Türkiye’de düşünce ve vicdan özgürlüğünün, ulusal egemenliğin ve demokrasinin, çağdaş hukukun, kadın haklarının, sosyal hukuk devletinin, yurttaşların eşitliğinin, ulus bilincinin, ulusal birlik bütünlüğün, fırsat eşitliğinin, adaletin, liyakatin, bilimin, sanatın, akılcı ve bilimsel eğitimin, ekonomik kalkınmanın, tam bağımsızlığın, uygar yaşamın ve barışın güvencesi “Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet’tir. Türkiye’de Atatürkçü düşünceyi ve laik Cumhuriyet’i savunmak bütün bu değerleri savunmaktır; Atatürk’ün mirasına sahip çıkmaktır.
https://t.co/3ojJhpD396
#atatürk @SMEYDAN #atatürkünmirasılaikcumhuriyet #inkılapkitabevi
‘��şte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’
NUTUK 99 YAŞINDA
Cumhurbaşkanı Gazi M. Kemal (Atatürk), 15 Ekim 1927'den beri CHP Kongresinde okumaya başladığı Nutuk'u 20 Ekim 1927'de 6 günde 36 saatte okuyup bitirdi.
Atatürk Nutuk'u Samsun'a çıkış ile başlatıp Gençliğe Hitabe ile bitirir. “Samsun’a Çıkış” ile bağımsızlık ateşini yakan Atatürk, “Gençliğe Hitabe” ile o ateşi hiç sönmeyen bir meşale olarak Türk gençliğine emanet eder. Atatürk Nutuk’u “Gençliğe Hitabe” ile bitirirken aslında yeniden başlatır. “Gençliğe Hitabe” ile geçmişten geleceğe, 1919’dan bugüne ve yarınlara bir köprü kurar. Böylece Nutuk’u sadece geçmişin kitabı, bir tarih anlatısı olmaktan çıkarıp geleceğin ulusal uyanış anahtarı haline getirir. Nutuk’taki ifadesiyle “yüzyıllardan beri çekilen felaketlerin doğurduğu uyanışı” canlı tutmaya çalışır.
Sinan Meydan yazdı : Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’ / Cumhuriyet https://t.co/FLQLMr5Ucz
"İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde"
NUTUK 98 YAŞINDA
Cumhurbaşkanı Gazi M. Kemal (Atatürk), 15 Ekim 1927'den beri CHP Kongresinde okumaya başladığı Nutuk'u 20 Ekim 1927'de şu sözlerle bitirip en sonda Gençliğe Hitabe'yi okudu:
"Muhterem Efendiler,
Sizi günlerce işgal eden, uzun ve teferruatlı beyânâtım, en nihayet mazi olmuş bir devrin hikâyesidir.
Bunda, milletim için ve müstakbel evlâdlarımız için dikkat ve teyakkuzu davet edebilecek bazı noktalar tebârüz ettirebilmiş isem, kendimi bahtiyar addedeceğim.
Efendiler, bu beyânâtımla, millî hayatı hitam bulmuş (sona ermiş) farzedilen büyük bir milletin, istiklâlini nasıl kazandığını ve ilim ve fennin en son esaslarına müstenit (dayanan), millî ve asri (çağdaş) bir devleti nasıl kurduğunu ifadeye çalıştım.
Bugün vâsıl olduğumuz (vardığımız) netice, asırlardan beri çekilen millî musîbetlerin intibâhı (uyanışı) ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.
Bu neticeyi Türk gençliğine emanet ediyorum."
https://t.co/Ns77PSANzE
Halk TV'ye de kayyum atandı!
İleri demokrasi (!)
Her ne kadar AKP iktidari kendini devlet sansa da hiçbir iktidar devlet değildir ve hiçbir iktidar sonsuza kadar devam etmez.
BAŞKENT ANKARA, CUMHURİYET ve İNGİLİZLER
👉Ankara'nın başkent ilan edilmesinin nedenleri?
