Günaydın,
Altına değinmeden önce bir şeyi netleştirelim .
Hafta sonu Brookings’te yayımlanan şu makaleyi okudum : https://t.co/gNiQe9RKBu. Makalenin temel sorunu cari sistemin tamiratı üzerine olması. Oysa Çin yavaş bir şekilde sistemi kendisine doğru çevirmeye çalışırken ABD sert bir şekilde sistemi bozmaya girişti. Bu nedenle makale entelektüel açıdan faydalı olsa da realist değil.Trump çalışmayan bir şeyi çalışır hale getirmek istemiyor. Yerine tamamen yeni bir model koymak istiyor. Altın yükselişi bunun bir eseri ancak detaylandırmak istiyorum.
Başkan Trump ekte gördüğünüz "altını olan kuralı koyar (kuralı koyan altını alır) Murphy Kuralını bir Jedi zihin hilesi olarak kullanmadı ise önemli bir işaret. 2021 yılında Basel'in değişikliklerinden bahsetmiştim: https://t.co/fu0l6hZ8ah . Gel zaman git zaman 1 Temmuz 2025 tarihi geldi kapımıza dayandı.
Son dönemde gördüğümüz altın yükselişi elbette ve özellikle küçük yatırımcı için (bu tanımdan sadece gram altın alanları kastetmiyorum, 20 mn dolarınız varsa da bu gruptasınız) dolara ve genel belirsizliğe karşı bir hedge. Merkez bankaları ve finansal sistem için ise bir belirsizlik yok; sistem değişiyor. Altın yeniden sistemin içine çekildi ve değişeceği çok net olan mimari içinde geçici bile olsa bir rol alıyor. ABD tahvillerinde var olan 3 risk (daha önce yazdığım durasyon/ekonomik/siyasi) nedeni ile sistem krediden ziyade sağlam teminata doğru kayma telaşı içinde. Basel 3 Altını cash ve devlet tahvili statüsüne geçirdiği için bu pragmatik bir kayış. Bu hareket dolar likidite krizine kadar (evet dolar likidite krizi) devam edecek. Gümüşün daha geriden gelmesinin temelinde de bu senaryoda rolunun çok daha küçük olmasından kaynaklanıyor. Ama unutulmaması gereken şey Basel fiziki altın (aslında allocated) ve kağıt altın arasında net bir ayrıma gitmiş durumda. Finansal altın piyasası altına likiditeyi veren platform. Önümüzdeki dönemde altın likiditesinde gerileme ve fiyat hareketlerinde sertleşmeler görebiliriz. Trump’ın twiti basit bir jargondan ötesi olabilir.
Bu gözle baktığınızda, yani sıradan yatırımcılar değil finansal mimarının direkleri gözünden, BTC dijital altın değil. Çıktığım yayınlarda Bitcoin yatırımcısının "ruhunu" etf ve rezervlere sattığından bahsederken bunu kast ediyordum. Bitcoin sisteme kabul edildi ancak Altın ile aynı statüde değil. Eski günlerde olsak bu kabul BTC'nin altından hızlı yükselmesini sağlardı. Bugün ise durum çok daha farklı. Bu nedenle sisteme alternatif olarak kalsa şimdi daha hızlı yükselecekti. Yine önü açık ama daha zor bir yükseliş seyrediyoruz.
https://t.co/V4roHLwnCj twitimde demek istediğim belki şimdi biraz daha anlaşılır hale gelmiştir. Altın tamamen kendi özelliklerinden dolayı yükseliyor. Ancak aranızda , seviyeyi atıyorum , 10000 gibi bir altın fiyatı bekleyen varsa onun nedeni de bambaşka bir dinamik olacak (para altına bağlanmayacak). Biraz daha sabır.
Interest rates in EM have trended down over time. There's 2 reasons: (i) independent central banks; (ii) floating exchange rates. Turkey has neither and thus bucks the trend. You don't get lower interest rates by undermining your central bank and pegging your exchange rate...
