I've received over 50 threatening messages from Zionists because of the videos I posted documenting the brutal crimes committed by Israel in Gaza.
I need your support and kind words to continue until my last breath 🇵🇸
Bir Filistinli tek başına bir İsrail tankını yerle bir ediyor!
Elhamdülillah.
Bu tür videolar o kadar önemli ki.
Hep psikolojimizi alt üst edecek videolar dolaşımda.
Bu videoları yayalım.
İsrail askerleri genç bir Filistinli gence yoluna devam etmesini söylüyor, sonra onu uzaktan vurup öldürüyor.
Soğukkanlı bir saha infazı. Bu devlet değil, bir terör örgütü ve BU OLAY 7 EKİM’DEN ÖNCE YAŞANDI!
Kamu kurumlarında görev yapan memurlar ile üniversitelerdeki akademisyenlerin YouTube, sosyal medya, internet siteleri ve mobil uygulamalar üzerinden içerik üreterek gelir elde etmesi resmi olarak YASAKLANDI.
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği YÖK'e yazı gönderdi ve buna göre:
• YÖK, kamuda çalışan bilim insanlarının dijital mecralarda içerik üretmesini 'esnaflık' sayarak yasakladı. Bunun üzerine pek çok akademisyen YouTube kanallarını askıya aldı.
• Kirli bilginin yaygınlaştığı günümüzde üniversite ile toplum arasında doğru ve güvenilir bilgi akışının kesilme kararı tartışma yarattı. (Sözcü)
🔴 Polonyalı Milletvekili Konrad Berkowicz, meclis kürsüsüne Davud Yıldızı yerine Nazi sembolü yerleştirilmiş bir İsrail bayrağı çıkardı ve şunları söyledi:
"İsrail yeni Hitler Almanyası gibidir ve bayrağı da tam olarak böyle olmalıdır."
🔴Haaretz’in ulaştığı iddianameye ve WhatsApp yazışmalarına göre; İsrailli gardiyanlar, Filistinli mahkûm Thaer Abu Asab’ın dövülerek katledilmesini anbean yazışarak kutladı.
Kendisi gibi gardiyan olan sevgilisine mesaj atan kadın gardiyanlardan biri, “Benimle ve nöbetimle gurur duyacaksın. Olanlardan sonra sayım 2 saat 23 dakika sürdü. Gerisini sen anla,” diye yazdı.
Ardından ekledi: “Klinikte şu an kalp masajı yapıyorlar bebeğim! İnşallah o binbir orospunun çocuğu geberir gider.”
Bir başka gardiyan ise heyecanla şu mesajı paylaştı: “Oha, ne sayımdı ama! Ağızlarına sıçtık, içlerinden geçtik.”
Üçüncü bir gardiyan ise arkadaşına şunları yazdı: “Akılalmaz bir sayımdı. Böylesi hiç görülmedi. Üzerlerine peynir döktük, biraz da yumurta kırdık [İbranice 'yumurta' kelimesi aynı zamanda 'testis' argosudur]. Koğuşlar kan gölüne döndü.”
Ardından şunları ekledi: “Aman Tanrım, dövdüğümüz için bir mahkûma kalp masajı yapıyorlar. Öldü. Baksana, her şeyin bir anda olması ne tuhaf: Bam, sayım. Bam, ölü mahkûm.”
İsrail’e yönelik eylemleri nedeniyle 25 yıl hapis cezasına çarptırılan bir El Fetih üyesi olan Abu Asab, o akşam kaldırıldığı Beerşeba’daki Soroka Tıp Merkezi’nde hayatını kaybetti. İddianamede, maruz kaldığı ağır darp sonucu kalbinin hasar gördüğü ve ölümünün bu nedenle gerçekleştiği belirtildi.
Abu Asab’ın öldürülmesinden yaklaşık üç yıl sonra savcılar, İsrail Cezaevi Servisi bünyesindeki 12 gardiyan hakkında nadir görülen bir iddianame hazırladı. Gardiyanlar; savaşta Dürzi askerlerin öldürüldüğüne dair haberlerin intikamını almak amacıyla Ketziot Cezaevi 24. Koğuş 6 numaralı hücrede Abu Asab ve diğer sekiz Filistinli mahkûmu darp etmekle suçlanıyor. Haaretz’in aktardığına göre bu haberlerin ise asılsız bir söylentiden ibaret olduğu ortaya çıktı.
Saldırı, Abu Asab’ın bir gardiyana ateşkes olup olmadığını sormasıyla başladı. Soruşturmacılara ifade veren bir mahkûm; tutuklular elleri başlarının üzerinde, yüzleri yere bakar halde diz çökmüş vaziyetteyken içeri yaklaşık 15 gardiyan ile cezaevinin 'Keter' adlı taktik biriminden 15 personelin girdiğini anlattı. İçeri girenler coplarla yaklaşık beş dakika boyunca herkesi darbetti; ardından üzerlerine köpekleri salarak “Ateşkes falan yok!” diye bağırdı.
En ağır şiddete maruz kalan isim Abu Asab oldu. Görgü tanıkları; yüzü morarmış, elleri kana bulanmış halde baygın ve kanlar içinde bırakıldığını aktardı.
Soruşturma, bu tür şiddet eylemlerinin rutin hale geldiğini, üst düzey komutanlarca bilindiğini ve bir 'sessizlik yemini' ile örtbas edildiğini de ortaya çıkardı. Savcılık, ölümcül darbeleri hangi gardiyanların indirdiğini tespit edemediğini öne sürerek, hücreye giren 12 gardiyanı görece daha hafif bir suçlama olan 'ihmalle ölüme sebebiyet vermekle' (taksirle öldürme) itham etti. Hücre kapısında nöbet tutan kadın gardiyanlar ise şüpheli sıfatıyla sorgulansa da haklarında dava açılmadı.