynı diziliş, aynı anlayış, aynı hamleler… Sonra da çıkıp "şanssızdık" denilecek.
Şanssız değilsin İsmail Kartal. Plansızsın.
Fenerbahçe'nin problemi bugün gol atamamak değildi.
Fenerbahçe'nin problemi nasıl gol atacağını bilmemesiydi.
Ve kusura bakmayın, bu artık futbolcu eleştirisiyle geçiştirilemez.
Bu takımın başında teknik direktör var mı, yoksa saha kenarında 90 dakika maç izleyen bir seyirci mi var?
Fenerbahçe bu kadar kötü yönetilmeyi hak etmiyor.
İsmail Kartal müritleri yine ortaya çıkıp hocanızı savunmaya başlayabilir. Buyurun, açıklayın:
Bu Fenerbahçe ne oynuyor?
Ne hücum planı var, ne set oyunu var, ne rakip savunmayı açacak bir organizasyon var. Topu alıyoruz, dolaştırıyoruz, sonra rakibe geri veriyoruz.
0-0'a razı olmuş bir Fenerbahçe izledik.
Maç kilitlenmiş, rakip kapanmış… Teknik direktörün görevi çözüm üretmek değil mi?
Çift forvete dönmek yok. Sistemi değiştirmek yok. Oyuna cesur bir müdahale yok.
Hayvan gibi iki santrforun var ama onu oyunun merkezine koyacak planın yok.
Her maç aynı diziliş, aynı anlayış, aynı hamleler… Sonra da çıkıp "şanssızdık" denilecek.
Şanssız değilsin İsmail Kartal. Plansızsın.
Fenerbahçe'nin problemi bugün gol atamamak değildi.
Fenerbahçe'nin problemi nasıl gol atacağını bilmemesiydi.
Ve kusura bakmayın, bu artık futbolcu eleştirisiyle geçiştirilemez.
Bu takımın başında teknik direktör var mı, yoksa saha kenarında 90 dakika maç izleyen bir seyirci mi var?
Fenerbahçe bu kadar kötü yönetilmeyi hak etmiyor.
İsmail Kartal müritleri yine ortaya çıkıp hocanızı savunmaya başlayabilir. Buyurun, açıklayın:
Bu Fenerbahçe ne oynuyor?
Ne hücum planı var, ne set oyunu var, ne rakip savunmayı açacak bir organizasyon var. Topu alıyoruz, dolaştırıyoruz, sonra rakibe geri veriyoruz.
0-0'a razı olmuş bir Fenerbahçe izledik.
Maç kilitlenmiş, rakip kapanmış… Teknik direktörün görevi çözüm üretmek değil mi?
Çift forvete dönmek yok. Sistemi değiştirmek yok. Oyuna cesur bir müdahale yok.
Hayvan gibi iki santrforun var ama onu oyunun merkezine koyacak planın yok.
Her maç aynı diziliş, aynı anlayış, aynı hamleler… Sonra da çıkıp "şanssızdık" denilecek.
Şanssız değilsin İsmail Kartal. Plansızsın.
Fenerbahçe'nin problemi bugün gol atamamak değildi.
Fenerbahçe'nin problemi nasıl gol atacağını bilmemesiydi.
Ve kusura bakmayın, bu artık futbolcu eleştirisiyle geçiştirilemez.
Bu takımın başında teknik direktör var mı, yoksa saha kenarında 90 dakika maç izleyen bir seyirci mi var?
Fenerbahçe bu kadar kötü yönetilmeyi hak etmiyor.
İsmail Kartal müritlerine soruyorum:
Hocanız neden her maç aynı hataları yapıyor, açıklayabilir misiniz?
Gaziantep karşısında skor 0-0 olmuş, rakip kapanmış. Elinde Lukaku gibi fizik gücü yüksek bir santrfor, yanında da ikinci bir forvet seçeneği varken neden oyunu değiştirmek için bu kadar bekliyorsun?
Vedat–Lukaku çift forvetini denemek için neyi bekliyoruz?
Bu takımın hücum gücü tek santrforla duvara tosluyorsa, farklı bir plan üretmek teknik direktörün görevi değil mi?
İsmail Kartal'ın her maç aynı şeyleri deneyip farklı sonuç beklemesini artık biri açıklasın.
Fenerbahçe deney tahtası değil. Kazanmak zorundayız.
Hele 0-0 giden böyle bir maçta, elindeki hücum silahlarını sahaya sürmeye cesaret edemiyorsan, sorun kadroda mı yoksa hocada mı?
İsmail Kartal müritlerine soruyorum:
Hocanız neden her maç aynı hataları yapıyor, açıklayabilir misiniz?
Gaziantep karşısında skor 0-0 olmuş, rakip kapanmış. Elinde Lukaku gibi fizik gücü yüksek bir santrfor, yanında da ikinci bir forvet seçeneği varken neden oyunu değiştirmek için bu kadar bekliyorsun?
Vedat–Lukaku çift forvetini denemek için neyi bekliyoruz?
Bu takımın hücum gücü tek santrforla duvara tosluyorsa, farklı bir plan üretmek teknik direktörün görevi değil mi?
