İnan Fenerbahçe!
Avrupa'daki son maçta hepimiz üzüldük, isyan ettik. Ancak, önümüzde yıllardır hasret duyduğumuz ve artık çok gerçekçi gözüken bir hedef var. Bu akşam mabedimizde on binlerce kişiyle, ekran başlarında milyonlarca taraftarımızla yeni bir yolculuğa çıkacağız.
Önümüzde 12 maç, 12 final var. Maç maç ilerleyecek, camiamızın hak ettiği ve özlediği şampiyonluğa ulaşması için tek ses olacağız.
Bu akşam ve sezonun kalanı için, saldır Fenerbahçe; #İnanFenerbahçe !
#FBvKAS #DevrimciFenerbahçeliler #FenerinMaçıVar
Ulaş Bardakçı’yı saygıyla anıyoruz.
68 Kuşağı’nın devrimci önderlerinden,
bağımsızlık ve eşitlik mücadelesinin kararlı ismi
Ulaş Bardakçı’yı aramızdan ayrılışının 54. yılında
saygı ve özlemle anıyoruz.
Onun bıraktığı yerden;
bağımsızlık, adalet ve halkın onuru için mücadele sürüyor.
Unutmadık.
Unutturmayacağız.
✊
#UlaşBardakçı
#68Kuşağı
#DevrimciFenerbahçeliler
19 Mart 2025 sonrasında “yargı süreci” adı altında başlatılan ve kamuoyunda infial yaratan dosyaların arkasındaki iradenin bugün en üst düzeyde ödüllendirilmesi, Türkiye’de yargının hangi istikamete sürüklendiğini açık biçimde göstermektedir. Süreç, yargının siyasallaştığını reddedenlere cevap niteliğindedir.
Toplumsal muhalefetin önde gelen isimlerinin uzun süreli tutuklulukları, ağır tedbirler ve "tartışmalı" soruşturmalar hafızalardaki yerini korurken; bu süreçlerin sorumluluğunu taşıyan kadroların "görev değişimleriyle" farklı makamlara getirilmesi, kamu vicdanını zedelemekte ve bağımsız yargı makyajını yok etmektedir.
Spor camiasındaki çifte standardı ve bu standartların sorumlusu olan "yargıdaki aslanları" da unutmuş değiliz. Galatasaray’ın adının karaborsa ve yasadışı bahis soruşturmalarında kurumsal düzeyde gündeme gelmemesi dikkat çekerken; Fenerbahçe cephesinde bireysel iddialar üzerinden yürütülen süreçlerde en ağır tedbirlerin hızla devreye sokulmuş olması, başkanımız Sadettin Saran'ın Fenerbahçe başkanlık makamından gözaltına alınması hala hafızalardadır.
Ölümcül hastalıklarla mücadele eden belediye başkanlarının dahi tahliye edilmediği; buna karşılık farklı kararlar veren hakimlerin görev yerlerinin değiştirildiği bir dönemin ardından gelen bu atama, sıradan bir bürokratik tasarruf olarak görülemez.
Bizler, önce muhalif yurttaşlar, sonra Fenerbahçeliler olarak; yargının hiçbir siyasi iradenin gölgesinde kalmadan, herkes için eşit ve tarafsız işlemesini talep ediyoruz.
Yargı bağımsızlığı sağlanana, halkımızın ve emeğin yararına bir düzen tesis edilene kadar mücadelemiz tribünlerde ve sokaklarda devam edecektir.
Devrimci Fenerbahçeliler
#DevrimciFenerbahçeliler
Son dönemde Türkiye genelinde SOL Parti ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üyelerine yönelik gözaltılar, ev hapsi kararları ve tutuklama talepleri, ülkede siyasal muhalefetin sistematik biçimde baskı altına alındığını bir kez daha göstermektedir.
SOL Parti üyelerinin laiklik ve demokratik cumhuriyet talebiyle gerçekleştirdiği barışçıl bir pankart eylemi nedeniyle hedef gösterilmesi, ardından hukuki yaptırımlarla karşı karşıya bırakılması; ESP’lilere yönelik ülke çapında yürütülen, onlarca kişiyi kapsayan operasyonlarla birlikte değerlendirildiğinde, sorunun münferit değil, açık bir siyasal sindirme politikası olduğu ortadadır.
