26 temmuz sanırım emekli asker olan rahmetli babam bana baktı, bir yuvarlak masadaydık. Oğlu ve gelini işsiz kalmış. Onlarca tutuklu insan var, eli kulağında bekliyoruz bir şeyler. İlk aşamada mesleğimiz gitti.
Titrek, beni incitmeden sordu: Ne yapacaksın?
#KHKlıTarihiSeçimde
Değerli Meslektaşlarım, Kıymetli Akademik Camia, Araştırmacılar ve İlgililer,
Türk ceza adaleti uygulamasında kitlesel ölçekte tartışmalara yol açan terör yargılamaları ve AİHM Büyük Dairesi’nin Yüksel Yalçınkaya, Şaban Yasak ile müteakip daire kararlarının (Demirhan vd., Bozyokuş vd., Seyhan vd., Karslı vd., Çalı vd., Dönmez vd., Kılıçarslan vd.) iç hukuka etkilerini bilimsel bir titizlikle ele alan, Prof. Dr. Olgun Değirmenci tarafından hazırlanmış bağımsız uzman mütalaasını kamuoyunun, akademi dünyasının ve ilgililerin istifadesine sunuyorum.
Toplumsal barışı ve hukuki güvenliği doğrudan ilgilendiren yaygın ve yapısal yargısal krizler karşısında akademinin sessiz kalmaması, ceza hukuku biliminin ürettiği evrensel ilkeler ışığında görüş bildirmesi etik ve entelektüel bir sorumluluktur. Bu mütalaanın ve tüm hukuk çalışmalarımızın altını çizdiği en temel nokta; yargısal sorunların ve uyuşmazlıkların ancak ve ancak hukukun kendi sınırları, kavramları ve dogmatik ilkeleri içinde tartışılarak çözülebileceğidir. Mahkemelerin vicdani kanaati; soyut varsayımlara veya sübjektif kabullere değil, duruşmada çelişmeli olarak tartışılmış, hukuka uygun ve kesin delillere dayanmak zorundadır.
Prof. Dr. Olgun Değirmenci’nin hazırladığı mütalaada öne çıkan başlıca dogmatik tespitler şunlardır:
* Maddi Ceza Hukuku ve Kanunilik İlkesi (AİHS m. 7 / TCK m. 314/2): Silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi için failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması ve doğrudan kastla (mens rea) örgütün nihai şiddet amacını bilerek ve isteyerek hareket etmesi zorunludur. ByLock kullanımı, Bank Asya hesap hareketleri veya yasal sendika/dernek üyelikleri gibi görünüşte meşru sivil faaliyetlerin, failin doğrudan kastı somutlaştırılmadan otomatik birer "suç karinesi" olarak kabul edilmesi AİHS m. 7’nin yapısal bir ihlalidir.
* Yargılamanın Yenilenmesinin Sınırları (CMK m. 311/1-f): AİHM kararları üzerine işletilen yargılamanın yenilenmesi, kesin hükümdeki adli hatayı tasfiye etmeyi amaçlayan ve münhasıran hükümlü lehine kurgulanmış olağanüstü bir kanun yoludur. Mahkemenin hareket alanı yalnızca AİHM kararında saptanan ihlali ve hukuki yanılgıyı gidermekle sınırlıdır.
* Aleyhe İkame Delil ve "Makyajlama" Yasağı: Yeniden yargılama yapan mahkemenin, yetersiz delilleri telafi etmek amacıyla re'sen sanık aleyhine yeni bir delil araştırmasına (ikame delil arayışına) girişmesi veya AİHM tarafından mahkûmiyete elverişsiz bulunan faaliyetleri salt gerekçeyi uzatarak/şeklen revize ederek (makyajlayarak) yeniden cezalandırma gerekçesi yapması, aleyhe yenileme yasağına ve Sözleşme'den doğan ihlali giderme yükümlülüğüne (AİHS m. 46) aykırıdır.
* Dijital Deliller ve Adil Yargılanma Güvenceleri (AİHS m. 6/1): Dijital verilerin manipülasyona ve tahribata açık doğası gereği; ham verilere savunmanın erişiminin sağlanmaması, veri bütünlüğü (chain of custody) ve adli bilişim güvenilirliği konusundaki somut teknik itirazların mahkemelerce cevapsız bırakılması ve bağımsız bilirkişi incelemesi taleplerinin gerekçesiz reddedilmesi "silahların eşitliği" ve "çelişmeli yargılama" ilkelerini zedelemektedir.
* Örgütlenme Özgürlüğü ve Yasallık Karinesi (AİHS m. 11): Mevzuata uygun olarak kurulmuş ve faaliyet göstermiş sendika veya derneklere üyelik Anayasa ve Sözleşme koruması altındadır. Bu faaliyetlerin şiddeti teşvik ettiği veya örgütsel şiddet amacıyla zihinsel/fonksiyonel bir bağı bulunduğu somut olgularla kanıtlanmadıkça mahkûmiyete dayanak yapılması örgütlenme özgürlüğünü ihlal eder.
