DOĞMADAN ÖNCE NEREDEYDİN ?
Uykuya daldığın anı düşün. Rüyaları değil, onlardan önceki o boş ve sessiz aralığı. Düşünce yok, zaman hissi yok, karanlığın içinde oturan bir "Sen" yok. Sadece mutlak bir hiçlik. Hiçliği deneyimleyen bir sen bile yok. Ve sonra bir anda sabah oluyor.
O boşluğu hatırlamıyorsun. Bunun sebebi hafızanın başarısız olması değil,orada gerçekten hatıra oluşturacak hiç kimsenin bulunmaması. İşte yokluk böyle bir şeydir. Ve sen bunu her gün deneyimliyorsun. Evren ortalama 14 Milyar Yıl yaşında. Sen ise bunun sadece küçücük bir bölümünde bilinç sahibiydin. Doğmadan önce yoktun ve yok olduğunun bile farkında değildin. Ve bu yok olduğunun bile farkında olmadığın yoklukta bir saniye bile acı çekmedin. Dinozorları kaçırdığın için üzülmedin. Roma'nın çöküşü için yas tutmadın. Muazzam derecedeki olayların içinde bulunamadığın için üzülmedin. Sen huzurlu bir şekilde sadece orada değildin ve bu seni bir kez bile rahatsız etmedi. Hiç kimse İlk nefesinden önce kaçırdığı yüzyıllar için paniklemez.
O sonsuz "öncesi" seni korkutmuyorsa, neden "sonrası" bu kadar korkutuyor ?
Aslında yok olmaktan korkmuyorsun. Hiçlikle başa çıkabilirsin. Bunu zaten milyarlarca yıl boyunca yaptın. Gerçekte korktuğun şey, senden sonra olacak her şeyi kaçırmak. Sen boşluktan korkmuyorsun. Sen bu Dünyayı seviyorsun.
Peki böyle bir bilinmezin içindeyken nedir bu "Biliyorum" kibri ? Hanginiz mutlak gerçeği gördü? Kozmik Zaman ölçeğinde anlık denilecek kısacık bir zaman aralığında var olup gidiyoruz. Nereden geldik ve nereye gidiyoruz ?
Evren ölçeğinide geçtim bunun bir üstü olan Varoluşu bir düşün? Asla ama asla bilemeyeceğimiz bambaşka Varoluşlar var mıdır? Bahsettiğim şey farklı Evrenler değil. Bizim Varoluşumuzda milyonlarca farklı Evrenler olabilir benim söylemek istediğim şey bu Varoluşun dışında da başka Varoluşlar var mıdır?
"Biz neden varız ?" sorusunun bir üstü "Neden hiçbir şey değil de bir şeyler var ?" sorusudur.
İnançlı insanların çoğu "çok kasma Tanrı yarattı" diyecektir fakat derinlemesine düşünüldüğünde "Neden bir şeyler var?" sorusunu sormanın inançlı olup olmamakla alakasının olmadığını anlarsınız.
Neden madde var ?
Neden Evren dediğimiz bu yapı var?
Neden yaşam var ?
Tanrı varsa Neden Tanrı var ?
Peki ya tüm bu algıladığımız "Varoluş" hiçliğe içkinse ve aslında gerçekten hiçbir şey yoksa?
İnsan bir ilişkinin bittiğini görebilir. Bir hayalin gerçekleşmediğini görebilir. Bir insanın değiştiğini görebilir. Bunlar acı verir. Ama insan gerçeği görmüyorsa, acının altında ezilir. Kalbindeki acıya rağmen gerçeği seçmek, sevdiğini kendi hayatından dahi korumak için gerçeği seçmek.. En zor kararları en güçlü iradeler verir. İnsanı ezen şey acı değildir. Gerçeğin yerine arzularını koymasıdır. İnsan her şeyini kaybedebilir fakat hakikati kaybetmediği sürece kendisini kaybetmez. İşte bu yüzden hakikatten kaçmak acıdan kaçmaktır. Acıdan kaçan insan değildir. Arzularının kölesidir.
Gitmemek için çok ısrar ettim. Kalsam da zaten bir işe yaramıyordu. Ama bu sefer beni arama. Çünkü bulamayacaksın. Ben aşk ateşini yaktım lakin o ateşi büyütecek olan sensin. Bu senin hakikatin.
Ben de kendi hakikatimden kaçmayacağım. Üzüleceğim,bazen nefes alamayacak, bir köşede hıçkıra hıçkıra ağlayacağım. Böyle böyle yaktığım ateşte kül olacağım ama içimden söküp atacağım.
Gitmemek için çok ısrar ettim. Kalsam da zaten bir işe yaramıyordu. Ama bu sefer beni arama. Çünkü bulamayacaksın. Ben aşk ateşini yaktım lakin o ateşi büyütecek olan sensin. Bu senin hakikatin.
Ben de kendi hakikatimden kaçmayacağım. Üzüleceğim,bazen nefes alamayacak, bir köşede hıçkıra hıçkıra ağlayacağım. Böyle böyle yaktığım ateşte kül olacağım ama içimden söküp atacağım.
Peydahladığı evladına maddi sermaye sağlayamamış bir baba ona işi ve geleceği hakkında tavsiye verme hakkına sahip değildir. Baba da olsa herkes haddini bilecek.