İsmail Kartal'ın her maç aynı şeyleri deneyip farklı sonuç beklemesini artık biri açıklasın.
Fenerbahçe deney tahtası değil. Kazanmak zorundayız.
Hele 0-0 giden böyle bir maçta, elindeki hücum silahlarını sahaya sürmeye cesaret edemiyorsan, sorun kadroda mı yoksa hocada mı?
İsmail Kartal müritlerine soruyorum:
Hocanız neden her maç aynı hataları yapıyor, açıklayabilir misiniz?
Gaziantep karşısında skor 0-0 olmuş, rakip kapanmış. Elinde Lukaku gibi fizik gücü yüksek bir santrfor, yanında da ikinci bir forvet seçeneği varken neden oyunu değiştirmek için bu kadar bekliyorsun?
Vedat–Lukaku çift forvetini denemek için neyi bekliyoruz?
Bu takımın hücum gücü tek santrforla duvara tosluyorsa, farklı bir plan üretmek teknik direktörün görevi değil mi?
İsmail Kartal'ın her maç aynı şeyleri deneyip farklı sonuç beklemesini artık biri açıklasın.
Fenerbahçe deney tahtası değil. Kazanmak zorundayız.
Hele 0-0 giden böyle bir maçta, elindeki hücum silahlarını sahaya sürmeye cesaret edemiyorsan, sorun kadroda mı yoksa hocada mı?
İsmail Kartal müritlerine soruyorum:
Hocanız neden her maç aynı hataları yapıyor, açıklayabilir misiniz?
Gaziantep karşısında skor 0-0 olmuş, rakip kapanmış. Elinde Lukaku gibi fizik gücü yüksek bir santrfor, yanında da ikinci bir forvet seçeneği varken neden oyunu değiştirmek için bu kadar bekliyorsun?
Vedat–Lukaku çift forvetini denemek için neyi bekliyoruz?
Bu takımın hücum gücü tek santrforla duvara tosluyorsa, farklı bir plan üretmek teknik direktörün görevi değil mi?
İsmail Kartal'ın her maç aynı şeyleri deneyip farklı sonuç beklemesini artık biri açıklasın.
Fenerbahçe deney tahtası değil. Kazanmak zorundayız.
Hele 0-0 giden böyle bir maçta, elindeki hücum silahlarını sahaya sürmeye cesaret edemiyorsan, sorun kadroda mı yoksa hocada mı?
İsmail Kartal müritlerine soruyorum:
Hocanız neden her maç aynı hataları yapıyor, açıklayabilir misiniz?
Gaziantep karşısında skor 0-0 olmuş, rakip kapanmış. Elinde Lukaku gibi fizik gücü yüksek bir santrfor, yanında da ikinci bir forvet seçeneği varken neden oyunu değiştirmek için bu kadar bekliyorsun?
Vedat–Lukaku çift forvetini denemek için neyi bekliyoruz?
Bu takımın hücum gücü tek santrforla duvara tosluyorsa, farklı bir plan üretmek teknik direktörün görevi değil mi?
İsmail Kartal'ın her maç aynı şeyleri deneyip farklı sonuç beklemesini artık biri açıklasın.
Fenerbahçe deney tahtası değil. Kazanmak zorundayız.
Hele 0-0 giden böyle bir maçta, elindeki hücum silahlarını sahaya sürmeye cesaret edemiyorsan, sorun kadroda mı yoksa hocada mı?
İsmail Kartal müritlerine soruyorum:
Hocanız neden her maç aynı hataları yapıyor, açıklayabilir misiniz?
Gaziantep karşısında skor 0-0 olmuş, rakip kapanmış. Elinde Lukaku gibi fizik gücü yüksek bir santrfor, yanında da ikinci bir forvet seçeneği varken neden oyunu değiştirmek için bu kadar bekliyorsun?
Vedat–Lukaku çift forvetini denemek için neyi bekliyoruz?
Bu takımın hücum gücü tek santrforla duvara tosluyorsa, farklı bir plan üretmek teknik direktörün görevi değil mi?
İsmail Kartal'ın her maç aynı şeyleri deneyip farklı sonuç beklemesini artık biri açıklasın.
Fenerbahçe deney tahtası değil. Kazanmak zorundayız.
Hele 0-0 giden böyle bir maçta, elindeki hücum silahlarını sahaya sürmeye cesaret edemiyorsan, sorun kadroda mı yoksa hocada mı?
İsmail Kartal müritlerine soruyorum:
Hocanız neden her maç aynı hataları yapıyor, açıklayabilir misiniz?
Gaziantep karşısında skor 0-0 olmuş, rakip kapanmış. Elinde Lukaku gibi fizik gücü yüksek bir santrfor, yanında da ikinci bir forvet seçeneği varken neden oyunu değiştirmek için bu kadar bekliyorsun?
Vedat–Lukaku çift forvetini denemek için neyi bekliyoruz?
Bu takımın hücum gücü tek santrforla duvara tosluyorsa, farklı bir plan üretmek teknik direktörün görevi değil mi?
