Gece gece Attilâ İlhan’ın aklıma düşmesiyle…
“Açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi…”
TOBB ETÜ Öğretim Üyesi, kıymetli bilim ve fikir adamı, Türk Ocakları Çorum Şubesi Kurucu Başkanımız, Türk Ocakları Genel Merkezi Hars Heyeti Üyesi Prof. Dr. Hilmi Demir Hakk'ın rahmetine kavuştu.
Aile efradına, camiamıza ve bütün sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
İşin ironik yanı, kötü bir cosplay ürünü olan şivesiyle Apo'nun çantacılığını yapıp, PKK'ya alan açmaya niyeti olmayan Türkleri tehdit ederek cumhuriyetin hayrını (hem maddi hem de manevi olarak), onuruyla yaşayan vatansever Türk vatandaşlarının hayalini bile kuramayacağı şekillerde gördü. Mevcut cumhuriyetin kimin cumhuriyeti olduğunu göstermesi açısından oldukça faydalı bir örnekti.
Koparan az bile zorbalıyor bunları. Elimde olsa hepsinin şimdi hain dedikleri Kemâl’e destanlar yazdıkları tweetleri billboardlara astırırım. Yok öyle ülkenin geleceğiyle kişisel ikbal için kumar oynayıp rüzgâr dönünce gazeteci, sanatçı sıfatıyla akıl vermek. Burnunuzdan gelecek.
Cosplay olarak yaptığı şivesiyle “Cumhırıyitin ni hiyrini girdik” diyen Apo’nun çantacısına taziye için birbirini ezen sanat sepet tayfası IG’de tumturaklı Atatürk postları atmaya başlamış. Dünyanın hiçbir yerinde bunlardan daha omurgasız bir güruh yok.
Biri katilin psikolojik sorunları olduğunu yazmış. Kusura bakılmasın ama artık ruh sağlığı üzerinden kurulan mazeret dili beni tatmin etmiyor. O şunu yapıyor ama travmaları var, şu çevresine zarar veriyor ama ilaç kullanıyor, bu şöyle yapıyor ama ailesi onu hiç sevmemiş.
Tam bir bahane dükkanı. Bu “psikolojisi bozuk” tiplerin hiçbiri niye bir mafyaya, bir suç çetesine zarar vermeye kalkmıyor? Kendilerinden daha karanlık ailelerin çocuklarına zorbalık yapmaya kalkamıyor? Neden dertleri eli yüzü düzgün, temiz, eğitimli, yasalar içinde yaşayan vatandaşlar oluyor?
Kötü insanlar “kurban seçerler.” Yalan söylerler, iftira atarlar, şiddet tehdidinde bulunurlar, ama bunu sadece seçilmiş kişilere yaparlar. Kurban seçebiliyorlarsa, demek ki iyi ve kötü arasında seçim iradeleri vardır. Dolayısıyla eylemlerinden en ağır şekilde sorumlu tutulmalılar.
Toplumsal sistemlerimiz bu tip hastalıklı insanlara yönelik aşırı hümanist ve töleranslı dili bırakıp; bu kişilerin ilk mikro zorbalık girişimlerinde onların toplumsal fırsatlara ulaşmasının önünü yasal ve sosyal olarak kökten kesmezse, kötülüklerinin şiddet ve çeşitlerini arttırdıkları haberlerini çok alırız.
Birtakım kişiler;ne yazık ki arkadasım(belki sözde dost:) dediği insanların bile hayatına göz dikmiş vaziyette, herhangi bir günün herhangi bir saatinde veya saniyesinde karşısındakinin iyi bir sey yasama ihtimaline bile nefretle yaklasabiliyor. Kısaca haset… Seytani 😈
Ermeni teröristler tarafından 15 Mart 1921'de şehit edilen Türk Milleti'nin büyük evladı, İttihat ve Terakki'nin Liderlerinden Milli Mücadele Kahramanı Talât Paşa'yı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. Aziz ruhun şâd olsun.
🇹🇷 "Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız. Tufanları gösteren, tarihlerin yâdıyız. Kan la, irfan la kurduk biz bu Cumhuriyeti.
Cehennemler kudursa, ölmez nigâhbanıyız."
Katili cezaevinden arkadaşlarıyla sırıtarak poz verir; 18 yaş altı suçlar için yapılması ısrarla reddedilen ceza/infaz düzenlemesi nedeniyle gülünç bir süre yatıp çıkacak oluşu zavallı annesini kahredince de “birileri” kadını akıl sağlığını yitirmiş diyerek alaya alır. Döngü bu.
Bu şikayetlerin altında; ben bu çocuğu doğurdum, ana/baba vasfı ben de yok,pismanım fakat itiraf edemiyorum, cocuk bakmak istemiyorum ama oldu bi kere, bu yüzden de hırsımı cocugumu benden sonra en cok gören insandan alacagım düsüncesi var! Kolektif bilincdısınızda mutluluklar🤮
Velilerin CİMER’e yazdığı şikâyetler
1. Dün gece saat 23.30’da ödevle ilgili soru sordum. Hoca hanım çevrimiçi olduğu hâlde cevap vermedi, görüldü attı. Bizimle ilgilenmeyecekse neden o grupta ki?
