Hicri 1448’inci yılın milletimiz ve İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını diliyor, yeni yılın tüm insanlığa barış ve huzur getirmesini Rabb’imden niyaz ediyorum. Yeni hicri yılımız mübarek olsun.
Aynı Davaya Gönül Veren Binlerce Yürek Aynı Sofrada… 🌙
AK Parti Ümraniye Teşkilatı olarak birlik, beraberlik ve kardeşliğin en güzel örneğini büyük teşkilat iftarımızda bir kez daha yaşadık.
#BirOlmakRuhumuzdaVar@akpartiistanbul
Ramazan’ın Bereketini Gençlikle Paylaşmaya Hazırlanıyoruz...
Haftalık Olağan Yönetim Kurulu Toplantımızı, Belediye Meclis Üyemiz; Geçmiş Dönem Gençlik Kolları Başkanımız Sn. Tayyip Aysel, İl Sorumlu Yönetim Kurulu Üyelerimiz Sn. Mahmut Alver ve @mervegulizartan Sn. Merve Gülizar Tan Başkanlarımızın katılımlarıyla gerçekleştirdik.
Mübarek Ramazan ayı arifesinde; hem İl hem de İlçe bazında hayata geçireceğimiz gençlik projelerimizi, gönül sofralarımızı ve sahur programlarımızı detaylıca istişare ettik.
Tecrübe ve enerjiyi aynı masada buluşturarak, Ümraniye gençliği için dolu dolu bir Ramazan ajandası oluşturuyoruz.
Katkıları için kıymetli başkanlarımıza teşekkür ediyor, toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyoruz.
.
.
.
#akgençümraniye #ramazanayı #yönetimtoplantısı #akgençistanbul #akpartigençlikkolları
Son dönemde ülkemizde yaşanan aile facialarının en büyük müsebbibi alkol, sanal bahis, kumar ve uyuşturucudur.
Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların, “iktidara gelince içkiyi ucuzlatacağız” diyenlerin ısrarla görmediği acı gerçek işte budur.
Alkolü, sigarayı, uyuşturucuyu âdeta özgürlük sembolü gibi yansıtanların gözlerini kapattığı ürkütücü tablo işte budur.
Zehir tacirlerini çeşitli bahanelerle aklama yarışına girenlerin yüzleşmek istemedikleri durum işte budur.
Ama biz bunu görüyoruz, duyuyoruz. Tehlikenin farkındayız.
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturuyla siyaset yapan bir hükûmet olarak her çeşit bağımlılıkla mücadelede son derece kararlıyız.
Güvenlik kuvvetlerimiz, yargımız görevlerini layıkıyla yapıyor.
Ancak hangi türde olursa olsun bağımlılık öyle bir bela ki emniyet tedbirleri tek başına yeterli olmuyor.
Bunun için aile, toplum, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, üniversiteler, özellikle medya olarak hep beraber seferberlik ruhuyla hareket etmek, elimizdeki her imkânı devreye almak durumundayız.
Her zaman söylüyorum; madden olduğu kadar manen de güçlü bir gençlik, bu tür sosyal marazlara karşı en sağlam kalemizdir.
İdeal sahibi, ufuk sahibi, öz güven sahibi, millî ve manevi değerlerine bağlı gençlik derken biz işte bu hassasiyetle hareket ediyoruz.
Bu sene Sonsuzun Fethine Çık temasıyla 12’ncisi tertiplenen Necip Fazıl Ödülleri’nin ilim, kültür ve sanat camiamız için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Üstat’ın hem kalplerde hem de zihinlerde bıraktığı izleri bugünlere taşıyan; Necip Fazıl’ın fikrî, edebî mirasını güçlü bir şekilde yaşatan her bir kardeşime canıgönülden teşekkür ediyorum.
Cumhurbaşkanımız uluslararası siyasette Türkiye'nin sözünü yükselten, her bloktan ülkenin saygı duyduğu, meselelerin çözümü için kapısı çalınan küresel bir liderdir.
Senin dış politikadan anladığın şey ise, ülkemizi Batı başkentlerinde şikayet etmek, ağlak ağlak Batılı liderlerden randevu dilenmek, yüz bulamayınca da "terk edildik" demektir.
Daha birkaç saatlik bir meselede dahi, Türkiye’yi düşünmek yerine küçük siyasi hesaplarının peşine düşmen hem tıynetini hem de dış politika vizyonsuzluğunu açıkça gösteriyor.
Neyse ki Türkiye böyle bir çapsız siyaset anlayışıyla değil, Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğiyle yönetiliyor.
Şehir hayatının sıkıntıları ve zorluklarıyla birlikte ailenin omuzlarına binen yük de artmaktadır.
Bu yükün sağlıklı bir şekilde taşınabilmesi için kadın ile erkek arasındaki rol dağılımının adaletli yapılması şarttır.
