@izmirzae Bu dergiler akademisyenler için mi? Üretiler için mi? Yoksa tüketiciler için mi? İçeriğine yazım şekline baktığımda akademisyenler için gibi geldi bana belki yanlış anlamış olabilirim. Ama bence her nekadar okuma alışkanlığı az olan bir toplumda olsak üreticiye yönelik olamalı.
Müfredatta “Kurtuluş Savaşı” tartışması: Kitapta dikkat çeken Vahdettin detayı
Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Kurtuluş Savaşı kavramını çıkarıyoruz” açıklamasıyla tartışılan müfredattaki değişiklikler dikkat çekti. 8’inci sınıf ders kitabında Kurtuluş Savaşı’nın müfredat değişmeden önce de yer almadığı ortaya çıkarken son Osmanlı padişahı Vahdettin’in İngiliz gemisiyle ülkeyi terk ettiği kitaptan çıkarıldı
https://t.co/ZlaGfewc6k
Timur Soykan "Mal varlığı üzerindeki tedbiri kaldırmak için Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili 300 bin dolar rüşvet alıyor. Telefon kayıtlarında, mesajlarda bunu doğrulayan dijital veriler elde ediliyor.
Yargının halini görüyor musunuz? Parası olanı kurtaran ama belediye başkanlarını, seçilmiş insanları hapseden bir yargı düzeninden bahsediyoruz."
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin imzasıyla valiliklere gönderilen 15 Temmuz etkinliklerine dair resmi yazıda, 15 Temmuz için "kurucu dönüm noktası" denildi.
Ne yıkıldı da 15 Temmuz'a "kurucu misyon" yükleniyor?
Yeni rejim için yeni tarih anlatısı mı?
https://t.co/GzXu3NFLHA
This morning at 08:10, in my prison cell, I was notified of the court’s arbitrary decision: I am barred from attending my own trial.
The indictment bears my name. The case was built around me. Yet the court blocks me and restricts the defense of those facing the gravest charges, and their lawyers.
This is not a trial. It is a severe violation of the most basic right of defense, the pinnacle of what jurists call “enemy criminal law.”
A panel redesigned after the case was filed, in open defiance of the principle of the natural judge, can claim neither independence nor impartiality. As of today, it has abandoned even the appearance of judicial process. The “lawlessness of the century” has collapsed into a pile of extrajudicial execution.
And all this happens while Türkiye hosts the leaders of the democratic world in Ankara. The elected Mayor of Istanbul and the Presidential candidate of the democratic opposition is silenced in a courtroom he is not allowed to enter.
I am exposing this lawlessness.
NATO Zirvesi’ne 2 gün kala aile evimin basılmasıyla başlayan 4 günlük gözaltı sürecinden sonra dün itibarıyla serbestim. Herkese destek mesajları için teşekkürler.
Öte yandan aralarında 20’li yaşlarında gençlerin de bulunduğu 25 kişinin soruşturma konusu bile olmaması gereken gerekçelerle tutuklanması özgürlük değil sınırlı süreliğine serbestlik hissi yaratıyor. Demokrasi mücadelesi kriminalize edilemez.
📍İşte NATO zirvesinde dik duran bir isim: İtalya Başbakanı Meloni!
Onca insan ve lider Donald Trump ile fotoğraf vermek ve elini sıkmak için sıraya girerken, İtalya Başbakanı Meloni Trump ile aynı karede bile fotoğrafa girmemek için gayret gösterdi.
— Hatta ve hatta AKP’li bir gazetecinin aktardığına göre NATO Zirvesi’nden önce Ankara’yı arayıp “Beni Trump’tan uzak tutun” diye ricada bulunmuş.
İnsanlık onurunu, çocukların onurunu koruyan Meloni’ye helal olsun!
TRUMP'UN İDDİLARI ve AKP HÜKÜMETİNİN SESSİZLİĞİ
ABD Başkanı Trump, üstelik Türkiye'de ve NATO toplantısında, dünyanın gözleri önünde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik bazı iddilarda bulundu.
1. Trump: "Cumhurbaşkanını aradım Rahip Brunson'u derhal serbest bıraktı" dedi. Daha önce de bunu söylemişti. Eski ve yeni Adalet Bakanlarımız ise sabah akşam, "Yargı bağımsızdır!" diyorlar. AKP hükümeti, Trump'ın bu açıklamasına karşı neden sessiz?
2. Trump: "Erdoğan savaşa girmek istiyordu. Ben olmasaydım savaşa girerdi, karşı tarafta yer alırdı!" dedi. Yani Trump, Türkiye'nin, ABD-İsrail'e karşı İran'ın yanında savaşa girmek istediğini söyledi. Cumhurbaşkanı'nın gerçekten böyle bir niyeti ve kararı var mıydı? Eğer varsa, bundan AKP'nin haberi var mıydı? Bu konuda TBMM ve muhalefet bilgilendirildi mi? TSK bu konudan ne zaman haberdar oldu? TSK'nın bu konuya yaklaşımı nasıl oldu?
Eğer Trump'un bu iddiları doğru değilse ve Trump yalan söylüyorsa, AKP hükümeti bu iddialara karşı neden sessiz kalıyor?
Trump'un bir İDDİLARI yanında bir de Trump'un diplomatik gelenekleri yerle bir eden yaklaşımı var.
