@kivilcimgen Geçmişe takılı kalmadan ilerleyebilmek için bırakmayı bilmek en önemli nokta sanırım. Ve cesaret de çok önemli. Teşekkürler Kıvılcım Hanım💐
Yapay zekanın babası Geoffrey Hinton:
“Eğer bu dersi gerçekten anladıysanız, bu gece rahat uyuyamayabilirsiniz.”
47 dakika. İzlediğim en iyi içerik.
Türkçe altyazılı. Ücretsiz. İzle.
İlişkiler "sevgi bittiği için" değil, saygı bittiği için bitiyor.
“Onu hala seviyorum aslında ama birlikte olmuyor.”
“Onu çok sevsem de artık toleransım çok düşük.”
“İnsan olarak çok seviyorum ama farklı hayatlardayız.”
Bu cümleler ayrılık yaşayan insanlardan çok sık duyduğum cümleler. Geçtiğimiz günlerde size Instagram üzerinden sorduğum sorulara da çok benzer cevaplar geldi. Sorulara cevap verenlerin %59’u ayrılığın en önemli sebebi olarak saygının bitmesini görürken sevginin bitmesini sebep olarak görenler %24 oranında kaldı.
Bu, ilişki biliminin en sağlam bulgularından biriyle birebir örtüşüyor.
John Gottman’ın 3000’i aşkın çiftle yaptığı çalışmanın çok önemli bir bulgusu var: Küçümseme ilişkileri bitirebiliyor.
Partnerimiz bir şey anlatırken gözlerimizi devirmek, ufak alaycı bir gülümseme takınmak, “sen ne anlarsın?” demek, sık sık sözünü kesmek, özetle ona hayranlığımızı ve saygımızı yitirmek…
Sevgi bir ilişkiyi başlatırken saygı devam ettiriyor aslında. Sevgi bitmeden de saygı bitiyor ve saygı bitince ilişki devam etmiyor.
Peki ilişkiler başka hangi sebeplerle bitiyor, gelin birlikte bakalım:
- Yan yana yaşamak ama farklı hayatlar sürmek. Bu da benim yaptığım ankette en çok belirtilen sebeplerden biriydi (%42) ama zaten araştırmalar da aynı fikirde. Aynı evdeyiz, aynı yatakta uyuyoruz ama duygusal mesafe büyüyor. "Artık ev arkadaşı gibiyiz" dediğimiz o an. Konuşmuyoruz, merak etmiyoruz, sormuyoruz. Özetle, birbirimizle ilgilenmiyoruz. Aramızdaki bağ inceliyor.
- Farklı hızlarda büyümek. Birimiz duygusal olarak ilerliyor, diğeri olduğu yerde sayıyor. Birimiz kariyerinde koşuyor, diğeri konforlu alanında mutlu. Anket cevaplarından biri buraya direkt oturuyor: "Yelkenlerimizin farklı rüzgarlara ihtiyaç duyması, ayrı yönlere gitmemiz." Farklı hızlar başlangıçta zenginlik gibi gelirken zamanla yollarımızı ayırıveriyor.
- Güven kırılmaları. Aramızdaki bağın en temelinde yer alan duygu, güven. İhtiyacımız olduğunda partnerimizin orada olacağına dair duyduğumuz derin inanç bizi ilişkide tutan en önemli sebeplerden biri oluyor. Bu inanç sarsıldığında aramızdaki bağ zarar görmeye başlıyor. İlla büyük yalanlara, aldatmalara gerek yok; art arda tutulmayan sözler, küçük ama biriken hayal kır��klıkları da güveni eritiyor. Kıskançlık, kontrol, sürekli sorgulama da yardımcı olmuyor.
- "Ben"i kaybetmek. Ankette şöyle bir cevap vardı: "İlişkiye rağmen yalnız hissettim, kendim olamadım." Sağlıklı bir ilişki ne iki kişinin tamamen birbirine dönüşmesi ne de sonsuz bir bireycilik olarak tanımlanıyor. Doğru kombinasyon aslında karşılıklı bağımlılık (interdependency) olarak görülüyor. İkimiz de ayrı birer kişi olarak var olmaya devam etsek de birbirimize güvenle dönebiliyoruz. Bağımsızlığını kaybeden, bir süre sonra sevdiği insandan da kopuyor. Çünkü ortada sevilecek ayrı bir "ben" kalmıyor.
