Suriye’de Türkçe seçmeli dersten çıkarıldı, Fransızca eklendi
Suriye’de 2026-2027 eğitim yılıyla birlikte ülke genelinde ortak müfredata geçildi. Bu birleştirme sırasında Türkmen nüfusun yoğun olduğu bölgelerde, özellikle Halep çevresinde daha önce okutulan Türkçe seçmeli dersler müfredattan çıkarıldı, fransızca eklendi. Aynı dönemde Kürtçe, Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde resmi olarak okutulmaya başladı. Suriye Türkmen Meclisi duruma tepki gösterdi; Türkçenin yeniden seçmeli ders olarak kalmasını ve ana dil hakkının korunmasını istedi. Meclis Başkanı Abdurrahman Mustafa, Bakanlığın kararı gözden geçirmesini ve Türkçe derslerinin kesintiye uğramadan sürmesini talep etti. Bazı Türkmen aileler çocuklarını okula göndermeme kararı aldıklarını açıkladı.
Türkçe, Türkmen kimliğinin, eğitimin sürekliliğinin ve kültürel mirasın temelidir. Bu hakkın korunması, Suriye’de kapsayıcı bir düzenin de ölçüsüdür.
Türk kamuoyu meseleyi yakından takip etmeli ve soydaşlarımızın sesine sahip çıkmalıdır.
@suriyeturkmnler
Az önce bir komşumuz cuma çıkışı oğlunun üniversite kazandığını anlattı hayırlı olsun dedik bana Allah size de nasip etsin dedi
not: Ben yüksek lisans mezunuyum :)))
“Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil.” Türklük, Turan ve Atatürk aşığı, Azerbaycan Azatlık Hareketi Lideri, Merhum Cumhurbaşkanımız Ebulfez ELÇİBEY’i aramızdan ayrılışının 26. yıl dönümünde rahmet, minnet ve özlemle anıyoruz.
Bakın size pek bilinmeyen bir meseleyi anlatayım. Dikkatle okuyunuz.
Ermeni çeteler, Türkleri koyun gibi boğazlamış. Canice yok etmişler. Buraya kadarını biliyoruz. Ama dahası var. Geride kalan Türk çocuklarını da Ermenileştirmek için papazlara teslim etmişler.
Bunu nasıl yapmışlar biliyor musunuz?
Mondros Ateşkesi imzalandıktan ve İngilizler kontrolü ele aldıktan sonra, meydan Ermeni çeteler kaldı. Çok güçlendiler. Sözlerini geçirir isteklerini yapar oldular. Mesela tehcir olaylarını bahane ederek, Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal'i astırmak için mahkeme kurdurdular, hakim değiştirdiler, idam kararı çıkardılar, Beyazıt Meydanı'nda gündüz gözüyle astırıp bir de kutlama yaptılar.
O dönemde bilhassa doğu cephesinde ailesini katliamlarda kaybeden pek çok yetim Türk çocuğu vardı. Subaylar, buldukları bu çocukları evlat edinmeyi adet edinmişti. Mesela Mustafa Kemal de cepheden bulduğu Abdürrahim'i evlat edinmiştir.
Fakat bu Ermeni çeteler, ailelerini katlettiği çocuklara da musallat oldu. Onları "ailesi katliamda yok edilmiş Ermeni çocukları" kisvesi altında toplamaya ve kiliselerde Hristiyanlaştırıp Ermenileştirmeyi amaçladılar.
Yani eğer Milli Mücadele olmasaydı, sadece topraklar gitmeyecekti, şehit çocukları bugün Erzurum'da Ağrı'da ne bileyim Van'da hüküm süren katıksız Ermeni milliyetçileri olacaktı.
Bu kapsamda 339 yetim Türk çocuğu patrikhane tarafından toplanıp Beyoğlu'nda bulunan Balıkpazarı Kilisesi'ne götürüldü.
Meraklı olanlar bilir, Atatürk, cepheden İstanbul'a geldiğinde, henüz Samsun'a çıkmadığında Akaretler'de ikamet ederken evi basılmıştır. Fakat bunun nedenini çoğu insan bilmez. Sebep, evlat edilien şehit çocuklarıydı. Atatürk'ün cephede Ermeni çocuğu kaçırdığı ve evde sakladığı ihbar edilmiş ve çocuklara el koymak istenmişti. Şehit çocuğu Abdürrahim'i kilisede Ermeni yapmak istiyorlardı ve bu nedenle ordu komutanının bile evi basılmıştı.
Celal Bayar da bu meseleyle ilgili mühim bir hadise aktarır:
Birkaç arkadaşla Beyler Sokağı’ndaki büromuzda toplantı halindeydik. Jandarma Yarbay Muhittin Bey’in sayın eşi ansızın içeri girdi. "Güya milletle ilgilisiniz dışarıda neler oluyor haberiniz bile yok" eleştirisi ile söze başladı. Temiz kalpli hanımı tanıyorduk. Hürmetle dinledik.
Vali Nurettin Paşa’dan geliyorum o da aciz o da zavallı derdimi dinlemekten bile çekiniyor bu ne hal ya Rabbi diye, gözyaşı döküyordu.
Mesele şu idi: Ailenin çocuğu olmadığı bir evlatlık alırlar büyütürler. Terbiye edip evlendirirlerdi. Bu tarzda bir hayli hayırları vardı.
Doğu vilayetlerinde bulundukları zaman usulüne göre kimsesiz bir yavruyu evlatlık edinmişlerdi. Ermeni komiteleri bu yavrunun annesini, babasını öldürmüşler kendisi de bu arada bir küp içinde saklanmak suretiyle hayatını kurtarmıştı. Ailesini, dinini biliyor faciayı bütün dehşetiyle hatırlayıp anlatıyordu. Anadan babadan tam Türk Müslüman bir ailenin evladı olduğuna şüphe yoktu. İşte bu çocuğu Ermenidir diye Ermeni papazlarının idare ettiği kampa teslim etmişlerdi.
İşte, tarihte bunlar olmuştu. Milli mücadele olmasaydı o çocukların torunları, bugün nerede ve nasıl olacaktı?