24 yaşında Şam'da 5. Ordu'da
26 yaşında Selanik'te 3. Ordu'da
28 yaşında Hareket Ordusu'yla İstanbul'da
29 yaşında Picardie Manevraları'nda
30 yaşında Trablusgarp'ta Şark Gönüllüleri Komutanlığı'nda
31 yaşında Balkan Savaşları'nda
32 yaşında Edirne'de
33 yaşında Sofya'da
34 yaşında Çanakkale'de tümen komutanı,
35 yaşında Diyarbakır'da kolordu komutanı,
36-37 yaşında Suriye ve Filistin'de ordu ve ordular grubu komutanlıkları,
38 yaşında Anadolu'da başlattığı Kurtuluş Savaşı ile bir milletin başında...
https://t.co/94QuoMByCl
Cumhuriyet'imizin ilân belgesi, 29 Ekim 1923.
"Hâkimiyet, bilâ kayd ü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müsteniddir. Türkiye Devleti’nin şekl-i hükümeti Cumhuriyettir."
Melatonin karanlıkta salgılanan ve gündüz ışığında salınımı sona eren, sirkadyen ritmimizi düzenleyen, kanser oluşumunun önlenmesinde çok önemli rol üstlenen, psikolojimizi dengede tutan ve gece dinlenme/tazelenmeyi sağlayan bir hormondur.
Karanlıkta uyanmak tüm bu ritmi olumsuz etkiler.
Kalıcı #yazsaati uygulaması özellikle gençlerin, çocukların gelişimleri için uygun değildir.
#kışsaati uygulaması aynı zamanda sağlık içindir...
Perişan ailenin hali ortada. Yine de metanetlerini korudular. Nihayetinde anne dayanamadı; bu kadar acının ortasında soğukkanlı kalmak kolay değil.
Karşımızda hem suçlu hem de küstah bir tavırla davranan bir topluluk var. Neye, kime güvendikleri belli değil. Ama bir şey dikkatimi çekti; Türkiye’de hâlâ sesini yükselten, adalet isteyen, iyi ve vicdanlı bir kitle var.
Geçen haftalarda şöyle demiştim: İnşallah dava, anne ve babanın acısını dindiremese de, en azından kamu vicdanına seslenen adil bir kararla sonuçlanır. Çünkü bu dava sadece bir ailenin değil, toplumun adalet duygusunun da sınavıdır.
Maalesef bu gerçekleşmedi. Minguzzi ailesinin avukatı Ersan Barkın; "4 tane sanığın, Minguzzi’nin etrafını nasıl sardığını mahkemeye sunmuş olmamıza rağmen, 2 sanık delil yetersizliği nedeniyle tahliye edildi." diyor. Dava henüz bitmedi. Takipçisi olacağız.
@PaulGoldEagle As far as I know, what Switzerland did was to move from an automatic mammography for everyone approach to a personalized model based on individual risk, benefit, and preference.
In addition, what alternative screening methods can patients at high risk use instead of mammography??
Kazdağları delik deşik edildi, Fırat siyanüre bulandı, Hasankeyf yok oldu, Dipsiz Göl kurudu, Assos Antik Kenti traşlandı, Salda çamura bulandı, İstanbul kuzey ormanları imar mezarlığı oldu. Şimdi de sıra tarihi camilere gelmiş. Bu dönemi atlatmak canlı cansız her şey için zor.
2 yıl süren restorasyon sonucunda 500 yıllık camiinin geldiği hâle bakın. Ünlü hattat Ahmet Şevket Efendi’nin süslemeleri yok edilmiş. Bu olay 9 yıl önce yaşandı, şimdi aynı şeyi Selimiye’ye yapmak istiyorlar.
MİMAR SİNAN’IN EMANETİ: UZUN KEMER
Gün geçmiyor ki güzel ülkemizde doğaya zarar verilecek bir haber daha duymayalım. Göktürk’te, Roma’nın meşhur su kemerlerinin tarihteki en büyük rakibi Mimar Sinan’dan kalan bir emanet görülüyor. Hepinizin bildiği gibi Eyüp Sultan mıntıkasına giren Kemerburgaz’da bu su kemerleri (aquaductus) bütün haşmetiyle yükselir. Türkiye’nin günümüzde ayakta kalan en uzun kemeridir.