- Konuşmanın bitmesi. Çoğu ilişkide problem “çok kavga ediyoruz” olmuyor. Bazen de tam tersine hiç kavga edilmiyor çünkü kimse riske girmek istemiyor. Bir taraf duvar örüyor ve diğer taraf duvarın arkasında duvara attığı ve asla karşılık alamadığı minik taşlarla kalakalıyor. Yine şöyle güzel bir cevap vardı: “Kavga etmekten korkıyoruz, isteklerimizi gözetip konuşmuyoruz, sonra patlıyor." Tam olarak bu aslında.
- Emek harcanmaması. Bir ilişki, iki kişinin de "bu ilişki var olsun, biz yan yana kalmaya devam edelim.” diye her gün küçük bir seçim yapmasıyla ayakta duruyor. Bir taraf çaba harcamaktan vazgeçtiğinde, diğer taraf ne kadar uğraşırsa uğraşsın ilişki genelde yerinde sayıyor.
Bütün bu sebeplerin ortak paydasını görüyor musunuz?
Bağlanmanın en temel ihtiyacı: görülmek, duyulmak, önemli olmak.
Cevaplarınızı okurken en çok tekrar eden kelime "görülmemek"ti. "Duyulmadığımızı, değer verilmediğimizi hissettiğimizde," demişti biriniz. Bir başkası: "Bana yabancılaşma, ilgisiz kalma." Bir diğeri "Sevmekle ilişkiyi yürütmenin farkını bilmemekten." diyordu.
İlişkiler "büyük" sebeplerle bitmiyor çoğu zaman. Görülmediğimizi hissettiğimiz binlerce küçük an birikiyor. Sonra bir gün son damla düşüyor ve biz onu "asıl sebep" zannediyoruz.
bir ilişkinin uzun ömürlü olmasının sırrı nedir?
neden bazı çiftler 10-20-30 yıl sonra hala mutlular? evet biliyorum, oldukça az saydılar ama mevcutlar. bu nesli tükenmekte olan çiftler tam olarak ne yapıyorlar da mutlu kalıyorlar?
cevap aslında hiç de romantik değil. cevap büyük romantik jestlerde, tutkulu gecelerde, müthiş bir uyumda, kavgasız bir hayatta da değil.
son derece sıradan 5 davranış var ki ilişkilerimizin mutluluğunu belirgin ölçüde artırıyor ve bizi bir arada tutuyor.
arkadaşlığı korumak: ilişkide tutkuyu konuşmayı seviyoruz ama uzun vadede ayakta kalan ilişkilerin temelinde aslında arkadaşlık var. partnerinin neye güldüğünü, bu hafta neye yorulduğunu, son zamanlarda kafasını neyin meşgul ettiğini bilmek büyük bir fark yaratıyor. arkadaşlık temelini sağlam tutan çiftler, uzun vadede kazanıyor.
birbirini merak etmeye devam etmek: "ben onu zaten tanıyorum" cümlesi söylerken iyi hissettiriyor ama aslında merakın bittiğine de işaret edebiliyor. oysa hepimiz değişmeye devam ediyoruz. partnerimiz yıllar geçtikçe değişen hallerimizi, kararlarımızı, duygularımızı merak ediyorsa bu onu çok daha değerli kılıyor.
birbirini seçmeye devam etmek: “bir arada kalmak” aslında çok pasif bir eylem. statükoyu korumak, konfor alanında kalmak anlamına da gelebiliyor hatta. halbuki, uzun süren ilişkilerde her gün birbirimizle olmayı, ilişkide kalmayı, onu seçmeyi sürdürmek fark yaratıyor. bugün de bu ilişki için emek harcıyorum dediğimizde partnerimizin varlığını da daha çok takdir ediyoruz aslında.
küçük bağlantı çağrılarını duymak: her gün birbirimizle onlarca bağlantı anı yaşıyoruz. birbirimizi duyabildiğimiz her seferinde aslında partnerimize senin varlığın benim için kıymetli demiş oluyoruz. ki araştırmalar, bu çağrıları duyabilen çiftlerin daha uzun süre birlikte kaldığını da teyit ediyor.
