Ayrıca komedyen Deniz Göktaş’a bu iki sanığa verilen cezadan daha fazla ceza isteniyor. Deniz Göktaş 35 kişiyi öldürmedi, şaka yaptı. Şaka yapmak 35 kişinin ölümüne neden olmaktan daha büyük bir suç mu?
876 yılla yargılanan isimlere 8 yıl ceza verilmesine diyecek söz yok!
Lütfen okuyunuz arkadaşlar!
Çok ama çok hassas bir konu bu. Oynanan 1001 oyundan biri! Ama bence 'bir toplum insanlıktan nasıl çıkarılır' projesinin en elli ayaklı hali!
https://t.co/CPVuiGqMU4
📍İşin aslı şu;
➖İktidar, Irak Merkezi Hükümeti’ni baypas ederek Barzani ile anlaştı ve Irak petrollerini Kerkük üzerinden boru hattı ile Ceyhan’a taşıdı.
➖Ceyhan’a gelen petrol tankerlerle dünya piyasalarına dağıtıldı ama ağırlıklı olarak İsrail’e gönderildi.
➖Irak Merkezi Hükümeti, bu ticaretin hukuksuz olduğu gerekçesi ile Türkiye’yi Paris Merkezli ICC Tahkim Mahkemesi’ne şikâyet etti ve davayı kazandı.
➖Bu ticaretten yerli ve yabancı şirketler milyarlarca dolar kazandı.
➖Ancak 1 milyar 470 milyon dolar cezayı Aziz Türk Milleti ödeyecek.
➖Bu para, böyle bir ticaretin nelere mâl olacağını öngörüp sorumluları ikaz etmeyen, bu ticaretin 1973 tarihli boru hattı anlaşmasının ihlali olduğunu hatırlatmayan, Dışişleri Bakanlığımızın 2026 bütçesinin tam 1.5 katı.
📍Hikâye burada da bitmiyor.
➖Aldığım bilgiye göre aynı petrol ticareti ile ilgili 2 yeni dava daha yolda ve toplam ceza miktarı muhtemelen 5 milyar doları bulacak.
➖Birileri inanılmaz bir servete sahip olurken, bedelini yoksulluk ve sefalet içindeki halk ödeyecek.
➖Yazık bu güzel ülkeye, yazık bu çileke�� millete!
Bazen insanın kafasını en çok karıştıran şey, gördüğüyle bildiği arasındaki uçurumdur.
Ben bu uçurumu en çok yoğun bakımda hissediyorum. Yoğun Bakımda olduğum anlarda Monitörlerin ritmik bippp…bip.. seslerinin arasında, göğsü inip kalkan bir beden görüyorum; sıcak, canlı gibi… Ama bir yandan da iç sesim bana fısıldar: “Burada olmayan bir şey var.”
https://t.co/osnNRLQUh3
Kurtuluş/İstiklal Savaşımız Mayıs 1919'da başlamış ve 30 Ağustos 1922 Büyük Taaruz ile Zafer sonrası
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün
"Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir ileri" tarihi sözü ile İzmir'e ilerlenip, işgal altındaki tüm topraklarımız geri alınmış ve Eylül 1922'de
İSTİKLAL SAVAŞIMIZ sona ermiştir.
Bu tarih kelimelerden ibaret değildir, hiç kimse öğretmezse anneler babalar öğretir...
Türkiye bir Orta Doğu ülkesi değil. Tarihi, gelenekleri ve yönetim anlayışı Suriye ve Irak’a hiç benzemez. ABD Büyükelçisinin bu zorlayıcı tanımı monarşiye ve ümmet anlayışına özlemini ifade eder. Ve Cumhuriyet’i reddeder.
-Türkiye bu söylemi kınamalıdır.
ACİL HAREKETE GEÇME ÇAĞRISI!
Daha önce belgeleriyle paylaştığım üzere 7 yaşındaki masum oğlum Litvanya’da annesi ve annesinin kocası tarafından şiddete uğramakta. Uzun zamandır bir baba olarak ona sarılamamak, sesini duyamamak, gözyaşlarını silememek benim için zor olsa da burda önemli olan ben değilim. Çünkü oğlum gözünü intikam ve nefret bürümüş ve kendisine şiddet uygulayan annesinin engellemesi nedeniyle buradaki hiçbir arkadaşı ve sevdiğiyle telefonla bile iletişim kuramıyor. Oradaki yetkililerse çocuğumun şiddete uğradığını defalarca belirtmesine rağmen kıllarını kıpırdatmayarak bu şiddetin giderek artmasına araç oluyor.
