Videodaki kadının konuşmasının Türkçe çevirisi şu şekildedir:
"Selamünaleyküm. Biz her gün tekkeye geliyoruz, bazen alıyoruz bazen alamıyoruz. Ben bu kabı getirdim, yani yetmiyor. Bu, 12 kişiye yetiyor, 12 kişiyim ve vallahi yetmiyor. Yardımların miktarını artırmalarını umuyoruz çünkü son gün pazartesiydi ve biz nereye gidelim? Ne un var ne yemek. Çocuklara yemek getirmek için tekkeye geliyoruz. Onlardan Allah razı olsun ve herkese hayırları yazsın, bize yardım etmelerini umuyoruz."
🔴 SAYIN CUMHURBAŞKANIM,
BU ÜLKE SAYIN MEHMET ŞİMŞEK’E MAHKÛM MU? ALLAH AŞKINA, BİRİ ÇIKIP AÇIKLASIN.
Adam üç yılı aşkın süredir Hazine ve Maliye Bakanı.
Enflasyon hâlâ milletin belini bük��yor.
Hayat pahalılığı can yakıyor.
Esnaf perişan, emekli geçinemiyor, çiftçi üretemiyor, köylü kazanamıyor, memur ve işçi ay sonunu getiremiyor.
Kiralar el yakıyor.
Vatandaşa gelince vergi üstüne vergi, ceza üstüne ceza.
Milletin cebine uzanmaktan başka çözüm üretilmiyor.
Borsa yatırımcısı kan ağlıyor, fon krizleri binlerce insanı mağdur etti/ediyor.
Kredi faizleri yüksek, yatırımcı önünü göremiyor, üretici finansmana ulaşamıyor.
Peki, sayın Mehmet Şimşek hangi başarısından dolayı hâlâ o koltukta oturuyor?
Kim tutuyor bu adamı?
Kefili kim.
Neden vazgeçilemiyor?
Kimin adına bu ekonomi politikalarını yürütüyor?
Bu politikalar kime kazandırıyor, kime kaybettiriyor?
Köylü ağlıyor, kentli ağlıyor. Bakkal, manav, berber, marketçi, restorancı, sanayici, emekli, işçi ağlıyor.
Allah aşkına, milletin bu kadar şikâyet ettiği, vatandaşın hayatını kolaylaştıramayan bir ekonomi yönetiminde neden ısrar ediliyor?
Bu millet Mehmet Şimşek’e mahkûm mu?
Bu ülkenin kaderi bir kişinin koltuğuna mı bağlandı?
Bu ülkenin başka yetişmiş ekonomisti, başka maliye bakanı olacak insanı yok mu?
Sayın Cumhurbaşkanımızın yıllardır kazandığı millet sevgisi ve güveni, bu ekonomi politikalarının ağır yükü altında neden yıpratılıyor?
Birisi çıksın, Allah rızası için açıklasın.
Mehmet Şimşek’in vazgeçilmez özelliği nedir? Milletin göremediği hangi başarısı vardır?
Bu kadar şikâyete rağmen neden hâlâ görevindedir?
Biz de bilelim, millet de bilsin, AK Parti seçmeni de bilsin.
Çünkü artık milletin sabrı da cebindeki parası da tükeniyor.
Bu millet bir bakanın koltuğunu korumak için değil, insanca yaşamak için çalışıyor.
Millet devlet için değil, devlet millet için vardır.
Devletin görevi milleti vergi ve cezayla bunaltmak değil, milletin refahını artırmaktır.
Bu milletin çektiği sıkıntıların bir açıklaması, bu ekonomi yönetiminin de bir hesabı olmalı.
BU YAZDIKLARIM BENİM KİŞİSEL TALEBİM DEĞİL, GEÇİM DERDİYLE MÜCADELE EDEN MİLYONLARIN TALEBİDİR.
Durmuş Döven - Reysaş:
“Ankara’da araba satışı yapıyorduk, o zamanlar otomobiller bayilere şoförle gidiyordu.”
“Arabayı şoföre veriyordunuz, adam 1.000 kilometre kullanıp bayiye götürüyordu. Arabayı getiren getiriyordu, getirmeyen de oluyordu.”
“Ben arabayı alıp 2-3 ay kullandıktan sonra getiren adam bile gördüm.”
“Biz otomobilleri tırların üzerinde taşımaya başladık. Sonra piyasada tır sıfırı diye bir tabir çıktı.”
“Çünkü araba tırdan indiği için kilometre göstergesi 00 gösteriyordu. İnsanlar özellikle onu istiyordu.”
“Konya’dan, Sivas’tan, Giresun’dan insanlar Ankara’ya gelip bizden araba almaya başladı.”
“Otomobil üreticileri de bunu görünce bana, tır sayınızı artırın dediler. Ben de durup dururken tırcı oldum.”
“Otomobil taşımacılığı büyüdü, tır sayımızı artırdık. Sonra 1994 krizi geldi, araba satışları bir anda durdu, elimizde 60-70 tane tır kaldı.”
“Otomobil taşımak için aldığımız tırların işi kalmayınca ben de bunları tenteli tıra çevirdim. Başka ürünler taşımaya başladık.”
Yani bugün bildiğiniz Reysaş’ın lojistikte büyümesinde aslında 1994 krizinin de payı var. Bir iş durunca elimizdeki sistemi başka işe çevirdik.