👉Ankara, "Payitaht" değil "Başkent"
👉İngiltere'nin, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başkenti Ankara'ya büyükelçi göndermeme ısrarının nedeni
👉İngiltere'nin, müttefiklerinin de Ankara'ya büyükel��i göndermemelerini istemesi
👉İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiser
Vekili Henderson'un ve İstanbul’daki İngiliz Büyükelçisi R. Lindsay'in
Londra'ya gönderdiği raporlardaki beklenti ve hayaller
Sinan Meydan yazdı : Başkent Ankara, Cumhuriyet ve İngilizler | Cumhuriyet https://t.co/MCGKJmn3CE
Görülen şu: İktidar, kendini asla rahatsız etmeyecek, her politikasını sorgusuz sualsiz kabul edecek;
📌üniversite
📌basın
📌sanatçı
📌muhalefet
istiyor.
Ancak "demokrasilerde" hiçbir iktidarın böyle bir hakkı yoktur ve olamaz. Böyle bir düzenin adı "demokrasi" olamaz.
LOZAN: ONURLU BARIŞ
I. Dünya Savaşı sonunda imzalanıp geçerli olan tek antlaşma Lozan’dır. Kimi tarihçiler, Lozan’ın uzun ömürlü olmasını karşılıklı tavizler verilerek “uzlaşılmış” bir metin olmasına bağlamaktadır. Ancak Lozan Antlaşması’nın uzun ömürlü olmasının temel nedeni, İtilaf Devletlerinin tamamen kendi çıkarları doğrultusunda tek taraflı olarak dayattıkları haksız, hukuksuz, dolayısıyla “onursuz” antlaşmalardan farklı olarak müzakere masasında aylarca devam eden tartışma ve görüşmelerle hazırlanmış olması ve Türkiye’nin haklı, meşru ve gerçekçi isteklerine dayalı “onurlu bir barış” olmasıdır. İtilaf Devletlerinin tek taraflı olarak dayattıkları haksız, hukuksuz ve “onursuz barış antlaşmaları” savaşa (II. Dünya Savaşı’na), İtilaf Devletlerinin tek taraflı olarak dayatamadıkları haklı, hukuklu ve “onurlu barış” Lozan Barış Antlaşması –şimdilik 103 yıldır devam eden- kalıcı barışa (Türkiye’nin barışına) zemin hazırlamıştır.
Lozan’ın baş mimarlarından İsmet İnönü, 1968 yılında şöyle demişti:
“Lozan Antlaşması milletler tarihinde nadir görülen örneklerden biridir. 45 yıl sonra hala canlılığını koruyor. Lozan Antlaşması’nın üzerinden bir İkinci Dünya Savaşı geçmiştir. Bu İkinci Dünya Savaşı’ndan, Lozan hedefleri daha sağlamlaştırılmış olarak çıkılabilirdi. Nihayet Türk tarihinde 45 yıllık bir barış devri Lozan’dan sonra onun doğal bir sonucu olan Laik Cumhuriyete nasip olmuştur. Lozan Antlaşması bugün devletin temel idare kurallarına öncülük ve kılavuzluk edebiliyor. Diğer milletlerin hayatında bir savaştan sonra yapılan siyasi belgenin 45 yıl sonra kendi değerini koruyan bir belge olarak kalması nadir örneklerden biridir. Bu gerçeği gelecek nesillerin hiçbir şekilde gözden uzak tutmamaları lazımdır…” (5)
İsmet İnönü, 1968 yılında, çok haklı bir gururla, Lozan Antlaşması’nın “Türk tarihinde 45 yıllık bir barış devri açtığını” söylemişti. O günden sonra aradan tam 58 yıl daha geçti. 2026 yılında bugün, “Lozan’ın Türk tarihinde –şimdilik- 103 yıllık bir barış devri açtığını” söyleyebiliyoruz.