Şimdi öğrendim ki o küçük bedeni ve ruhu bu şiddet ortamının yaralarıyla baş edemez hale gelmiş ve kendisine oradaki psikiyatristler eliyle FLUOKSETİN isimli bir antidepresan ile TİAPRİD isimli ağır bir şizofreni ilacı başlanmış. Bu ağır ilaçların başlanmış olması da henüz 7 yaşında olan ve öğretmeninden psikologuna Türkiye’de kendisini tanıyan herkesin dünya tatlısı, mutlusu ve akıllısı dediği çocuğumun, Litvanya’daki şiddet ve ihmal nedeniyle psikolojisinin günden güne bozulmakta olduğunu ve artık o narin ruhu ile bedeninin de bunları taşıyamayarak alarm verdiğinin evrensel bir kanıtı aslında.
Buna rağmen oranın yetkilileri burada onu haksızca teslim eden bizim yetkililerin aksine kendi vatandaşlarını koruma güdüsüyle harekete geçmiyor. Bir çocuk psikiyatristi ve baba olarak evladımı koruyamamanın acısıyla yüreğim yanıyor, bu gidişatın artık onun hayatını tehdit ettiğini ve anne ile kocasının bu tutumlarını durdurmazsak oğlumun hayatını kaybedebileceği hususunda gerek Türk gerekse de Litvan yetkilileri uyarmak istiyor, sizleri de küçücük yavrumu korumak için sesinizi yükseltip harekete geçerek destek olmaya davet ediyorum!
Lütfen bu küçük çocuğun masum yüzü, ve yapayalnız kalmış kırılgan yüreğini düşünün ve onu bu karanlıktan kurtarmak için harekete geçin. Bu mecradaki birlik ve berberlik ruhunun nice haksızlıklarla acıları dindirdiğine çok şahit oldum ve gururla vesile olmuş biri olarak şimdi 7 yaşındaki oğlum için de kenetlenmenizi rica ediyorum. Ben 15 aydır haksız yere fiziksel temasım ve 6 aydır telefonla görüşmem bile engellenmiş bir baba olarak çocuğumun psikolojisinin bozulmasına engel olamadım. Ve çocuğumun psikolojik ve duygusal açıdan günden güne daha da kötüye gidişatını engelleyemiyorum.
Çocuk şiddete uğradığını söylüyor, davranış sorunları sergiliyor, yetmiyor kendisine iki tane psikiyatrik ilaç başlanıyor. Orada kötü bakıldığına ikna olmak için daha ne olması lazım. İllaki ölmesi mi lazım?
Ben de yavrum için adaleti, bugüne değin bu mecrada kendilerine ses olmaya çalıştığım değerli anne babalar Nizamettin Kabaiş, Bedriye Doku, Yasemin Minguzzi ve Şaban Vatansever gibi öldükten sonra aramak istemiyor ve onu buradaki cennetinden koparanların o ölmeden onu orada koruyup yeniden buradaki cennetine ulaştırmalarını talep ediyorum.
Çocuğun en temel hakkı olan sevgi, güvenlik ve huzur ortamına kavuşması için sesinizi onun yerine nolur yükseltin.
Oğlum için siz de bir abi, abla, teyze, amca olun; onu orda yalnız bırakmayın!
Şimdiden atacağınız en küçük adım ve ses için sonsuz teşekkürler
@RTErdogan@dbdevletbahceli@LithuanianGovt@GitanasNauseda@IRuginiene@HakanFidan@LithuaniaMJ@LithuaniaMFA@ABilotaite@IRuginiene@GitanasNauseda@UNICEF@save_children@LithuaniaME @vaikoteises
Kartal yavruları yuvasından alınıp evcil hayvan gibi besleniyor ve TikTok’ta teşhir ediliyor.
Yetkili kurumlara teslim edilmesi gerekirken saklanıyor, evcil gibi büyütülüyor.
Yaban Hayatı Tehlike'de Korunmuyor
@TCTarim@milliparklar@MilliDkmp@kadircokcetin06@pervintuba
@kilicdarogluk Siz başına gelmekle bu partiye en büyük kötülüğü yaptınız.Bu twiti siz atiyorsaniz size yapılan yorumları da okumalısınız..Bu kadar insan yanlış siz dogrusunuz öyle mi? Yazıklar olsun
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Milletvekilliği en fazla 2 dönemle sınırlandırılmalı. Milletvekili emeklilik hakkı tekrar düzenlenmeli. 4-5-6-7 dönem milletvekilliği mi olur? Sonra belediye başkanı ol. İmtiyazlı bir sınıf oluşturulmuş. Demokrasi bu değil.
Sayın Bakan,
Anneliğin ve ailenin değerini anlatmak için kimseyi ikna etmenize gerek yok.