Kadınların çalışma hayatında daha fazla yer aldığı bir tabloda eski alışkanlıkların, eski davranış kalıplarının aynen devam etmesi beklenemez.
Bilhassa çocukların eğitimi ve yetiştirilmesinde annenin yanı sıra babalara da önemli sorumluluklar düştüğüne inanıyorum.
Dijital dünyadan doğan tehditler günden güne artarken çocuklara kol kanat germek sadece annelerin değil, babaların da birincil görevidir.
Bu konuda geçen hafta yaptığım çağrıyı bugün tekrarlıyorum:
Hayatı paylaştığımız eşlerimize daha fazla destek olmamız gerekiyor.
Evlat sahibi tüm babalarımızdan eşlerine daha fazla yardımcı olmalarını, özellikle çocuklarının eğitimi ve yetiştirilmesi noktasında daha fazla yük almalarını, ellerini taşın altına daha fazla koymalarını istirham ediyorum.
2026-2035 yılları arasını kapsayan dönemi Aile ve Nüfus 10 Yılı ilan ettik.
Aile mahremiyeti ve aile birlikteliği, daha önce olmadığı kadar zemin kaybediyor. Bütün bu sınamalar karşısında demografik yapımızı iyileştirme ve aile kurumunu güçlendirme çalışmalarımıza hız verdik.
Aile ve Gençlik Fonu’nu hayata geçirdik ve dünyaevine girecek gençlerimize faizsiz kredi desteği sunduk.
Şu ana kadar bu krediyi almaya hak kazanan çiftlerimizin sayısı 62 bini geçti.
Gelir kriterinde yeni ve kolaylaştırıcı düzenlemeler yaptık, destek tutarını ise 150 bin liradan 200-250 bin lira seviyesine yükselttik.
Evlenecek gençlerimize, inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz.
Doğum yardımlarımıza da aynı şekilde ivme kazandırdık.
İlk çocuk için tek seferlik 5 bin lira, ikinci çocuk için 5 yaşını tamamlayıncaya kadar aylık 1.500 lira, üçüncü ve sonraki çocuklar için de 5 yaşını dolduruncaya kadar aylık 5 bin lira doğum yardımı yapıyoruz.
Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda tüm bu çalışmaları inşallah daha da etkin ve kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.
Bir dönem toplu iğne dahi üretemeyen bir ülkeyi dünyanın en büyük 17’nci, Avrupa’nın en büyük 7’nci ekonomisi haline getirdik.
Savunma sanayisinde bir zamanlar %80 oranında dışa bağımlı olan Türkiye, bugün bu alanda dünyanın imrenerek takip ettiği bir seviyeye yükseldi.
Sadece ekonomide değil, demokraside de zihniyet dönüşümü gerçekleştirdik.
1940’lardan itibaren siyasete musallat olan faşizan zihniyet yerine millî iradenin gerçek manada egemen olduğu yönetim modelini ülkemize kazandırdık.
Şunu büyük bir gururla ifade etmek istiyorum:
Bugün Türkiye emin, ehil, dürüst, çalışkan kadroların riyasetinde her alanda son asrın en başarılı, hizmet ve eser noktasında en üretken yıllarını yaşıyor.
İnşallah hiç kimsenin, dâhilî ve haricî hiçbir bedhahın, emperyalistlere taşeronluk yapan hiçbir odağın bu kutlu yürüyüşe ket vurmasına izin vermeyeceğiz.
Sadece şu verilere bakmak bile çoğu zaman karşıdan esen rüzgârlara rağmen Türkiye’nin katettiği mesafeyi görmeye kâfidir.
Ekonomide 23 senede yıllık ortalama %5,4 oranında büyüme kaydettik.
2002’de millî gelirimiz 238 milyar dolardı, biz bunu 2024 yılında 1,5 trilyon dolar sınırına getirdik.
Kişi başına düşen millî gelirimiz 3 bin 608 dolarken 2024 yılında 14 bin 751 dolara yükseldi, 2025 yılı ikinci çeyreğinde 17 bin dolara yaklaştı.
Merkez Bankası rezervimiz 27 milyar dolardı, hamdolsun şimdi 185 milyar dolar seviyesinde.
36 milyar dolar olan ihracatımız 270 milyar doları aşmış durumda.
İşsizlik oranımız tam 29 aydır tek haneli oranlarda seyrediyor.
Ekonominin farklı başlıklarında bu başarılara imza atarken aynı zamanda deprem bölgemiz için 90 milyar dolar civarında harcama yaptık.
Bunlar yalnızca birer başlangıç.
Önceki ay yürürlüğe giren Orta Vadeli Program’ın rehberliğinde, gelecek 3 yıl içinde inşallah çok daha önemli başarılara imza atacağız.
Hepimizi sıkıntıya sokan hayat pahalılığı meselesini mutlaka çözeceğiz.