Turkey is a small part of the EM universe, so its foreign capital inflows usually don't register on a global scale. But its capital outflows since anti-government protests began one month ago are now almost as big as capital outflows from all other EMs combined. That's huge...
Turkish Lira has been completely pegged against US Dollar since anti-government protests broke out a month ago. But the current $/TRY exchange rate is meaningless. The central bank is burning through large amounts of its official FX reserves. There is big capital flight going on.
Bunca zararı geçtim amaçları emekliye, çalışana, asgari ücretliye reel enflasyon farkını vermemekti. Milyonlarca insanın gelirindeki azalmada çok başarılılar ama.
Enflasyon düşüyormuş gibi faiz indirdiler 2025 ocak ortası aaa yanıldık dediler.
Dünyanın en yüksek enflasyonuna sahip ülkesiyiz. İzahı da, mizahı da yok.
İyi niyetli değiller ya da basiretli yönetici değiller ortası yok.
Hükümleri kalmadı.
İstifa eden olmadığına göre acilen o sandık gelmeli.
#ErkenDeğilHemenSeçim #hükümetistifa #merkezbankası #EmekliyimSandığıGetirin #asgariücret #GenclerimiziSerbestBırakın
ÇİFTE STANDARTIN BÖYLESİ!
Bugüne kadar tehdit edilen, saldırıya uğrayan kaç muhalifin şikâyeti üzerine, failler sabah 06.00’da evlerinden gözaltına alındı?
Benim kafam kırıldı, tehditler aldım — tek bir gözaltı yok!
Ama muhalif gazeteciler söz konusu olunca şafak vakti operasyonlar devreye giriyor!
Ceza hukukunun temel ilkesi “suç ve cezada eşitliktir”!
Anayasa’nın 10. maddesi, TCK’nın genel hükümleri, CMK’nın temel esasları açık:
Hukuk, herkes için eşit uygulanır.
Aynı suç iddiasında iktidara yakın olanlar korunur, muhalif olanlara ceza hukuku tam gaz işlerse, orada hukuk değil, siyasi tahakküm vardır!
Ceza Muhakemesi Hukuku’nda ölçülülük, orantılılık ve gereklilik esastır.
Sabahın köründe gazetecilere gözaltı yapmak, ancak rejimin muhalefetten korktuğunu gösterir!
Bu bir gazetecilik davası değil, bu bir sindirme operasyonudur!
Özgür basın susturulamaz!
Suçta ve cezada eşitlik ilkesi çiğnenemez!
Hukuk, iktidarın sopası yapılamaz!
Murat Ağırel:
*Melih Gökçek döneminde su fabrikaları kâğıt üstünde varmış gibi gösterildi.
*100.000 TL’ye alınan şirketler üç gün sonra 8 milyon TL’ye satıldı.
*Ortada fabrika yokken 100.000 damacana alınmış gibi gösterilip fatura kesildi.
*Bunlar resmî olarak tespit edildi.
Mansur Yavaş, belediyedeki müfettişlerle beraber yapmış olduğu çalışmalarda Melih Gökçek döneminde ortaya çıkan kamu zararını devlete bildirdi. Hâlâ işlem yapılmadı.
Video silinmeden izleyin izlettirin
CHP'li Mv.Umut Akdoğan anlatıyor
Cihannüma diye bir dernek var. Bu derneğin kurucusu Yusuf Tekin
Tecavüzcü öğretmen müsveddesi ile Milli Eğitim Müdürü'nün, istismar vakasının gerçekleştiği yerde fotoğrafı ortaya çıktı!
KAMUOYUNA DUYURULUR
Bir ürünü almamak, bir markayı boykot etmek ya da bu yönde çağrıda bulunmak, hukuken suç değildir.
Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesi açıkça der ki:
“Kanunda yazılı olmayan bir fiil için kimseye ceza verilemez.”