Bugün bir tır yaklaşık 300 bin euro. 15-16 milyon lira verip bir tane tır alıyorsun. Şoförün bana sigortasıyla, vergisiyle aylık maliyeti 220-240 bin liraya geliyor. Üstüne yakıt var, otoban var, köprü var, bakım var. Çok pahalı.
Geçen hafta domates tohumu aldım. Şöyle bir zarf düşünün. Zarfın ucunda küçücük domates tohumları var. Cımbızla alıyorsunuz.
Yaklaşık 40 gramı yarım milyon dolar. Koliyle falan gelmiyor, bildiğin zarf. Bir rüzgar esse, elinizden uçsa yandınız.
Şu anda Türkiye’de en yüksek kalitede domateslerden birini üretiyorum.
Domatesi 3 euroya İngiltere’ye, Hong Kong’a, Almanya’ya, Hollanda’ya sattık. Türkiye’ye vermedim. Versem herhalde 3 euroya domates mi olur diye epey dayak yerdim.
Amerika’dan 3-5 bin tane Angus besi hayvanı getirdik. Üstelik yemini de kendim üretiyordum. Buna rağmen başa başı bile zor kurtardık.
Yedi tane istasyon aldım, sistemler kurdum. Bugün 2.000’e yakın vagonumuz var. Ama istediğim noktaya gelemedik. Şu anda işi yürütüyoruz, günü kurtarıyoruz.
Bir dönem gemicilik işine de girdik. 5-6 tane gemimiz vardı. Açık söyleyeyim, canımızı zor kurtardık. Sonra gemileri sattım ve o işten çıktım.
Benim geçmişle alakalı anlatacağım öyle büyük bir aile hikayem yok. Bazıları çıkıyor, 1700’de dedem geldi, ben üçüncü nesilim diyor.
Bende öyle bir şey yok. Benim her şeyim bende başlıyor. Ne kurduysam ilk defa kendim kurdum.
Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş:
▪️Planı söylüyorum; Körfez ülkelerinin gazı ve petrolü Türkiye üzerinden Yumurtalık bölgesine getirilecek.
▪️Bunun yanısıra Ceyhan suyunun bir kısmı Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Bahreyn'e gidecek.
▪️1990'ların başında bu plan gündeme gelmişti. Ancak Amerika, "Türkiye çok güçlenir" diyerek buna mani olmuştu.
▪️İran, Arabistan'ı içme suyu tesislerini vurmakla tehdit etti. O ülkeler için tatlı su üretimi petrolden daha önemli.
▪️ABD bu işe NATO'yu da sokabilmek için Adana'ya NATO kolordusu kurmaya çalışıyor.
▪️Suriye'deki YPG'ye SDG'ye Amerikalılar 'kara gücüm' diyorlardı ya, onların kara gücü falan olmadığı ortaya çıktı. Şimdi Türkiye'ye muhtaç hale geldiler.
Libya'nın 1947 yılında Türkiye'ye bağlanmasını isteyen ve bunun için kurulmak istenen bir parti var.
Resmi olarak Türkiye'ye dilekçe veriliyor. Ancak Lozan Anlaşması sebep sunulup kabul görmüyor.
Bu arada Türkiye taraftarı son hükümet başkanları da Türk kökenliydi birkaç yıl öncesine kadar.
Kuzey Afrika'ya askeri olarak gidip yerleşen ve orada kalan büyük bir kitle var. Türkçe dersleri de artık buralarda verilmeye başlandı.
F-35lerimiz var
F-16larımız var demiş
+
ilave edelim F-15I larınız da var....
Hadi İran'a saldırın. İran 40 günde kevgire çevirdi sizi. İran Balistiklerini bile önleyemediniz.
Hadi çok güçlü iseniz sizi ağır darbeleyen İran'a saldırın. Hadi....
Saldıramıyor.
Daha İran'ı bile saldıracak gücü yok.... Türkiye'ye söyle yaparız böyle yaparız....Yapabilseydin şimdiye yapardın.
ASKERİ STRATEJİ NE EMREDER?
İsrail'e İran ile savaştıktan sonra, önleme ve saldırı füzeleri bitince, askerleri yorulunca, askeri kapasitesi azalınca.....İran ile anlaşarak, birlikte saldır der....
Bizi tehdit etmek neymiş o zaman anlar.
AMA BUGÜN BU STRATEJİ OLMAYACAK....
İsrail 3-5 OY kazanıyım derken kalıcı olarak, TÜRK'ÜN düşmanlığı kazanacak. İsrail aklını başına devşirsin derhal. Saldırırsa...biz İran gibi durmayız. Bu işi karadan devam ettiririz.
Yunan Profesör Aleksis Iraklidis;
"Yunan Dışişleri Bakanlığı'nda 15 yıl diplomat olarak görev yaptım. 'Türkiye agresif değil' diyebileceğim kadar kendime güvenle söyleyebilirim.
"Altı maddeden ikisi, yani 'hava sahası ve FIR hattı' konularında, Yunanistan tamamen haksızdır…”
🇹🇷🇱🇾 MAVİ VATAN’DA TARİHİ ZAFER!
📍Cihat Yaycı : 2011’de bilimsel temellerini ortaya koyduğum Türkiye-Libya denizden komşuluğu, Libya Temsilciler Meclisinin oy birliğiyle aldığı kararla daha da perçinlendi!
Yılların emeği, kararlılığı ve güçlü devlet iradesi…
TÜRKİYE İLE LİBYA DENİZDEN KOMŞUDUR,
MAVİ VATAN VATANDIR!
GZT’ye yaptığım kapsamlı değerlendirme:👇
https://t.co/SuWoorHC6d