* Beraat Kararı Zorunluluğu (CMK m. 223 / CMK m. 322/2): AİHM kararlarında ihlale konu edilen deliller dışında failin doğrudan kastını ve şiddet içeren eylemlerini ortaya koyan bağımsız ve hukuka uygun bir delil bulunmadığı tüm durumlarda, mahkemenin varması gereken hukuki sonuç CMK m. 223 ve CMK m. 322/2 uyarınca sanığın beraatine karar vermek ve önceki mahkûmiyet hükmünü ortadan kaldırmaktır.
Yargı organlarımızın, akademisyenlerimizin, hukuk uygulayıcılarının ve ilgililerin istifadesine sunduğum bu uzman mütalaasının tam metnine aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz. Ceza muhakemesinin maddi gerçeğe, hukukun üstünlüğüne ve adil yargılanma standartlarına sadakatle yürütülmesi temennisiyle saygıyla duyurulur.
https://t.co/2pHdyM9Zpf
https://t.co/sOw14g6lOe
CHP’nin rozet törenine figüran götüren ve ödeme alamayan ajans sahibi itiraf etti…
♦️Benden figüran isteyen CHP’li S. Özkaş, CHP adına belge ve sözleşme attı, CHP adına bana servis temin etti.
♦️Bugün Genel Merkezden arandım, konuyu incelediklerini söylediler.
♦️Paramın ödenmesini istiyorum.
AİHM’in sözü Trump kadar da mı geçmez?
Trump, her fırsatta lâfı Rahip Brunson’a getiriyor ve bir telefonla onu cezaevimizden kurtardığını anlatarak böbürleniyor.
Bu küstahlığı Trump sayısız kere yaptı ama Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum bir kere bile yargımızın bağıms��zlığına müdahale hadsizliği sayarak tepki vermedi.
Oysa Mehmet Uçum, kendi irademizle uymayı taahhüt edip yargı yetkisini tanıdığımız AİHM’e aynı anlayışı göstermiyor.
Osman Kavala’nın âdil yargılanma haklarının ihlâliyle ilgili AİHM kararı kesinleşti. Mahkeme Kavala’nın mahkumiyetini hukuken geçersiz sayıp derhal tahliyesine hükmetti.
Uçum işte bunun için küplere biniyor. Hadsizlikmiş, AİHM milli yargımızın üstünde değilmiş, hiçbir uluslararası merci mahkemelerimize talimat veremezmiş, yargımız bağımsızmış, AİHM kararlarına ister uyar ister uymazmışız, mecburiyetimiz yokmuş, milli yargımıza böyle müdahaleler sürerse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden çekilip AİHM’den çıkmak zorunda kalırmışız vesair.
Yani Başdanışman’a göre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararı Trump’ın bir sözü kadar hukuki değer taşımıyor.
Uçum, AK Parti’nin hak, özgürlük ve demokrasi mücadelesi dönemini karşıdan izleyip ikinci yarıda iktidara katıldığı için hatırlamıyor olabilir.
Fakat Türkiye; AİHS’e uymayı Menderes’le kabul etti, Özal’la AİHM’e bireysel başvuru hakkı ve zorunlu yargı yetkisini tanıdı, 2004’te Erdoğan’ın ‘sessiz devrim’iyle de AİHS’i milli mahkemelerimizin üstüne koyup AİHM kararlarını bağlayıcı Anayasa emrine dönüştürdü.
Şimdi 2026 senesinde bir Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Menderes’le başlayıp Özal ve Erdoğan’la güçlenen AİHM’de hak arama yolunu gayri milli bulup kapatmaktan söz ediyor. Tarihi ilerleme reformlarını bir karşı reformla geri alacak.
Bizi kendi Anayasa’mıza uymaya çağıran AİHM kararlarını tanımadıkça hukuki güvenceden, öngürülebilirlikten, kurallı yönetimden bahsetmek mümkün mü?
Başdanışman benden duymuş olmasın ama AİHM kararlarına uyulmamasının bedelini yalnızca haksız yatan Kavala, Demirtaş, Atalay ve diğerleri değil, fakirleşerek hepimiz milletçe ödüyoruz. İnanmazsa ülkeye para gelmesi için hukuki güvence ve öngörülebilirlik gerektiğini söyleyen Adâlet Bakanı Gürlek'e sorsun.
⤵️ https://t.co/xd0Y2ZUL3E
Kimsenin seni linç ettiği falan yok, bazen gaza gelip birilerini diline doluyorsun ve tutuklanıp işinden atılması için yırtınıyorsun
Makul insanlar bile tepki gösterince güya özür dilemiş gibi yapıp, dostum düşmanım vs geyiğine sarıyorsun
Ne yaptığını görüyoruz, salak değiliz
@karkar181251@Okumak_1900 Sosyal medya hiç bir şeyini bilmediğin karşı cinse her türlü cinsel lafın sözün atılabildiği bir yer mi? Yine tanımadığın birine ne hadle küfür edip hakkına giriyorsun?