Yani, ceza hukukunda keyfiliğe yer yoktur. Suç sayılmayan bir davranıştan dolayı kimse hakkında işlem yapılamaz.
TCK 26. madde ise, meşru hakkını kullanan kişiye ceza verilemeyeceğini güvence altına alır.
Bir kişinin, ekonomik veya vicdani gerekçelerle bir ürünü almaması ve bunu kamuoyuna duyurması, anayasal bir haktır.
Buna rağmen, bu meşru hakkı kullanan yurttaş hakkında, “suç işlemiş” gibi şikâyette bulunanlar veya işlem başlatılmasına neden olanlar, TCK 271. madde kapsamında “suç uydurma” fiilini işlemiş olur ve yargılanmaları gerekir.
Özetle:
Bir yurttaşın tüketim tercihi suç değildir.
Suç olmayanı, “suçmuş gibi” göstermek ise suçtur.
Hukuk devleti, kanunla yönetilir; yorumla, niyetle değil!
Kanunsuz suç olmaz, kanunsuz ceza olmaz!
Cem Küçük Türkiye'de demokrasinin bittiğini söylüyor!
Seçim sisteminin devre dışı kaldığını itiraf ediyor.
Bu cümlelerin hepsi delildir. Yarın savcılar hakimler neden sokağa çıktınız diye sorduğında aklınızda olsun.
Haydi canlar, en demokratik hakkımız boykot, tüketmiyoruz…bizim paramızla -kene gibi- ülkemizi ve cumhuriyetimizi sömürmelerinin karşısında duvar gibi duralım.
HUKUKA GÖRE DEĞİL, TALİMATA GÖRE SORUŞTURMA MI?
Cumhuriyet Halk Partisi, ekonomik tepkisini demokratik yolla gösterip boykot çağrısı yapınca, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçiyor:
“Nefret ve ayrımcılık”, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarıyla re’sen soruşturma açılıyor!
Peki aynı Başsavcılık, 6 Ocak 2025 tarihinde T.C. İletişim Başkanlığı’nın resmi sosyal medya hesabından paylaşılan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait şu açıklamaya ne yaptı?
“Pahalı ürün satanları dize getirecek etkili yöntemlerden biri boykottur. F��rsatçılık yapanlara karşı en büyük kozumuz, satın almama özgürlüğünü kullanmaktır.”
Aynı eylem, iki farklı tepki!
•Cumhurbaşkanı boykot çağrısı yapınca “ekonomik tedbir”,
•CHP boykot çağrısı yapınca “nefret suçu”!
Bu çifte standart sadece siyasi değil, aynı zamanda hukuka aykırıdır.
Çünkü:
1. Anayasa’nın 26. ve 34. maddeleri uyarınca, herkesin ifade özgürlüğü ve barışçıl protesto hakkı vardır.
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına göre boykot, ifade özgürlüğünün bir biçimidir ve demokratik toplumun temel unsurlarındandır.
3. Türk Ceza Kanunu’nda boykot çağrısının suç sayılabilmesi için, çağrının açıkça şiddet, tehdit, hakaret veya nefret saiki taşıması gerekir. Bu unsurlar yoksa, çağrı hukuka uygundur.
Yargının görevi, kimin söylediğine bakmak değil, ne söylendiğine, hangi hukuk normuna dayandığına bakmaktır.
Cumhurbaşkanı’na serbest, CHP’ye soruşturma…
Bu tablo, bağımsız yargının değil, talimata göre pozisyon alan bir adalet sisteminin göstergesidir.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak hukukun üstünlüğünü, ifade özgürlüğünü ve demokratik tepkileri savunmaya devam edeceğiz.
Boykot bir suç değil, haktır!
İktidara göre şekillenen adalet, adalet değildir!
Of of of şu açıklamaya bakın. Sayın devlet yetkililerimizden boykot yapmayanları imansızlıkla suçlayan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş hakkında soruşturma açmasını bekliyoruz.