17 Ağustos 1999’da meydana gelen Marmara Depremi’ni 27. yılında da unutmuyoruz...
Felakette yaşamını yitirmiş tüm insanlarımıza rahmet, gönlündeki yarayla geride kalanlara sabır diliyoruz. Kayıplarımızın hatıraları daima bizimle yaşayacak. ♾️
36 yaşındayım. Adımın Aycan olduğunu öğrendiğim günden beri de Galatasaraylıyım.
Bu takım için üzüntüden hasta olup yataklara düştüğüm de oldu, mutluluktan çocuklar gibi ağladığım da. 2016’da İstiklal Caddesi’nde gerçekleşen canlı bomba saldırısında oradaydım ve bir nevi ölümden döndüm. Buna rağmen, yalnızca bir ay sonra oynanan erteleme maçına bir saniye bile tereddüt etmeden atlayıp uçağa bindim ve hayatımı yeniden tehlikeye attım.
Çok sıkıntılı sezonlar geçirdik. Üzüldük, kızdık, dağıldık ama her seferinde yeniden toparlandık. Fakat bugün, hayatımda ilk defa bu kadar isteksiz, hevessiz ve bıkkın bir ruh haliyle yeni sezona giriyorum.
Bunun sebebi de “2-3 transfer yapılmadı” falan değil.
Galatasaray taraftarı, futbolu bugün Galatasaray’ı yönettiğini zannedenlerden çok daha iyi biliyor. Bunu bir türlü anlamadılar. Yapılan uyarılara karşı sürekli kibirli bir tavır sergilediler. Taraftarın sesini, eleştirilerini ve endişelerini görmezden geldiler. Ama şunu unutmasınlar: O koltuklarda sonsuza kadar oturamayacaklar.
Gündüz Kılıç’ın da dediği gibi: “Galatasaray bir his takımıdır.”
Nitekim bugün yeni sezon başlıyor. Yönetimden bağımsız olarak, her ne kadar içimde eskisi kadar büyük bir umut olmasa da Galatasaray’ıma başarılar diliyorum.
Çünkü bizim Galatasaray’la olan bağımız; başkanla, yönetimle, futbolcuyla, teknik direktörle başlamadı ve onlarla da bitmeyecek.
Aslolan her zaman Galatasaray’dır.
Sayın Başkanımız Dursun Aydın Özbek;
Bu son 20 günde şahsınıza ve yönetim kurulunuza hitaben birkaç paylaşımım oldu.
23 Mayıs'ta dördüncü kez Başkan seçilmenizin üstünden aylar geçti.
Her transfer dönemi olduğu gibi bu transfer döneminde de bir stratejiye sahip olmadığımızı, bir kaosun ve plansızlığın hakim olduğunu fazlasıyla gözlemliyor ve yaşıyoruz.
4 sene üst üste şampiyon olmuş bir takımda 5. yıla girerken sportif başarıların yanı sıra yapısal ve planlama anlamında da bir şeyler üstüne koyabilmeliydik ama geldiğimiz noktada görüyoruz ki birkaç yöneticinin muhabirlerle gündemi manipüle etmesi dışında hiçbir stratejiye sahip değiliz.
İlk resmi maçımıza 19 gün Şampiyonlar Ligindeki ilk maçımıza ise yaklaşık 44 gün kaldı.
Bu sezon diğer tüm sezonlardan çok çok daha önemli. Böylesine önemli bir sezonda transferde “eğrisi doğrusuna denk gelir” beklentisi ile koca bir transfer sezonunu geçirmek Galatasarayımız için kabul edilebilir bir süreç değildir.
Daha önce futbolun yönetiminde ve diğer alanlarda yetki karmaşasının olduğunu yazmıştım. Görevlendirmeler yapılsa da futbolun yönetiminde karmaşanın devam ettiğini medyaya servis edilen haberlerden okumak mümkün.
Lütfen artık bu konunun ve özellikle yönetim içinde liseli hegemonyasını hortlatmaya çalışanların önüne geçelim.
Galatasarayımızın kaybedecek değil bir günü, bir dakikası bile yok.
En son konuşmanızın üstünden 20 gün geçti ve “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” dediniz.
Galatasaray camiası sadece takımımızın eksiklerinin tamamlanmasını ve gerekli bölgelere olmazsa olmaz takviyelerin yapılmasını bekliyor.
4 Sene üst üste verilen emeği heba etmeyin. Kadromuzu güçlendirecek takviyeleri yapın gerisini bize bırakın.
Karda kışta her koşulda emek veren, kombinesini alan, her fırsatta mağazalara koşan Galatasaray taraftarı her transfer döneminde plansızlıklarla oyalanmayı ve yıpranmayı hak etmiyor.
Artık icraat zamanı.
Bir AK Partili olarak hayat pahalılığı ve derin yoksulluktan sıkça söz eden biriyim.
Bundan dolayı bir dönem Gaziantep’te birlikte siyaset yaptığım Şimşek bakanın sitem ettiğini de biliyorum.
Fakat.
Madalyonun öteki yüzüne de bakmak gerekir, bu biraz ihmal ediliyor.
Piyasada fiyat algısı bozuldu, süreci fırsata çevirenler var, buna dair kamu denetiminin yanısıra vatandaşın da kontrolü önemli.
Misal.
Ankara Beytepe’deki Çağdaş Markette pembe domatesin kilosu 99.95 lira, soğanın kilosu 69.95 lira, patatesin kilosu 49.95 lira.