Mamafih kısa zamanda, bir sürü insan yüzünden çok methedilen yatırım, burayı batıran ilk teşebbüs oldu. Bir memlekette yeni zengin sınıf doymaz. Şimdi tarihi su kemerinin etrafındaki sit alanına da göz dikmişler; orayı da dolduracaklarmış. Bahaneleri ise orada ziraat yapılamıyormuş zaten. Yapılabilir ama yapılması söz konusu değil. Orası ancak bir gezi mahalli olabilir, çiçek bahçesi olabilir. Sizin oraya konut yapmanız için bu sebep değildir. Eğer utanmıyorsanız Süleymaniye’nin yanına da bir gökdelen dikin. Ayasofya Camii ile Sultanahmet Camii arasında biraz boşluk var, oraya da güzel bir otel olmaz mı(!) Birileri ipin ucunu kaçırdı, gelecekte çok geçmez 30 sene sonra genç Türkler utanır ve tarihi eserlere zarar verecek bu yapıları yıkarlar.
KORUNMASI GEREKİYOR
İstanbul, yeni zenginler tarafından yağmalanmak durumunda değil. 1554–1564 arasında tamamlanan bu kemerin korunması, İstanbul’un gözünün bebeği mesabesinde olması gerekirken hiç kimse dinlemiyor. Göz göre göre orman sahasında satışlar yapılıyor. Sonra da “Yangın nasıl önlenir?” diye soruyoruz. Bazı yerlerde artık yerleşme olmaması lazım.
Eğer 50 yıl sonra hayatta kalmak istiyorsak, Türkler akıllanacak; akıllanmak zorundayız. Bu kanunsuz yapılanmaların hepsi, canlarınız yana yana yıkılacak. Bunun için Bolşevik devrimine de gerek yok. Sadece yaşadığımız çevrenin boğuculukları, zehirlenmeleri buna mecbur edecek ve bunu yapanlar da sesini çıkaramayacak. Onun için, hiç kimse böyle akılsız yatırımlara girmesin. Roma’nın büyük mimarı Vitruvius’u kıskandıracak eseri gölgeleyecek görgüsüz yapılara bir de AVM ilave edilecekmiş. Yok ya... Mahmut Paşa Çarşısı neyinize yetmiyor!
Toplum olarak öğrenmemiz gereken şey şu: Bazen susmak, acıya eşlik etmek en büyük saygıdır. Ama biz, her acının üstüne felaket senaryosu yazarak kendi paranoyamızla yarayı derinleştiren bir millet olduk. Yazık..!
Güllü'nün kızı: "Annem roman havası oynuyordu.
Alkollü olduğu için bir anda dengesini kaybedip, açık olan camdan aşağıya düştü.
Kendisini itme kesinlikle söz konusu değil."
@n_ihavent Bu modelin kıskançlığı, en çok kendinde bulunmayan zekânın, güzelliğin ya da başarının başkasında olduğunu görmesiyle açığa çıkar çiçeğim çok var bunlardan 😏
Çıplaklıktan utanıyor ama sahne kostümünü hırsızlık ve cinayetle kıyaslayacak kadar içselleştirdiği cehaletinden, özellikle başarılı kadınlara karşı bastıramadığı düşmanlığından utanmıyor… ay, bıktık bu lümpen tayfadan ya!
Sevda Türküsev:
"Aleyna Tilki paçavra gibi bir elbise giymiş ve ayağını kaldırıyor. İç çamaşırı gözüküyor. Özellikle yapıyolar.
Hadise'nin kostümü gerçekten dehşet. Pamuk ipliğiyle bağlanmış bir kostümü özellikle bacaklarını açarak gösteriyor.
Lütfen bunlara kırmızı nokta ve +18 koyun. Daha ne olmasını bekliyorsunuz.
İç çamaşırla sahneye ç��kana bu kıyafettir diyemezsin."
@sevdaturkusev