Sinan Meydan yazdı : LOZAN: Onurlu Barış | Cumhuriyet https://t.co/fiFyRN5xe3
Sinan Meydan, “Lozan: Onurlu Barış” kitabında Sevr’den Lozan’a uzanan tarihsel dönüşümü, kapitülasyonların kaldırılmasını ve Türkiye’nin egemen bir devlet olarak uluslararası alanda kabulünü ele alıyor. Lozan’ı bir “hezimet” olarak sunan iddiaları sorgulayarak antlaşmanın Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki yerini belgeler ışığında değerlendiriyor.
Yaklaşık on yıllık emeğin ürünü olan çalışmanın arkasında yerli ve yabancı arşivler, dönemin basını, parlamento tutanakları ve antlaşmanın maddelerinden eklerine uzanan kapsamlı bir inceleme bulunuyor.
https://t.co/6FAI9oZX7D
@SMEYDAN #Lozan #İnkılapKitabevi
BAŞKENT ANKARA, CUMHURİYET ve İNGİLİZLER
İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiser
Vekili Henderson, 20 Kasım 1923’te Lord Curzon’a yazdığı bir raporda şu düşüncelere yer veriyordu:
“Ben bugünkü Büyük Millet Meclisi’nin
iki yıllık ömrü olacağını ve Ankara’nın da en az iki yıl başkent kalacağını düşünüyorum. (…) Majesteleri temsilcisinin Ankara’ya taşınması, Türk hükümetini ve Mustafa Kemal’i elbette çok memnun edecektir. Ama bu taşınma, majesteleri hükümetinin tatsız ve aşağılayıcı bir taviz vermesi anlamına gelir kanısındayım."
Henderson, 20 Kasım 1923’te Londra’daki Lancelot Oliphant’a gönderdiği bir mektupta da şöyle diyordu:
“Ankara’nın en az iki yıl başkent kalacağını düşünüyorum. Türkiye’nin geleceğini böylesine karanlık olduğu bir dönemde (…) hiçbir şey kalıcı değil. Ama Ankara Mustafa Kemal’in ömrü boyunca başkent olarak kalabilir. Kesinlikle emin
olduğum şudur ki, saltanat diriltilirse İstanbul yine başkent olacaktır. Ama muhalefet, Mustafa Kemal’i devirse bile padişahı geri getirip tahta oturtacak değildir. Mustafa Kemal’in hastalığı da pek ağır görünmüyor.”
Sinan Meydan yazdı : Başkent Ankara, Cumhuriyet ve İngilizler | Cumhuriyet https://t.co/MCGKJmn3CE
Halk TV'ye de kayyum atandı!
İleri demokrasi (!)
Her ne kadar AKP iktidari kendini devlet sansa da hiçbir iktidar devlet değildir ve hiçbir iktidar sonsuza kadar devam etmez.
Son 1 ayın bilançosu:
Lale Özan Arslan tutuklu.
Fatih Ergin tutuklu.
Tuğba Tekerek tutuklu.
Mustafa Balcı tutuklu.
Şaban Sevinç tutuklu.
Selahattin Günday tutuklu
Ali Tarakçı tutuklu.
İsmail Saymaz ev hapsinde.
Murat Ağırel ev hapsinde.
İktidar yasalaştırırken "gazetecilik hedef alınmayacak" demişti. Ama sonuç ortada. Bunların hepsini TCK 217/A'ya borçluyuz.
Gazetecilik suç olarak görülüyor. Basın görevini yapamaz hale getiriliyor.
https://t.co/oxQGbN8UWO
BAŞKENT ANKARA, CUMHURİYET ve İNGİLİZLER
👉Ankara'nın başkent ilan edilmesinin nedenleri?