birlikte eğlenmeyi unutmamak: uzun ilişkilerin en sinsi tuzaklarından biri her şeyi "iş"e dönüştürmek: faturalar, çocuk, ev, takvim. çok işlevsel, çok tatsız, fazlasıyla sıkıcı. üstelik üstlendiğimiz yeni roller (anne-baba gibi) bizim “sevgili” rollerimizden de çalabiliyor oysa birlikte gülmek, saçmalamak, yeni bir şey denemek, ilişkiye en az ciddi konuşmalar ya da romantik buluşmalar kadar fayda sağlıyor. hatta belki de daha fazla.
gördüğünüz gibi hiçbiri büyük şeyler değil aslında. hepsi günlük, küçük, sıkıcı görünen şeyler. hepsi minicik anlarda saklı. uzun süren ilişkilerin sırrı belki de bu: doğru anda büyük bir şey yapmak değil de sıradan anlarda doğru şeyi yapmaya devam etmek.
Finlandiya’da bir kişi kamera kurarak iki turna kuşu ebeveyninin yavrularına uçmayı öğretme anlarını kaydetti 🕊️📹
Doğanın en etkileyici eğitimlerinden biri… Yavruların ilk uçuş denemeleri izleyenleri hayran bırakıyor 🌿✨
Bugün uluslararası eşşek günü…
Hani şu onca eziyet ettiğimiz yetmiyormuş gibi birde son zamanlarda güzel olacağız diye sütüne dadanıp, krem sabun yaptığımız dünyanın bence en güzel gözlü hayvanın günü. Ömürlerini çalıp, 1 gün vermişiz. Ne hassas, ne düşünceli varlıklarız!!!
New York’lu psikiyatrist Rami Kaminski, yeni bir kişilik yapısını tanıttı:
"Otrovert" adını verdiği kişilik dışarıdan sosyal görünen ama tekrar normal hissetmek için çok fazla yalnız kalmaya ihtiyacı olan biri. Gerektiğinde konuşabilirler, gülebilirler ve etkileşime geçebilirler ama çok fazla etkileşimde bulunmaları onları tüketir.
Antisosyal değiller sadece farklı şekilde şarj olurlar. İnsanlarla birlikte olmak ile kendi enerjilerini korumak arasında sessiz bir denge kurarlar.
12 temel özellikleri: (flood)
@kivilcimgen Görünüyor hesabınız @kivilcimgen hoş görünmese de ben gelir bulurum, okurum, bilgilenirim, sessiz teşekkürlerimi sunarım. Seviliyorsunuz 💐Emeklerinize sağlık 🙏
Tek bir insan hücresinin 3D görüntüsü bu iken… endoplazmik retikulumlar, mitokondriler, ribozomlar/proteinler/enzimler vs. Yani hepimiz gerçek bir mucize bir varlıkken… nasil oluyorda kendimizi değersiz hissettiriyorlar? Unutmayın..süpersiniz ��️
En 2019, el profesor del MIT, Patrick Winston dió una conferencia magistral de 1 hora llamada «Cómo hablar».
Tiene más de 18 millones de vistas por una razón.
Sus conceptos clave:
- Tus ideas son como tus hijos
- La regla de los 5 minutos para conferencias de trabajo
- Por qué los chistes fallan al principio
En vez de ver Netflix hoy, deberías ver este video.
15 lecciones sobre comunicación:
🧵
1. Tu éxito está determinado por tu habilidad para hablar, habilidad para escribir y la calidad de tus ideas. En ese orden.
Harvard Üniversitesi uzmanlarının çığır açan bir çalışması, Alzheimer hastalığının en erken belirtilerinin lityum mineralindeki bir eksiklik olduğunu ortaya koydu.
Çalışma, lityumun insan beyninde doğal olarak eser (küçük) miktarda bulunduğunu ve beyni yaşlanmaya karşı koruyan temel bir biyolojik unsur olduğunu ilk kez ispatladı.
Bu bulgular, beyinde doğal olarak bulunan lityumun önemli bir rolü olabileceğini ve bu dengenin bozulmasının Alzheimer'ın erken aşamalarında etkili olabileceğini gösteriyor. Amiloid ile etkileşime girmeyen Lityum Orotat gibi lityum formlarıyla yapılan destek, Alzheimer'ın önlenmesi ve tedavisinde potansiyel bir yaklaşım olabilir.