Bugün sosyalist partiler, devrimci kurumlar, gazeteciler ve sendikacılar; örgütlü mücadele yürüttükleri, düşüncelerini açıkladıkları ve halktan yana siyaset yaptıkları için kriminalize edilmektedir. İfade ve örgütlenme özgürlüğü fiilen askıya alınmaktadır.
Biz Devrimci Fenerbahçeliler olarak biliyoruz ki; SOL Parti’ye yapılan baskı ile ESP’ye yönelik operasyonlar arasında hiçbir fark yoktur. Hedef alınan, tek tek kişiler değil; laiklik, eşitlik, özgürlük ve sosyal adalet mücadelesinin kendisidir.
Bu nedenle, düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün koşulsuz biçimde güvence altına alınmasını talep ediyoruz.
Bugün susmak, yarın bu baskıların daha da büyümesine razı olmaktır.
Dayanışma, yalnızca bir tercih değil, bir sorumluluktur.
SOL Parti yalnız değildir.
ESP yalnız değildir.
Baskılar karşısında yan yana durmaya, mücadeleyi tribünlerde ve sokaklarda büyütmeye devam edeceğiz.
Devrimci Fenerbahçeliler
Teşekkür mü? Biz unutmuyoruz!
3 Temmuz’u unutanlara hatırlatalım:
Bu camia kumpasla yargılandı, linç edildi, yalnız bırakıldı.
Ve o günlerde susanlar, bugün sahneye çıkıp alkış mı bekliyor?
Ne 4 Nisan’ın failleri belli oldu, ne 12 Mayıs’taki terör söylemleri için özür dilendi!
Şimdi kalkıp transfer üzerinden siyasi şov yapıyorlar.
Yok öyle yağma!
Hiçbir Fenerbahçeli’nin iktidara, saraya, siyasetçiye teşekkür borcu yoktur!
Aksine, bu ülkenin yönetenlerinin Fenerbahçelilere hesap borcu vardır.
Kendine devrimci diyen, tribün emekçisiyim diyen, onurlu durur, biat etmez!
Bu kulüp, baş eğmeyenlerin kulübüdür.
Bu camia, teşekkürle değil mücadeleyle var oldu.
Kimseden lütuf beklemeyiz.
Adalet talebimiz pazarlık masasında oyuncak değildir.
Teşekkür değil, mücadele sözü veriyoruz. Unutanlara inat, her şeyi hatırlıyoruz.
Teşekkür etmiyoruz!
#DevrimciFenerbahçeliler
Devrimci Fenerbahçeliler olarak;
Alın teriyle yaşayan, emeğiyle ayakta duran Migros depo işçilerinin haklı grevini selamlıyoruz.
İnsanca çalışma koşulları, güvenceli iş ve adil ücret talebi hiçbir şekilde “aşırı” ya da “kabul edilemez” değildir. Asıl kabul edilemez olan; emeğin yok sayılması, işçilerin baskı ve tehditlerle susturulmaya çalışılmasıdır.
Migros depo işçilerinin mücadelesi yalnızca kendi hakları için değil, bu ülkede emeği sömürülen herkes içindir.
Bu nedenle grevdeki tüm işçilerin yanındayız.
Haklı talepleri karşılanana, baskılar son bulana kadar dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz.
Yaşasın işçilerin birliği!
Yaşasın örgütlü mücadele!
Devrimci Fenerbahçeliler
#MigrostaSefaleteHayır #GaspçıMigros #migrosboykot #DevrimciFenerbahçeliler @DGDSEN
📣
Avrupa’nın sarı-lacivert güneşi, ait olduğu yerde.
DNA’sının gereğini yapmak için sahneye çıkıyor: İlk 8 hedefiyle Kadıköy’de Avrupa gecesi! 🔥💛💙
Bu yalnızca bir maç değil.
Bu, onurlu bir tarihin, ayağa kalkma iradesinin ve devrimci tutkumuzun sınavı.
