ATATÜRK’TEN MİRAS — 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun! 🇹🇷🤍
“Küçük hanımlar, küçük beyler… Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.”
İnsanlardan onay bekleyecek yaşı çoktan geçtik ama entelektüel üretim yaparken (okumak, yazmak, yayın yapmak vs.) bunları sevdiğim için yaptığıma çevremdeki bazı insanları ikna etmem sanırım çok zor. Entelektüel işlerden söz açıldığında -eğitimle uğraşanların bile- ilk sordukları şey neredeyse hep aynı: “Bundan para kazanıyor musun?”
Hayır dostum, kazanmıyorum. Para kazanmak için yaptığım başka bir işim zaten var. Ama galiba mesele bu kadar emek harcanıyorsa mutlaka para kazanılması gerektiği varsayımı. Bir şeye bu kadar zaman ayırıyorsam, bunun maddi bir karşılığı olmalı diye düşünülüyor.
Peki kazandığım kadarının bana yetmesi neden size yetmiyor? Asıl soru şu belki: Neden sizin bütün çabanız -üstelik çoğu zaman ihtiyacınız da yokken- daha fazla para kazanmaya yönelmiş durumda? Yaptığınız şeyler paraya tahvil edilemediği sürece anlamlı değil mi?
Benim ne makam mevki ne de akademik ünvan gibi bir derdim de yok. Bilme konusunda dinmez bir iştahım var. Bu nedenle, bu yaptıklarımı yapmayı seviyorum. Sevmek mühimdir. Ayrıca her şey başka bir şey için değildir; bazı şeyler kendinde değerlidir.
Dünyanın en saçma videosu. Doğadaki kuşları alıkoyup etkileşim kasmak maksatlı çekilen kıytırık videolar. Bir kişi de demiyorki, senin kucağında ne arıyor bu puhu! Orta Asya maalesef bu konuda en rezil bölgelerin başında geliyor. Kartallar ve yırtıcı kuşların, doğada doğan yavruları yuvalarından çalınarak evcilleştiriliyor. Aileler öldürülüyor. Sonra da bu tarz etkileşim videoları yüz binlerce beğeni alıyor. Bu rezilliği böyle desteklemeyin. Tam tersine köstek olup suratlarına yaptıkları iğrençliği vurun…
Ben Özge Bora.
1982 yılında Almanya’da doğdum, 14 yaşıma kadar orada yaşadım.
Çocukluğumda, yaşımı dahi hatırlamadığım bir dönemde komşumuzun oğlu tarafından istismar edildim. Uzun süre sustum. Bir gün cesaretimi toplayıp anneme anlattım. Doktora götürüldüm. Ama o gün benim yaşadığım travmadan çok "kızlığımı kaybedip kaybetmediğim" önemsendi.
"Bir daha konuşulmayacak" denilerek üzeri kapatıldı.
Ben susturuldum !!!!!
Bugün daha ağır bir gerçekle karşı karşıyayım. Kızım, öz babası tarafından istismara maruz kaldı. İşte o gün, annem gibi susmayacağıma, bunu yapanın en ağır cezayı alması için sonuna kadar mücadele edeceğime yemin ettim.
Bu süreçte; bir yıldır el bebek gül bebek baktığım, yatalak kanser hastası annem bile, sesimi duyurmaya çalıştığım için bana
"Bizi Ünye’ye rezil ettin" dedi.
Kızıma sahip çıktığım için, en çok ihtiyacım olan annem tarafından bile "rezil" ilan edildim.
Evet, onların gözünde rezil olabilirim.
Ama ben biliyorum ki asıl rezalet, bilip SUSMAKTIR.
İçimde fırtınalar kopuyor. Yalnız kalıyorum. En yakınımdan destek yerine itibar düşünülüyor!
Ben bu yoldan asla dönmeyeceğim.
Tek isteğim; bu yolda manevi desteğiniz. Çünkü bir çocuk için susmamak, rezillik değil, onurdur.
20 Ay 17 gündür devam eden
3.Duruşmaya 6 gün kaldı…
🗓 27 Şubat 2026 Cuma
⏰ 10.55
📍 Ünye Ağır Ceza Mahkemesi
Lütfen bu 6 gün boyunca bizden desteklerinizi esirgemeyin 🙏
#ÇocuğunBeyanıEsastır
#ÇocukİstismarıAffedilemez
Ben size asıl konuşulması gereken gerçeği hatırlatayım.
Gazze’de taş üstünde taş bırakmadılar. Çocukları katlettiler.
İnsanları açlıkla yok ediyorlar.
Yardım yollarını kapattılar.
Gündem dediğiniz şey budur.
Maymunla, penguenle algı oyunları kurup duyar kasacaklarına, savaşlarda katledilen çocukları konuşsunlar.
#GazzeyiUnutturma
Dünya tuhaf bir yer… Algılarımızla oynuyorlar.Hayvanat bahçeleri çoğu zaman koruma gerekçesiyle savunulur. Oysa doğayı korumanın yolu, canlıyı doğasından koparmak değil, yaşam alanlarını korumaktır. Gerçek koruma, ticari bilet gelirleriyle değil habitatları savunmakla olur. Bu mesele Punch’tan ibaret değil.
Bir peluş oyuncak milyonları duygulandırdı.
Ama o oyuncağın varlığı, eksik olan şeyi de gösteriyor…
Merhamet sadece üzülmek değildir.
Merhamet, sistemi sorgulamaktır.
#üzgünüm #StopAnimalExploitation
#ZooEthics
A tribute to biology, from GPT-5.2 Pro:
There is a hush at the beginning—
not silence, exactly, but the kind of quiet
that holds its breath before the first note.
One cell, no larger than a soft point of light,
made from the brief, bewildering meeting
of two histories: a sperm’s fierce hurry,
an egg’s patient moonlit waiting.