Gimat bölgesindeki NevGross markette pembe domates 49.99 lira, soğan 45.99 lira, patates 35.99 liradan satılıyor.
Birçok üründe benzer farklılıklar var, tecrübeyle sabittir.
Aynı il içindeki ürünlerde fiyat farkı bu kadar fazla olabilir mi?
Kuşkusuz, her işletmenin bu farklılığı izah edecek açıklaması olacaktır.
Tüketici açısından ise bunun makul tarafı yoktur.
Belli ki sadece kamu denetimi kifayetsiz kalıyor.
Vatandaşımızın da fiyat araştırması yaparak tüketmesi mücadeleye ciddi katkı sağlayacaktır.
Yanlış anlaşılmasın, genel pahalılığı normalleştirmiyorum, zorlu dönemi fırsata dönüştürenlere karşı “tüketimden kaynaklanan gücümüzü kullanalım” diyorum.
@haluklevent Nasıl olsa sana inanan saflar var,şimdi birde yarın öbürsü gün bi İzmir marşı patlatıp ,Atatürk fotoğrafı paylaşırsın,sonrasını düşünme,yazık .
KAMUOYUNA!
2025-2026 Sezonu geçtiğimiz pazar günü şampiyonluğumuzla tamamlandı.
Maçların tamamlanmasıyla birlikte Süper lig’den düşen takımların gerek başkanları, gerek yöneticileri gerekse de basın ve siyasi parti yöneticilerinin LİG TESCİLİYLE ilgili gündem oluşturma çabalarını şaşkınlıkla izliyoruz.
Ligden düşen takımlara mensup yönetici ve taraftarların ligden düşmenin verdiği üzüntüyle verdiği tepkileri anlayışla karşılamaya çalışıyoruz.
Fakat 12 yıldır şampiyon olamayan son 5 yıldır da üst üste ikinci olma rekorunu kıran bir kulübün sosyal medyadaki gayrimeşru trollerinin peşine takılarak bir milletvekilinin sözde kendi şehrinin takımı için adalet arayışı deyim yerindeyse hokkabazlıktır.
Hele hele bu hak arayışına kendi siyasi partisini alet etmesi kelimenin tam anlamıyla skandaldır.
Kendi şehrinin hak arayışını kendi camiasıyla yapmak yerine her koşulda Galatasaray camiasına saldıran bu alçak, ahlak yoksunu, sosyal medyanın gayrimeşru çocuklarıyla yol yürümeye kalkanlar şapkasını önüne alarak tekrar düşünmelidir.
Defalarca avantaj kendilerine geldiği halde kullanamayan aşırı başarısız kulübün zeka yoksunu trollerine değil, düştükten sonra mağdur olduklarına inanan kulüplere soruyoruz;
❓Bir mağduriyet söz konusuysa Şubat ayından beri neredeydiniz?
❓Ligden düşen kulüplerin Şubat ayından beri bir itiraz, bir hak/adalet arayışı neden olmadı?
❓Adil olmadığını düşündüğünüz bir ligde neden itiraz etmeden oynamaya devam ettiniz?
❓Şubat ayındaki operasyondan dolayı bir mağduriyet oluştuğu algısını oluşturan ama ligin 1. haftasından 34. haftasına kadar düşme potasında olan bir kulüp lig tescil edilmesin derken kime ve neye hizmet ediyor?
Son olarak;
Kasım ayında Fenerbahçeli bir yöneticinin “ Galatasaray’ı Türkiye’nin Bayern Münih’i yapmayacağız.” açıklaması o günden bugüne sergilenen senaryoyu gözler önüne seriyor.
GALATASARAYIMIZIN ÜST ÜSTE ŞAMPİYONLUK REKORLARI KIRMASINI DURDURAMAYACAKSINIZ!
ALIŞACAKSINIZ!
KİMSE GALATASARAYIMIZIN ANASININ AK SÜTÜ GİBİ HELAL ŞAMPİYONLUĞUNU TARTIŞMAYA AÇAMAZ!
Bu hakemlere rağmen 1-0 öndeyiz. Ne yaptığınızı, planlarınızı, içinizdeki kötülüğü görüyoruz. Bu düzen böyle gitmeyecek. Buradayız, susmayacağız! Sonunda yine iyiler kazanacak!
Bir süredir bakkal ve eczaneleri geziyor, borç/veresiye defterlerini kapatıyorum. Peki sizce ben bunları neden göstere göstere, açıktan yapıyorum?
Bakara Suresi 274. ayet, mallarını gece-gündüz, gizli-açık Allah yolunda (hayra) harcayanların mükafatlarının Allah katında olduğunu, bu kişilerin korku ve üzüntü yaşamayacaklarını müjdeler. İnfakın zaman ve yöntemine bakılmaksızın samimiyetle yapılmasının önemini vurgulayan ayet, infak edenlerin huzuruna dikkat çeker.
Demek ki, bazen sadakanın açıkça yapılıp insanlara duyurulmasında da fayda olabilir. Böylece halk, sadaka vermeye teşvik edilmiş olur. Kalpteki niyet tertemiz olduktan sonra...bir takım yorumları/eleştirileri boş ve gereksiz görüyorum.
Kur’an okumamış, kulaktan duyma bilgilerle ahkam kesen/çok bilen/ boş konuşan / oturduğu yerden poposunu kaldırmaktan ve başkaları için herhangi bir şey yapmaktan aciz kişileri değerlendirmeye almıyorum.
Sevgiler, ÇELİK