Hz. Muhammed ‘Ben Müslümanım’ dedi.
Ne ‘Hanefiyim’, ne ‘Şiiyim’, ne ‘Sünniyim’ demedi.
Hz. İsa, ‘Ben Hristiyanım’ da demedi;
O da sadece Allah’a teslim olanlardan, yani Müslümandı.
İbrahim (as) ise Hanif’ti, yani yalnızca Allah’a yönelmişti.
Onlar birliği yaşattı.
Biz ayrılığı miras aldık.
Bugün Müslüman, mezhep soruyor;
kimliğini aidiyetle tanımlıyor.
Oysa Allah Kur’an’da şöyle buyuruyor:
‘Sizlere Müslüman ismini veren O’dur.’ (Hac, 78)
Mezhepler din değil, yorumdur.
Cemaatler hakikat değil, yoldur.
Fırkalar, ümmeti bölen çizgilerdir.
Ve şeytan o çizgilerde gezer…
Kur’an diyor ki:
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, ayrılığa düşmeyin.” (Al-i İmran, 103)
Ama biz ipi bıraktık, isimlere sarıldık.
Rabbimizin verdiği ‘Müslüman’ kimliğini bırakıp,
insanların verdiği sıfatlarla övündük.
Resulullah (sav) buyurdu:
“Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak, yalnız biri kurtulacak.”
Ashab sordu: “Kimdir onlar ya Resulallah?”
Dedi ki: “Benim ve ashabımın yolunu izleyenler.”
İşte bu yüzden Malcolm X şöyle dedi:
‘Ben ne Şii’yim, ne Sünni’yim, ne Hanefi’yim… Ben Müslümanım.’
Çünkü hakikat bölünmez.
Tevhid; birliktir, bütünlüktür.
Allah’a teslimiyet, saf ve sade bir kulluktur.
Ve bugün hâlâ, parçalanmış bir ümmetin içinden
bir avuç insan şöyle diyebilmeli:
Benim partim yok, hizbim yok, mezhebim yok.
Ben sadece Rabbime kulluk eden bir Müslümanım.”
Hey @grok Frekans cihazımızın yeni yapılışının şerefine 7 insana ilk versiyon 101 frekans çıhazını hediye edecegim.
Beni takip edip bu x’i begenen ve paylaşan 7 insani 96 saat sonra acıkla.