Aksiyomlar;
1-Mantık kullanmaz.
2-İhaleler, kazanımlar bir grubun ihtiyacına göre ayarlanır.
3-İftira yöntemi kendi yaptıklarını gizlemek içindir.
4-Hızlıca kaynak sömürmek ilk hedeftir. Dengeleme unsurları, tedbirler, göz ardı edilir.
5- Gösteriş yapacak şeyler sunulur.
AKP milli takımının işi gücü şov ve algıydı. Ellerinde patladı. Üzülmedim, AKP'ye müstehaktır. Allah büyüktür, bunların kibrine, rezilliklerine ders verdi.
Spor Bakanı Osman Aşkın Bak:
“İspanya iyi durumda. Arjantin var… Yine Fransa var ama biz sürpriz yapabiliriz.”
Erdoğan:
“Sürpriz yapabiliriz deme. Biz kazanacağız diyeceksin.”
Türkiye’de emlakçılık öyle bir noktaya geldi ki:
•ev sahibi ilanı kendi koyuyor,
•kiracı evi kendi buluyor.
•beyefendiler sadece kapıyı açıp anahtar çevirmek için bir aylık maaş talep ediyor.
•eskiden emlakçı her şeyi bilirdi.
•hangi ev satılık, hangi dükkan boş, kim kiraya vermek istiyor, sadece onlar bilirdi.
•şimdi ilanlar hep internette.
•emlakçı bile ilanları internete koyuyor, •kiracıyı internetten buluyor.
•tapu bilgileri hatta evin sokak görüntüsü bile internette var.
Buna rağmen anahtar çevirmek için bir dünya komisyon alıyorlar.
Tamam, yine alsınlar ama bir anahtar çevirmek için asgari ücret de alınmamalı.
Kusura bakmayın ama teknolojinin ilk bitireceği meslek gruplarından biri de emlakçılar olacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan dış politikasını eleştiren Kılıçdaroğlu’na:
• Gidin, kapasitenize ve kalibrenize uygun işleri kovalayın.
• Mesela koltuk kapmaca, salon kapmaca oynayın.
• Becerebiliyorsanız şaibesiz bir kurultay yapmayı öğrenin. Kavgasız, gürültüsüz tek bir gününüz yok.
cehaletin, düşük bilinç ve farkındalık yoksunu olmanın ne tür sonuçlar doğuracağının gözlemlendiği bir laboratuvar ortamı gibi ülke tamamen, her yönden ve her açıdan...
Zaman zaman gözden kaçırıyoruz ama içinden geçtiğimiz günler daha net ortaya koyuyor.
Otoriter rejimleri sadece baskı değil, işbirlikçileri de ayakta tutar.
Manipülasyon, empati yoksunluğu, başkalarını kendi çıkarı için kullanma ve acımasızlık... Bunlar psikiyatride antisosyal kişilik bozukluğunun (veya popüler tabirle sosyopatlığın) ana kolonlarıdır.
Eğer bu davranışları sokaktaki güvencesiz bir insan sergilerse: Toplum için tehdit oluşturan bir suçlu.
Eğer bu davranışları bir şirketin yönetim kurulunda işten çıkarmaları yönetirken ya da piyasayı manipüle ederken bir CEO sergilerse: Vizyoner, stratejik düşünen, duygularını işine karıştırmayan rasyonel bir lider.
Kapitalist realizm tam olarak burada devreye giriyor: Sistemin kendisi zaten antisosyal ve narsistik karakter özelliklerini ödüllendiren bir yapıya sahip olduğu için üst sınıftaki patoloji bir başarı sembolü haline geliyor.
Mark Fisher'ın da sıkça vurguladığı gibi sistem bizi hasta edip sonra da bu hastalığı bir başarı ya da başarısızlık kriteri olarak önümüze koyuyor. Alt sınıfın hastalığı başarısızlığın kanıtı üst sınıfın hastalığı ise başarının bedeli olarak tescilleniyor.