Serhat Kılıç'ın vefatı üstünden çok garip bir şekilde hadsizce ve densizce bekar yaşamayı tercih eden insanların hakir görüldüğü saçma sapan tezler boca edilmeye başlamış. Bu sözde tespitlerin çoğu derin bir hasetin tezahürü şüphesiz. Yoksa niye bir insan kendisi gibi bir yaşam tercih etmeyen birine böyle tepeden baksın durup dururken?
Mutsuz olacağınızı da bilseniz evlenin demiş birisi. Demek ki kendisi epey mutsuz. Bekar olmak, yalnız kalmak demek değildir. Toplumdan izole olmayı gerektirmez. Kendine kurduğun sosyal çevre, gerçek arkadaşlar, sağlam dostluklar çoğu evli barklınınkinden daha sağlıklı bir habitat sağlayabilir.
Bununla birlikte tabi ki en kendine yeten insanın bile iletişime, düzgün ilişkilere ihtiyacı vardır. Sahip olduğumuz çok şey paylaştıkça güzelleşir. İnsana iyi gelen bir partner ve o güzel ilişkinin meyvesi çocuklar harika bir şeydir. Ancak bunun kendisine göre olmadığını düşünen ya da o yola birlikte çıkacağı kişiyi bulamadığına inanan veya bu dünyaya çocuk getirmeyi tercih etmeyen insanlara da zavallı acınası modernler gözüyle bakmak esas acınası olandır.
Nice evliler biliyorum ki o evliliklerin içinde sıkışıp kalmış, sabahtan akşama günde 40 tane tvit atıp, ona buna alev göndererek bu sıkışmışlıkta nefes almaya çalışan... Daha çok yeni aslanlar gibi evladım var diyen Güllü'yü kızı balkondan atmadı mı?
Tabi ki münferit olaylardan genelleme yapılmaz. Ne Kılıç'ın vefatından yola çıkıp 'yalnız öleceksiniz modernler tez çoluk çocuğa karışın' denebilir, ne Güllü'den yola çıkarak 'çocuk yapmak büyük risk aman ha' diye saçmalanabilir. Bunların hepsi insanın kendini ölçüp biçip yaptığı hayat tercihleridir.
Tekrar söylüyorum dünyanın en güzel şeyi hayatına harika insanlar katmak ve onları hayatında tutmaktır ama bunun tek yolu bir gün altıma yaparsam popomu temizlesin diye mutsuz olacağını bile bile kendini dört duvar arasına hapsetmek değildir.
Allah herkesin karşısına -ister eş, ister sevgili, ister partner, ister arkadaş, ister yoldaş- doğru düzgün insanlar çıkarsın ve dozunda kendi kendine yetmeyi, kimseye muhtaç olmadan işlerini görebilmeyi nasip etsin.
@halkaarzozel Marmaris merkezdense Turunç, Selimiye kalınası bence. Turunç’ta Tekin Usta’da muhakkak dondurma yemelisiniz. Turunç denizini de hiçbir şeye ve yere değişmem derim çok gezen biri olarak🤗tekne turu olarak da vip hissettirecek Musti’s boat ile inanılmaz güzel koyları görebilrsiniz
@arifverimli Merhaba hocam, size mesaj yazmak istedim fakat profilinizde kapalı.. Yalnız psikoterapiyle çok yorulmuş bir OKB’yim yönlendirme yapabilirseniz çok mutlu olurum
@pegasusdestek Genelde @TurkishAirlines ile uçuyorum ve inanın bunu yok denecek kadar az yaşadım. Ama siz saatinde kaktığınızda şaşırıyor insanlar, rötar o kadar normaliniz olmuş.! Tabii sınırda bırakıyorsunuz 2 saat 50 dakikayı da gördük ama tazminata bırakmıyorsunuz bir şekil kalkıyor o uçak!
Böyle bir rezalet olamaz, iniş yapmamız gereken saatte kaldırıyorsunuz uçağı.! Hava muhalefeti yok bişi yok, bu yaşattığınız kaçıncı mağduriyet .!!! @ucurbenipegasus
Daha özetli çerçeveletip asabilsek belli yerlere.. Ben de bazen çevremdeki insanların söylemlerine ve birikim uğruna teğet geçtikleri hayatlarına üzülüyorum.. Kendimden de bir makas alıp doğru yoldasın diyorum yaşa yaşayabildiğin kadar 🥰
Ben inşallah yaşlanırsam, hayatım
şöyle bitsin isterdim, sahip olduğum
her şeyi yiyeyim ve son ana kadar
kimseye de muhtaç kalmadan bu
diyardan gideyim. Tıpkı dönerin son
lokması ile ayranın son yudumunu
denk getirmek gibi. Bu, biz Türkler
için çok zor olmasa gerek.✌️ TÇ
@gezenhikayeci@gezginvizor Evet burada çok güzel parçalar var, ben de naçizane Bomonti’deki antika pazarını tavsiye ederim inanılmaz parçalar oluyor (Pazar günleri)
Bugün bir ‘Öğretmen Öldü’..
Bir insan, bir öğretmen, bir emek, bir hayat; “son dakika”dan bile kısa sürdü. Bu olay bizi maalesef birkaç gün sarsacak,sonra biz yine ders programlarına, sınavlara, müfredatlara döneceğiz.Ta ki bir sonraki habere kadar. Şunu söylemek zorundayız: Bu
sadece bir öğretmenin ölümü değil. Bu, eğitimin içinin boşaltılmasının, öğretmenin değersizleştirilmesinin, şiddetin sıradanlaştırılmasının sonucudur. Ve artık “alışmamız” beklenmesin. Çünkü buna alışmak, suça ortak olmaktır..Görmezden gelmek, harekete geçmemek ise suça çanak