Kadıköy bu gece sadece stat değil, direniş alanı! ✊
🆚 Aston Villa
🗓 22 Ocak Perşembe
🕣 20.45
📍 Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu
📲 #UEL #FBvAVL #DevrimciFenerbahçeliler
MESEM adı altında çocuk işçiliğini meşrulaştıran, gençleri sermayenin ucuz ve güvencesiz işgücüne dönüştüren sisteme karşı sokağa çıkan öğrenciler yalnız değildir. Öğrencilerin tutuklanması, bu düzenin gerçeğini bir kez daha gözler önüne sermiştir: Sermaye ve otokratik rejimler birbirinin can suyu, birbirinin tamamlayacısıdır. Demokrasiden çok oligarşiyi andıran günümüz konjonktürü ancak ve ancak sermayenin vahşi hırslarına hizmet etmektedir.
Biz Devrimci Fenerbahçeliler olarak, sermaye düzeninin baskı politikalarına boyun eğmeyen tüm gençlerin mücadelesini sahipleniyoruz. Çocukların atölyelerde, fabrikalarda ve ölüm riski taşıyan birçok başka çalışma kolunda sömürülmesine karşı yükselen bu itiraz, yalnızca bir protesto değil; emeğin, emekçilerin ve insanca yaşamın savunusudur.
Tutuklanan öğrencilerin talepleri bizim de taleplerimizdir:
•Çocuk işçiliğinin tüm biçimleriyle ortadan kaldırılması,
•Gençlerin ücretsiz, bilimsel, laik ve nitelikli eğitime erişimi,
•Sermayenin değil, emekçilerin çıkarlarını önceleyen insancıl ve onurlu bir düzen.
Öğrenciler serbest bırakılsın!
MESEM adı altında sürdürülen sömürü düzeni son bulsun!
Bu memleketin gençleri, emeği ve geleceği için mücadele edenler asla yalnız değildir.
Devrimci Fenerbahçeliler
#DevrimciFenrbahçeliler #MESEMeHayır #MESEM
YÖK’süz Üniversite AKP’siz Türkiye İçin Devrim!
Üniversitelerde yükselen gençliğin devrimci mücadelesini bastırmak için oluşturulan YÖK’e ve AKP’nin üniversitelere olan baskılarına karşı bugün İTÜ Gümüşsuyu Kampüsü önünde bir araya geldiğimiz eylemde sıra arkadaşlarımız gözaltına alındı.
Kuruluşundan bugüne halk için üretimi, özgür düşünceyi yok etmeyi; gençliğin dinamizmini ve düzene karşı itirazını bastırma çabasındaki YÖK ve üniversitelere ve gençliğe direkt müdahalede bulunan AKP iktidarı bugün bize gösterdi ki; 19 Mart’tan bugüne dek büyüyen gençlik mücadelesinden korkuyorlar.
AKP çetelerin, gerici yapıların ve yandaş örgütlenmelerin önünü açarak üniversite ortamını baskı ve korku atmosferiyle kuşatmış ve tüm memleketi olduğu gibi üniversiteleri de kendi lehine dikensiz gül bahçesine çevirme gayreti içine girmiştir. Bugün de yaşanan gözaltılar bunun bir göstergesidir.
6 Kasım, yalnızca YÖK’ün kuruluş günü değil, aynı zamanda gençliğin bu düzene karşı sesini yükselttiği, özgürlüğe ve bilime sahip çıktığı gündür. Geçmişin karanlığını dağıtarak geleceği kurma iradesinin tarihidir.
Bizler biliyoruz ki bütün bunlardan kurtuluş ancak devrimle mümkündür. Memleket ve üniversitenin kurtuluşu birbirinden ayrı düşünülemez. Gençlik olarak bize düşense üniversitelerden devrim mücadelesini YÖK'e, AKP'ye, onların gerici öbeklerine ve çetelerine karşı yükseltmektir.
Bu 6 Kasım’da da bir kez daha söylüyoruz: Darbenin mirasıyla, piyasanın yağmasıyla, gericiliğin kuşatmasıyla barışmayacağız. YÖK’e ve AKP iktidarına karşı aynı kararlılıkla mücadeleyi sürdüreceğiz. Üniversitelerden YÖK’ü, Memleketten AKP’yi devrim ile göndereceğiz.