👉Ankara, "Payitaht" değil "Başkent"
👉İngiltere'nin, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başkenti Ankara'ya büyükelçi göndermeme ısrarının nedeni
👉İngiltere'nin, müttefiklerinin de Ankara'ya büyükelçi göndermemelerini istemesi
👉İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiser
Vekili Henderson'un ve İstanbul’daki İngiliz Büyükelçisi R. Lindsay'in
Londra'ya gönderdiği raporlardaki beklenti ve hayaller
Sinan Meydan yazdı : Başkent Ankara, Cumhuriyet ve İngilizler | Cumhuriyet https://t.co/MCGKJmn3CE
✔️Başkanlık Sistemine geçildiğinde beni en çok endişelendiren konu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkisinin ve etkisinin zamanla azalacak olma ihtimaliydi. Gazi Meclis'in yetkisinin ve etkisinin azalmasının Türkiye için gerçek beka meselesi olduğunu düşünüyorum.
✔️ Türk ordusu Amerikan Başkanı'nın isteğiyle 107 yıl sonra Yemen'e gönderilemez.
Türkiye'yi savaş bataklığına çekme potansiyeline sahip "Mekke Savunma Antlaşması" TBMM tarafindan kabul edilmemelidir.
Asıl soru şudur: Böyle tehlikleli bir antlaşmaya bu koşullarda niye ihtiyaç duyulmustur? ABD Baskani Trump, bu süreçte nasıl bir rol oynamıştır?
https://t.co/M2Cx7DzQoB
🔴#SONDAKİKA | Muhabir: Türkiye’den Yemen’e yönelik operasyona katılmasını isteyecek misiniz?
Trump: “İsteyebilirim. Erdoğan benim çok iyi dostum.” “Bence Erdoğan, kendisinden ne istersem yapacaktır.” “Ona büyük saygı duyuyorum.”
13 Ekim 1923, Ankara'nın başkent oluşunun 103. yıl dönümü, kutlu olsun.🇹🇷
Ankara, emperyalizme karşı ulusal direnişin, saraya-sultana karşı ulusal egemenliğin karargahı oldu. Mustafa Kemal Atatürk, üzerine saray gölgesi düşmeyen ilk meclisimizi, TBMM'yi Ankara'da açtı. Yeni Türk Devleti, Türkiye Cumhuriyeti, Anadolu'nun kalbinden, Ankara'dan yükseldi.
Atatürk, 1920'de TBMM'yi işte bu Ankara'da kurdu. Milli hareketin en önemli hazırlıklarını burada yaptı, en önemli kararları burada aldı. Büyük Zafer'in harcı burada hazırlandı.
Atatürk, yeni Türk devletini, Türkiye Cumhuriyeti'ni işte bu Ankara'da kurdu.
1922 yılında Ankara ve Türkiye'nin belli başlı kentleri ile 1922 yılında Türkiye'de işgalci olarak bulunan devletlerin belli başlı kentlerine bakınca, Atatürk ve arkadaşlarının, Türk ulusunun başardığı işin büyüklüğü çok daha iyi anlaşılacaktır.
1923'te Ankara, Türkiye'nin başkenti ilan edildiğinde İngiltere, Fransa gibi ülkeler Ankara'da elçilik açmak istememişti. Bahaneleri de Ankara'nın gelişmemiş bir kent olması ve Ankara'da elçilik binası olacak binaların olmamasıydı. Bununla birlikte asıl neden daha başkaydı.
Bazı İngiliz yetkililer Türkiye Cumhuriyeti'nin 2 yıl içinde yıkılacağını ileri sürerek Ankara'ya büyükelçi göndermeye gerek olmadığını söylemişti. İngilizler, müttefiklerinin de Ankara'ya elçi göndermemelerini istemişti. Şeyh Sait İsyanı gibi isyanlara rağmen Türkiye Cumhuriyeti yıkılmayınca ve Avrupa'da siyasi gerilim artmaya başlayınca İngilizler 1930 yılında Ankara'ya büyükelçi göndermişlerdi.
Not: Ekteki videonun sonuna doğru çok güzel görüntüler var. Bazılarını görmemiş de olabilirsiniz.