Dünya bir han,
imtihana mekan olsa da,
yaşarken olur kazanım.
Sabırla Mücadele et,
zalimin zulmüne eğilme.
Doğal zenginlikler bizde,
bereketli topraklar bizde,
stratejik coğrafya bizde,
dış dünyanın gözü bizde;
iktidarın gözü;
vatandaşın cebinde,
Kulağı kumandası ab’de, abd’de
Bugün çiftçimiz,
bir litre mazotu alabilmek için
TAM 5 KİLO BUĞDAY SATMAK ZORUNDA!
Tarımı bitirmek isteyen biri tarımı yönetse;
Ancak bu kadar başarılı olabilirdi.
Bir ayetin önünü kapatsanda hakikatin önünü kapatamazsın!
“Rahmân’ın kulları, yeryüzünde tevazu ile yürürler, cahiller kendilerine laf attığında, ‘Selâm!’ der geçerler.”
(Furkân Suresi 63)
İstanbul’da bulunan Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde, bir öğrenci kardeşimizin üzerinde Hûd Suresi’nin 112. ayetinde yer alan “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” mealinin bulunduğu pankartı taşımasının; bazı öğrenciler ve akademisyenler tarafından engellenmeye çalışılması kabul edilemez bir tutumdur.
Asırlar boyunca insanlığa ahlakı, adaleti ve istikameti öğütleyen ilahi bir mesaja dahi tahammül gösteremeyen bu yaklaşım; ifade özgürlüğü, düşünce hürriyeti ve akademik çoğulculuk ilkeleriyle açıkça çelişmektedir.
Üniversiteler; farklı fikirlerin ve düşüncelerin özgürce ifade edilebildiği, hakikatin arandığı, ilmin ve özgür düşüncenin merkezi olması gereken kurumlardır. Buna rağmen yalnızca Kur’an-ı Kerim’den bir ayetin mealini taşıyan pankarta yönelik sergilenen bu menfi tavır, özgürlük söylemlerinin samimiyetini sorgulatmakta ve tahammülsüz bir zihniyetin yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır.
Unutulmamalıdır ki gerçek özgürlük; yalnızca kişinin kendi düşüncesine alan açması değil, farklı gördüğü fikir ve inançların ifade hakkını da savunabilmesidir.
İnanç değerlerine ve ifade hürriyetine yönelik bu yaklaşımı doğru bulmadığımızı ifade ediyor; üniversitelerimizin dar kalıpların değil, hür düşüncenin, ahlaki değerlerin ve ilmi birikimin merkezi olması için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna beyan ediyoruz.
Dünyada ABD-İsrail bloğuna karşı duran her ülke, her direniş grubu, her siyasi yapı ve her sivil toplum kuruluşu sistematik olarak çökertiliyor.
Coğrafyamızda İsrail ve ABD karşıtı ne kadar yapı varsa, hedef tahtasına oturtuldu. Yıllarca yok etmeye çalıştılar, başaramayınca bu sefer dirençleri kırmaya, ruhları dönüştürmeye odaklandılar.
Bu süreçte en etkin araçlardan biri Ak Parti İktidarı oldu. 25 yıldır bölgemizdeki tehdit unsurlarının neredeyse tamamı, Ak Parti iktidarı eliyle yumuşatıldı, dirençleri kırıldı ve etkisiz hale getirildi. Hâlâ da aynı yöntem devam ediyor.
Konuşmaları ile mazlumlarla ağıt yakan, icraatlarıyla zalimlerle iş tutan tarzlarıyla el attıkları her kriz ABD/İsrail lehine sonuçlandı. En son örneği: Gazze
Bugün Türkiye’de de yine Ak Parti eli ile dönüşüm sağlandı. “İslamcı” denilen grupların büyük kısmı, NATO’yu kabullenmiş, ABD’yi içselleştirmiş ve Amerikan Müslümanlığına razı olmuş durumda. “Namazımı kılarım, orucumu tutarım, haccımı/umremi yaparım, sohbetimi ederim; gerisi beni ilgilendirmez” anlayışı.
İşte bu çürüme, bu yozlaşma, bu dönüşümdür.
Bu çürümeye karşı vicdan, dert ve bilinç sahibi herkes; önce kendini korumalı, sonra birbirini desteklemeli ve iyiliği yeniden organize etmelidir.
Bugün Çin’de, dünyanın en uzun köprüsü olan Jiaozhau Köprüsü’nden geçtik.
-Uzunluğu tam 42.5 km.
-Maliyeti 1.5 milyar dolar.
-Devlet tarafından yapılmış.
Osmangazi köprüsü:
-Uzunluğu 2.9 km.
-Hazineye maliyeti 12.5 milyar dolar! (O da şimdilik)
-Yap İşlet Devret modeliyle yapıldı.
Peki nasıl oluyorda Çin; Osmangazi Köprüsü’nün 15 katı büyüklüğündeki bir köprüyü, Osmangazi’nin 10’da biri fiyatına mal ediyor!
Biri çıkıp bu hesabı bu millete anlatabilir mi?
20 yıldır uygulanan yanlış tarım politikalarının bedelini çiftçimiz ödedi.
📌 Tütün üreticisi küresel şirketlerin insafına bırakıldı.
📌 Pancar üreticisi, fındık üreticisi ve besici birer birer yalnızlaştırıldı.
📌 16 yıldır canlı hayvan ithal edilmesine rağmen et fiyatları düşmedi; vatandaş da üretici de kaybetti.
Dünya fındığının %20'nin üretildiği Ordu'nun %74'ünü maden sahası ilan eden ve arama ruhsatı veren AKMHP iktidarı, tarım arazilerini korumak için kanun çıkarıyormuş...
Tarım arazilerini koruduklarına inanalım mı...??? Hadi ordan....
Amacımız; ekonomik ve sosyal eşitliği ön planda tutan kâr odaklı bir sistem değil insan ihtiyaçlarına dayalı hizmet dağılımını sağlayan adil bir düzen kurmaktır!
#WeAreSumud
Adalet, herkes için vardır.
Hukuk tek taraflı işlemez.
Bir müslümanın, hatta her insanın canı en az sizinki kadar kıymetlidir.
Bu laf değil, Onurdur. Bu nutuk değil, İzzettir.
Bu yanında olmasada bir mazluma sahip çıkmaktır! Korku esaret getirir. Hürriyet cesaretle yeşermelidir!
Taş devrinde insanların insanların iki temel ihtiyacı vardı:
1. Beslenme
2. Barınma
2026 da da insanların iki temel ihtiyacı var:
1. Beslenme
2. Barınma