Tıpkı genel merkezimiz gibi AK Parti il, ilçe ve belde teşkilatlarının kapısı da tüm vatandaşlarımıza ardına kadar açıktır. Aynı şekilde AK Partili belediyeler, milletimizin emrinde ve hizmetindedir.
Emlak vergilerindeki artış meselesiyle ilgili toplumun farklı kesimlerinden çeşitli tepkiler yükseliyor.
Bilhassa CHP’li belediyelerin yönettiği şehirlerimizde arsa ve arazi metrekare birim değerlerinde %2.500, %5.000, hatta bazı bölgelerde %18.700’lere varan fahiş artış yapıldığını görüyoruz.
Tıpkı “ucuzlatacağız” dedikleri su ve toplu ulaşım fiyatlarında olduğu gibi maalesef burada da verdikleri sözlerin hilafına davranıyorlar.
Bunun kabul edilebilir olmadığı açıktır.
Kantarın topuzunu kaçıran bu artışlara sessiz kalmamız düşünülemez.
Önümüzdeki günlerde çözüm önerimizi Meclisimizin takdirine sunacağız.
Şimdiden hayırlı, uğurlu olsun.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığına seçilmesini müteakip ilk resmî yurt dışı ziyareti vesilesiyle Sayın Tufan Erhürman’ı Ankara’da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duydum.
Sayın Cumhurbaşkanı’na yeni görevinde Cenab-ı Allah’tan muvaffakiyetler diliyorum.
Millî davamız Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve Ada’daki gerçeklere uygun bir çözüme ulaşılmasına yönelik mücadelemizi Sayın Erhürman’la yakın eş güdüm içerisinde, kararlılıkla sürdüreceğiz.
Bizim Kıbrıs davasındaki duruşumuz her zaman net olmuştur.
Kıbrıs meselesine en gerçekçi çözümün, Ada’da iki devletin bir arada var olmasından geçtiğine inanıyoruz.
Kıbrıs meselesinin bugüne kadar çözümsüz kalışının temelinde, Rum tarafının Kıbrıs Türklerinin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünü reddetmesi vardır.
Rum tarafı, Kıbrıs için çözümü 1963’te silah zoruyla ele geçirdiği, bugün ise hiçbir hükmü kalmamış olan ortaklık devletinde Kıbrıslı Türkleri azınlık konumuna indirgemekte görüyor.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın Rum tarafına son dönemde verdiği mesajlarda Kıbrıs Türkü’nün egemen eşitliğinden taviz verilmeyeceğini vurgulamasını oldukça isabetli buluyorum.
Görüşmelerimizde Kıbrıs Türkü’nün refahını artırmak, gündelik hayatını kolaylaştırmak ve on yıllardır maruz kaldığı tecritten en az ölçüde etkilenmesini sağlamak üzere hayata geçirdiğimiz projeleri değerlendirdik.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumda layığıyla temsil edilebilmesi, sesini ve uğradığı haksızlıkları dünyaya duyurabilmesi için siyasi ve diplomatik gayretlerimiz eş güdüm halinde devam edecektir.
Eser ve hizmet siyasetimizle ülkemizin çehresini değiştirmekle kalmadık; bundan çok daha önemlisi, rakiplerimizi dönüştürdük.
Millete “bidon kafalı” diyen, “göbeğini kaşıyan adam” diyen, “dağdaki çobanla benim oyum bir olabilir mi” diyen zihniyet yenile yenile, burunları sürtüle sürtüle Anadolu insanına saygı göstermeyi öğrendi.
Yıllarca antidemokratik güçlerin yelkenlerini şişirmesiyle siyaset yapanlar, gönülsüz de olsa en azından zahirde millî iradeyle barışmak, milletin tercihine saygı duymak zorunda kaldı.
Bunu birlikte başardık, bu değişime birlikte imza attık.
Ana muhalefet partisi dâhil rakiplerimiz birçok konuda bizi takip ediyor, bizim siyasetimizi referans alarak politikalarını belirliyor, siyasetin Kutup Yıldızı olarak AK Parti’yi ve Cumhur İttifakı’nı görüyor.
Biz bundan şikâyetçi değiliz.
Ancak görüyoruz ki siyasette nezaket dersini almayı unutanlar var.
Bunların en başında da CHP’nin yeni genel başkanı geliyor.
Geçen haftaki hezeyanları karşısında milletimiz gibi bizim de yüzümüz kızardı, bu ülkenin ana muhalefeti adına utanç duyduk.
Seleflerine kıyasla yeni genel başkanın Türk siyasetinin görüp göreceği en ağzı bozuk, en küfürbaz figürlerden biri olduğu görülüyor.
“Üslububeyan, ayniyle insan” diyor; bu şahsın geçen hafta bize, yargı mensuplarımıza ve kamu görevlilerimize yönelik kurduğu pespaye cümleleri kendisine aynen iade ediyoruz.