İsmail Kartal'ın her maç aynı şeyleri deneyip farklı sonuç beklemesini artık biri açıklasın.
Fenerbahçe deney tahtası değil. Kazanmak zorundayız.
Hele 0-0 giden böyle bir maçta, elindeki hücum silahlarını sahaya sürmeye cesaret edemiyorsan, sorun kadroda mı yoksa hocada mı?
İsmail Kartal müritlerine soruyorum:
Hocanız neden her maç aynı hataları yapıyor, açıklayabilir misiniz?
Gaziantep karşısında skor 0-0 olmuş, rakip kapanmış. Elinde Lukaku gibi fizik gücü yüksek bir santrfor, yanında da ikinci bir forvet seçeneği varken neden oyunu değiştirmek için bu kadar bekliyorsun?
Vedat–Lukaku çift forvetini denemek için neyi bekliyoruz?
Bu takımın hücum gücü tek santrforla duvara tosluyorsa, farklı bir plan üretmek teknik direktörün görevi değil mi?
İsmail Kartal'ın her maç aynı şeyleri deneyip farklı sonuç beklemesini artık biri açıklasın.
Fenerbahçe deney tahtası değil. Kazanmak zorundayız.
Hele 0-0 giden böyle bir maçta, elindeki hücum silahlarını sahaya sürmeye cesaret edemiyorsan, sorun kadroda mı yoksa hocada mı?
2026/27 Süper Lig'de bugün itibarıyla şampiyonluk yarışını değerlendiriyorum.
Benim favorim hâlâ Fenerbahçe ama öyle büyük bir farkla değil.
Çünkü Fenerbahçe'nin kadro kalitesi çok yüksek olsa da kadro derinliği konusunda aynı şeyi söylemek mümkün değil. Özellikle orta saha ciddi bir soru işareti.
Kanté–Guendouzi–İsmail Yüksek-Asensio dörtlüsünün kalitesi tartışılmaz. Fakat 34 haftalık lig maratonu, Avrupa maçları, sakatlıklar ve cezalar düşünüldüğünde bu bölgenin ne kadar sürdürülebilir olduğu büyük soru işareti.
Fenerbahçe'nin ilk 11'i şampiyonluk seviyesinde.
Ama şampiyonluğu ilk 11 değil, sezon boyunca ayakta kalan kadro kazanacak.
Galatasaray tarafında ise durum biraz farklı.
Okan Buruk'un oturmuş sistemi, şampiyonluk tecrübesi ve hücum hattındaki olağanüstü kalite onları yarışın en büyük favorilerinden biri yapıyor. Osimhen, Sané, Leão gibi oyuncuların varlığı zaten tek başına maç kazandırabilecek seviyede.
Beşiktaş ise kesinlikle yarışın dışında tutulamaz.
Orkun Kökçü, Ndidi, Vlahovic ve Trossard gibi hamlelerle ciddi bir kalite artışı var. Fenerbahçe karşısında alınan derbi galibiyeti de özgüven açısından önemli. Ancak Beşiktaş'ın 34 haftalık istikrarını henüz görmedik.
Ben bugün üç takımın da sezon sonundaki muhtemel performansını şöyle görüyorum:
🥇 Fenerbahçe — 84 puan
🥈 Galatasaray — 81 puan
🥉 Beşiktaş — 74 puan
Şampiyonluk ihtimalim:
🟡🔵 Fenerbahçe %40
🟡🔴 Galatasaray %38
⚫⚪ Beşiktaş %19
🔵🔴 Diğerleri %3
Fenerbahçe'yi birinci yazmamın sebebi bugünkü puan tablosu değil.
Kadro tavanı.
Ancak orta saha rotasyonundaki problem çözülmez ve Avrupa temposu takımı yıpratırsa Galatasaray bu yarışta çok rahat önüne geçebilir.
Yani benim için yarış:
Fenerbahçe ≈ Galatasaray > Beşiktaş
Ve bu sezon şampiyonluğu belirleyecek şey yıldız isimlerden çok istikrar, rotasyon ve sezonun ikinci yarısında hangi takımın fiziksel olarak ayakta kalacağı olacak.
Şimdiden not düşelim.
Sezon sonunda bu tweeti tekrar açarız. 🟡🔵
#Fenerbahçe #Galatasaray #Beşiktaş #TrendyolSüperLig #Şampiyon
Madem İsmail Kartal görevde kalacak, sezon sonuna kadar kalsın. Bahane üretmeden, mazeretlere sığınmadan sezonu tamamlasın. Sezon sonunda başarı yoksa da kimse “bir şans daha”, “yapabilir”, “Camia evladı” romantizmine sığınmasın.
İsmail Kartal da, onu bu koltuğa oturtan yönetim de sezon sonunda hesabını vermeli.
Şampiyonluk ve başarı gelmezse, İsmail Kartal’ın da bu yönetimin de Fenerbahçe’deki defteri kapanmalı.
Bir daha kapıdan içeri sokulmamak üzere.
Çünkü Fenerbahçe kimsenin kariyer kurtarma merkezi değildir.