2. Hoca kırmızı kalemle hata düzeltiyormuş. Kırmızı renk şiddeti ve kanı çağrıştırıyor. Çocuğumun bilinçaltına saldırı var. Yeşil kalem kullanılsın, duayı sevsin.
3. Öğretmen Instagram hesabında lüks restoranda kebap yerken fotoğraf paylaşmış. Sınıfta durumu olmayan, fakir fukara öğrencisi var; canı çeken çocukları hiç mi düşünmüyor? Bu ne görgüsüzlük!
4. Hocanın arabası çok eski ve kirli, okulunun önünde duruyor. Çocuğun vizyonsuz yetişecek diye korkuyorum. Öğretmen dediğin örnek olur.
5. Hoca hiç ödev vermiyor. Çocuk evde bütün akşam tabletle oynuyor, boş bırakıyor çocukları. İşini yapmıyor, maaşını hak etmiyor.
6. Ödevlerden başımızı kaldıramıyoruz. Akşam ailece bir dizi izleyemez olduk. Kendi anlatması gereken konuları ödev diye bize yıkıyor, biz evde öğretmenlik yapıyoruz.
7. Yıl sonu gösterisinde benim kızıma ağaç rolü vermişler. Benim kızım sınıfın en güzeli, neden başrol değil? Öğretmen taraflı davranıyor.
8. Çocuğum kalemini açarken çöpü yere dökülmüş. Hoca da “kendin topla” demiş. Benim çocuğum elin çöpünü mü toplayacak? Çocuğumu temizlikçi olarak mı kullanıyorsunuz? Şikâyetçiyim.
9. Sınıfta gürültü olunca düdük çalmış. Benim çocuğumun kulakları çok hassas. Eve geldiğinde “kulağım çınlıyor” dedi. Resmen sınıfta gürültü şiddeti uygulanıyor.
10. Öğretmen sınıftaki saksıyı benim oğluma sulatıyormuş. Ben çocuğumu oraya bahçıvan olsun diye mi gönderiyorum? Kendi çiçeğini kendi sulasın. Çocuğuma angarya iş yaptırılamaz.
11. Sayın yetkili, nöbetçi öğretmen kantinde sucuklu tost yemiş. Benim çocuğum o sırada elma yiyordu. Sucuk kokusunu alınca morali bozulmuş. “Ben neden elma yiyorum?” diye ağlayarak eve geldi. Öğretmenin çocukların önünde iştah a��ıcı şeyler yemesi yasaklansın, gerekirse kantine girmesin.
12. Çocuğun çantasına her gün Nutella koyuyorum. Hoca “sağlıklı beslen” demiş. Sen kimsin de benim çocuğumun şekerine karışıyorsun? Parasını sen mi veriyorsun? Beslenme çantası mahremdir.
13. Öğretmen hanım profil fotoğrafına çiçek koymuş. Biz onun yüzünü görmek istiyoruz, çiçek ne alaka? Kendini mi saklıyor, bir vukuatı mı var? Araştırılsın.
14. Öğretmenin evinde kedi beslediğini öğrendik. Benim çocuğumun kediye alerjisi var. Öğretmenin üzerindeki görünmez tüy ve pırıltılar sınıfa geliyormuş, çocuk hapşırıyor. Ya kediyi atsın ya da başka okula tayin olsun.
Cumhuriyet'in ABD'yle yaşadığı ilk krizlerden biri de bu. Bursa Amerikan Kız Koleji müdürü ve iki öğretmen hakkında misyonerlik faaliyetleri nedeniyle savcılık soruşturma başlatınca, dönemin ABD büyükelçisi Joseph C. Grew, Tevfik Rüştü Aras'la görüşüp ABD vatandaşlarının yargılanmamasını istiyor. Tevfik Rüştü de Atatürk'ten aldığı talimatla "Yargıya müdahale edemeyiz," minvalinde yanıt veriyor. Öğretmenlere daha sonra sembolik hapis cezaları verilse de Grew'un aktardığına göre Türkiye, ulus inşa sürecinin temellerinden saydığı kültürel milliyetçilik hususunda dışarıya herhangi bir taviz vermeyeceğini göstermiş oldu. Zira Grew'un hatıratında yazdığına göre, "Hıristiyanlık talebi Türk hükûmetinin gözünde Türk devletine bağlılıktan vazgeçmek olarak değerlendiriliyordu." Grew'un sonraki hikâyesi de ilginç, Pearl Harbor Baskını sırasında ve öncesinde ABD'nin Tokyo Büyükelçisi olarak kritik bir pozisyonda. Meraklısı için Turbulent Era: A diplomatic record of forty years isimli hatıratının TR bölümleri "Atatürk ve Yeni Türkiye" adıyla Türkçeye çevrildi.