Devrim mücadelemizi baskılarla, gözaltılarla yıldıramazsınız. Gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın!
🚩 Bugün Devrimci Gençlik Dernekleri'nin yeniden kuruluşunun sekizinci yıl dönümü!
Yarın, bugünden daha güçlü olacağız: Devrim için ileri!
ABD destekli 12 Eylül 1980 darbesi ile Erzurum Sıkıyönetim Mahkemesi'nin kararıyla kapatılan ve bürokratik engelleme çabalarına karşın uzun emekler sonucu yeniden kurulan derneğimiz her geçen gün daha güçlü adımlarla yürüyüşünü sürdürüyor.
Emperyalizme ve faşizme karşı mücadelemizde tarihten aldığımız güçle, bugün hemen her cephede baskılara karşı mücadele ediyoruz.
Gençliğe rezil bir geleceğin köleliğini dayatanlara karşı yürüyoruz. Hiçbir şeyin böyle yaşamaktan daha kötü olmadığını bilen bir gençliğin devrimci iradesiyle eşit, özgür yarınlar mücadelesindeyiz.
Devrimci Gençlik Dernekleri olarak elli altı yılı geride bırakan bu tarihi mücadeleyi sahiplenme, yaşatma ve geleceğe taşıma konusunda önemli siyasal sorumluluk taşıyoruz.
Bu tarihin büyüklüğü omuzlarımıza sorumluluk yüklediği gibi önümüze çıkan zorluklar karşısında bir rehber niteliği de taşıyor; bize gençliğin gücüne, yaratıcılığına ve aklına güvenmemizi öğütlüyor.
Sınırlı sayıda gencin İstanbul Ankara İzmir ve Adanada bir araya gelerek kurduğu gençliğin devrimci örgütü sokak sokak büyüyerek bugün yüzlerce yoldaşla daha güçlü yürüyor. Binler ve milyonlar olup bizi yok sayanlara gençliğin devrimci gücünü göstereceğiz.
Durma arkadaş, beraber yürüyelim. Memleketin eşit ve özgür yarınlarını birlikte kazanalım. Sen yoksan bir kişi eksiğiz.
Bize güven çünkü biz sana güveniyoruz.
#Açıklama | Cumhuriyet'in 102. yılında bağımsız ve demokratik ülke mücadelesi
Kazanılacak yarınlar; bağımsız ve demokratik Türkiye için İLERİ!
🔗 https://t.co/g5xDXrxzy5
⚫ "Ülke, 12 Eylül sonrasında askeri darbeyi bir ihtiyaç olmaktan çıkaran iktidarlar eliyle gerçekleşen tasfiyelerin ardından, “yüz yıllık parantezi” kapamayı önüne koymuş; halkçılık, kamuculuk, laiklik ve bağımsızlık adına ne kalmışsa kökünü kazımayı temel işlevlerinden biri olarak görmüş AKP’nin antidemokratik müdahaleleri altında 102. yılına girmiş durumda."
⚫ "Saray’ın teslimiyeti karşısında direnmenin sonucunda gelişen Kurtuluş Savaşı sonrasında 1923 Devrimi gerçekleşti. Bu devrim, emperyalist işgale ve saltanata son verildiği, hilafetin kaldırıldığı, “devletin dini İslamdır”dan laikliğe adım adım geçişin yolunun açıldığı bir süreç olmuştur. Bu bağlamda 1923 Devrimi ileridir; ama orada durmamak ve oraya dönmemek koşuluyla..."
⚫ "Bugün artık laiklik de kadın özgürlüğü de da Kürt sorunu ve inanç sorunu da bağımsızlık, kamuculuk ve halkçılık da birinin diğerini yadsımadığı, bütünlüklü bir devrimci demokratik program içinde çözüm üretilmesini gerektiriyor. Bu çözüm, 100 yıl öncesinin tekrarı veya benzeri olmayacağı gibi aynı zamanda sınıfsız sömürüsüz özgür bir dünyaya uzanan bir kesintisizlik taşımalıdır."