Bilgi Notu:
Lityum Minareli, Sebzeler, Meyveler, Tahıllar, Kuru Yemişler ve İçeceklerde bulunur
Ancak bu, saydığımız gıdaların Alzheimer hastalığını tedavi edeceği anlamına gelmez ama onları düzenli tüketmenin Alzheimer hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olabileceği anlamına gelir.
Patates: En önemli lityum kaynaklarından biridir; özellikle kabuk kısmında yoğunlaşır.
Domates ve Patlıcan: Çeşitli çalışmalar bu sebzelerin lityum tutma kapasitesinin yüksek olduğunu göstermektedir.
Çavdar Ekmeği ve Tam Tahıllar:Tahıllar arasında çavdar, en yüksek lityum karbonat içeriğine sahip besinlerin başında gelir.
Lahana ve Ispanak: Bu yapraklı yeşillikler topraktan lityumu hazır bir şekilde absorbe ederler.
Meyveler
Meyvelerdeki lityum seviyeleri sebzelere göre genellikle daha düşüktür ancak bazı türler öne çıkar:
Turunçgiller: Limon, misket limonu ve greyfurt gibi meyvelerde tespit edilebilir düzeyde lityum bulunur.
Elma ve Muz: Düşük ama düzenli tüketimde katkı sağlayan kaynaklardır.
İçecekler ve Baharatlar
İlginç bir şekilde, bazı içecekler katı besinlerden daha etkili birer kaynak olabilir:
Doğal Maden Suları: Kayaçlardan süzülen yer altı suları en zengin doğal lityum kaynaklarındandır.
Çay (Siyah, Yeşil ve Kırmızı): Çay yaprakları topraktaki lityumu yoğunlaştırır. Özellikle kırmızı çay (rooibos) en yüksek oranlara sahiptir.
Baharatlar: Kişniş, muskat ve kimyon tohumları lityum açısından zengin baharatlar arasındadır.
Kuruyemişler:
Ceviz: Bazı ölçümlere göre gram başına yaklaşık 3.12 µg lityum içerebilir ve bu da onu en yoğun kaynaklardan biri yapar.
Kaju (Cashew): Gram başına tahmini 1.09 µg lityum ile cevizi takip eder.
Antep Fıstığı ve Badem: Bölgeye göre değişmekle birlikte, kilogram başına 8-10 mggibi kayda değer oranlara ulaşabilirler.
Fındık ve Ay Çekirdeği: Çiğ tüketildiklerinde lityum oranlarını korurlar; ısıl işlem bu minerali bitkisel dokulardan tamamen yok etmez
Anneler, babalar bu gönderiyi sonuna kadar okuyun.
Çocuğunuzun bilgisayarda nerelere girdiğini, neler yaptığını, açtığı programları nasıl takip edebilirsiniz? ++
GM Yağız Kaan Erdoğmuş Dünya Rekoru Kırdı 👏🏻🇹🇷
Milli sporcumuz Büyükusta (GM) Yağız Kaan Erdoğmuş, Monaco Satranç Federasyonu tarafından düzenlenen “Nesillerin Çatışması III” organizasyonu kapsamında, eski Dünya Satranç Şampiyonu Veselin Topalov ile karşı karşıya geldi.
Monaco’da gerçekleştirilen organizasyonda üstün bir performans sergileyen Erdoğmuş, mücadelede skorunu 4-1’e taşıdı.
Turnuva boyunca elde ettiği puanlarla 2700 ELO barajını aşan genç Büyükusta, dünya satrancının elit oyuncuları arasına adını yazdırdı.
Bu sonuçla birlikte GM Yağız Kaan Erdoğmuş, satranç tarihinde 2700 ELO puanına ulaşan en genç sporcu unvanını elde ederek dünya rekoru kırdı. Daha önce bu rekor, 15 yaşındayken 2700 ELO barajını geçen Çinli Büyükusta Wei Yi’ye aitti.
Genç yıldızımız, aynı zamanda Türk satranç tarihinin ulaştığı en yüksek seviyeye erişti.
Milli sporcumuzu bu tarihi başarısından dolayı tebrik eder, Türk satrancına ilham veren bu yükselişin artarak devam etmesini temenni ederiz.👏🏻