Ayağımızı bastığımız yerde DEVLET olduğumuzu biz unutmadık!
Bu vatana ihanet eden bölücü zihniyetlerede unutturmaya niyetimiz yok!
Ne Kürşat icazet aldı Çin Sarayı'nı basarken!
Ne Başbuğ Atatürk emir aldı İstiklal Mahkemeleri'ni kurarken!
Şükran Kulakoğlu
Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen Sedef Güler cinayeti davasının 8. duruşmasına UHDER olarak katıldık.
7 Haziran 2024 tarihinde Büyükçekmece’de elleri ve ayakları bağlanmış, halıya sarılı halde denizde bulunan Sedef Güler’in katledilmesi, kadınlara yönelik sistematik şiddetin ve cezasızlık sorununun en ağır örneklerinden biridir. Bu dava, yalnızca bir kadın cinayeti dosyası değil; kadınların yaşam hakkına yönelen organize ve yapısal şiddetin yargı önündeki önemli sınavlarından biridir.
UHDER olarak, dosyanın tüm yönleriyle aydınlatılması, suçun olası örgütlü yapılarla bağlantılarının eksiksiz biçimde ortaya çıkarılması ve sorumluluğu bulunan tüm faillerin en ağır yaptırımlarla cezalandırılması için hukuki sürecin yakın takipçisiyiz.
Kadın cinayetlerine, cezasızlık politikalarına ve şiddeti besleyen yapılara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Sedef Güler için gerçek adalet sağlanıncaya kadar bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Türk milletinin üretim değerlerini ve gücünü aklı ve bilimi rehber edinmiş çalışkan ve ahlaklı kadromuz ile örgütleyeceğiz!
Üreticiden halka arzı sağlayacağız!
Katmadeğerli ürünler ve markalar yaratacağız!
Bu hikayeyi yazacağız!
Türk milletine güvenin!
25 Nisanda Ankarada buluşuyoruz!
Ahlaklı, zeki, çalışkan ve nitelikli insanların yapacağı kooperatifçilik, Türkiyenin yaşadığı ekonomik, sosyal ve kültürel sorunların çözümüdür!
Gün laf değil iş üretme günüdür!
Ulusal egemenlik nedir Teoman?
Atatürk 23 Nisan 1920de Meclisi açarak Ulusal Egemenliği Düyünu Umumiyeden ve Rejinin kolcularından alıp Türk milletine verdi
Bugün Toroslarda Yörük anaları yerlerde sürükleniyor, akbelende zeytin ağaçları kesiliyor, Giresun maden ocağına dönüyor!
Sevgili çocuklarımız,
Bugün sizin bayramınız! 23 Nisan 1920’de Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde açılan İlk Büyük Millet Meclisi ile hem egemenlik kayıtsız şartsız millete geçmiş, hem de sizlere en güzel hediye olan “Çocuk Bayramı” armağan edilmiştir.
Atatürk’ün sizlere olan inancı, sevgisi ve vizyonu sayesinde bugün özgürce bayramınızı kutluyorsunuz. O’nun bizlere miras bıraktığı bu kutlu günde, sizlerin gülüşüyle aydınlanan yarınlar için minnettarız.
Uluslararası İnsan Hakları ve Çocuk Hakları Derneği olarak, her çocuğun;
Güvenli bir gelecekte yaşama,
Eğitim alma,
Sevgi ve saygı görme,
Korkusuzca büyüme hakkına sahip olduğuna yürekten inanıyoruz.
Atatürk’e sonsuz minnet ve şükranlarımızla…
Sizlere güvenli, aydınlık ve barış dolu yarınlar diliyoruz! Gözlerinizdeki ışık hiç sönmesin, kalpleriniz hep bayram coşkusuyla dolsun.
#23Nisan #UlusalEgemenlikVeÇocukBayramı
#Atatürk #ÇocukHakları #GüvenliYarınlar
#UluslararasıİnsanHaklarıVeÇocukHaklarıDerneği
Toplumun geniş bir kesimi tarafından dikkatle takip edilen, adalet beklentisinin ve duygusal hassasiyetin en üst düzeye çıktığı bir dava sürecinde; davanın görüldüğü gün, savunmayı üstlendiğini beyan eden kişinin ne müvekkillerine ne de kamuoyuna en küçük bir açıklama dahi yapmadan sürece dahil olmaması, açık bir sorumsuzluk örneğidir. Bu tutum, savunma hakkını zayıflattığı gibi kamu vicdanını da derinden yaralamıştır.
Altı açıkça çizilmelidir ki; avukatlık unvanı, keyfî davranma, sessizlikle geçiştirme ya da belirsizlik yaratma hakkı tanımaz. Savunmayı üstlenen kişi, yalnızca mahkemeye değil; müvekkiline, mesleğine ve kamuoyuna karşı da hesap verebilir olmak zorundadır. Bilgilendirmeden kaçınmak bir tercih değil, görev ihmali niteliği taşır.
Avukatlık mesleği; kişisel görünürlük artırma çabalarının, sosyal medya şovlarının ya da ticari kitle oluşturma hesaplarının aracı değildir. Hukukun ciddiyeti, kamera önünde sergilenen tavırlarla değil; kritik anlarda gösterilen sorumlulukla ölçülür. Zor zamanda ortada olmayanın, kolay zamanda “ön planda” olmasının bir değeri yoktur.
İsim kullanmıyoruz; ancak şunu net biçimde ifade ediyoruz: Meslek unvanı, kişisel zafiyetleri ve karakter eksikliklerini örtmez. Kendini vazgeçilmez sanan, eleştiriden muaf olduğunu düşünen anlayış; mesleğe değil, ancak kendi ciddiyetsizliğine hizmet eder. Amiyane tabirle, kendini bulunmaz Hint kumaşı zannetmek bir meziyet değil, sorumluluktan kaçışın göstergesidir.
Hak mücadelesi; susarak, ortadan kaybolarak ya da muhataplarını yok sayarak verilmez. Haklı olduğunu iddia eden taraf, daha dikkatli, daha şeffaf ve daha güçlü bir duruş sergilemek zorundadır. Aksi tutum, mücadele değil; güven kaybı üretir.
Bu açıklama, kişileri hedef almak için değil; hukukun onurunu, savunma ciddiyetini ve kamuoyunun bilgi alma hakkını korumak için yapılmıştır. Meslek unvanının arkasına saklanarak sorumluluktan kaçan hiçbir anlayış kabul edilemez.
@PiriiKursad Sözünün arkasında durmak karakter gerektirir. Bunun yanı sıra bizleri devletini korumak uğruna en güzel yıllarını batakta çatakta görev yaparak geçiren bir evladımızın davasıydı bu dolayısıyla eyleme dökülmeyen söylemle balon milliyetçi olduğu da görüldü.
Susmuyoruz buradayız ADALET GEÇ
KARAR VERİR DAHA İYİ VE DAHA NET CEVAP VERMEK İÇİN FAKAT HİÇ
ŞAŞMAZ DEVLETİME ADALETİNE GÜVENİM TAMDIR #ÜmitCanpolatİçinSusma
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Merkez ve Polatlı İlçe Başkanlığı'nı dernek merkezimizde ağırladık.
Uluslararası İnsan Hakları ve Çocuk Hakları Derneği (UHDER) olarak bu verimli ziyaret, destekleri ve nâzik hediyeleri için teşekkür ediyoruz.