Hayatımızda çocukluğumuzun o tertemiz sevinciyle sınırsız sevecenliğinden daha etkili bir ruhun bulunduğu bir başka dönem var mı ?
Acaba yaşam bu gözyaşlarımı ve bu mutluluk dolu heyecanlarımı bir daha geri getirmeyecek kadar derin ve acı izler mi bıraktı bende ?
Yoksa onlardan geriye kalan sadece anılar mı ?
İnsan ilk önce kendine dürüst olmalı. Acımasız bir şekilde. Eksiksen eksikliğini bileceksin. Hatalıysan hatanı bileceksin. Egolarını ve kalıplaşmış kültür inançlarını değil Evrensel Ahlakı kendine ölçü edineceksin. Sana seninle ilgili doğrular söylendiğinde çirkinleşmeyeceksin ve durup kendini bir yargıç gibi yargılayacaksın. "Ben hatalıyım ve beni uyardığın için teşekkür ederim" diyebilme olgunluğunu karakter edineceksin. İnsan uyarıldığı halde kendi doğrularını aşamaz bu doğal bir şeydir ve bunun bilincinde olup hemen çevrendeki insanlara uyarıldığın konuyu anlatıp farklı fikirler dinleyeceksin. Çekinmeyeceksin, utanmayacaksın çünkü her insan hata yapar fakat yanlış yapmayacaksın. Hata anlık bir durumdur fakat Yanlış, süreç gerektirir. En önemlisi durum ne olursa olsun soğukkanlı olacaksın.
İnsan ilk önce kendine dürüst olmalı. Acımasız bir şekilde. Eksiksen eksikliğini bileceksin. Hatalıysan hatanı bileceksin. Egolarını ve kalıplaşmış kültür inançlarını değil Evrensel Ahlakı kendine ölçü edineceksin. Sana seninle ilgili doğrular söylendiğinde çirkinleşmeyeceksin ve durup kendini bir yargıç gibi yargılayacaksın. "Ben hatalıyım ve beni uyardığın için teşekkür ederim" diyebilme olgunluğunu karakter edineceksin. İnsan uyarıldığı halde kendi doğrularını aşamaz bu doğal bir şeydir ve bunun bilincinde olup hemen çevrendeki insanlara uyarıldığın konuyu anlatıp farklı fikirler dinleyeceksin. Çekinmeyeceksin, utanmayacaksın çünkü her insan hata yapar fakat yanlış yapmayacaksın. Hata anlık bir durumdur fakat Yanlış, süreç gerektirir. En önemlisi durum ne olursa olsun soğukkanlı olacaksın.
-Antik Mısır Medeniyeti
-İnka İmparatorluğu
-Aztek ve Maya Medeniyetleri
-Hititler ve Anadolu Medeniyetleri
-Antik Roma ve Helen Dünyası
Eski Uygarlıklar için Güneş kutsaldı ve bunun ardında sizden gizlenen nedenleri vardı. Sizleri, bu medeniyetlerin inanç konusunda geri kaldıklarını ima edecek şekilde eğittiler.
Tıbbi olarak sorununuz yoksa güneş kremi ve güneş gözlüğü kullanmayın. Güneşe çıplak gözle bakmayı alışkanlık haline getirin.
Sizlere güneşe çıplak gözle bakmanın zararlı olduğuna inandırdılar. Gün batımına yakın ve gün doğumundan hemen sonra güneşe bakmak eski kadim sırlardan birisidir.
Hayatıma biri girse bu aileyle nasıl tanıştıracağım lanetinden dolayı hayatına kimseyi almamak.
Bu hissin altında ezilmenin ne olduğunu sen nerden bileceksin ?
Kaçıp gidecek bir yerim yok. Kaçma gibi bir çabam da yok. Geri dönüp gidecek bir yolum da yok. Kaybolmuş gibiyim ama nerde kayboldum onu da bilmiyorum. İçimde bir ben var. Koca evrende bir tek ben var gibi yapayalnız.
Tek gözlü Dev (Cyclops) Odysseus'a adını sorduğunda "Hiç kimse" cevabını alır. Ama sonra ne oluyor ? Devi kör ettikten sonra gururuna,egosuna,kibrine yeniliyor ve tam mağaradan çıkarken kim olduğunu söylüyor. Kibrine yenik düşmese, adını söylemese belki de olaylar çok farklı gelişecek.
Bu bize şunu gösteriyor. Bir şey yaptığımızda,kazandığımızda,başardığımızda kim olduğumuzun bilinmesini istiyoruz. Bilinme arzusu. Tanrı'dan gelen bir özellik. Bir Nefs. Tanrı'dan gelen onca Esma'lardan sadece birisi.
"Biz emâneti göklere, yere, dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmekten kaçındılar, ondan ürktüler. İnsan ise çok zalim ve çok cahil olduğu halde onu yüklendi."
-Ahzâp 72
O sesi duymak istiyordu fakat karşı koyamayacağını da biliyordu. Adamlarının kulaklarını bal mumu ile tıkadı fakat kendisini direğe bağlattı. O sesi duyupta gidememenin verdiği acı. Bu bedenin hissettiği bir acı değil di.. Ruhun acısını söndürecek bir ilahiydi.
" O ses,bir gün olmasını istediğin her şeyi,ruhunun özlem duyduğu ve arzuladığı her şeyi somutlaştırıyordu".