Şöyle ki, Türkiye -ABD ilişkisi, Trump'un Erdoğan'la kurduğu kisisel ilişkiye indirgenmiş durumda. Trump, her fırsatta Erdoğan'la dost olduklarını söylüyor. Son NATO toplantısı öncesinde ve toplantıya geldiğinde de bunu tekrarladı. "O olmasaydı gelmezdim!" bile dedi. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın ABD Başkanı ile iyi ilişkiler kurması kötü birşey değil. Ancak Trump, TBMM'yi, muhalefeti, hatta iktidar partisini, Türk kamuoyunu ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni adeta yok sayarak sadece Erdoğan'la kurduğu kişisel ilişki üzerinden hareket ediyor. Bu arda, "Erdoğan, her istediğimi yaptı!" diyor.
Bu durum Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin diplomatik geleneklerine, bin yıllık devlet ciddiyetine, devletin kurumsal kimliğine aykırı değil mi?
AKP hükümeti, Türkiye- ABD iliskisinin sadece Trump ile Erdoğan arasındaki ikili ilişkiye, kişisel dostluğa indirgenmiş olmasından rahatsız değil mi?
Ayrıca bu "kişisel ilişki diplomasisi", Türkiye'nin ABD ile yaşadığı problemlerin çözümünde ne kadar etkili oluyor?
Örneğin, Trump, Türkiye'ye gelirken "Dostum Erdoğan'ı mutlu edecek bir şey yapacağım" dedi. Caatsa yaptırımlarının kaldırılabileceğini söyledi. F-35 konusunun gündeminde oldugunu söyledi. Ama Türkiye'de, "F-35 'leri vermek konusunda henüz karar vermediğini" söyledi. Türkiye, parasını ödediği F-35'leri 2019'dan bu yana alamıyor. "Trump ile Erdoğan arasındaki ilişkilerin iyi olduğu dönemde Türkiye, ABD'den F-35'leri alamazken ikili ilişkiler bozulursa ne olacak?" diye soran yok.
Türkiye'nin güvenliğinin Trump ile Erdoğan arasındaki kişisel ilişkiye indirgenmesi doğru mu?
İkincisi: Trump, Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara’dayken İran'ı, yeni saldırılarla tehdit etti ve İran yönetimine hakaret etti. Trump'un NATO toplantısı için bulunduğu Türkiye'den, Türkiye'nin başkenti Ankara'dan, Türkiye'nin sınır komşusu İran'ı tehdit etmesi ve İran yöneticilerine hakret etmesi kabul edilebilir mi? AKP hükümeti bu saygısızlık karşısında neden sessiz?
Son olarak NATO toplantısı için Türkiye'ye gelen Trump'un Türkiye'de büyük bir coşkuyla karşılanması gerçeği var.
Ankara'da uğruna yollar yapılarak, ayağına kırmızı halılar serilerek, mehterler çalınarak, savaş uçaklarının Ankara semalarını Amerikan bayrağının renklerine boyararak, İstanbul'da köprüye Amerikan bayrağının renkleri yansıtılarak karşılanan bu Trump, Filistin'de, Gazze'de çoluk çocuk demeden Müslümanları katleden İsralil'in ve Netenyahu'nun suç ortağı değil mi? Bu Trump, daha kısa süre önce İran'da masum çocukları katkeden ABD'nin Başkanı değil mi? Nerede kaldı Filistin, Gazze duyarlılığı! Nerede kaldı "din kardeşliği" söylemi?
📍Daha dün “Türkiye’ye 5 adet F35 vereceğiz” diyen ABD Başkanı Trump, şimdi de “karar vermedim” diyor!
“— Bu konuda (F-35 konusunda) Kararımı henüz vermedim. Türkiye bize farklı yollardan çok yardımcı oldu ama henüz karar vermedim!..”
Bir kişi de çıkıp soramıyor:
“Ulan biz bunların sana parasını verdik, bu çocuk oyuncağı mı! Sen ne hakla bize satın aldığımız uçakları vermiyorsun!”
İşte gerçek dünya lideri bu soruyu sorabildiğimiz zaman olunur.
Belçika Savunma Bakanı, NATO zirvesinde Atatürk’ün portresinin yanında bacak bacak üstüne atarak fotoğraf çektirdiği için uyarılıp ardından paylaştığı fotoğraf silinmişti. Bugün ise ülkesine dönerken takım elbisesini giyip ayakta fotoğraf çekip paylaşmış ve özürdilemiş…Saygı, medeniyet görgü vizyon bambaşka bir boyut. Ne okumakla ne parayla kazanılır.
Atatürk bölgemize yönelik planları olan emperyalizme karşı bölge ülkeleri ile ittifak yapıyordu, Balkan ve Sadabat Paktı gibi. Bugün ise bölge ülkelerine karşı emperyalizmle ittifak yapıyoruz.
Sapıklığı da tescillendi. Cinsel tacizden tazminat ödemeye mahkum oldu. Bir de bu adama saygı gösteriliyor. Başkası olsa selamını almaz, evine sokmazsın.
📌"Misafir misafirliğini bilecek"
🗣️ İsmail Saymaz (@ismailsaymaz): Sayın Cumhurbaşkanı orada müdahale edemez misafirimiz, anlayabiliyorum. Ama misafir de misafirliğini bilecek.
Bizim toplumsal hassasiyetimiz biliniyor. Biz Müslüman bir halkız ve komşumuza saldırılıyor, kalbimiz de onlardan yana atıyor. Anti-Amerikancıyız. Geldi başkentimizde, komşumuza saldırı talimatı verdi. Misafir adabını bu kadar mı bilmez?