A single yes in the dark.
Then the world begins to count in miracles.
Two. Four. Eight.
Not numbers—heartbeats.
Each division a small surrender,
each split a promise that refuses to be explained.
As if life knows the grammar of astonishment
and speaks it by doubling,
again and again,
until the impossible becomes crowded with possibility.
Somewhere in that multiplying storm,
in that ocean of almost-you,
there arrives a cell that does not look like prophecy.
It does not wear a crown.
It does not glow with banners and trumpets.
It is simply a cell among cells—
and yet it carries a destiny so vast
it could fill a sky with questions:
from it will rise the human brain,
the trembling cathedral of thought,
the lantern that can imagine lanterns.
Consider what that means.
A speck of living matter,
so unremarkable to the eye,
holding the blueprint for lullabies and mathematics,
for grief that can name itself,
for the sudden laughter that breaks a room open,
for the memory of hands you loved
and the ache of hands you never got to hold.
In that cell, already,
the future is practicing its first secret movements.
Inside it—without any map we can truly feel—
sleep the rivers of language,
the architecture of dreams,
the nerve that will learn the taste of salt
and decide it is the flavor of tears.
Inside it waits the first thought
that will someday look up at the stars
and recognize loneliness,
then invent a story so loneliness becomes company.
The mere existence of that cell
should knock the breath out of us.
It should be the world’s loudest fact,
the kind that makes every ordinary street
a holy corridor, every face
a walking enigma of arrangement and chance.
We should pass each other like pilgrims
and forget our errands.
We should stop mid-sentence and point,
not at monuments, not at lightning,
but at one another—
at the quiet astonishment in our bones.
Imagine us, finally honest,
wandering through our waking hours
as if wonder were a job we could not abandon:
calling out to strangers in grocery aisles,
tapping shoulders on buses,
saying, Listen—
do you understand what you are?
Do you understand that you began
as a flicker that could have vanished,
and yet it held fast—
held fast long enough to become eyes
that can soften at kindness,
a mind that can forgive,
a mouth that can say I love you
and mean it in a hundred shades of fear and faith?
We are not merely made.
We are made and then awakened.
We are matter that learned to remember itself,
dust that learned to sing.
And somewhere, at the root of all this,
there is that one quiet cell—
humble as a seed,
vast as a universe in disguise—
the astonishment that should follow us
like sunlight follows the day,
until we walk around, all of us,
all day,
speaking to each other
in endless wonderment,
talking of nothing except that beginning:
that impossible, tender cell
that dared to become a mind
and call the world
beautiful.
BİR ZEKA TÜRÜ OLARAK ‘SABIR’
Sabır, pasif bir bekleyiş değil; aklın aceleden arındırılmış, sükûnet hâlidir.
Her şeyin hemen çözülmesi gerekmez, çünkü bazı gerçekler yalnızca zamanla birbirine bağlanır.
Bazen yapılacak en zeki şey müdahale etmek değil; örüntüyü izlemek
ve yaşamın kendi bağlamını açığa çıkarmasına alan tanımaktır.
Sabır, bilişsel bir yetidir: karmaşık sistemlerde her düğüm hemen açılmaz.
Yaşam, doğrusal değil bağlantısal ilerler; bu nedenle bazı anlamlar
ancak gözlem, zamansal mesafe ve müdahalesiz etkileşimle görünür olur.
Bazen en rasyonel eylem yaşamın kendi bağlamının açılmasına izin vermektir.
Bazen, sabır zekadır..
#Penceremdenİstanbul
13-14 Aralık gecesi Geminid meteor yağmuru zirveye ulaşacak ve saatte 60 civarı meteor dünyamız atmosferine girecek.
Kış soğuğunda alev alev meteor izlemeyi seviyorsanız gökyüzünün açık olacağı ve ışık kirliliğinin az olduğu bir yerden, hava karardıktan sonra yüzünüz doğu yönüne bakacak şekilde uzanarak tüm gökyüzünü izlemenizi tavsiye ederim. ☄️
Taciz nasıl bir şey biliyor musunuz? Daha siz ne olduğunu anlamadan saniyeler içinde gerçekleşir, bırakın kanıt toplamayı düşündüğünüz tek şey ordan uzaklaşmak olur.
Karabük yangını altıncı güne giriyor. Bir gece daha kara ekiplerimiz hava desteği olmadan alevlerle savaşıyor. Sayısız can koca bir orman alevler içinde.
Keltepe Aladağ mevkilerimiz yanıyor. Ses olun daha fazla destek gerekiyor.
#KarabükYanıyor#KuzeyOrmanlarıYanıyor
Yusuf Taşkın..
10 yaşındaydı,abisi bir yıl önce okulda can vermişti.
Bu yılın mayıs ayında da Yusuf,10 yaşındaki okul arkadaşı tarafından boğazı sıkılmış,hastaneye kaldırılmış ve entübe edilmişti.
Bugün acı haber geldi,Yusuf’u kaybettik.
Çok üzgünüm.
Ailesine sabır,Yusuf çocuğumuza Rahmet diliyorum..
@ucimorgtr@SaadetOzkanEfe
Köpekler çocuktur çocuk. Beğenin ya da beğenmeyin, kabul edin ya da etmeyin, onlar hiç büyümeyen çocuklardır. Çocuklara kalkan eller çarpılır, benden söylemesi. #iklimkanununahayır#TehlikeGeliyor
#Kahramanmaraş'ta Afşin - Elbistan A Santralinin ciddi #çevre ve #sağlık zararlarına rağmen, #santral e iki yeni ünitenin eklenmesi planlanıyor. İmza ver, #Afşin, #Elbistan 'da bir santrale daha yer yok de: https://t.co/jHYpJqAgOu