Bu topraklarda insanlar anneliğe sonuna kadar saygı duyar…
Aileyi savunurken, kimleri ailenin dışında bıraktığınızın farkında mısınız?
Annelik ikame edilemez demişsiniz…
Kimse de anneliğin yerine bir şey koymaya çalışmıyor.
Sevgi tek tip değildir, hayat tek kalıba sığmaz…
✅ Yıllarca tedavi görüp çocuk sahibi olamayan kadınlar, erkekler de var…
✅ Evladını kaybetmiş anneler de var…
✅ Evlat edinmiş, büyüten insanlar da var…
✅ Yalnız yaşayan ya da kalan ama bir kediye, köpeğe, kuşa bakarak hayata tutunan insanlar da var…
Bunlar aile değil mi?
Misal, bir kadın düşünün…
10 yıl boyunca tedavi görmüş, umut etmiş, beklemiş ama bebeği olmamış…
Sonra bir köpeği olmuş, ona oğlum, kızım demiş…
Bu kadına çıkıp böyle sevgi olmaz, bu annelik değil demek kimi koruyor?
Kalpleri nasıl kırdığınızın farkında mısın��z?
Bir de hayatın gerçeği demişsiniz...
O zaman hayatın gerçeğine hadi hep birlikte bakalım…
✅ Denetimleri ihmal edilmiş binalarda depremlerde yaşamını kaybetmiş binlerce çocuğu hatırlıyor musunuz?
✅ Hızlandırılmış trende yaşamanını kaybeden Arda’yı?
✅ Narin Güran’ı?
✅ Gülistan’ı?
✅ Münevver Karabulut’u?
✅ Kartalkaya’da otel yangınında kül olan çocukları?
✅ Kahramanmaraş’ta, Urfa’da, Çekmeköy’de okuldaki silah seslerini? Yitip giden çocukları, öğretmenlerimizi?
✅ Hasteneye, yoğun bakım ünitesine emanet edilen bebeklerin hayatını kaybetmesini?
Hatırlıyor musunuz?
Bu acıları yaşayanlar için aile ne demek?
Hiç düşündünüz mü?
Bunlar ve nice acılar insanların zihnine yerleşmiş, mevcut koşullarda dünyaya çocuk getirmenin engelleyici olası riskleri olabilir mi?
Sonra ekonomik koşullar…
Bir çocuğu bu dünyaya getirmek,
sadece doğurmak değil…
Onu güvende büyütebileceğin bir ortama da inanmaktır.
Bu inanç kaybedilmiş olabilir mi?
Araştırmalar diyorsunuz…
Evet, bazı insanlar için çocuk sahibi olmak hayatına bir anlam getirir…
Ama herkes için değil!
Çünkü anlamın tek kaynağı çocuk değildir…
Kimi için üretmek, kimi için sevmek, kimi için bir canlıya bakmak, kimi için sadece hayatta kalmak bile anlamdır.
Devletin görevi insanlara anlam tarif etmek, anlam biçmek değil…
İnsanların kurduğu bütün anlamları tanımaktır.
Aileyi güçlendirelim diyorsunuz…
Katılıyorum…. Tüm kalbimle…
Ama aileyi güçlendirmek
onu tek bir forma zorlamakla olmaz.
Aileyi güçlendirmek…
✅ Yalnız olanı dışlamamak
✅ Çocuğu olmayanı eksik görmemek
✅ Farklı yaşayanı tehdit gibi algılamamakla olur…
Güçlü toplum, tek tip insanlardan değil, birbirine saygı duyan farklı insanlardan oluşur.
Ayrca kimse anneliğin yerini almaya çalışmıyor… İnsanlar; benim sevgim de gerçek... Benim hayatım da eksik değil demek istiyor, hayata bir yerinden tutunmaya çalışıyor.
Aile sadece çocuk doğurmakla kurulmaz…
Aile; bazen bir insanın yalnız kalmamak için sarıldığı bir köpektir…
Bazen evladını kaybetmiş bir annenin hatırasıdır…
Bazen de artık kimseyi kaybetmek istemiyorum diyen bir insanın son kararıdır.
Daha da önemlisi…
Çocuk sahibi olmak bir zorunluluk değil, bir tercihtir.
Bu tercihte bulunmayanları
eksik, korkak ya da hatalı ilan etmek aileyi büyütmez…
Bilakis, insanları aile fikrinden uzaklaştırır…
Misal ben çocuk yapmadım diye sevgisiz değilim…
Sadece mevcut koşulları yeterince güvenli bulmuyorum…
Süpürge reklamıyla ilgisi yok tercihimin.
İnsanlar neden çocuk yapmaktan vazgeçiyor?
Asıl araştırılması, üzerinde konuşulması gereken budur.